Gören gözler
için pek çok emâre vardı da…
Bodur
şişman adam “koy kaseti de havamızı bulalım hanım” deyip 300
Km/saat sür’atle karayolunda uçtuğunda, “benim memurum işini bilir”
dediğinde içtimâî rücu ve yozlaşma (sosyal regresyon ve dejeneresans)
başlamış, antisosyallik alenen empoze edilmişti: Kural,
yasa ve hak tanımaksızın menfaâtleri için her şeyi yapma kültürü…
Öyle değil
mi? Eğer yakalanmamayı becerebiliyorsan veya yetkini, yetkeni ve
makamını kötüye kullanıp her şeyi yapabiliyorsan kraldın. Bu
sür’at suçu sebebiyle kendisine ceza makbuzu kesen bir trafik polisi
çıksa acaba başına ne gelirdi? “Netekim”, Devletlû’yu
mahkemeye veren vatandaşı haklı bulan hâkimin başına gelenlere bir bakıp
hâlden mâziye projeksiyon yapabilirsiniz.
TBMM’de ilk milletvekili katli de onun
zamanında vuku buldu.
Bu adam kim
miydi?
Yapmayın
Allah aşkına…
***
Şimdilerde
kendisi hakkında “aaaaah ah” demek pek moda ama, önceki
Cumhurreisimiz Ahmet Necdet Sezer, 19 Şubat 2001’deki
MGK toplantısında zamanın Başbakanı Bülent
Ecevit’in suratına Anayasa’yı fırlatıp
“terbiyesiz” diye bağırdığında Ecevit de
titrek ve ağlamaklı sesiyle onu halka şikâyet etmişti, Mesut
Yılmaz arkada bıyık altından gülümsüyordu. İlk dana
kuyruğu o zaman koptu, trilyonlar da yurtdışına uçtu. Aslında bu da bir
hazin senaryoydu ya, en azından zâhiri bu.
Kendince
ahlâklı ama makamına lâyık olmayan bir beceriksiz komünist yüzünden
memleketin ekonomisi altüst oldu (sevgili Celâl Şengör
de aynı şeyleri atamalar için söyledi diye çok kızdılar ona). Muayene
olmak için hastânede sıraya giren bir Cumhurbaşkanı, Başbakan’a fiilî
hücumda bulunabilmişti…
İmam cemaât
ilişkisi…
Bu arada,
taraflarının zekâlarının takdiri yüce halkımızın! Devekuşunun gözleri
beyninden daha kocamandır.
***
İkinci dalga
“ananı al da git” ile başladı.
“Şerefsiz,
ahlâksız, müfteri, erkeksen gel, senin ananı, haysiyetsiz…”
gırla gitti.
Suâl eyleyen
çiftçiyi bir dövmediği kalan, alenen söverek suç işleyen bir
başka devlet büyüğümüz sonradan oruçlu olduğu için
böyle yaptığını söyleyerek sözüm ona özür diledi.
Kutsal amaçlı ibâdeti kendi şerrine bahane etmek günahtır beyefendi;
mâdem ibâdetinizi huzur değil mızır olmak üzere ifa eğliyorsunuz,
tutmayınız.
Kanaâtimce
yarı göstermelik bir kavgada, koskoca TC
Başbakanı “bu grubun gazetelerini almayın, okumayın” diyebildi.
Yâhu, sen kişilerle veya kurumlarla kavgalı olabilirsin ama Türkiye
Cumhuriyeti’nin Başbakanı olarak, o kızdığın kişinin de hakkını korumak
zorundasın.
Devletlû’nun bu yaptığı hem haksız itham
ve ticarî kayba yol açacak şekilde yönlendirme yapmak, hem de
yetkilerini kötüye kullanmak açılarından alenen suç!
“Sakın Sabancı Holding’in mallarını almayın” demekten farkı yok. Aksini
söyleyen hiçbir hukukçuya rastlamadım. Peki, savcılardan gık var mı?
Yok!
Peki, bence
danışıklı olan bu dövüşten kim kârlı çıktı? Maddî anlamda ikisi de;
manevî olarak ise ne olduğunun artık hiç ehemmiyeti kalmadı zâten…
Şu anda
devletin en ileri gelen gizli otoritesi olan ama kendini gazeteci olarak
gizleyen, müstear isimle makaleler yazan bir kişiye, Fehmi
Koru’ya TRT1’de son tutuklamaların anlamı
soruluyor (12:20). Kimin içeri alınacağını bu zâtın ya tâyin
ettiği, ya önceden bildiği, ya da her ikisi birden olduğu artık ahmaklar
için bile malûm. Şimdi de “bu örgütün uzantıları askeriyede var
da neden emniyette yok” demekte. Yakındır, bekleyin, emniyet
teşkilâtının içinde de gözaltına alınmalar başlayacaktır.
Ne için içeri alındığını bilmeyen içeri alma memurlarından
intihar edenler, cinnet geçirenler, tansiyonu yükselip de merdivenden
düşenler başlayacaktır.
Bu arada,
Fehmi Koru’nun buddy’si Gülümüz
eli kanlı diktatörle beraber cemaâtin verdiği yemekte bol bol gülüyor!
***
Telefon dinlemelerinin yasal açıdan delil (kanıt) teşkil etmediği
bilinmesine ve Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker
tarafından alenen duyurulmasına rağmen herkes bu şekilde içeriye
alınıyor. Tek bir kişinin, Savcı Zekeriya Öz’ün
talimatıyla bütün Türkiye “kodese” tıkılabiliyor. Bir sabah ansızın
gelebilirler. Seversiniz sevmezsiniz, en güçlü muhalif isimlerden
Tuncay Özkan da tutuklandı!
Himalâyalar’dan Anadolu’ya uzanan bu hezeyanî örgütün “kasası” diye
içeri alınan muzdarip kanserden öldüğünde cenazesini kaldırabilmek için
gazeteciler karısına iânede bulundu. Bir kadıncağız siroz olup karaciğer
nakli sırasına girecek hâle gelince salıverildi. Bir emekli general
hipertansiyondan dolayı beyin kanaması geçirdi, merdivenden yuvarlanıp (bunun
itilme sonucu olduğuna inananlar %100’e yakın)
kemikleri kırıldı, uyutuldu, gözünü açtırdıklarında karısını görünce o
gözler doldu, tansiyon gene fırlatıldı, gene uyutuldu. Bu ahvâl ve
şerâit içerisinde serbest bırakıldı ama yurtdışına çıkma yasağı kondu!
Yakın arkadaşı da tansiyon oynamaları geçirmekte, haberi yakındır!
Transvestist
mi (karşıt-giyici), transseksüel mi (öbür cinsiyete geçen) olduğunu hâlâ
bilemediğim Sisi ile öyle olmayan
Nurseli İdiz içeri alındılar. Meğer bu ikisi de münasebet
içerisindeymişler; ne olduğunu bilemem ama öyle (rivayete göre
Cumhuriyet Kadınları Projesi imiş; acep Prof. Zihni
Sinir mi muziplik yaptı). Bir de, kafayı çekip ortalığı
dağıtmaktan başka hangi san’atkârane işlerle ilgilendiğini pek
bilemediğim Nurseli İdiz’in dişi
Atatürk pozları vardı ya, (komik bile değildiler)
acaba ondan mı, bilemiyorum ama Savcı Zekeriya Öz
şüphelenmişti bir kere. Bir tek Hülya Avşar
ayıpladı bunu; diğer “san’atçılar” sükût ettiler; bu da
bir PR başarısı olarak Avşarkızı’nın hânesine
yazıldı. Hâlbuki “ben Kürt’üm, Kürdistan da kurulsun”
diyen Hülya’ya kim ne yapardı ki?
Ergenekon soruşturmasında Kürtler ve Kürtçüler değil, Türkler ve
Türkçüler içeri alınıyor. Avaşarkızı’nın
sülâlesinin aslında Kürtleşmiş Türkler olduğunu ispatlayan Türk
Tarih Kurumu Başkanı ise zâten evvelki ay seyahatteyken
işinden kovulmuştu!
Deniz
Feneri Derneği skandalında din iman deyip trilyonları
tokatlayanlarla organik ilişkisi Alman yargısında ispatlanmış ve o
ülkeye giderse tutuklanacak olan RTÜK Başkanı Zahid Akman
paşalar gibi yerinde oturuyor. Almanya hikâyesinin yalan
olduğunu söyleyen bu zat, bence ilk tayyareyle Almanya’ya gidip bir
kahve içip dönsün de, kem gözler kör olsun!
***
En
son olarak AKP’nin 2. adamı ile CHP’li
bir milletvekili TBMM çatısı altında hangisinin
şerefsiz, ahlâksız, alçak ve müfterî olduğunu milyonların önünde
ispatlamak üzere âkil adam Uğur Dündar’ın
hakemliğinde kapıştılar (bu arada, devleti dolandırmaktan hüküm giymiş
Mehmet Ali Birand pek bozuldu ama “next time
inchallah” dedi).
AKP’nin 2. adamı perişan oldu, yeni belgelere karşı gıkını
çıkaramadı, terleri sel oldu aktı.
Öpüşerek
ayrıldılar.
***
“Bence
danışıklı olan bu dövüşten kim kârlı çıktı” dememin bir göstergesi daha
dün dikkatimi çekti. Doğan Grubu’nun lokomotifi
Hürriyet Gazetesi’nin jürisinin birinci üyesi eski komünist, şimdi
Türk-İslâm tevhitçisi Doç. Dr.
Erol Göka AKP’nin 2. adamını 9–8 gâlip
ilân etti; diğer âzâlar ise tersini yaptılar.
Bugün
de TRT-1’de Sevgili Erol’ün yeni programının reklâmı var…
Yanlış
anlaşılmasın. Erol, bu istihâleyi göstere
göstere yaşadı, kitaplar yazarak da yaşattı. Arkaik arkadaşım
Halit Kakınç gibi gayrimümkün bir topyekûn mutasyonla
değil yâni; sine sine, sindire sindire… Tek tecessüsüm, Türkiye bu
bâdireleri atlatır da, Atatürk’ün çizgisine
dönerse, o zaman ne yapacağı. Tahminim o ki, gene kokuyu erken alır ve
“duyguları gibi düşünceleri de gene dalgalanır” (bkz. Trabzon’da yapılan
Ulusal Psikiyatri Kongresi’ndeki konferansı).
Cemaât’in toplantısına katılan başka meslekdaşlarımız da
AKP’nin çiftliği hâline geldiğini kendilerinin bile
ikrar ettiği bu kurumda program yapıyorlar. Psikiyatri câmiası adına
büyük bir adım da, insanlık ve Türklük için?
Pazar
trajikomedisi olarak, İslâmcı Dinbaz Kesimin Sisisi
diye anılan Abdurrahman Dilipak ve ekibi,
Ergenekoncular’ın birbirlerini pataklayıp hastânelik
ettiklerini, paşaların da tansiyonlarını özellikle yükseltip beyinlerini
bilhassa kanattıklarını, bu sâyede hapisten kurtulmaya çalıştıklarını
yazdılar!
Bu arada,
Fehmi Koru’nun buddy’si Gülümüz
eli kanlı diktatörle beraber cemaâtin verdiği yemekte bol bol gülüyordu!
İslâm
Âlemi’nde Ramazan Bayramı, Türklük Âlemi’nde de şeker ikramı an’anesi
sebebiyle hem Şeker Bayramı hem de Ramazan Bayramı
denen bayram kutlu olsun.
Bana zâten
her gün bayram…
umbara abdala habda kim
umbara abdala habda kim
umbara abdala habda kim…