Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

1 Şubat 2007

Avşarlı Türkmen Ozanı Dadaloğlu

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Başsayfa

Hüseyin Özbek

Yazarlar

Kültür

 


İnce Memed Yandaşlığından ABDİ Ağa Yanaşmalığına


-Hüseyin Özbek-


Yaşar Kemal’ in İnce Memet  romanında Çukurova’nın yoksul köylülerinin sömürü düzeninin simgesi Abdi Ağa’ ya karşı destansı mücadelesi anlatılır. Türkmen boylarının geleneksel kültür havzası Torosların, Çukurova’nın destanlarını, ağıtlarını, her türlü folklorik ürününü derleme sürecinde edindiği dil ve anlatımın yazarın romanlarına yansıdığını  görürüz.

 

Topraklarına el koyup adeta köleleştirdiği köylülerin Abdi Ağa’ ya  ırgat, yarıcı, maraba olmak dışında bir seçenekleri yoktur. Abdi Ağa’ nın yarıcılarından biri de İnce Memet’ tir. Gelişen olaylar sonucu silaha sarılıp Toroslara çıkan eşkıya İnce Memet çukurdaki yoksulların umudu, Abdi Ağa’ nın korkusudur. At ayağı çabuk, ozan dili çevik olur, biz romanın sonuna gelelim: İnce Memed Abdi Ağa’ yı cezalandırır, topraklarını da yoksul köylülere taksim eder.

 

Toroslara doğru atını sürüp karlı zirvelerde imi timi bellisiz olan İnce Memet, Türkiye’ de solun yükseliş sürecinde roman sayfalarından çıkarak ezilenlerin destansı simgesine dönüşür. İnce Memet tiplemesi ezilen emekçinin, ağa kapısındaki yoksul köylünün direnişinin, Abdi Ağa ise sömürünün sembolüdür artık.

 

Teorik olarak köylüyü sömüren ağa, işçiyi sömüren burjuva karşıtlığı yoksullar açısından olması gerekendir. Sınıfsal konumu gereği ezilenin yanında olması gerekirken sömürüye hizmet edenler tarih boyu var olagelmiştir. Abdi Ağanın yanaşmalığını tercihle, İnce Memet’  le birlikte saf tutmak olarak ta niteleyebiliriz bu durumu.

 

Yaşar Kemal okurlarını İnce Memet safına yönlendirir. Roman sayfaları içinde kaybolan okurlar Anavarza’ da köylülerle birlikte çakırdikeni yakıp, Abdi ağanın evini basar, İnce Memet’ le at sürer, Ağanın yanaşmalarına lanet okurlar. Edebiyatın gücü burada ortaya çıkar:

 

Bazı roman kahramanları yazarından daha çok ün kazanır. Bir karakter tanımı olarak, bir simge olarak insanların, insanlığın ortak değerlerine dönüşür.Türk okuru için İnce Memet bu tanımlamaya fazlasıyla uymaktadır.

 

Çukurova’ dan, Toroslardan, giderek Türkiye’ den daha geniş bir coğrafyaya, dünyaya baktığımızda Abdi Ağa olarak tanımlanabilecek devletlerle, ezilenler, sömürülenler olarak tanımlanabilecek devletleri, halkları topluca görebiliriz.

 

Abdi Ağa yoksul köylülerin topraklarına el koymuş, onları kapısına bağlamıştı. Küreselleşme çağının Ağaları ABDi  ve  ABdi Ağaların ise Çukurova’nın bir bölümüyle yetinmeleri söz konusu bile olamaz! Onlar kendilerini yoksulların coğrafyasında bulunan petrol başta olmak üzere her türlü enerji ve zenginlik kaynağının sahipleri saymaktadırlar. ABDi ve ABdi Ağanın yanında yoksulların, tüm geri kalmış halkların ancak ve ancak ırgatlık, marabalık gibisinden özgürlükleri olabilir. Yarıcılık, ortakçılık haklarını özgürce kullanabilirler!  

 

Genişletilmiş Ortadoğu Projesiyle 22 ulus devleti dağıtacağını, doğal kaynaklarına el koyup halklarını sürüleştireceğini ilan eden ABDi Ağanın yanaşmaları kimler dersiniz? Roman kahramanlarının sanal dünyasında İnce Memed’e alkış tutup, Abdi Ağaya lanet okumak çok kolay. ABDi Ağanın racon kestiği gerçek dünyada İnce Memet yandaşlığı, yoksulların omuzdaşlığı zor olsa gerek! Bazı fonlu aydınlarımız, seçkinlerimiz ABDi Ağaya yanaşıp, yanaşmalığına soyunmayı çıkarlarına daha uygun bulmuş olacaklar…

 

ABDi’nin petrol kuyularının başına nöbetçi dikip yanaşmalık görevi verdiği peşmergelere methiyeler düzmek, ulus devlete karşı emperyalist arkalamalı demokratlığa soyunup, bölücü terörü kutsamak aslında bizleri şaşırtmamalı.

 

Toroslarda Yörüklerin kıl çadırlarında kök boyalı kilimlerin üzerinde dinlenen Avşar bozlakları, Çukurova’dan Halep’e yankılanan barak havaları yazarlarımızın hem ilham kaynağı, hem de halk pınarının katışıksız gıdasıydı. Yaş kemale erdikten sonra uzandıkları Stokholmler, Brükseller, gördürülen Nobel rüyaları, uyandırılan ödül hülyaları ileri yaşlarda dengeleri bozmuş olmalı. Kamil olunacak kemal yaşlarında İnce Memet yandaşlığından ABDi ve ABdi yanaşmalığına soyunmanın bu açıdan aslında şaşılacak hiçbir yanı yok…

                                                              

Hüseyin Özbek

Avukat, 16 Ocak 2007



İngilizce Ninnilerle, Uyutayım Büyüteyim Eğiteyim Seni! -Hüseyin Özbek-


Bilimsel araştırmalar bebeğin doğumdan önce ana karnındaki gelişme süreciyle birlikte kişiliğinin, kimliğinin, psikolojik, psişik yapısının da şekillendiğini ortaya koymuştur. Ana- babanın genetik özelliklerinin, kişilik yapılarının yanında, doğum öncesi süreçte ananın beslenmesinden, aile içi, çevresel, toplumsal yaşantısına kadar pek çok nedenin bebeğin kişilik oluşumunu etkilediği belirtilmektedir.



Sarı Köpek -Hüseyin Özbek-


Sarı Köpek akşama kadar Emin Çavuş’un fırınının önünden ayrılmazdı. Emin Çavuş hayrına yaptırdığı fırını köye bağışlamıştı. Çoğu kez birkaç kadın imleşir, evlerinde kardıkları hamur mayalanırken fırını da yakmış olurlardı. Gökçeağaç odunları fırını kızdırırken kadınlar imeceyle hamurları pözüler, çöreklik, pidelik olarak hazırlarlardı.



Sakar Kömüş -Hüseyin Özbek-


İneklerin, inek kömüşlerinin buzağılamasının yaklaşmasıyla heyecanımız artardı. Bu ara anama bir telaş gelir, sık sık ahıra iner, bızlacı ineklerin, kömüşlerin karnını yoklar,sırtlarını sıvazlar, önlerine sıcak yallarını koyar, insanmış gibi onlarla konuşurdu. Bizlere de;” İyice indirmiş, yakındır, akşama sabaha buzağılar” derdi.


 

Hüseyin Özbek


Serbest avukatlık yapmaktadır.

.............. ................. ............. .......... ..... ..........


 Hukuk Bizim Olacak mı?



Konsolosluk Mahkemelerinden Sömürge Yargısına


Günümüzde bize çok ırak olmayan Irak’ ta hukuka, insan haklarına, evrensel değerlere saygılarına yakından tanık olduğumuz (!) işgalcilerden, Sevr’in baş mimarı İngiltere’nin mütareke dönemi İzmir’indeki hukuksal uygulamalarından kısa bir kesit sunalım: Mondros Ateşkesi imzalanmıştır ama, Yunan Ordusunun İzmir’e çıkmasına daha 3 ay vardır. İşgale direnmeyi düşünen Kolordu Komutanı-Vali Nurettin Paşa görevden alınır.Yerine koyu İtilafçı Ahmet İzzet Paşa atanır.Bu atama sonrasında İşbirlikçi  Hürriyet ve İtilaf  Partisi  İzmir şubesi, daha da pervasızlaşır. Ulusal direnişe hazırlananları işgalcilere ve saraya ispiyon eder. Hatta bazıları işgalden sonra Yunan yönetimiyle açıkça işbirliğine gider:


 Televizyon Dünyası Yabancılaşırken



Helenistik pazarlama


Kuvayı Milliye’ yi karikatürleştirerek, millici Zeynep’ i Hristo’ nun koynuna atarak Tuğçe Kazaz’ın Yunanlıya varıp vaftiz edilerek Maria’ laşması misali, bilinçaltımızdaki ulusal reflekslerde kısa devre yaptırılmaktadır.

 

Son yıllarda küreselleşmenin dayattığı, milli olan her şeyin bilincimizden boşaltılması, gayri milli olan her şeyin de boşalan bilince yerleştirilmesi, kutsanması ve içselleştirilmesi sürecini yaşıyoruz.


 Bizim Masallarımız



Tık Tık Eden Kabacuğum


Babam Tahsin Çavuş bu dünyadan göçeli artık bana uzannama anlatan yok. Fatma abla da çok uzaklarda.Hacı Emin Ağa da çoktan terki diyar etti.Sergenine tavanına, her köşesine binlerce uzannama sinen hanemiz seneler var ki boş.Binlerce kez ilk günkü heyecanla dinlediğim, saldır saldır ezbere anlattığım masalların bir çoğunu unuttum. Tahsin Çavuş torunlarına, Aslı’ya, Şirin’e de aynı masalları senelerce anlattı. Benim bildiğim Tahsin Çavuş’ta Eyüp sabrı vardır. O güzelim uzannamaları, Aşık Keremleri, Aşık Garipleri, dağı delen Ferhad’ı, Çamlıbel’i mesken tutan Koç  Köroğlu’ nu yeni baştan anlatacaktır bana…


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
 

Başsayfa

Hüseyin Özbek

Yazarlar