Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

18 Temmuz 2006

Enver Gökçe

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Kültür


Yesevi'de "Aşk" Söylemi


-Hayati Bice-


Yesevi’de “Tengri” ; “Uçmak/Tamu”  söylemleri konusundaki yazılarıma sayısında “Aşk” söylemini ele alarak devam edeceğim. “Aşk” kavramı için “Hazret Sultan Yesevi’den hareketle neler yazılabilir?” diye düşündüğümde Divan-ı Hikmet’teki  “aşk, âşık, mâşuk, muhabbet” kavramı ile ilgili konulara bir göz atmak istedim.

 

Yaptığım ilk incelemede Divan-ı Hikmet’te “aşk” ile ilgili o kadar çok veri ile karşılaştım ki ister istemez konuyu sadece “aşk” kavramı etrafında sınırlamak zorunluluğu ortaya çıktı.

 

Son yıllarda güncel Türk kültürünü belirleyen  kodların dejenerasyonu ile bozulan; yozlaştırılan Türkçe’nin en nadide sözlerinden birisi de “aşk” oldu. Önce tercüme edilen Hollywood filmleri artistlerinin diline uydurulmağa çalışılarak formatı değiştirilen   bu “nazenin” kelime -bugün hormonların tesirindeki gövdelerin köpüklü ağızlarında- en yaban güdüleri tanımlama derekesine indirildi.

 

Türk Dil Kurumu’nun Türkçe Sözlük’ünde  aşk,  “aşırı sevgi ve bağlılık duygusu, sevi” olarak tanımlanıp asliyetine uygun bir şekilde, Yunus Emre’den  " Gel gör beni aşk neyledi" mısraı ile örnekleniyor.(1)

 

Prof. Dr. İskender Pala’nın şiir gibi sözleriyle “aşk ilahîdir; imanla başlar, vahdete götürür. Gönülde doğar, gönülde yaşar. Sırrı saklamayanlar, başını verir. Aşk, Allah'ın "Bilinmeyi istedim; kainatı yarattım" buyurduğu noktada başlar… Varlığımızı sürdürdüğümüz medeniyet birikiminin içinde aşkın bütün çeşitleri mevcut… Divan edebiyatı ve tasavvuf itibariyle beşeri aşkın (mecazi aşkın) ilahî aşka dönüşmesi tabii bir seyir. Pek çok mutasavvıf İlahi aşk için beşeri aşkı ilk basamak olarak görür… Gönlümüzle, Allah'ın işaretlerini görebilmemizi sağlayacak en önemli vasıtalardan birisidir aşk. Gönlü açmak ancak sevmekle olur… İlahi aşkın içerisinde beşeri aşkın cüzleri zaten mevcuttur. İlahi aşka vasıl olmak bilakis beşeri aşkların temelini sağlamlaştırır. Denizin içinde damla vardır; ama deniz damladan ibaret değildir… Türk coğrafyasının en bereketli olduğu husus aşktır.” (2)

 

 

“Divan-ı Hikmet” bir “Divan-ı Aşk” imiş meğer !

 

Hazret Sultan Yesevi’nin  144 adet ‘Hikmet’ adı verilen şiirini içeren Divan-ı Hikmet’inde “aşk” kelimesi  tam tamına 55 şiirde kullanılmıştır. Oran olarak bakıldığında bu % 38’lik bir  yaygınlığa işaret eder. (Divan-ı Hikmet’te başka hiçbir kavram -sanıyorum- bu yoğunlukla kullanılmamıştır.) İnceleme bir de aşk ile doğrudan ilişkili “âşık, maşuk, muhabbet” kelimelerini kapsama alanına alarak genişletildiğinde çok daha büyük bir oran ortaya çıkacağı kesindir.

 

Divan-ı Hikmet’te aşk kavramı tek başına bir duygu durumunu anlatmak için kullanıldığı gibi “aşk ateşi” gibi bazı tanımlamaların bileşeni şeklinde de kullanılmaktadır. Aşk kelimesinin Divan-ı Hikmet’te çeşitli formlarda 173 (yüz yetmişüç) kez kullanıldığını görüyoruz. Aşk kelimesinin sıklıkla kullanıldığı tamlamalar olarak “aşk yolu”, “aşk derdi”, “aşk ateşi”, “aşk sırrı”, “aşk sevdası”,  “aşk kapısı”, “aşk ehli”, aşk pazarı” ve daha pek çok deyiş dikkati çekmektedir. Bu incelememizde bu deyişlerin yer aldığı hikmetler sırası ile verilecektir. (3)

 

 

“Aşk Yolu”

 

Hazret Sultan Yesevi’nin  yolunun bir sevgi ve muhabbet yolu olduğunun en kesin kanıtı aşk kelimesinin en sık kullanıldığı kavram “aşk yolu”dur. Yesevi’de tasavvuftaki kemal makamlarına ulaşmanın yolu olarak tarif edilen  ”aşk yolu” kavramı ondokuz yerde kullanılmıştır.

 

12

Tarikatın yollarıdır çetin azap

Bu yollarda nice âşık oldu toprak

Aşk yoluna her kim girse hali harap

Erenlerden yolu sorup yürüdüm ben işte

 

77

Âşık olsan aşk yoluna koy adımı

Dünya kaygısını boşayıp koy Edhem gibi

Akıllı isen dünya için yeme gam

Kıyamet günü cezalarını verir dostlar

 

81

İşbu aşkın yolu dilim olmaktır

Burada ağlayıp âhirette gülmektir.

Gül renkleri zeferan gibi solmaktır.

Böyle olmadan, âşıkım, deyip söylemeyin dostlar.

 

Sırdan anlam duymayanlar yabancıdır

O âşıkın mekânları viranedir

Aşk yolunda can verenler sevgilidir

Candan geçmeden candan haber bilmeyin dostlar.

 

4

Yirmidokuz yaşa girdim, halim harab

Aşk yolunda olamadım misali toprak

Halim harab bağrım kebab, gözüm dolu yaş

O sebepten Hakk'â sığınıp geldim ben işte.

 

11

Aşk yolunda âşık olup Mansur geçti

Belini bağlayıp Hakk işini sıkı tuttu

Melametler ihanetler çok işitti

Ey müminler hem Mansur oldum ben işte

 

29

Pişman olmuş âsi kulum, aşk yolunda bülbülüm,

Arslan Baba'ya köleyim, kölen olur Hoca Ahmed.

 

33

Aşk yolunda yok olayım Hakk Bir ve Var

Her ne eylesen, âşık eyle ey Allah'ım.

Elimi açıp dua kılayım, Azim Cebbar

Her ne eylesen, âşık eyle ey Allah'ım.

Aşk derdini talep eyledim, dermanı yok;

Aşk yolunda can verenin korkusu yok;

Bu yollarda can vermese, imkânı yok;

Her ne eylesen, âşık eyle ey Allah'ım.

Aşk pazarı ulu pazar, sevda haram;

Âşıklara senden başka kavga haram;

Aşk yoluna girenlere dünya haram;

Her ne eylesen, âşık eyle ey Allah'ım.

 

51

Aşk yolunda damla damla kanlar yutarım

Rahman adı rahmetinden ümit tutayım

Şarap kadehini doyası versen candan geçeyim

Hasretinde iki gözümü yaşlasam ben

 

96

Dinmeden âşıklar Hű derler Allah'ına yalvarıp;

Yürür O'nun aşkında, gece gündüz sararıp.

Çok ağlatıp âşıkı aşk elinde Allah'ım

Aşk yolunda melâmeti ona görür münasip.

 

 

“Aşk ateşi”   Kimi Yakar ?

 

Hazret Sultan Yesevi aşk yoluna düşen aşığın “aşk ateşi” ile yanmağa başlayacağını bildirir. Aşk ateşi  Divan-ı Hikmet’te en sık kullanılan kavramlardan birisi olarak hikmetlerin dokuz yerinde yanar. Yesevi,  tasavvuf yolundaki olgunlaşmanın bir metodu olarak kişinin bilerek ve bilmeyerek aşk ateşine düşmesini gösterir. Aşk ateşi aşığı yaktıkça benliğinin negatif unsurları yok olarak batınındaki kemal mertebeleri açığa çıkacaktır.

 

139

Şevki, zevki muhabbetten ayân eyle

Âşıklara aşk ateşinden beyan eyle

Hor görülme-ağlama, meşakkatı nişan eyle

Gerçek âşıklar ateşten ne diye çekinsin?

 

61

Aşk ateşini gizli tutup saklar idim,

Canı yakıp, yürek bağrımı kebap etti.

Pirden yardım olmaz olsa, şimdi bana,

Bu dert bizi dostlar hadsiz harap etti.

 

118

Her kim yanar cana alır aşkın ateşini

Canı yansa uzuvlarından çıkar duman

Bağrı onun paramparçadır yoktur bütün

Halka zahiren görünüp duran yarası yok

 

12

Aşk ateşine yanan aşığın rengi uçar

Ahirete doğru çekip alıp burada geçer

Burada olan düğümlerini orada açar

Rasul dünya leştir dedi bıraktım ben işte

 

85

Kulum diyen daima dinmeden zikrini söyler

Aşk ateşine bağrı yanıp feryad eder

Habersizler bağrı ömrünü bilmeden yele satar

Gaflet ile cehenneme gider dostlar

 

93

Seher vakti kalkanlar, canı feda eyleyenler,

Aşk ateşinde yananlar seher vakti olanda.

 

94

Halka içinde " Hû " deyiniz, aşk ateşine yanınız,

Beden-can ile tâlipler, tekbir başlayıp deyiniz.

 

126

Gece kalkıp yürümeden, durmadan ağlayanlar

Aşk ateşine yürek-bağrını dağlayanlar

Rüsva olup sırdan manâ anlayanlar

Halk içinde rüsva olup yürüse olmaz

 

120

Kul Hoca Ahmed kabul eyledi gizliliği

Kabul eyledi aşk ateşinde yanmaklığı

Canını verip satın aldı yanmaklığı

Gerçek sözümdür asla onun yalanı yok

 

 

“Aşk Derdi”nin Dermanı

 

Aşk yolunda ilerlerken  aşk ateşi ile yanmağa başlayan  âşık düştüğü aşk derdinin dermanını aramağa başlar. “Aramakla bulunmaz ancak bulanlar arayanlardandır” sırrına erince anlar ki aradığı zaten kendisini derde  düşüren aşk imiş. Hazret Sultan Yesevi “aşk derdi”ne ve dermanına Divan-ı Hikmet’in onyedi yerinde değinmektedir:

 

17

Ey arkadaşlar, aşk derdine deva olmaz;

Diri oldukça aşk defteri tamam olmaz

Dar lahidde kemikleri ayrık olmaz

Lamekân'da Hakk'tan dersler aldım ben işte.

 

18

Riya tesbihi elinde, zünnar iyi bilseniz;

Hak rızası budur aşk derdini eyleseniz

Aşkını alıp mahşerde rezil olup dursanız;

Arslan Baba'm sözlerini işitiniz teberrük.

 

33

Aşk derdini talep eyledim, dermanı yok;

Aşk yolunda can verenin korkusu yok;

Bu yollarda can vermese, imkânı yok;

Her ne eylesen, âşık eyle ey Allah'ım.

Kul Hoca Ahmed aşktan ağır belâ olmaz;

Merhem sürme, aşk derdine deva olmaz;

Göz yaşından başka bir şey tanık olmaz;

Her ne eylesen, âşık eyle ey Allah'ım.

 

102

Ey dostlar aşk ehlinin serveti yok

Deva sormayın aşk derdinin devası yok

Bu yollarda âşık olsa dönüşü yok

Canı bedenden ayrı eyleyip yürür olmalı

 

118

Gerekli değil aşk derdine deva sormak

Viran edip gider imiş devası yok

Canını incitip yaşın akıp aklın gidip

Aşk derdinden dostlar acı belası yok

Kul Hoca Ahmed söyledi dostlar işitin bunu

Kaf dağı gibi taşlar değse çıkmaz sesi

Kime söyleyip kime ağlayıp aşk derdini

Vallahi-billahi aşk derdinin devası yok

 

123 

Muhabbetin deryasına batmayınca

Ey dostlarım aşk mücevherini alsa olmaz

Tan atana kadar feryad edip ağlayıp inlemedikçe

Sarraf olup aşk derdini bilse olmaz

 

Aşk derdini bilen kişi dünyayı bulur

Erenlerin izin alıp dinmeden öper

Muhabbetin şevki ile yaşını döker

Yaşı akmadıkça riyazette solsa olmaz

 

133 

Aşk derdine deva soran hazır tilbe

Zâhirde yok batın içinde eyler cilve

Mazı sarın hepsinin içinde eyler galip

Aşk derdine deva eylese Rahman eyler

 

140 

Aşk derdini dertsizlere söyleyip olmaz;

Bu yolların engeli çok, geçip olmaz;

Aşk cevherini her nâmerde satıp olmaz;

Habersizlerin aşk kadrini bildiği yok

 

Aşka düştün, ateşe düştün, yanıp öldün;

Pervane gibi candan geçip kor ateş oldun;

Derde doldun, gama soldun, tilbe oldun;

Aşk derdini sorsan, aslâ dermanı yok.

 

Ey habersiz, aşk ehlinden beyan sorma

Dert iste, aşk derdine derman sorma

Âşık olsan, zâhidlerden nişan sorma

Bu yollarda âşık ölse, tavanı yok.

 

“Aşk Sırrı”na Ermek

 

Hazret Sultan Yesevi, Divan-ı Hikmet’te dört yerde “aşk sırrı”ndan  söz eder. Aşk sırrına erme yolunu da gösteren Yesevi ; Aşk sırrına ermek için yakin derecesinde bir iman; takva derecesinde bir kulluk ve başa gelecek “yüz bin bela”ya sabır gerektiğini  ve bu yolla Hakk cemaline vuslatın mümkün olacağını bildirir. Ancak dikkat edilmesi gereken incelikli nokta aşk sırrının ancak âşıklara  beyan edilebileceği ve aşk sırrını herkese söylemenin caiz olmadığıdır.

 

 

61

Aşk sırrını her nâmerde söyleyip olmaz;

Nice yaksan, rüzgarlı yerde çıra yanmaz;

Yolunu bulan merdleri bilse olmaz;

Ağlaya ağlaya göz yaşını habap etti.

 

86

Aşk sırrını beyan eylesem âşıklara,

Tâkat eylemeyip, başını alıp gider dostlar.

Dağa, taşa başını vurup, şuursuz olup

Çoluk-çocuk, ev-barktan geçer dostlar.

 

82

Hakk'a yanıp mü’min olsan, ibadet eyle

İbadet eyleyen Hakk cemalini görür dostlar.

Yüz bin belâ başa düşse, inleme

Ondan sonra aşk sırrını bilir dostlar.

 

137

Candan geçmeden aşk sırrını bilse olmaz;

Maldan geçmeden ben-benliği koysa olmaz;

Utangaç olmadan yalnız kendini sevse olmaz;

Öyle âşık halk gözünden gizli olur.

 

 

Yesevi’nin Tarifiyle : “Aşksız Kişi”

 

“Aşk ehli” tabirini Divan-ı Hikmet’teki sadece bir mısrada kullanan Hazret Sultan Yesevi’nin,  “aşk” üzerine söyledikleri kadar dikkat çeken bir husus da “aşksız” insanları ayrıntılı olarak  tarif etmesidir. Yesevi “Allah’a erme yolunda “aşksız” ilerlemenin çok zor olduğuna işaret eder.  “Aşksız” olma üzerinde Hazret Sultan Yesevi’nin gösterdiği hassasiyet bu tarifin hikmetlerde tam onüç yerde işlenmesi ile ortaya çıkmaktadır.

 

59

Aşksız kişi insan değildir anlasanız

Muhabbetsizler şeytan kavmi dinleseniz

Aşkdan başka sözü eğer söyleseniz

Elinizden iman-İslam gitti olmalı

 

54

Dertsiz insan insan değil, bunu anlayın

Aşksız insan hayvan cinsi, bunu dinleyin

Gönlünüzde aşk olmasa, bana ağlayın

Ağlayanlara gerçek aşkımı hediye eyledim.

 

82

Arif âşık öz canını ateşe yakmaz

Dertsizlere çakmağını yakıp çakmaz

Dünya gelip cilve eylese dönüp bakmaz

Aşksız kişi hayvandan beter dostlar

 

104

Allah der eğer ki kulum neylerse eylesin

Her ne eylese melekler ikram eylesin

Aşksız adam aşk makamını görüp yürüsün

Hakk kudretini ifşa eyleyip yürür olmalı

 

123

Aşksızları gördüm dostlar şaşkın yürür

Müminim deyip imanları viran yürür

Mahşer günü cemal görmeden sersem yürür

Pir-i kamil nazar eylemeden görse olmaz

 

115

Meleklerinden aşığı çok ey habersiz

Bir "ahh" eylese alem olur altın ve mücevher

Zâhid, âbid, sâliklerin aşkı beter

Aşksız adem vallahi yolda kalır imiş

 

3

Her sabah vakti ses geldi kulağıma

Zikr söyle!" dedi, zikrini söyleyip yürüdüm ben işte.

Aşksızları gördüm ise, yolda kaldı;

O sebepten aşk dükkanını kurdum ben işte.

 

20

Kul Hoca Ahmed, aşksızların işi kötü

Sabaha varsa, Hakk göstermez ona cemal

Arş ve Kürsű, Levh ve Kalem hepsi bizar;

Aşksızlara cehennem kapısını açar dostlar.

 

102

Gerçek dertliler dertsizliği göze almaz

Zâhid-âbid mesleklerini dile almaz

Fayda görse aşksızlara bakış iliştirmez

Gerçek dertliye deva eyleyip yürür olmalı

 

108

Gelin toplanın zâkir kullar, zikr söyleyelim;

Zâkirleri Allah şüphesiz sever imiş.

Aşksızların imanı yok ey arkadaşlar;

Cehennem içinde dinmeden devamlı yanar imiş.

 

86

Aşksızların hem canı yok, hem imanı;

Rasűlullah sözünü dedim, mânâ hani

Nice desem, işitici, bilen hani?

Habersize desem, gönlü katılaşır dostlar.

 

140

Zâhid olma, âbid olma, âşık ol

Mihnet çekip aşk yolunda sâdık ol

Nefsi tepip dergâhına lâyık ol

Aşksızların hem canı yok, imanı yok.

 

 

Divan-ı Hikmet’teki Diğer “Aşk” Kullanımları

 

Divan-ı Hikmet’te yukarıda verdiğimiz sık kullanımlar yanında “aşk” kelimesi ile birlikte kullanılan bazı deyimleri de -sadece ismen bile olsa- vermek  isterim.

 

Divan-ı Hikmet’te “aşk ışığı” , “aşk incisi”, “aşk dalgıçı”, “aşk rüzgarı”, “aşk hançeri”, “aşk yâdı”, “aşk belâsı”, “aşk darağacı”, “aşk yakarışı” deyimleri sadece birer kez kullanılmış ilginç deyişlerdir.

 

“Hakk aşkı”, “aşk ehli”, “aşk makamı”, “aşk cevheri”, “aşk dükkanı”, “aşk defteri”, “aşk küpü” ikişer kez kullanılmış deyimlerdir. “Aşk dâvası”, “aşk pazarı”, “aşk şarabı”,”aşk şiddeti” üçer kez ; “aşk bağı”, “aşk sevdası” dörder kez; “aşk kapısı” ise beş kez kullanılmış olan diğer deyimler olarak görülmektedir.

 

“Aşk Olsun” Ya Hû…

 

 

Hayati Bice

Araştırmacı-Yazar, RTÜK, Ankara

 


DİPNOTLAR:

 

1. TDK Güncel Türkçe Sözlük:  http://tdk.org.tr/TDKSOZLUK/SOZBUL.ASP

2. Prof. Dr. İskender Pala ile ( M. Mehmet Gündem ) : "Aşk imiş her ne var alemde!.." ; ZAMAN Gazetesi, 13.02.2000.

3. Kıta başlarındaki rakamlar, bu makalenin yazarı Dr. Hayati Bice tarafından hazırlanan ve Türkiye Diyanet Vakfı yayınları arasında yayınlanan Divan-ı Hikmet neşrindeki “aşk” kelimesinin geçtiği hikmetlerin sıra numarasını göstermektedir. ( Ahmed Yesevi, Divan-ı Hikmet , Yayına Hazırlayan: Dr. Hayati Bice ; T.Diyanet Vakfı yayınları, 4. Baskı , 2005- Ankara.

http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=13802&session=57911433721217517631&LogID=      )



"Kefensiz Gömülenler"  -Hayati Bice-


Türk yurtlarında bizzat yaşayarak gözlemlerde bulunmuş bir yazar olan Mustafa Oğuz, Halimat Bayramuk’un “1943” adlı romanı vesilesiyle yazdığı isabetli bir  değerlendirmede "Kardeş edebiyatlar”ı okumak, Rusların zulmünü okumakla eş anlam kazandı neredeyse... Bir ihtilâl uğruna milyonları öldüren Rusların, özellikle de Stalin'în yaptıkları karşısında tüyleri ürperiyor insanın..." tesbitinde bulunur.



Türk Örgüt Kültürünün Kodları    -Hayati Bice


Türkiye'deki örgütlerin, kültürel yapısının oluşumunda, sözünü ettiğimiz kültürel etkenlerin her birisinin değişik derecede olmak üzere büyük etkisi vardır. Bu kültürel altyapı değişiminden  köken alan olumsuzluklar, Türk toplumunun asli kültür kodları konusunda hasssas olan örgütlerin  kültüründe mümkün olduğunca nötralize edilmeli ve bunu sağlayacak enstrümanların fonksiyonel olarak kullanılması yolları araştırılmalıdır.



“İsmail” -Hayati Bice-


"Yedi derviş bir postta oturur da iki hükümdar bir dünyaya sığamazmış" hakimane sözünü tez olarak savunan yazarın yer yer işaret ederek geçtiği “Kum medresesi kökenli Fars Şia uleması ile Türk tasavvuf geleneğinden gelen Türkmen Alevi sufileri arasındaki ayrışmayı çok önemsiyorum.


 

Hayati Bice


1959 yılında Tokat'ta dünyaya geldi. Aslen Kafkasya Karaçay Türklerindendir. İlk ve orta  öğrenimini Tokat’ta tamamladı. 1976’da Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde  başladığı yüksek öğretimini 1982 yılında tamamladı. Aynı fakültenin Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği'nde 1985 yılında başladığı uzmanlık eğitimini “Yenidoğanlardaki Kongenital İnfeksiyonlar” konulu tezi ile tamamlayarak 1989 yılında  Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı oldu. Uzman doktor olarak Yalova Devlet Hastanesi'nde Uzman Hekim olarak bir süre çalıştı. 1994-1995 öğretim yılında Uluslararası Hoca Ahmed Yesevi Türk-Kazak Üniversitesi'nde Öğretim Görevlisi olarak çalıştı. 2002 yılında T.C. Başbakanlık Türk Dünyası’ndan Sorumlu Devlet Bakanlığı’nda “Bakan Danışmanı” olarak görev aldı. Halen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı olarak T.C.  Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nda Sözleşmeli Hekim olarak görevine devam etmektedir.

 

Tıp alanında ve sosyal konularda birçok araştırması Dr. Hayati Bice [ya da Oğuz Karaçay]   imzalarıyla  çeşitli bilim ve kültür dergileri ile gazetelerde yayınlanmıştır. Eserleri ve makaleleri uluslararası literatürde referans kaynağı olmuş;  akademik çalışmalara konu edilmiştir.

 

1990 yılında Ankara'da yayına başlayan ve iki cildi yayınlanan Türk Yurtları adlı derginin yayın yönetimini de üstlenmiştir.

 

Yayınlanan kitapları tıp alanındaki "Antimikrobial Tedavi Rehberi",”Annenin Rehberi” [TDV yayını-3.baskı 2000] ; sosyal alanda " "Kafkasya'dan Anadolu'ya Göçler" [TDV yayını-1.baskı 1989], "Türk Yurtlarında İmanımızın İşaret Taşları", "Hoca Ahmed Yesevi Türbesi"[Kültür Bakanlığı yayını,2.Baskı Türk Exim-Bank] ve son olarak Türkiye Diyanet Vakfı (TDV)Yayınları arasında basılan ve Hoca Ahmed Yesevi'ye ait şiirlerin bugünkü Türkçe'ye aktarılmasıyla oluşan "Divan-ı Hikmet" (3.baskı-2001] adlı eserlerdir.

 

Ayrıca 3 ayrı kitabı baskı aşamasındadır.

 

Türk lehçelerinin tamamı ile İngilizce bilir.

 

Evli ve üç çocuk babasıdır.


Dünyada Neler Oluyor



Özbekistan


Ülkeye kısa sürede kendi ayakları üzerinde doğrulma şansı veren bir husus da ülkede yetişmiş kalifiye bir aydın kadronun hemen her alanda yeterli düzeyde oluşudur. Sovyet döneminde Türk cumhuriyetleri arasında İslami eğitim verilen birkaç kuruluşun tamamının bu bölgede oluşu da Özbekistan'a diğer Türkistan cumhuriyetleri ve Sovyet sistemindeki müslüman topluluklar  nezdinde ayrı bir yer kazandırmıştı.


Etkileşim Yönetimi


 


İslamofobi


Batılılar, bugün fundamentalist (radikal) İslamcı gibi yaftalarla mahkum ettikleri pek çok İslâmî hareketi, oluşumu ve söylemi karalama yoluna başvuruyorlar. Gerçek yüzlerinin ortaya çıkmasına bu şekilde engel olacaklarını düşünüyorlar. İslam ülkelerini, müslümanları adeta İslam ile korkutuyorlar.


Arayış



Kafkasya


Kafkasya'nın insan coğrafyası da en az tabii coğrafyası kadar karmaşık bir yapı arz etmektedir. Bölge dünyanın bilinen en eski sürekli yerleşim yerlerinden birisi olarak tanınmakta, beyaz ırkın ilk kez ortaya çıktığı bölge olarak kabul edilmektedir.