Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

 2 Kasım 2005

Celaleddin Harzemşah

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Kültür


 

Divan-ı Hikmet

 

“Yedi Tamu”dan Irak Olalım!...


Hayati Bice


Tamu kapugın açar tabar (Tamu kapısını açan maldır)

Dîvân ü Lûgât-it Türk

 

 

 

12

Tarikatnı yollarıdur turfa uluğ

Ruzi kılgan bendesige bolgay yavuğ

Uçkunige takat kılmas yetti tamuğ

Ey yaranlar aziz candın toydum mena

20

Muhabbetni câmın içken divâneler

Kıyamet kün ot ağzıdın saçar dostlar

Kudret birle yaratılgan yetti tamuğ

Aşıklarnı narasıdın kaçar dostlar

22

"Ente'l-Hâdi Ente'l-Hakk"nı zikri uluğ

Hakk zikrini vird eylegen köngli sınuğ

Vird eylemey şeyhmen dese câyı tamuğ

Kolum tutub yolğa salgıl "Ente'l-Hâdi"

25

Kul Hâce Ahmed Hakk'dın

                             kork kim korkmas imânı yok

Aldıngdadur ol tamuğ hâzır bolğıl seherde

 

39

Her kim senge sığınur tamuğdın ol kutulur

Uçmak sarı ulanur ya Mustafa Muhammed

88

Kul Hace Ahmed raks u semâ her

                                                kimge yok

Taklid birle ursa semâ kirgey tamuğ

Bu rivâyet pinhan erdi aytsam kamuğ

Haknı tapıp raks u semâ urdı dostlar

91

Bidârlarğa Hak rahmeti bolur yavuk

Bidârlarnı köngli sınuk közi yaşlık

Men menlikni cezâsını bergey tamuğ

Tekebbürni duzah içre hâli düşvâr

99

Molla müfti bolğanlar yalğan fetva bergenler

 

 

Ahmed Yesevi’nin “Divan-ı Hikmet”inde Tengri ve  Uçmak terimlerinin kullanımıyla ilgili önceki yazılarımı Yesevi’nin “Cehennem” anlamında kullandığı “Tamu” kelimesine ilişkin inceleme ile noktalamak istiyorum. Ahmed  Yesevi’nin Türk Kozmogonisinden alarak büyük bir işleklik ve kolaylık ile kullandığı bu terimler Türklerin kadim dininin ilahi orijinli oluş konusundaki tartışmaları noktalayacak niteliktedir.

 

Yine öncelikle kaydedeyim ki Divân-ı Lügati’t-Türk’te Kaşgarlı Mahmud, Tamu kelimesine “Cehennem” anlamı vermiştir. (1) 

 

“TAMUĞ” ve YESEVÎ

 

Hoca Ahmed Yesevi’ye atfedilen ve “Hikmet” olarak adlandırılan şiirleri bir araya getiren Divan-ı Hikmet’in orijinal metninde yer alan ve “Cehennem” ismine karşılık olarak kullanılan “Tamuğ” kelimesinin geçtiği hikmetler aşağıda bir arada gösterilmektedir.(2)

 

Burada dikkat çeken bir nokta hikmetlerde “Cehennem” kelimesi sadece 3 kez kullanılırken Kur’an-ı Kerim’deki “Cehennem” kavramıyla ilintili  Farsça “Duzah ” kelimesinin çok daha fazla mısrada geçmesidir. Kur’an-ı Kerim’de “Cehennem” kelimesinin birebir karşılığı olarak Gök Türkçe “ Tamuğ ” isminin de “Cehennem” kelimesinden daha fazla sayıda yer alışı “hikmetler”deki terminoloji yönünden ilginçtir.

 

Yine hikmetlerden ikisinde “tamuğ” kelimesinin “”yedi tamu” olarak İslami literatürde işaret edilen sayı ile geçirilmesi dikkat çekicidir. Bunun bir tesadüf olduğunu iddia edecek olan varsa birden ona kadarki sayılarda iki yedi rakamaının tesadüfen bir araya gelme olasılığını hesap etsinler ! Bir de “sekiz cennet ; yedi cehennem” sözü ile  “sekiz uçmaq-yedi tamuğ” dizisinin olasılık hesabı yapılırsa ortada bir tesadüf değil ilahi orijinli bir kozmogoninin Türk ve Arab dillerindeki iki yansıması olduğu ayan-beyan görülecektir.

 


 

Arslan Baba

 

Kıta başlarındaki rakamlar “ Tamuğ” kelimesinin geçtiği 8 hikmetin  Dr. Hayati Bice tarafından hazırlanan ve Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları arasında yayınlanan Divan-ı Hikmet neşrindeki sıra numarasını göstermektedir.(3)

 

Aknı kara kılğanlar ol tamuğga kirmişler

 

 

(1)Kaşgarlı Mahmud, Divân-ı Lügati’t-Türk, “tamu” , s. 527,  Kabalcı Yayınevi, Mayıs 2005 – İstanbul.

 

(2)Ahmed Yesevi, Divan-ı Hikmet , Yayına Hazırlayan : Dr. Hayati Bice ; T.Diyanet Vakfı yayınları, 4. Baskı , 2005- Ankara.

 

(3) Kıta başlarındaki rakamlar Tamu kelimesinin geçtiği 8 hikmetin  Dr. Hayati Bice tarafından hazırlanan ve Türkiye Diyanet Vakfı yayınları arasında yayınlanan Divan-ı Hikmet neşrindeki sıra numarasını göstermektedir. Hikmetler nakledilirken lüzumsuz tartışmaları peşinen önlemek kaygısıyla şiirlerin orijinal metinleri verilmiştir.

 

 

Hayati Bice

RTÜK,Uzman Dr., Araştırmacı-Yazar.



''Tanrı'nın Uçmağı''nda Yesevi Dervişleri  -Hayati Bice-


Yesevi’nin “Tengri”si başlıklı bir önceki yazım, alışıldık şablonları zorladığı için değişik yankıları oldu. Yesevi’nin Türkçe kelimelerle kurduğu manevi evrenin önemli direklerinden “uçmak” kelimesi ve Yesevi Hikmetleri’nde kullanımı (1) ile konuya devam etmek istiyorum. Bu notların internette de olsa gelecek nesillere intikali ile tarihi bir görevi yerine getirmekte olduğumuza inanıyorum.



Yesevî’nin “Tengri”si  -Hayati Bice-


Yakın devir Türk düşünce hayatındaki tartışmalardan birisi de “Tanrı” kelimesinin Allah anlamında kullanılıp kullanılamayacağı etrafında cereyan etmiştir. Daha çok Türk milliyetçiliği ile siyasi olarak ayrışan ve -arkaplanına bakıldığında etnik bir karınağrısının arkasına sığındığı- İslami söylemlerin popüler hale getirdiği bu tartışma bazen kırıcı ve yıkıcı boyutlara taşınmıştır. Öyle ki “Tanrı” lafzını şu veya bu şekilde konuşurken-yazarken kullananların İslam dininden çıkıp çıkmadıkları dahi sözkonusu edilmiştir.



Yüzyıldan Uzun Bir Günün Sonunda -Hayati Bice-


Bir dost iklimin habercisidir
Kırgız oymağından esen Cengiz rüzgârı;

Ruhumuzu okşadığından beridir
Kaynamakta ten kazanında yüreğimiz...


 

Hayati Bice


1959 yılında Tokat'ta dünyaya geldi. Aslen Kafkasya Karaçay Türklerindendir. İlk ve orta  öğrenimini Tokat’ta tamamladı. 1976’da Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde  başladığı yüksek öğretimini 1982 yılında tamamladı. Aynı fakültenin Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği'nde 1985 yılında başladığı uzmanlık eğitimini “Yenidoğanlardaki Kongenital İnfeksiyonlar” konulu tezi ile tamamlayarak 1989 yılında  Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı oldu. Uzman doktor olarak Yalova Devlet Hastanesi'nde Uzman Hekim olarak bir süre çalıştı. 1994-1995 öğretim yılında Uluslararası Hoca Ahmed Yesevi Türk-Kazak Üniversitesi'nde Öğretim Görevlisi olarak çalıştı. 2002 yılında T.C. Başbakanlık Türk Dünyası’ndan Sorumlu Devlet Bakanlığı’nda “Bakan Danışmanı” olarak görev aldı. Halen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı olarak T.C.  Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nda Sözleşmeli Hekim olarak görevine devam etmektedir.

 

Tıp alanında ve sosyal konularda birçok araştırması Dr. Hayati Bice [ya da Oğuz Karaçay]   imzalarıyla  çeşitli bilim ve kültür dergileri ile gazetelerde yayınlanmıştır. Eserleri ve makaleleri uluslararası literatürde referans kaynağı olmuş;  akademik çalışmalara konu edilmiştir.

 

1990 yılında Ankara'da yayına başlayan ve iki cildi yayınlanan Türk Yurtları adlı derginin yayın yönetimini de üstlenmiştir.

 

Yayınlanan kitapları tıp alanındaki "Antimikrobial Tedavi Rehberi",”Annenin Rehberi” [TDV yayını-3.baskı 2000] ; sosyal alanda " "Kafkasya'dan Anadolu'ya Göçler" [TDV yayını-1.baskı 1989], "Türk Yurtlarında İmanımızın İşaret Taşları", "Hoca Ahmed Yesevi Türbesi"[Kültür Bakanlığı yayını,2.Baskı Türk Exim-Bank] ve son olarak Türkiye Diyanet Vakfı (TDV)Yayınları arasında basılan ve Hoca Ahmed Yesevi'ye ait şiirlerin bugünkü Türkçe'ye aktarılmasıyla oluşan "Divan-ı Hikmet" (3.baskı-2001] adlı eserlerdir.

 

Ayrıca 3 ayrı kitabı baskı aşamasındadır.

 

Türk lehçelerinin tamamı ile İngilizce bilir.

 

Evli ve üç çocuk babasıdır.


 Dünyada Neler Oluyor



Özbekistan


Ülkeye kısa sürede kendi ayakları üzerinde doğrulma şansı veren bir husus da ülkede yetişmiş kalifiye bir aydın kadronun hemen her alanda yeterli düzeyde oluşudur. Sovyet döneminde Türk cumhuriyetleri arasında İslami eğitim verilen birkaç kuruluşun tamamının bu bölgede oluşu da Özbekistan'a diğer Türkistan cumhuriyetleri ve Sovyet sistemindeki müslüman topluluklar  nezdinde ayrı bir yer kazandırmıştı.


 Etkileşim Yönetimi



İslamofobi


Batılılar, bugün fundamentalist (radikal) İslamcı gibi yaftalarla mahkum ettikleri pek çok İslâmî hareketi, oluşumu ve söylemi karalama yoluna başvuruyorlar. Gerçek yüzlerinin ortaya çıkmasına bu şekilde engel olacaklarını düşünüyorlar. İslam ülkelerini, müslümanları adeta İslam ile korkutuyorlar.


 Arayış



Kafkasya


Kafkasya'nın insan coğrafyası da en az tabii coğrafyası kadar karmaşık bir yapı arz etmektedir. Bölge dünyanın bilinen en eski sürekli yerleşim yerlerinden birisi olarak tanınmakta, beyaz ırkın ilk kez ortaya çıktığı bölge olarak kabul edilmektedir.