Yazar | 
M. Cemil Kılıç |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | |  | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni | | | | |
| 
Din Dersi Alevileri Yok Sayıyor
-Mustafa Cemil Kılıç-
Ne denirsen densin, hangi yola başvurulursa başvurulsun, bu ders Sünnilik dersidir. Hatta Sünniliğin sadece bir kolu olan Hanefilik dersidir. Diğer dinlerle ilgili göstermelik bilgiler de yer almakla beraber hiçbir Din dersi öğretmeni o konuları işlemiyor. Hatta müfredatta yer alan Atatürkçülük konuları bile görmezlikten geliniyor. Atatürkçülük ile ilgili konular hiç ama hiç işlenmiyor. Laiklik ilkesi yok farzedilerek pek çok Din dersi öğretmeni tarafından kimi zaman ima ile kimi zaman alenen rejim karşıtı bir söylem kullanılabiliyor.
Şerefim üzerine yemin ederim ki Din derslerinde tam anlamıyla dinci bir propaganda yapılıyor. Bu dersler asla ve asla bir kültür dersi olarak işlenmiyor. Kültür dersi olarak işlemeye çalışan az sayıdaki öğretmenin üzerinde şiddetli bir baskı uygulanıyor.
Bu derslerin neden Sünnilik dersi olduğunu kanıtlarıyla ortaya koyalım;
İslamda günde beş vakit namaz vardır, fikri öğrencilere işleniyor. Beş vakit namaz olmadığını söyleyen Alevi inancı yok farzediliyor. Alevilerin cem ayininden tek kelimeyle bile olsa bahsedilmiyor. "Müslüman'san eğer beş vakit namazı kabul edeceksin", dayatması yapılıyor.
Buna karşı çıkan bir öğretmen olarak pek çok kez sorguya çekildim, müfredat dışına çıktığım iddiasıyla soruşturma geçirdim, cezalandırıldım. Cezalandırılma sebebim, beş vakit namazın Sünniliğin bir uygulaması olduğunu Alevilikte böyle bir ibadetin olmadığını, bunun yerine Alevilikte cem ayininin olduğunu açıkça öğrencilerime söylememdir.
Ramazanda oruç tutmanın İslam'ın bir emri olduğu düşüncesi bu dersin öğretmenleri tarafından öğrencilere empoze ediliyor. Oysa Aleviler oruçlarını Muharrem ayında tutarlar. Fakat müfredatta Muharrem orucundan hiç bahsedilmemektedir.
Bu derste Alevi inancının temel kavramlarından olan semahtan, dededen, musahiplikten, Kerbela mateminden bahsetmek imkansızdır. Ama Sünnilik en detaylı bir biçimde işlenmektedir.
Sünni inanca göre, "hayır ve şerrin Allah'tan olduğu" anlayışı / imanı vardır. Oysa Aleviler ve Şiiler sadece hayrın Allah'tan olduğuna, şerrin ise insanın kendi nefsinin ve Şeytan'ın ürünü olduğuna inanırlar. Fakat din dersi öğretmenleri ve müfredat bunları yok sayıp bütün Alevi ve Şii öğrencilere Şerrin de Allah'tan olduğunu empoze etmeye çalışmaktadırlar.
Alevilerin teberra ve tevella inancı yok sayılıp Alevi ve Şii öğrencilere Halife Ebubekir, Halife Ömer, Halife Osman, hatta Muaviye'ye bile hazret dedirtilmektedir. Oysa Alevi inancına göre bu şahıslara asla övücü sıfatlar verilemez. Burada Alevi ve Şii öğrenciler büyük bir zulme maruz kalmakta, inançları ezilmektedir.
Aleviler ibadetleri sırasında Arapça dua etmezler, Arapça ayetler okumazlar. İbadetlerini ana dillerinde yaparlar. Alevilerin büyük çoğunluğunun anadili de Türkçe olduğu için Alevilikte ibadet dili Türkçe’dir. Oysa Din derslerinde öğretmenler Alevi öğrencilere de Arapça sureler ezberletmektedirler. "Müslüman'san bunları ezberleyeceksin", tarzında bir dayatma yapılmaktadır.
Din derslerinde Müslümanların ibadethanelerinin camiler olduğu fikri dayatılmaktadır. Cemevlerinden bahsedilmemektedir. Camiyi kendi ibadethanesi olarak görmeyen Aleviler böylece dışlanmaktadır.
Hazreti Ali ile ilgili olarak konulan okuma parçalarında Hazreti Ali'nin beş vakit namaz kıldığı, Ramazanda oruç tuttuğu söylenilerek Alevilere; " Eğer siz Hazreti Ali'nin yolundaysanız, onun gibi beş vakit namazı, Ramazan orucunu kabul edin," mesajı verilmektedir. Oysa bu bilgilerin hepsi Alevilerin kabul etmediği Sünni hadis kitaplarına ve diğer Sünni kaynaklara dayanmaktadır. Hazreti Ali kullanılarak Aleviler Sünnileştirilmeye çalışılmaktadır.
Tekrar söyleyelim ki, her ne kadar dersin adı " Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi " olsa da bu ders düpedüz SÜNNİLİK DERSİDİR. Ben bu dersi vermek zorunda kalan bir Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeniyim. Artık vicdan sahibi insanlar bu feryadı duymalıdır. Bu bir insanlık suçudur. Bir inanç yok farzediliyor. Aleviler bu dersler yoluyla asimile edilmek isteniyor.
İnsan olan insan bu zulme onay veremez...
İnsan olan insan, insanlığından utanır !
Mustafa Cemil Kılıç İstanbul 10 Temmuz 2006
|
Türk Tarihini Yeniden Okumak: Seçkinci Hegemonyaya Son! -Mustafa Cemil Kılıç-
Türklerin tarihi yaklaşık beş bin yıl geriye götürülmektedir. Bunu on bin yıla çıkaranlar da var. Ancak Türk adının ulusumuza isim olması temel alınacak olursa en fazla bin beş yüzyıllık bir tarih de söz konusu olabilir ki, bunu kabul eden pek kimse yoktur. Her ne kadar " Türk " sözüyle anılmasalar da binlerce yıldan beri Türk dilinin çeşitli biçimlerini/diyalektlerini konuşan toplulukların mevcudiyeti yalın bir gerçektir. Dahası tarihte öyle topluluklar ve uygarlıklar vardır ki hala onların günümüzdeki hangi ulusun kökleriyle ilintili oldukları tartışılmaya devam etmektedir.
|
Laik Cumhuriyet'in Geleceği ya da Haricilerin Yüzyıllar Sonra Gelen Zaferi -Mustafa Cemil Kılıç-
Türkiye Cumhuriyeti tarihsel bir dönüm noktasında bulunmaktadır. Seksen küsur yıllık laik deneyim tam anlamıyla can çekişmektedir. Laik Cumhuriyetin bugün yaşamakta olduğu bunalım rejimin sosyalizasyonu noktasında karşı karşıya kalınan başarısızlığın sonucudur. Laiklik yönetsel anlamda mevcudiyetini elit ve bürokrat kesimin egemenliğine borçludur. Günümüze değin de bu güçler sayesinde ayakta kalabilmiştir. Demokrat Parti iktidarıyla başlayan karşı devrim hareketi geniş halk yığınlarının dinsel talepleri üzerine kurulu yeni bir siyasal süreci başlatmış ve popülist politikalarla rejimin kimliği hızla erozyona uğratılmıştır.
|
İslami Ekolleri/Mezhepleri Kuran'da Buluşturma Çabası -Mustafa Cemil Kılıç-
Hiçbir düşünce, hiçbir din ilk çıktığı haliyle varlığını sürdüremez. Dinlerin özellikle de ilahi diye vasıflanan dinlerin dogmatik/nassı yapısı bile değişimden uzak kalamamıştır. Değişim doğaldır ve kaçınılmazdır. Dinlerde ve düşüncelerde/ideolojilerde yaşanan değişimlerle kendiliğinden oluşan ekolleşmeleri yadsıyan pekçok kişi "öze dönüş" söylemiyle söze konu farklılaşmaları ortadan kaldırabilme imkanını zorlamıştır. Fakat şurası nettir ki, bu uğraşlar hiçbir zaman amacına ulaşamamış, tersine yeni ekolleşmelerin zeminini oluşturmuştur.
|
| | 
Cemil Kılıç
İlahiyatçı / Sosyolog
1975 İstanbul doğumludur. Sinop nüfusuna kayıtlıdır. İlk öğrenimini Sinop ve İstanbulda tamamladı. İstanbul^da Küçükköy İmam Hatip Lisesi^nin ardından Marmara Üniv. İlahiyat Fakültesinin Kelam ve İslam Felsefesi Bölümünü bitirdi. 1998 de aynı Üniversitenin Ortadoğu ve İslam Ülkeleri Enstitüsü, Sosyoloji ve Sosyal antropoloji Anabilimdalında master eğitimine başladı.1999 yılında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliğine atandı. 2001 yılında master eğitimini tamamladı. 2005 Yılında " Laik Türkiye İçin Yükselen Alevilik " adlı kitabını yayımladı. Kitabı nedeniyle soruşturma geçirdi. Sürgün edildi. 2006 yılında 2. kitabı olan "Türk Ulusçuluğunun Yeniden Doğuşu" adlı yapıtını yayımladı. www.turkcutoplumcu.com ve www.sultangaliyevinyolunda.com adlı web sitelerinin yöneticiliğini yapmaktadır. Halen eğitimcilik görevini sürdürmektedir.
|
| 
| Alevilik |

| Alevilik İslam'ın Türk'e Özgü Yorumudur
Alevilik / Bektaşilik, İslam’ın ve İslam’dan önce gelen bütün göksel dinlerin özüdür. Alevi / Bektaşi inancını İslam dışı olarak nitelemek olanaksızdır. Alevilik / Bektaşilik, İslam’ın Türke özgü yorumudur. Bir anlamda “ İslamiyetin Türkçe konuşmasıdır.” Kadim Türk inançlarının tanrısal vahiyle birleşimidir.
|
| 
| 21 yy'a Girerken Türkçülük |

| Türk Tanımı
Türk, Türklük soyundan gelen ve Türklük soyundan gelenler kadar Türkleşerek kendini TÜRK BİLENDİR. Başka bir kimliğe sahip olduğu halde kendini Türk hisseden veya hissettiğini söyleyen kimseleri Türk kabul etmeye imkan yoktur. Çünkü; böylesi kimseler bilinçaltlarında bir yerde o gayri Türklük kimliğini muhafaza etmektedir. Bu ise daima potansiyel bir kopuşun mevcudiyetini bildirmektedir. O halde biz, tıpkı Yusuf AKÇURA gibi Türklüğü ırk temelli tanımlıyoruz ki, gerçekten bilimsel olan da budur.
|
| 
| Tarih Algısında Seçkincilik Sona Ererken |

| Tarih Algısı
Türk tarihi, içinden çıktıkları Türk / Türkmen halkına yabancılaşmış olan, Türkmenlerden “ Etrak-ı Bi İdrak “ Araplardan ise “ Kavm-i Necib-i Arap “ diye bahseden kimi Osmanlı Sultanlarının ve elitlerinin tarihi değil, Türk ve Moğol halklarını bir devlet altında toplayıp Emevi / Abbasi zulmünün öcünü kanırta kanırta Araplardan alarak Türkün yanan bağrına soğuk sular serpen Cengizlerin, Türk katliamlarının planlandığı Bağdat’ı yakan Hülagu'ların, Sekizinci yüzyılda Azerbaycan’da Arap ordularına ve Arapların satın aldığı Türk soylu Afşın ile onun satılmışlar ordusuna karşı kahramanca direnen Babek'lerin, “Biz Türkün başbuğuyuz !” diye haykıran Timur'ların, Uzun Hasan'ların tarihidir…
|
|  | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | |  | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | |
|
|