Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

21 Temmuz 2005

Farabi

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Türkoloji-Kültür

 

 

 


Kur'an Üzerinden de Moral Dünyamızın Bütünlüğü


Atila Demirkasımoğlu


-Cemil Kılıç İçin-

“Her kişide bir cübbe vü destar olur, amma,
Bin başda bir layik-i destar bulunmaz.

 

Halkın ameli azdı; gönül yıkıcı çohdur.
Bir haste gönül yapıcı mi'mar bulunmaz.”

Nesimi

 

Kur’an’ın zahiri anlamlarında gördüğümüz yerel çevresindeki mesajların farklı milletlere mensup müslümanlar tarafından, mezhep ve yol üzerinden aşılmağa çalışıldığını biliyoruz. Özellikle bir yol olarak tasavvuf, batıni çeşitlilik ve bundan kaynaklanan zenginliğiyle, sadece bu anlamda da kalmayıp daha geniş planda, İslam düşüncesinin genişlemesine neden oldu. Bu genişleme sırasında, ismailiye gibi bütünden tamamen kopan yaklaşımlar veya maksatlı yönlendirmeler görüyorüz. İslam düşüncesi, genişlemesini yayılma anlamında mümkün kılıp derinleşme anlamında, yetersiz miktarda tasavvuf alanına sıkıştırabildiğinden, tasavvufun soyuttan somuta uzanmasında yaşanan eksikliklerin de katkısıyla, yeterli bir zenginliğe ulaşamadı. Sıkışmış, güncellenme ve yenilenme eksikliğine rağmen moral değerlerimiz açısından tasavvuf hala birincil olarak zenginleşme kaynağı olmağa en yakın açılım alanıdır. Tasavvuf, somuttan ziyade soyuta olan odaklanmasının somutun çeşitlenmesine yarattığı imkanlarla, toplumsal çeşitlenmenin ve bundan doğacak ilerleme ve zenginleşmenin kaynağı olabilir. Öte yandan tasavvufun somut farklılıkların bir bütünün şemsiyesi altına girebilirliğini sağlama gücü, moral çatışma kaynaklarının yönetilmesini, çatışmanın şiddet ve genişliğinin gerekebilecek makul sınırlar içinde tutulmasını sağlayabilir.  Nitekim Türk müslümanlarında gördüğümüz, Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Nesimi, Mevlana ve Ahmet Yesevi gibi ulu kişilerin her türlü farklılığın üstünde ortak benimsenmeyi yakalamış olmaları, farklılıkların bir bütün içinde ve bütünün ayrıca zenginleşebileceğinin işaretidir. Ayrıca düşüncem odur ki, Türk müslümanları, amele sabit odaklanmadan itikada yöneldikçe aralarındaki sorunların çözüldüğünü de görecekdir. Böyle bir ara çözüm noktası, moral değerlerin yeniden güncellenip üretildiği bir başlangıç doğurabilir. Böyle bir noktadan doğacak başlangıcın demokratik kültürümüzü geliştirici yanlarının ciddi derinlikte olacağını düşünüyorum.

 

Zahir’den Batini olana yönelme yeni açılımların kapısı olabilir. Ancak batıni anlamları "elastiki" kabul etmekle batıni yorumların çeşitliliğinin esas itibarıyla aynı şey olmadığını düşünüyorum. Tanrı'nın muradı olamaz. Tanrı özü vermiş gerisini bırakmış olmalıdır. Batıni öz aynı olduktan sonra yorumların farklılığı onların kısmileşmesi demektir. Kısmileşenin de bütünü ifade ettiğini söylemek biraz zor olacaktır. Yani kısmileşen daima kısmidir. Öz bütündür. Kısmi olan içinde ne kadar çok özü barındırıyorsa, bütün olmak iddiası taşıyamazsa da, bütüne dairlik içerecekdir.

 

İslam düşüncesi içinde vahyin devam ettiği iddiaları vardır. Bu iddiaların çeşitli nedenleri olduğunu düşünüyorum. Bu nedenleri anlamaya çalışabiliriz. Ancak bundan daha önemli olan nokta niyetleri göz önüne almakdır. Bu anlamda niyetler noktasında yönlendirme maksadlarını dikkate aldığımdan önemli sıkıntılar bulunduğunu düşünüyorum.

 

Doğu’da düşünce anlamında 9-11 yüzyıllar arasında oluşturulan birikim yavaş yavaş Batı’ya nakledilirken, Batı’dan Doğu’ya da pratiğe dair bir naklin olduğunu çoğu unutuyoruz. Bir kurum olarak din, Kureyş muhafazakarlığı üzerinden çevreye açılan Sami-Arap kültürünün etkisi, genişleyen müslüman coğrafyanın yönetim sorunlarıyla etkileştikçe, otoriter bir hal aldı kanısındayım. Bilgi ve bilimi, otoritenin dayanağı yapanlar iktidarla yan yanalaştıkça vahyin devamı ihtiyacı arttı diye düşünüyorum. 11 yy sonrası İslam düşünce otoritelerine itiraz azlığı ve kabul genişlemesi, iktidar yandaşlığıyla orantılı bir şekilde gelişti. Muhalefetin, özellikle düşünce planında giderek yok olmasının bu sürece eklenmesi, müslümanların giderek yoksullaşıp etkisizleşmesinin kansıksanmasına yol açtı. Toplumlararası etkileşim arttığı halde, İslam düşüncesi ve pratiğinde çeşitlenme ve gelişme yerine giderek monist ve homojen bir somut alan oluşdu.

 
Vahyin bitmediğini ve bilim yoluyla devam ettiğini söylemek bu ve başka nedenlerle çok tehlikeli ve bence yanlış bir yoldur. Düşüncenin yeniden zenginleşmesi adına bir araç olarak görülmesini anlamakla birlikte  doğru bulmuyorum.

 

Bu noktada bir iki değişiklik yapmakla sorun çözülebilir görünüyor. Tanrı'nın insanlara aktardığı ifadeleri Kur’an'la sınırlandırmaz ve tüm kainatı, düzen ve kaosu esas alırsak, Tanrı'nın ifadelerini genişletmiş oluruz. İslam Düşüncesi bu görüşe zaten yatkındır. Bilim, olanı, veya bir tartışma konusu olsa da ayrıca olmakta olanı, bulmaktadır. Olan da değil ama olmakta olanda Tanrı'nın ilk failliği kabul edilse de olmak devam ediyorsa devam eden de Tanrı'nın doğrudan bir ifadesini görmemek gerekir. Dolaylı ifade ise  ancak insanın özünde var kabul edilebilir ve ancak öncedir. Bulunan olanların pratik bilgi veya teknoloji haline gelmesi de bir yeni olarak Tanrı ifadesi kabul edilemez. Bunları insanın eseri saymak daha doğru olacaktır. Bunları Tanrı ifadesi saymak daraltıcı bir kader yaklaşımın kabulunu getirecek ve insan iradesi tamamen, ne kadar aksi iddia edilse de, gerçekte ortadan kalkacaktır. Ortadan kalkan insan iradesinin yerine otoriter irade koymak hiç de zor olmayacakdır. Olmamıştır da.

 

Öte yandan bilim adamlarının bilim adına söyledikleri de Kur’an'ın zaman ve mekana sıkışıklığı benzeri bir zayıflık veya kısmilik taşımakta olup bütünü ifade eder kabul edilemez. Bilimi bütünü ifade eder kabul etmek bence pozitivist bir yaklaşıma yönelmek demek olacaktır. Oysa bilimin böyle bir yanı olmadığını, artık, biliyoruz. Kur’an'dan sonra hiçbir ifade Tanrı’ya ait veya şöyle böyle ondan kabul edilemez. Ne varsa ondan önce vardır. Sonra su yüzüne çıkması ya da görülebilirliğinin insan tarafından sağlanması, bu gerçeği değiştirmez.

Burada sorun, şii ayetullahlığının bilimselleşmesi gibi bir durumu kabul etmek gereğinin kaçınılmazlığı olup bana göre bu yanlış yola girilmemelidir. Muhyiddin-i Arabi, Said-i Kürdi, Fazlurrahman gibi kişiler vahyin bilgi sahiplerince alındığını iddia etmişlerdir. Ancak bu doğru değildir. Ezoterizme kapı açan/açmış bu kabul çok tehlikelidir. Dinin yanlışlarını bilim devr alınca yanlış olmaktan çıkmaz. İnsanların algısına yüzünü dönmüş ve ondan çıkacak olana bakacağım diyen zaten otoriter olmadığını beyan etmişken iktidar üzengilerinin sözü hiç hükmündedir.

 
“Yalnız Allah bilir.“ mutlaklık anlamında doğrudur. Gaybden bilmek gaybi bilmek demek olmayacağından ve kismiliği dolayısıyla tamamına ermeden hep kısmi kalacağından mutlaklığa ulaşamaz. Hoş ulaşsa da bir anlam ifade etmez. Çünkü mutlak zaten vardır ve kendini ifade ediyordur. Sorun onun anlaşılmasındadır. Hallaç ya da Dede Korkut mutlak olanı söylüyor olsa, kainatın bunu söylemesinden ne farklı yanı olacaktır. Hiçbir farklı yanı olmayacaktır. Çünkü esas olan algılama ve idrak olup, bunu yapacaklar için anlamlı olup diğerleri için daima anlamı eksik olacaktır. Eksik tamamlandıkça gerçek ancak o kadar inşa olunacak ya da idrak olunacaktır.

 

Yeterince farklılaşmayan, gerçekte bütünleşemeyecektir. Farklılaşmak için de bütünleşmek için de insan düşüncesi yeterlidir. Başarı ikisinin yoldaşlığındadır. Bu yoldaşlığın iradesi sadece insana aittir. İnsan ve insanların oluşturduğu toplum iradesini güçlendirkçe, yoldaşlığın gereklerini yerine getirip ondan da güç aldıkça bütüne uzanan yolculuğunu tamamlar olacakdır.

 

Tanrı’nın yarattığı bir zenginlik olan farklılık ve bütünlüğü, insanın yolculuğunda kendini gerçekleştirme azığı görmeliyiz. Azığımıza göz diken Yerlik Han’ın haramileri Alamut’da tutunsular bile başlarına bir Hülagu Han topuzu inecektir. Sözümüzü ulu Nesimi'nin dizeleri ile bitirmiş olalım.

 

 

“Aslini tapmışım her eşyanın;
İkilik n'ister anda vahdetdür.

 

Dir, muvahhidler ü muhakkikler;
"Bilmek ü eslemek risaletdür."

Nesimi

 

Sevgilerimle

Atila Demirkasımoğlu

21.07.2005

 

Not: Reenkarnasyon ile don değiştirme birbirinin aynı veya benzer kabul edilemez olup İslam ve Türklerde bir ezoterik kapı olan reenkarnasyon kesin olarak  yoktur.

 



İstihbarat Savaşları Üzerinden Uçan Çıkar Balonları -Atila Demirkasımoğlu-


Ülkemizin geleceği için, Türk insanının, kendinden gelen inisiyatifler, uzun yıllardır gösterilen ihmal neticesi, işlemez kılınmıştır. En başında dahi birçok eksiklik taşıyan bu halimiz, bugün daha da çok, çekilemez ve katlanılamaz hale gelmiştir.



Türkçülüğün Anlaşılması İçin Bir Kitap: Türk Milliyetçiliğinin Kökenleri -Yusuf Akçura- -Atila Demirkasımoğlu-


Ülkülerimizi duygu düzeyinden düşünce düzeyine çıkarmak mecburiyeti, 21. yüzyıla girerken, teknolojideki hızlı değişim ivmesine, siyâsî değişimlerin eklenmesi; Türkçülüğü bir "bütün" olarak anlama ve algılama eksikliğinden kaynaklanan, değerlendirme ve yorum hatalarının yeniden gözden geçirilme gerek ve sorumluluğunu arttırmıştır.



Hazar Çevresi’ne Bir Genel Bakış ve Musevilik  -Atila Demirkasımoğlu-


Golden’i, Türk Halkları Tarihine Giriş adlı kitabından biliyordum. Bu kitabında Golden’in Türk Konar-Göçerliği veya Türk Bozkır Anlayışı konusunda kimi haklı tesbitleri olsa da Bozkır’ın ruhunu kavramadığını düşünüyorum. Golden’in bu eksikliği, onun Avrasya halklarında her bulduğu gayri Türk etkiyi abartarak Türkleri Türklükten ettirme noktasına taşımasına yol açtığını düşündüm ve bunu “iyiniyet”le bağdaştırmadım ve sebebini Batı tarihçiliğinin “yutma hevesine” verdim.


 

Atila Demirkasımoğlu


Atila Demirkasımoğlu, 27 Mart 1966 Niksar doğumludur. Baba tarafı 1475'li yıllarda Trabzon İli Of İlçesi'ne Karaman'dan gelip yerleşmiş bir aileden gelmektedir. Anne tarafı Tokat İli Niksar İlçesi'ndendir. İlkokulu İstanbul, Patnos ve Ağrı'da, Ortaokulu Ağrı, Bartın-Ulus ilçesi, Lise'yi Ankara Deneme Lisesi'nde, Üniversiteyi A.Ü. Tıp Fakültesinde okumuşdur. Radyasyon Onkolojisi İhtisası yapmış ve uzman hekim olmuşdur.


 Dünyada Neler Oluyor



Açılabilir Kapılar


Yani etkileri anlayarak değil etkilerin dinamiğini kavrayarak geleceğe dair olguları resmedebiliriz.


 Etkileşim Yönetimi



Başarma 'Know-How'ı


Bu etkileşmeleri gözlemlemenin nedeni belirsizliği azaltmak kadar, verilerden elde edilen çıktılara dayalı politikaları test etmek ve yönetme ve başarma ‘know-how’ı edinmektir.



 Arayış


The image “http://dukkan.dharma.com.tr/img/books/t/975-333-058-8.jpg” cannot be displayed, because it contains errors.


Aradığını Bulmak


Yeni bir düşünüş tarzı arayışına girmemiz ve bunu bulmamız gerekiyor.



 Okumakta Olduğu Kitaplar
 Sosyal Psikoloji, J.L. Freedman
 Güç Merkezli Yönetim, Jeffrey Pfeffer
 Güç İstenci, Nietzsche
 Siyasetin Temel Sorunarı Leslie Lipson
 Safahat, M.Akif Ersoy
 Hunlar L.N. Gumuliev
 Bir Acıya Kiracı, Metin Altıok
 Mutezile ve Siyaset, Mahmut Ay
 Kesinliklerin Sonu, İlya Prigogine
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar
 Hz. Muhammed'in Hayatı Martin Lings
 Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı, Soner Yalçın
 İşinizi Yeniden Yaratın, Tom Peters
 Hedef Seçmen, Cihat Polat
 Efendi, Soner Yalçın
 Haray, Samir Kazımoğlu
 Hilafetin Arka Planının İlgası, Mustafa Sabri Efendi
 Araplar ve Yahudiler, Ahmed Susa
 Geleceğin Toplumunda Yönetim, Peter Drucker
 Siyon Türk Zelda, Cengiz Özakıncı
 Benjamin Dar Geçitteki Aydın, Jay Parini
 Hazar Tarihi, M.İ. Artamanov
 Eski Türkler L.N.Gumuliev
 Oğuzlar, S.G. Agacanov
 Atlas Vazgeçti 1-2-3, Ayn Rand
 Hayatın Kaynağı Ayn Rand
 Kapitalizm Bilinmeyen İdeal Ayn Rand
 Yaşamak İstiyorum Ayn Rand
 İskitlerin Tarihi, Ekrem Memiş
 Türk Ulusçuluğunun Temelleri Uriel Heyd
 İran ve Bölge Jeopolitiği İzzetullah İzzeti
 Pentagonun Yeni Haritası, Thomas Barnett
 Şu Çılgın Türkler, Turgut Özakman
 Son Denize Kadar W. Yan
 Putları Yıkıyorum, Yalçın Küçük
 Kapitalizm ve Yahudiler, Werner Sombart
 Stratejik Derinlik Ahmet Davutoğlu
 Dünya Nöbeti, Alev Alatlı
 Alevilerin Etnik Kökeni, Cemal Şener
 Ömrümün İlk 65 Yılı Yağmur Atsız
 Kurtların Kardeşliği, Hakan Akpınar
 İsyan 2, Yalçın Küçük
 Etnogenez, L.N. Gumuliev
 Yaban, Y.K Karaosmanoğlu
 Küçük Anılarda Büyük Sırlar, Nurten Arslan
 Nuh Tufanı, William Ryan
 Ezop Masalları
 Kızılbaş Türkler, Nihat Çetinkaya
 Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo
 Hazarlar ve Musevilik, Peter Golden
 Cengiz Han'a Küsen Bulut Cengiz Aytmatov
 Sultan Murat, Cengiz Aytmatov
 Ulusların Etnik Kökeni Anthony Smith