Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

17 Mayıs 2008

Cengiz Dağcı

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Kültür

 


Bilgi, Bilge ve Bilgelik Üzerine veya Bilginin İkilem(es)i...


-Aydoğan Kekevi-


Bilgi iki yolla elde edilir;

1.Yaşamdan; yaşaya yaşaya;

2.Eğitim Kurumlarından; eğitilerek.

Bunlardan birine halk dilinde “Mektepli” ötekine “Alaylı” da denir.

*

Bilgi’nin yerleştirilmesi iki türlü gerçekleşir;
1.Ezberleyerek,

2.Öğrenip sindirerek

Birincisi “Ezbercilik”tir; halk dilinde buna “Papağanlık” da denir, çoğunlukla gülünür;

ikincisi  “bereketli bilgidir” “Buğday” gibidir; öğütülür unundan herkes yararlanır.

*

Edinilen “Bilgi”nin değerlendirilmesini iki öğe / olgu belirler;

1. Kendisi

2. Çevresi (genel anlamda).

Sizi çevreleyen sizi belirler; ama siz de çevrenizi belirleyebilirsiniz.

*

Edinilen-kazanılan bilgiler iki türlü değerlendirilir;

1.Kişisel çıkarlara hizmette  ve ego tatmininde;

2.Kendi yetenekleriyle ve deneyimleriyle harmanlayıp;

toplumsal yararlanmaya sunarak, başkalarını da yararlandırarak..

*

Bilgeliğe götüren bilgi de iki kaynaktan elde edilir;

1.Yaşayarak

2. Eğitilerek / öğrenerek

Bu ikisinin harmanına kişisel yeteneklerin de katılmasıyla “Bilgelik” doğar.

* * *

Bilge” kişi edinimiyle eş oranlı olarak alçakgönüllü olur.

Rahmetli Aşık Veysel’in kendisini Umman’a benzeten ozana dediği gibi “Umman olmak güzeldir ama ummana karışmaya çalışan bir ırmak olup ıpıldamak daha güzel...”dir.

Bilge  “Övgü”ye de “yergi”ye de aynı uzaklıktadır.

Ben”i az “Biz”i boldur.

Ben” tatminine ihtiyacı yoktur.

* * *

“Bilgi” “Bilmek” “uygulama/eylem/pratik” ile harmanlanmaynınca “yorumlama, kavrama anlama” da o oranda yetersiz kalır.

Aynı şekilde salt “uygulama/eylem/pratik” de “Bilgi”yle “Bilmek”le harmanlanmadığında ya da yetersiz kaldığında “yorumlama, kavrama, anlama” da o oranda yetersiz kalacaktır.

*

“Öğrenmek” ve “Bilgi”yle “Bilmek”le beslenen “anlamak” “kavramak” “değerlendirmek” ayrı ayrı şeylerdir ama birbirlerini tamamlarlar.

Bunlardan birinin eksikliği yokluğunu hemen farkettirmeyebilir, zaman ister.

Ama bir kaçının eksikliği kendini kısa zamanda belli eder.

* * *

 

Bildiğini bildirmeyenler bilgisizdirler.

Bilgi  hazine gibidir; gömülü kaldığı sürece kimseye yararı olmaz.

Eskilerin deyimiyle bu “bi poha yaramayan” bilginin ne “sahibine” ne de çevresine hayrı olmaz.

Hayrı olmayan kilisenin ise zangocunu afaroz ederler.

İslamdan çok önceleri de atalarımız deneyim ve bilgiye önem vermişler,bilgiyi kutsal saymışlar, “güzel sözler”le de bunu günümüze aktarmışlardır:

* “Kut belgüsi bilig”;  Kutluluğun, yeğinliğin, üstünlüğün alâmeti bilgi ve akıldır

* “Ula bolsa yol azmas, bilig bolsa söz yazmas.”; işaret olursa insan yolu şaşırmaz, akıl/bilgi olsa sözü sapıtmaz” diyor “Divanü Lûgat-it-Türk; Eski Türk Savları”..

Yine atalarımızın bilgiye, bilmeye, bilgeliğe ve bildiğini bildirmeye verdiği değerin dile getirildiği bir başka yapıt da  Yusuf Has Hacib’in  “Mutluluk veren bilgi / ilim  anlamına gelen “KUTADGU BİLİG’idir..

*

Almanca’da da “Wissen ist Macht” denir: “Bilgi erktir, güçtür” anlamında:

Bu “erk”in nasıl kullanıldığı bilginin kendisinden daha önemlidir.

Bilgi insanlığın ortak malıdır: Bilgiyi kendisine saklayan, her hamgi bir şekilde “kullanıma” sunmayan bu ortak malı gasp ederek ortaklığa ihanet etmiş olur.

Atalarımız “İşlenmeyen demir paslanır” demişler; “Bilgi” de  demir gibidir, bir bakarsınız kullanmaya kullanmaya paslanıp çürümüş..“

* * *

Bilmek iyidir, çok bilmek çok iyidir.

“Çokbilmişlik” ise çok kötüdür.

 Çokbilmiş”; olayları, sorunları ve konuları kavramakta yetersiz kalabilir; çevremiz bunun canlı örnekleri ile doludur..

Halk dilinde bunlara “her boku bildiğini sanan” veya “her köfteye maydanoz olan” anlamında “ukalâ” da denir.

*

 Çok bilmek” veya “Aşırı bilmek” ise eğer alınan bilgi taşıyıcısının “kapasitesi”ni  aşımışsa  taşıyıcısının ayağını yerden keser; eğer kullanılıp tazelenmez havalandırılmazsa, kullanılamayan bilginin içeride kalıp iltihaplanarak çürümesine veya köpürerek kabın dışına taşmasına yol açarak ruhsal ve tinsel bozukluklara neden olabilir.

* * *

Haaa, unutmadan ekleyelim;

Bilgenin bir özelliği de “affetmek”tir.

Teşbihlerimizde  hata var ise affola..

 

Aydoğan Kekevi

17 Mayıs 2008



Bir Sarkaçtır Yaşam... -Aydoğan Kekevi-


Bir sarkaçtır yaşam, başlar doğumla

gider gelir doğumla ölüm arasında;

bir yanda gençlik bir yanda gelecek,

bir yanda varsıllık, bir yanda yoksulluk;

bir(az) ilâhi komedya ,

bir(az) dramın ilâhisi;

ışıkla karanlık iç içeri;

bir yanda ağarırken tanyeri

bir yanda batar evrenin  güneşleri.



Şaşkın Liberaller Yol Ayrımında -Aydoğan Kekevi-


Allah şu günlerde kimseyi ne liberal yapsın ne de liberallerin duruma düşürsün.

 

Durumları tamı tamına “Aşağı tükürseler SAKAL, yukarı tükürseler BIYIK..” durumu..

 

“Allah kullarına kötülük yapmaz insan insanın kurdudur” demişler ya hani, bunların bugünkü bu durumlarından da kendilerinden başka kimsenin suçu yok.



Sevgililer Günü Üzerine Kısa Yazılar -Aydoğan Kekevi-


Sevgiyi sevmeyi bile “batı”dan ithal ettiğimiz “sevgi günleri”yle kutladığımızı, sevgiyi başkalarından öğrenir olduğumuzu unutup, “şarkının Türkçe olmasını isterken”, bizim olmayan sevgilerin şarkılarının Türkçe olmasının artık bir ayrıntı olduğunu unutup, isyan ediyoruz. “Sevgi” ithal malı olunca da biraz eğreti duruyor ya, acaba diyorum bu 363 günlük sevgisizliğimizin bir nedeni de bu eğretilik olmasın sakın?Biliyorum bazıları “...efendi efendi, sevgi beynelmileldir, sevginin Türk’ü Türkçesi olmaz” falan diyecekler, diyorlar da “nitekim”. Ben de onlara ‘..mademki “beynelmileldir, fark etmez”;  iyi o zaman siz de yerlisini kullanın, veyahut biraz da onlar bizimle “beynelmilel” oluversinler’ diyorum.


 

Aydoğan Kekevi


Türk Dirlik sitesinin katılımcılarındandır. Faaliyetlerini internet üzerinden sürdürmektedir.


 Umumi Siyaset



 



 Dünya



 


 


 Kavram



 



 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar