Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

5 Mart 2008

Nihal Atsız

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Kültür

 

 


Yanlış betonla Sıvanamaz, Kapatılamaz!


-Arif Ekim-


Hersekzade Ahmed Paşa Camii’nin restorasyonu ile ilgili olarak kaleme aldığımız yazı ve açıklamaya Yalova Valiliğinden bir cevap geldiydi. Büyük ölçüde, restorasyonun bürokratik aşamalarını izah eden bu Valilik açıklamasında, yazımızda esas olarak itiraz ettiğimiz beton kolonlar üstüne beton kubbe yerleştirilmesi hususunda tatmin edici hiçbir şey söylenmediği gibi, son satırlarında da bizim açıklamamız “tamamen karalamaya yönelik ve yapılan çalışmaları bilmeden ortaya konan eleştiriler” suçlaması ile göğüslenmeye çalışılmış idi.

 

500 yıllık bir tarihi eserin hangi kriterlerle restore edileceği, “aslına uygunluk” iddiası arkasına saklanarak beton elemanlarla donatılamayacağı, o eserin geçirdiği tarihi serüvenin tamamının dikkate alınması gerektiği, yani 1766 depreminin yol açtığı yıkımın izlerini yok etmenin anlamsızlığı, 1766 depremi sonrasında yapılan tamiratı da örtmemek gerektiği, caminin tarihi serüvenine saygı duyulmasının hem bilimsel hem de tarihi bir zorunluluk olduğu, biraz tarih, biraz arkeoloji, biraz sanat tarihi, bir parça mimarlık bilgisine sahip herkesin, başka bir kastı yoksa, üstünde ittifakla birleştiği konulardır.

 

Gerek dünyanın, UNESCO ile, tarihi mirasın korunması ve yaşatılması konusunda vardığı ortak değerler; gerek ülkemizin son elli yıldır bu konularda düşe-kalka da olsa aldığı yol, bu konunun başka türlü değerlendirilmemesi gerektiğini de açık bir şekilde herkese göstermektedir.

 

Hiçbir tarihi yapı, o yapının yüzyıllar içindeki serüveni yok kabul edilerek restore edilemez. Hiçbir tarihi yapı, birileri istiyor diye, beton donatılara teslim edilemez.

 

Valilik açıklaması yine de faydalı unsurlar içeriyor; çünkü, Yalova Valiliğinin bu konuda üstlendiği resmi sorumluluğu birinci elden ortaya koyuyor.

 

Ama, süslenip püslenerek anlatılan resmi prosedüre rağmen, bazı yeni soruları da gündeme getiriyor. Örneğin, 2004 yılı sonlarında hazırlanan projeyi Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun onayladığı ifadesi üzerinde durmak gerekir.

 

Yalova Valiliğinin daha önceki bir çalışmasını da eleştirmiş ve Çoban Kale’ye yol açılmasının yanlışlığını şikayet konusu yapıp, kamuoyunu da bilgilendirmiştik. O zaman da Valilik bir açıklama ile Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun onayı ile bu yolun projelendirildiğini ifade etmişti. Biz ise, bu açıklamaya karşı, söz konusu Kurulun olaydan haberdar olmadığını “Vali Yalan Söyler mi?” başlıklı bir yazımızla kamuoyu ile paylaşmış ve resmen yalan açıklamada bulunulmasını anlamakta zorluk çektiğimizi ifade etmiştik. Anlayacağınız, Yalova Valiliğinin açıklamalarını kuşku ile karşılamamızın evvelki bir takım olaylarla bağlantılı haklı nedenleri bulunmaktadır.

 

Bu sefer de, yaptığımız bazı görüşmeler ve incelemeler neticesinde, cevaplandırılmasını beklediğimiz sorular oluştu. 2004 yılında adı geçen Kurulda görev yapan arkeolog Prof. Dr. Selçuk MÜLAYİM, konuyu hatırladığını ama kendilerinin o Kurulda görev yaptığı süre içinde sunulmuş olan projede beton kolon ve kubbe bulunmadığını, bulunsa idi buna itiraz edeceğini, muhtemelen daha sonra bir proje tadilatı ile restorasyonun bu şekle sokulmuş olacağını ifade etmişlerdir.

 

Şimdi soruyoruz: Kurulun 2004 sonlarında verdiği onaydan sonra bir proje tadilatına gidilmiş midir? Proje tadilatı Kuruldan tekrar onay alınarak mı uygulamaya geçirilmiştir? Proje tadilatının gerekçeleri nelerdir? Bunların belgeleri açıklanacak mıdır?

 

Kubbe için depremsellik dikkate alınarak öngörülmediği ifade edilen yığma taş işçiliği, neden son cemaat mahallinin üstünün örtülmesi için uygun görülmüştür? 1766 depremi sonrası son cemaat mahallinin ahşap sundurma ile kapatıldığının izleri ortada dururken, uygulanan teknikle kapatılan son cemaat mahallinin yeni bir depreme dayanacağının garantisi nedir?

 

Yazımızda da ifade ettiğimiz, Camimizin zemin yönünden muhakkak bir şekilde dikkate alınması ve modern tekniklerle zemin güçlendirilmesi yapılması gerekliliği neden gündeme getirilmemiştir?

 

Beton kolonların bir depremde camiye deprem salınımlarının oluşturacağı çekiçleme ile zarar verme ihtimali var mıdır, yok mudur? Konu bu yönüyle etüt edilmiş, hesaplanmış ve incelenmiş midir?

 

Caminin aslı hakkında tam olarak nerden bilgi sahibisiniz ve aslına uygun restorasyon yapıldığını hangi kanıtlarla ileri sürüyorsunuz? Kubbenin aslında nasıl olduğunu, yüksekliğini nereden biliyorsunuz? Elinizde, 1766 depremi öncesiyle ilgili, aslını gösteren herhangi bir çizim, bir plan var mıdır? Yoksa, hayallerinize mi güvenerek aslı buydu dediniz? Bu çerçevede, Hersekzade Ahmed Paşa’nın Keşan’da yaptırmış olduğu camiyi biliyor musunuz ve incelediniz mi? Paşa’nın vakfiyesi ile ilgili mevcut yayınlanmış bilgileri bu restorasyon çalışması öncesinde gören, araştıran oldu mu? Bilgi olmadan, neye istinaden “bu, böyledir” diyorsunuz?

 

Daha da önemlisi: Camimizin 18. yüzyılda yaşadığı deprem ve bu depremin sonucu yapılan ve tarihe mal olmuş tamiratını yok kabul etmek, tarihe saygısızlık değil midir? Bu, hangi ethik kurallarla açıklanabilir?

 

Resmi açıklamanın sonundaki, yukarıda alıntısını sunduğum, ifade ile bizi bir nevi cahillik ve kötü niyetli olmakla itham etme yetkiniz var mı? Restorasyon gibi çok önemli bir konuda, arkeoloji, tarih, sanat tarihi, jeoloji, mimarlık ve benzeri başkaca farklı disiplinlerin söz sahibi olduğunun farkında mısınız? UNESCO’nun geliştirdiği evrensel kriterlerden haberiniz var mı? Türk bilim ve kültür insanlarının, üniversitelerin ilgili bölümlerinin, Mimarlar Odası, ÇEKÜL Vakfı ve benzeri konunun uzmanı sivil toplum kuruluşlarının bu konuda yıllardır ortaya koydukları tez ve eleştirilerden haberdar mısınız? Benzer yapılara beton elemanların sokulmaması gerektiği konusunda sayısız makale, kitap, rapor ve açıklama ortada iken, siz hangi kriterleri esas alarak beton kubbe ve kolon kullanılmasına cevaz veriyorsunuz?

 

500 yıllık taş işçiliğinin örnek bir eseri, betonla sıvanır ve kapatılır mı? Betonun görülmeyeceği gibi son derece komik bir sav, yapılan yanlışlığı örter mi? 18. yüzyılda yaşanmış depremin verdiği zararı tamiratla giderenlere, en az bu eseri vakfeden kişiye duyulması gereken saygı ve hürmet kadar, hürmet göstermek ve eserin tarihi serüvenini unutturmamak gerektiğini nasıl hafife alır ve atlayabilirsiniz?

 

1960’larda yapılan restorasyon çalışması ile ilgili dosya incelenmiş midir? İncelenmemişse, neden?

 

Camimizin yıkılan minaresinin molozları ile ilgili olarak ne işlem yapıldı? Kurul onayına sunuldu mu? Yoksa, önemsiz mi addedildi?

 

Bu soruların cevabı, çoğu önceki yazımda da dile getirilmiş olmasına rağmen, hala beklemektedir.

 

Kötü niyet, bir işi eleştirenlerde değil, eleştiriyi elinin tersiyle itip, yaptığının doğruluğunda inat edenlerde aranır. Muktedir olan sizsiniz ve doyurucu açıklama yapması, belgeleri saklamadan kamuoyuna sunması, kamuoyunu tatmin edecek açıklamalarda bulunması, işin doğru yapılıp yapılmadığını araştırmak zor olmadığı halde tepkileri suçlama ile karşılama yerine tarafsız akademisyenlere danışması gereken de sizsiniz.

 

Tarihi yapılara karşı, Çoban Kale’ye yol açma örneğinde olduğu gibi, bu sefer de tarihe karşı saygısızca, “ben yaptım, oldu” kolaylığı ile yaklaşan Yalova Valiliği, milletin hatta tüm insanlığın malı olan yüzlerce yıllık eserlere iyilik değil, ömürlerini kısaltacak kötülükler yapmaktadır. Ve, kötü niyet aranacaksa bu da Valiliğin aymaz, uslanmaz, bilgisiz ve tarihe saygısız yaklaşımında aranmalıdır. 

 

Eski bir söz vardır, hatırlatırım: Zırva, tevil götürmez!..   

 

Arif Ekim

5 Mart 2008



Hersek'te Yanlış İşler Yapılıyor -Arif Ekim-


Tarihi adıyla Dil İskelesi, İstanbul’u İznik ve Konya üzerinden Bağdat’a bağlayan, bu nedenle de Bağdat Yolu olarak adlandırılan, askeri, ticari ve Hac kervanlarının da geçmesi nedeniyle Hac Yolu diye de adlandırılan güzergahın geçtiği yer üzerinde bulunan bir köprü başıdır. Kadıköy’den başlayan bu yol, şimdiki Bağdat Caddesi güzergahından Gebze’ye ve oradan da eski adıyla Dil Önü İskelesi denilen (şimdiki Dil Ovası İskelesi) yere ulaşıyor, buradan teknelerle İzmit Körfezi en dar noktasından aşılarak, söz konusu ettiğimiz yere ulaşıyordu. Bu yol binlerce yıldır kullanılan bir yoldur.



Tehlikeli Sular! -Arif Ekim-


Türkiye, yönetenlerin bilinçli tercihi veya basiretsizliği ile, Atlantik ötesinde tehlikeli sularda yüzmeye, yüzdürülmeye çalışılıyor. ABD’ni Atlantik ötesinde arayan, daha da garibi ülkenin sorunlarına ABD’den derman bulacağını sananlar, burnumuzun dibinde Irak’ta, Karadeniz’de yaşanan gelişmelere dikkat etseler, fazladan ulusal basına da yansıyan Türkiye’yi bölmeye yönelik gizleme gereği bile duyulmayan niyetlerini kavrasalar, ABD ile kuşatılmış olduğumuz gerçeğini, yani ABD’nin üç cihette de kapı komşumuz olduğunu idrak edecekler.



Nazım Hikmet'i Tanıyor muyuz? -Arif Ekim-


Eminim ki, bu başlığı okuyunca insanımız hemen şu iki cevaptan birisini verecektir: “Tanımaz mıyız, komünist, vatan haini”; yada “tanırız tabii, büyük Türk şairi”! Komünist olduğuna şüphe yok. Vatan hainliği suçlamasına ise en güzel cevabı, 1962 yılı Temmuz ayında Ankara’da yayınlanan bir gazetenin manşetten “Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor” başlıklı haber yazısı üzerine kaleme aldığı şiiri ile, yine kendisi vermiş:



Dede, Torun ve Amerikalılar -Arif Ekim-


Yıl: 1967. Yaz tatili yeni başlamış. Sıcak bir haziran günü. Öğle saati yaklaşmış. Yaz tatili için Yalova’ya gelen kuzenim ve can arkadaşım Timur’u (Utku) bulup, günü beraber geçirmek için dedemlere uğradım. Dedemlerin evi Cumhuriyet Caddesi üzerinde. Dedem de, Timur’la birlikte çocuklarla sohbet ediyor. Sohbete katıldım. Dedemin (Rasim Koçal) çok sevdiği bir konuda, İstiklal Savaşı anıları üzerindeydi sohbet. İlgiyle oturdum karşısına, tam da pencere kenarına. Pencerenin bir tarafında dedem duruyordu ve öteki taraftaki divanın üstünde de bizler sıralanmıştık.


 

Arif Ekim


Yazar. Halen Hür Parti Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürütmektedir.


 Umumi Siyaset



 


 


 Türkçülük



 


 


 Kitap


The image “http://dukkan.dharma.com.tr/img/books/t/975-333-058-8.jpg” cannot be displayed, because it contains errors.


 


 


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar