|
Tanık
-Mustafa Cemil Kılıç-
Soğuk bir düş gördüm
Kanım dondu gözlerini görünce
Bağrına saplanan hançerdeki el kimin
kardeşim ?
Kim vurdu seni haince
Ah Ötüken yurdunun yitik çocuğu
Gırtlağından konuşan ve böğüren
Cellatlar ordusu çiğnerken
şehirlerimizi
Ülgenimiz tutsak mı düşmüştü
Kuteybe’ye !
|
O'ndan
Haber Ver Bana
-Muharrem Kılıç-
Kıl ve tüy, herkeste var.
Kol ve bacak, herkeste.
Şehvet, her canlıda var.
Yaşayan her nefiste.
Eğer, bir cevher varsa ,
Bunların ötesinde.
|
Ulu
Tanrım
-Muharrem Kılıç-
Ulu Tanrım,
Rahmetini Bolca ver.
Esirgeyip,
Bizi zorda bırakma.
|
Mutluluk
-Muharrem Kılıç-
MUTLULUK, emek,
MUTLULUK, sevmek,
MUTLULUK, sen demek.
MUTLULUK, annenin şefkat dolu
okşayışındadır.
MUTLULUK, babanın merhamet ve sevgi dolu
bakışındadır.
MUTLULUK, çocuğun beklentisiz gülüşündedir.
MUTLULUK, sevgilinin titreyen eliyle
dokunuşundadır.
|
Dostum,
"Demir Çarık" Kara Tren
-Muharrem Kılıç-
İyi ki demirden yazmışlar adın,
Yoksa seni de inkar ederler bil ki.
Bu sözüm duyup da üzülme sakın,
İlk inkar edilen sen değilsin ki.
Senin yolun dümdüz, yolum gibidir.
Çilelerin benim halim gibidir.
Yolların benim sevdalım gibidir.
Ölmeden bizden nasıl ayrılırsın ki?
|
"Gölgedekinin
Gölgesi Olmaz"
-Muharrem Kılıç-
Ulular ne güzel söylemişler;
“Gölgedekinin gölgesi olmaz” demişler.
Sen “sen” ol.
Herkesteki cevher sende de var.
Bir şeyler bekleyerek, birilerinin,
Gölgesine sığınmaya çalışma.
Bu dünyada her şeyi Tanrı yapar.
Ama kimileri Tanrıya,
Kimileri de bilmeden nefsine tapar.
|
Antik
Acı
-Ergin
Çiftçi-
Yüzünde kara
bulutlarda geçip gittin
Kırgındın belli ki hatalarıma. Zamanla
Daha da acıyordu antik yaraların. Bense
Antik acılar toplayan bir antikacı gibi. Beni
Bağışla dedim bağışla beni. Ama nedense
Kırgınlığını ayrımsamış olmam bile sevindiriciydi senin için
|
Özgürlük
ve Kahramanlık Şairi: Ahmet Cevat
-Fuat Uçar-
“Susmaram” Ahmet
Cevat’ın yakın arkadaşını hapishane ziyaretine gittiğinde ezberlettiği bir
şiirdir. Bu şekilde olmasının nedeni; yazılı metin olarak elde tutulması ve
yakalanması ölüme neden olacak kadar büyük bir suçtur. Ahmet Cevat’ta
arkadaşının bu cezaya çarptırılmasını istemediği için arkadaşına; “Ağaçlara
bakarım, ben söyleyeyim, sen dinle, ama bunu ezberle, bugünler gelip
geçecek, güzel günler, hürriyet dolu günler geldiğinde bunu yazmaya döker,
oğluma ulaştırırsın ve yayınlatarak milletime hediye edersin” der. Bu
şekilde ezberleterek şiir bugünlere ulaşır.
|
Turkuaz
-Emine Yavuz-
Kasırgayla boğuşma iklimlerinde çılgın bir tufanla tutuşup
Karanlıkları yakıyordun Turkuaz.
Mor dudaklı ölümlere karşı seni işittim.
Adını yazdım duvağıma. Seninle kuşandım.
Dolup taştım.
Uzun yeleli bir kısrak üzerinde geçip gittin... Su ellerimde donar,
yüreğimde kaynardı.
Rüzgârın parmak uçlarında takılı anlatı hậlậ uğultulu... Döndüğün güzel bir
ilkyaz sabahında neden ağlıyordun Turkuaz!.. neden... Mor dudaklı ölümlere
karşı seni işitmenin sevinciyle dolup taşarken ben.
|
Arapça
-Ergin
Çiftçi-
Beyaz bir örtüydü
Gözlerimin
kilidi
Açtırmadı
ağzımı
Çenemdeki
bağ
Ve
göğsümdeki bıçak
Sabaha dek
ezdi beni
|
Barselona
-Ergin
Çiftçi-
Sen orada
yoktun.
Bakıyordu ölüler
camlarından. Onlara inat
Seni bir İspanyol
güzelinde seviyordum. Sen yoktun
Sana inat bir Katalan
güzelinde seviyordum seni.
Flamenko göğsünde
eriyen. Ten
Sıvılaşıyordu.
Gökyüzünün altında ezilen kent.
|
Siyah
Kere Mavi
-Ergin
Çiftçi-
Onun kentindeydim. O uzak martı seslerinin
duyulmazlığını
Ve
çığlıklarını denizinin. Bir Protestan ayin gibi kutsayan
Bütün
uygarlıkların çıkmaz sokaklarında kaybolduğu. Ruhların
Yapışkan
denizanalarına döndüğü kulelerinde. Boğulduğu
Genç
veliahtların beyaz tende. Vururken
Göğsünde
yumruğunun yarısı kadar bir yürek.
|
Bir
Sarkaçtır Yaşam...
-Aydoğan Kekevi-
Bir sarkaçtır yaşam, başlar doğumla
gider gelir doğumla ölüm arasında;
bir yanda gençlik bir yanda gelecek,
bir yanda varsıllık, bir yanda yoksulluk;
bir(az) ilâhi komedya ,
bir(az) dramın ilâhisi;
ışıkla karanlık iç içeri;
bir yanda ağarırken tanyeri
bir yanda batar evrenin güneşleri.
|
Nazım Hikmet'i Tanıyor muyuz? -Arif Ekim-
Eminim ki, bu başlığı okuyunca insanımız hemen şu iki cevaptan birisini verecektir: “Tanımaz mıyız, komünist, vatan haini”; yada “tanırız tabii, büyük Türk şairi”! Komünist olduğuna şüphe yok. Vatan hainliği suçlamasına ise en güzel cevabı, 1962 yılı Temmuz ayında Ankara’da yayınlanan bir gazetenin manşetten “Nazım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor” başlıklı haber yazısı üzerine kaleme aldığı şiiri ile, yine kendisi vermiş:
|
Biz Ayrı Dünyaların İnsanlarıyız -Nimetullah Sucu-
Biz ayrı dünyaların insanlarıyız, Sen kuş tüyü yataklarda avutursun kendini, Ben taş sedirlerde sınarım bedenimi, Sen serin sulara bırakırsın yüreğini, Ben Kerbela’da kanla yıkarım ellerimi.
|
Dün Gece Gazi'yi Rüyamda Gördüm -Mustafa Kayabek-
Dün gece Gazi'yi rüyamda gördüm Gün ağardı, hayalin camda gördüm Kirpikleri yaşlı, bakışı gamlı Başı Dumlupınar gibi dumanlı Geçit vermez dağlara eriyordu Şahadet parmağı Kocatepe'de Kerkük Türklüğü bir karış ötede Gazi'ye el edip, gel gel diyordu Şahadet parmağı Kocatepe'de Işıkları sönük Kerkük akşamlı Gecelere ışık verircesine Babagurgurum'u gösteriyordu
|
Kendime Öğüt -Muharrem Kılıç-
İlk önce sen seni bil, Budunu bil, Hanı bil. "İnsan" ol, "insan"ı bil, Çalmaya sazın olsun. Ah işitme, dokunup, Yılma sakın, çekinip. Bin yıl sonra okunup, Sevilen yazın olsun.
|
Uyandır Bizi -Muharrem Kılıç-
Ulu Tanrım, Yüce Tanrım, Hakk Tanrım! Yücelerden yücesin sen, Gök Tanrım.
|
Türk Şafağı Ağarırken -Muharrem Kılıç-
Tanrı tek, Tanrı tek, Tanrı tek. Üç kıtayı at sırtında dolaştık, Yeryüzünün en ücra, Köşelerine ulaştık. Gittiğimiz her yerde, İnsanoğluna baştık. “Tanrı tek” diyerek.
|
Türk'üz Biz -Muharrem Kılıç-
Geldi Cebrail Adem’e söyledi Hak buyurdıgın ıyan eyledi Cebrail didi çıkgıl uçmakdan Adem Tanrı’nın buyrugı budur işte bu dem Niçe ki söyledi hergiz gitmedi Cebrail’ün sözini işitmedi Türk dilin Tanrı buyurdı Cebrail Türk dilince söylegil dur git digil Türk dilince Cebrail “hey dur” didi “Durı gel uçmağın terkin ur” didi”
|
Irak'ı Bize Irag Ettiler -Şerahil Laçın-
Orası doğmadır orası vatan Yok mudur Bağdadın dadına çatan Utan insan oğlu,halinden utan, Ne bu insanlığın mayasında şer Irak'ı bizlere irag ettiler
|
Güntürk'ün Destanı -Nimetullah Sucu-
Kara kışta ak saçlı doğmuştu ama, Yordular hayra, sordular Kam'a, Umur görmüş ihtiyar bile yaşınca, Çocuklaştı birden, tuhaflaşınca. Dedi:'Bu ne biçim bir keramettir? Bebek olmak demek, pür zarafettir, Atın da bunu, aç kurtlar yesin, Soyunuza sopunuza şeytan girmesin! '
|
Eylülde Bir Demirci Ustası -Nimetullah Sucu-
Bir Eylül sabahıydı, her gününkinden farklı, Kimine göre sıradan, kimince bir adam, aykırı Yürüyordu kaldırımlarında çölümsü bir kentin, Toz olup arkasında, toz gibi ardı sıra, Savrulup da bir türlü, birleşemeyen eller, Otuz üçlük, kara Oltu taşı bir tespih çekiyordu, Savrulup da bir türlü, birleşemeyen eller, Kelepçede bir araya geliyordu,
|
Bir Serüvenin Tanımı -Afşar Timuçin-
Hiçbir zaman yenilmedi geceye Sevincim de inancım da Doğru diye bildiğim güzellikler Hiçbir gün kendisinden uzak Bir şeye değişmedi
|
Para Destanı -Şamani-
İman tekelcisi hep rol yapıyor Diller yalan,nabız senle atıyor Taraftarın günden güne artıyor İnsanları nasıl ayarttın, para. İnmisin,cinmisin söyle, sen kimsin Cadı mı ,şeytan mı,cin midir cinsin Bence dinler üstü oluşmuş dinsin Cindarına baş mı bağlattın para.
|
Karabağ Gitti, Baba -Şerahil Laçın-
‘’Beni yutsun kara toprak Karabağ gitse eğer’’ Seni yuttu kara toprak, Karabağ gitti, Baba Gafleti-rüyada halk, İsrafilin suru gerek, Sabri bol, insafı bol, millet öyle yattı , Baba Celallerin celali ömre ömür kattı , fakat Karabağ dertlilerin ömrü sona yetti , Baba Başsızı başa çeken başsızların başına taş Aslı müphem, nesli mübhem, zatı yezitti Baba
|
İsyanlı Sükut -Abdurrahim Karakoç-
Gitmişti makama arzuhal için Beyy dedi yutkundu eğdi başını Bir azar yedi ki oldu o biçim Şeyy dedi yutkundu eğdi başını
|
Yucalardan Yuca Gördüm -Kaygusuz Abdal-
Yucalardan yuca gördüm Erbabsın sen koca Tanrı Alem okur kelam ile Sen okursun hece Tanrı
|
Tanrı'ya -Şamani-
Ey Tanrı! Türklüğe layık gördüğün Yazgına, hükmüne itirazım var. Aldıkların belli nedir verdiğin Kabul buyurursan birkaç arzım var.
|
El Ne Bilir? -Muharrem Kılıç-
El ne bilir, garip anam, El ne bilir? El ne anlar halımdan? El, altın kaplama saat takınır, Benim paslı kelepçem, Eksik olmaz kolumdan. El, fikrini bir günde Kırk kalıba uydurur.
|
Bu mudur? -Şamani-
Ey Gök Tanrı hele bir sor dününe Aktöreyi yaşayan halk bu mudur İlimize obamıza sinen ne Gök tuğları taşıyan hal bu mudur.
|
Benim İnsanım -Sırrı Çınar-
Bu benim insanım, Yaşadığı yeri anlatır, yüzündeki çizgiler, Güneşte parlar, soğukta gerilir, Çatık kaşlarına bakma öyle, Gönlündeki sevgiye siperdir.
|
Şair Duyarlılığı -Afşar Timuçin-
Hiçbir sanat yoktur ki sanatçı için özel bir duyarlılık, özel bir seziş, özel bir bakış biçimi gerektirmesin. Bunun bir başka anlamı şiir yazabilmek için şair olmanın, resim yapabilmek için ressam olmanın, tiyatro yapabilmek için tiyatrocu olmanın bir zorunluluk olduğudur, insanlar genelde sanatçıyı sanat yapmakta üst yetenekleri gelişmiş olan insan diye düşünmezler, doğuştan ya da başka bir yerden özel yetenekleri olan (özel yetenekleri zaten varolan) insan diye düşünürler.
|
Âtiyi Karanlık Görerek Azmi Bırakmak... -Mehmet Akif Ersoy-
Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak... Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak. Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle. İmânı olan kimse gebermez bu ölümle: Ey dipdiri meyyit, "İki el bir baş içindir." Davransana... Eller de senin, baş da senindir!
|
Bir Serüvenin Tanımı -Afşar Timuçin-
Hiçbir zaman yenilmedi geceye Sevincim de inancım da Doğru diye bildiğim güzellikler Hiçbir gün kendisinden uzak Bir şeye değişmedi
|
Genişleyen Halkalar -Rainer Maria Rilke-
Hayatımı genişleyen halkalar içre yaşarım ben Nesneler içre birim birim Sonuncuyu belki, yaşamak gelmez içimden Fakat denemek isterim
|
Kozgal Halkım -Çolpan-
Halk dengizdir, halk tolkundur(dalga), halk güçtür Halk isyandır, halk alevdir, halk öçdür Halk kozgalsa (ayaklansa) küç yoktur kim tohtatsın (durdursun) Kuvvet yok kim halk isteğin yok etsin
|
Ben Dünyayı Al'Osman'ın Sanırdım -Dadaloğlu-
Okuttuğun tutmaz oldu alimler Kalktı da kitaplar arttı zulümler Terlemeden mal kazanan zalimler Can verirken soluması zor imiş
|
Türkmen Oğlu -Dadaloğlu-
Bindiğin at Aşkar mıdır, ya Düldül İrengi bozadır der Türkmen Oğlu Eyerlen kır atı mahzun kalmasın Biner dövüşürüm der Türkmen Oğlu
|
Gine Kurd-Oğlu Kurd Olur -Köroğlu-
Lekenin yurdu yurd olmaz Yiğidin sözü derd olmaz Çakal-eniği kurd olmaz Gine kurd-oğlu kurd olur
|
Boz Ġurd -Rüstem Behrudi-
Şair yuhusunda(1) gül-çiçek görer, (2) Yéner(3) yuhusuna göyden melekler. Yuhumda ne gördüm?! Onun elinden, Ne çektim... İlahi! Bilmeyecekler.
| | -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- ------ ------ -- | |
| | Şiir Hakkında
Türk Dirlik
.................... ....... ....... . ............... ......... ........ ..... . ................ .......... .......... ............. ............ ........... .......... ........... .................. ...................... .............. Türk Dirlik
|
| 
Kurt koyuna, pars geyiğe, Kartal tavşana, şahin kekliğe zarar vermedi. İlini düzenleyip, düşmanalrını bozup, Padişahları kırıp... Türkmenlerin Şeceresi Ebülgazi Bahadır Han
| 
| Halk Şiiri |

| 
Yolcu! -Hasan Hüseyin-
Görüyorum ki, bir an önce varmak istiyorsun oraya. Gerginsin, kıpır kıpırsın, soluk soluğasın, yay gibisin ey yolcu! Coşkunluğun ne güzel, gerilimin ne güzel, öfken ne güzel! Sana selam, sana saygı, ey yolcu!
|

| Sehend
Hakkın hakikatin bağçası her vah, İnsanla gül açır, insanla solur. En büyük hakikat insandır ancah, İnsansız hakikat olsa, kör olur. Bulud Karaçorlu Sehend
|
| 
| Dünyaya Vurulan Yumruk |

| 
Dost -Enver Gökçe-
Biz olmasak üzüm göz, kömür göz, ela göz; Biz olmasak göz ile kaş, öpücük, nar içi dudak; Biz olmasak ray, dönen tekerlek, yıkanan buğday, Ayın onbeşi; Biz olmasak Taşova'nın tütünü, Kütahya'nın çinisi, Yani bizsiz Anne dizi, kardeş dizi, yar dizi Güzel değildir.
|

| Hak-Adalet Divanı'na Çağrı -Rüstem Behrudi-
Yol gelirem;- Yol gelirem min illerin O başından bu başına, Bu yollarda neçe kere .............................düşüb çıhdım Milletlerin men "menem"lik .............................savaşına.
|
| 
| Şiir Hakkında |

| Şair Duyarlılığı -Afşar Timuçin-
Hiçbir sanat yoktur ki sanatçı için özel bir duyarlılık, özel bir seziş, özel bir bakış biçimi gerektirmesin. Bunun bir başka anlamı şiir yazabilmek için şair olmanın, resim yapabilmek için ressam olmanın, tiyatro yapabilmek için tiyatrocu olmanın bir zorunluluk olduğudur, insanlar genelde sanatçıyı sanat yapmakta üst yetenekleri gelişmiş olan insan diye düşünmezler, doğuştan ya da başka bir yerden özel yetenekleri olan (özel yetenekleri zaten varolan) insan diye düşünürler.
|
| 
Mirza Elekber Sabir Hophopname |
|