Yazar | 
Nimetullah Sucu |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | |  | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni | | |
| 
Eylülde Bir Demirci Ustası
-Nimetullah Sucu-
Bir Eylül sabahıydı, her gününkinden farklı, Kimine göre sıradan, kimince bir adam, aykırı Yürüyordu kaldırımlarında çölümsü bir kentin, Toz olup arkasında, toz gibi ardı sıra, Savrulup da bir türlü, birleşemeyen eller, Otuz üçlük, kara Oltu taşı bir tespih çekiyordu, Savrulup da bir türlü, birleşemeyen eller, Kelepçede bir araya geliyordu, Artık, can canaydı hep özlenenler, Celal, ışık gibi girdi kara zindana Ve gölgesi “delil” diye düştü kaydına, Anası kayıtsızdı, gelir diye düşündü, Seccadesini topladı, yer yatağını yaptı, Oğlunun resmine gülerek baktı,
Şafağın kızıllığı damarlarında dolaşırken, Kan beynine sıçradı, yerinden kalktı, Sonra bir su içti, rahatladı, Ne de olsa gördüğü, Korkulu bir rüyaydı, Radyoda günün ilk haberleri çınlarken, Yaşlı kadın anladı, ne o gün sıradan bir gündü, Ne de Celal bohem gençlerin yaşamına öykündü, Üzgündü, dardaydı, belki boynu büküktü, Duvardaki resmi bile, bugün başka göründü, Aslına bakarsanız, başı dimdik, gözü pekti, Dört duvarın arasına sıkışmış bir yürekti, Nabzını tutuyordu tarihin, avuçlarında, Kanlı bir mendil duruyordu pabuçlarında, Yer yatağı yoktu, yerdi zati yatağı, Seccadesi yerle bir, soğuk beton arası, Yırtılmıştı ruhunun ütopik haritası, Sınırları, içinde büyüyen bir Asya’ydı, Parçalanmış kalbinde, kaç memleket saydı, Önce Düşanbe’ydi, sonra Bişkek ve Musul, Kardeş kentlerin içinde yürüdü usul usul, Elektriği yoktu çoğunun, aldığıyla aydınlattı, Her yan ışıl ışıldı, Celal suyu kapattı, Orhun’un kaynağını, Ceyhun’a akıttı, Kaynaştı Hunlar, rüya değildi bunlar, Dirildi Kürşad’lar, Yamtarlar, Motunlar, Kesildi Ötüken ormanından odunlar, Doldurdu cehennemini zangoçların, Burası kıyam meydanı, savaşlar burda başlar, Burada ayrılır, burada gövdeden, onursuz başlar, Savrulup da bir türlü birleşemeyen el’ler, Tutuşturduğumuz cehennemde birleşirler, Kelepçeler erir bu kez, hür bir zamanda,
Zebanileri Hakça olan bir dünyada, Hakkını bulur herkes haktan yana, Celal baktı sağa sola, yan yana, Savrulup da bir türlü birleşemeyen eller, Tutuştuğumuz cehennemde birleşmişler, Avuçları arasında demir parmaklık, Erimeliydi ataların dağı erittiği gibi, Eylül’de bir demirci ustası, Zulmün tavında, demir gibi dövüldü, Bedeni değişti belki ama, Zamana göre şekil almadı ruhu, Uyandırdı taş sedirinden Nuh’u, Yafes’in oğlu Turan’ı içinde buldu, Bu kez içinden taştı sınırlar sel gibi, Maşrık’tan başlayıp, kuşattı Mağrib’i, İçerde bıraktı Celal, kaç Regaibi, Sonunda kandil gibi eridi, çürüdü, Eylül’de bir demirci ustası, Zulmün tavında, demir gibi dövüldü. Nimetullah Sucu Araştırma Görevlisi, A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi, Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Anabilim Dalı 17 Temmuz 2007
|
Terörizm ve Terörizmin Yeni Paradigmaları -Nimetullah Sucu ve -Hakan Topateş-
Bugün, gözlerimizin önünde cereyan eden sosyal meseleleri salt kamu güvenliği üzerinden açıklamaya çalışırsak, kimilerinin güvenlik tehdidi yüzünden özgürlüğünden, canından, malından ödün vermek zorunda kaldığı bir ortamda, kimilerinin de tersi biçimde yüceltilen kamu güvenliği kavramı üzerinden astronomik rantlar elde ettiği bir durumu anlamakta güçlük çekeriz. Aslında bu düşünüş biçimi, bize dayatılan bireyci düşünüşün ürünüdür. Zira ihtiyaçlar hiyerarşisi içerisinde güvenliğin baş sıraya oturtulduğu bir dünyada, artık herkes kendi bireysel güvenliğini düşünür hale geliyor. Birileri de bu güvenlik açlığını gidermek amacıyla kamu güvenliği çığırtkanlığıyla sosyal güvenliği hiçe sayacak uygulamalarda bulunabiliyor.
|
Küreselleşmenin Çatı İdeolojisi: Kameralizm -Nimetullah Sucu-
Bugün küresel sömürü düzeni içerisinde dünyanın gelişmekte olan ülkeleri kapitalizmle feodalizm, ekonomik cemaatle siyasal ulus olmak arasında gel gitler içinde devinirken, bu küresel sömürünün temsilcisi olan Amerika neo-merkantil politikalar merkezinde kendini bir merkez konumuna oturtarak çevre ülkeleri çevrimsel hareket doğrultusunda kontrol altında tutmaktadır. Bu kontrol mekanizmasının bir sonucu olarak da bugün yerküre ekonomik bir çerçeve içerisine hapsedilerek onun bütün varlığı pazarın hizmetine koşulmaya çalışılmaktadır. İşte bu yeni dünya evinin içerisinde kurulan sömürü ilişkileri ve sınıfsal çatışmaları saklayacak bir mekanizma olarak kameralizm bir çatı ideolojisi olarak kurulmaktadır.
|
12 Eylül'ün İkinci Suru ve Direnişe Davet -Nimetullah Sucu-
Bugün ülkemizde cereyan eden hadiseleri sağlıklı bir şekilde irdeleyebilmek için 12 Eylül 1980’le birlikte ortaya çıkan gelişmelere dikkat çekmeliyiz. Bir kere, 12 Eylül İhtilali bir yönüyle Amerika’nın Sovyetler karşısında yeşil kuşak oluşturma arayışının bir neticesi olarak meydana gelmiştir. Bu arayışın neticesinde ilk olarak ılımlı İslam anlayışı hâkim kılınmaya çalışılmıştır. Ancak, sanıldığının aksine Amerika’nın bölgedeki çıkarları sadece İslam’ın ılımlılaştırılmasıyla korunmuyordu. Aynı zamanda milliyetçiliğin de pazar ideolojisine eklemlenerek ılımlılaştırılması yeni dünya düzeninin sorunsuz bir şekilde işletilmesi için olmazsa olmaz bir husustu.
|
| | 
Nimetullah Sucu
1979 yılının Ocak ayında Adıyaman ilinin Besni ilçesinde doğdu. Lisans öğrenimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü'nde tamamladı. Yüksek Lisans öğrenimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Anabilim Dalı'nda tamamladı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Anabilim Dalı'nda doktora öğrenimine devam etmektedir.
|
|
| 
| Milliyetçilik |

| Biyo-Psişik Milliyetçilik
Biyo-psişik milliyetçilik, toplumsal ve tarihsel üretim noktasında sıfıra tekabül eden ve insanın sahip olması bakımından üzerinde hiçbir iradi etkisi söz konusu olmayan özelliklerine atıfta bulunarak, ırk, kafatası, deri rengi gibi somut dışsal özellikler üzerinden insan varlığının bir ya da birkaç parçasını en değerli mülk ve değişmez bir değer kılan ilkel türde bir milliyetçilik ideolojisidir.
|
| 
| Siyaset |

| Milletin Oluşumu
Bir milletin oluşması için ortak bir toplumsal ve tarihsel üretimin söz konusu olması gerekir. Bu anlamda, günümüzde etnik aidiyet bakımından ayrı toplulukların kendilerine millet payesi biçilmesiyle millet olma yolundaki gayretleri hem bir empozenin ürünüdür hem de beyhude bir çabadır. Milletleri organizmacı bir yaklaşımla ele alıp, etnik aidiyetleri onların küçük çocukları olarak görmek ve büyüdüklerinde millet olabilecekleri yolundaki düşünüş tarzı teorik ve pratik temelde asılsızdır.
|
| 
| Kavram |

| Türk Milliyetçiliği
Bizim milliyetçilik anlayışımız batıdan mülhem şekilde gökten zembille indiği düşünülen bir ırkın soy kavgası ve aynileştirme çabası değil, tarihsel ve toplumsal üretim ilişkileri içerisinde üretilen ortak değerler manzumesini işleyerek oluşturduğumuz bir millet kompozisyonunu (satırları uzayıp değişen, başlığı hiç değişmeyen) sürdürme misyonudur. Türk milleti empoze biçiminde değil, kompoze şeklinde bu ülkede yaşayan insanların ortak çabasıyla vücuda getirilmiş bir sosyal özgünlüğü ifade eder.
|
|  | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |  | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |
|
|