Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

17 Ekim 2006

Çolpan

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Türk Şiiri


Dostum, "Demir Çarık" Kara Tren


-Muharrem Kılıç-


İyi ki demirden yazmışlar adın,

Yoksa seni de inkar ederler bil ki.

Bu sözüm duyup da üzülme sakın,

İlk inkar edilen sen değilsin ki.

 

Senin yolun dümdüz, yolum gibidir.

Çilelerin benim halim gibidir.

Yolların benim sevdalım gibidir.

Ölmeden bizden nasıl ayrılırsın ki?

 

Gurbetlerde hüzün, sılaya hasret,

Çekeriz, çeksek de daima zahmet.

Her yolun sonunda bir dolu rahmet,

Bu yoldan nasıl geri kalırsın ki?

 

Bir deli sevdayla yanar başımız.

Yüreğimiz külhan, kor ataşımız.

Sür atını gidelim, gelmez eşimiz.

Sen benim sevdamı ne bilirsin ki?

 

Sen benden şanslısın ey yaşlı tren.

Sılaya koşturan telaşlı tren.

Yüreği ben gibi ataşlı tren.

Bilmem, bize ne zaman gelirsin ki?

 

Kızdıkça dumanın göğe salarsın,

Dere, tepe, kar, fırtına dalarsın,

Göğsünü rüzgara verir ağlarsın,

Geçer bu demlerin, durulursun ki!

 

Menzilden menzile koşan handın sen.

Menzilleri yutan küheylandın sen.

Bir aşkın közüyle daim yandın sen.

Sevdan nedir, kimden sorulursun ki?

 

Hınca hınç, cepheye asker taşırdın.

Bunalan cepheye sen ulaşırdın.

Zaferi sırtlayıp dağlar aşırdın,

Acaba ne zaman yorulursun ki?

 

Ben; etten, kemikten, sen; demir, çelik,

Bakıyorum ikimiz de eskidik.

Ömür ne kısaymış, bre kardeşlik,

Doğru söz bu! Niye darılırsın ki?

 

Benim ayağımda deri çarıklar,

Senin ayağında “demir çarık” var.

Gönlümüzde derin derin yarıklar,

“Dost” diye kimlere sarılırsın ki?

 

Varsın sevdiceğin sevmesin seni!

Varsın övdüklerin övmesin seni.

İsterse yurduna koymasın seni!

Fanilere niçin kırılırsın ki?

 

Uzat elini de kaçıp gidelim.

Bulutlar üstünden uçup gidelim.

Sessizce dünyadan geçip gidelim.

Dünyaya ne diye kurulursun ki?

 

Birfani’yim, anılmaya yok gaylem,

Sevdam yeter bana, aşktır nevalem.

Hatırlasın diye seni el alem,

Şöylece meydana kurulursun ki!

 

Muharrem Kılıç

İstanbul, 17 Ekim 2006


[1] Orhun kitabeleri, Kültigin anıtı, doğu yüzü



Sevgi İklimi -Muharrem Kılıç-


Bizim coğrafyamızda meydana gelecek yaygın bir çatışma, en büyük zararı Türk milletine verecektir. Binlerce yıldır et ve tırnak gibi beraber olduğumuz, aslen Türk olan-olmayan, Müslim-gayrı Müslim bütün unsurlar Türk milletine ve onun devletine emanettir. Yönetimde olanların bunu hiçbir zaman unutmamaları gerekir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin başlangıç tarihi 1923 olmadığı gibi, sorumlu olduğu sınırları da bugünkü sınırları değildir. Mevcut duruma böyle bakmazsak, en baştan yanılgıya düşeriz. 



"Gölgedekinin Gölgesi Olmaz" -Muharrem Kılıç-


Ulular ne  güzel söylemişler;

“Gölgedekinin gölgesi olmaz” demişler.

Sen “sen” ol.

 

Herkesteki cevher sende de var.

Bir şeyler bekleyerek, birilerinin,

Gölgesine sığınmaya çalışma.

Bu dünyada her şeyi Tanrı yapar.

Ama kimileri Tanrıya,

Kimileri de bilmeden nefsine tapar.



Marifetname'de 12 Hayvanlı Türk Takvimi -Muharrem Kılıç-


Türk Kültürü o kadar eski, zengin  ve yaygın bir kültürdür ki; geçmişe doğru bin yıllarla ifade edilebilir. “Nevruz”   konulu çalışmamızda da detaylarıyla açıkladığımız gibi, Türk kültürü, sadece Orta Asya’da değil, dünyamızın tüm kuzey yarım küresinde kendini gösterir. Pek çok halk tarafından özümsenmiş ve benimsenmiştir. Bu durum da gösteriri ki; Türk kültür ve medeniyetleri tarihi çok uzun bir zaman dilimini kapsar. Dolaysıyla da Türklerin var oldukları coğrafyaları da kapsar.


 

Muharrem Kılıç


1955 yılında Ankara'da doğdu. İşl, orta, lise ve üniversite öğrenimini Ankara'da yaptı. Bir yıl ilkokul öğretmenliği yaptıkdan sonra İçişleri Bakanlığı'nda memurluk ve Kastamonu Cide'de bir yıl asteğmen olarak askerlik yaptıkdan sonra, Vergi Denetmeni olarak Maliye Bakanlığı'na girdi. Yaklaşık yedi yıl çalışdıktan sonra istifa eserek serbest çalışmayı tercih etdi. 2002 yılında emekli oldu. Halen YMM Denetçiliği ve ticaretle iştigal etmektedir. Evli, ikisi kız, ikisi erkek dört çocuk babasıdır. Geleneksel Türk Süsleme Sanatlarından Ebru, hat ve desen çalışmaları vardır.

 

Sarı Yazma, Al Paçalık, Peştemal ve  Kavak Yelleri adlı  adlı iki şiir kitabı, Sekiz adet çocuk hikayesi, Deli Dumruş Boğaziçi Köprüsünde adlı hikayelerden oluşan bir kitabı vardır. Son çalışması, Soysuzlar Mektebi Enderun -Türklerin Kaderi adıyla yayınlanmıştır.


 Umumi Siyaset



Aile Nereye...


Ekonomik gücü olanlar (ki bunlar bu gücü kesinlikle toplumun haklarını çalarak elde etmişlerdi) her şeyi satın almaya başladılar.

Arkadaş satın aldılar.

Eş satın aldılar.

Dost satın aldılar.

Mutluluk satın aldılar.

Zevk-i sefa satın aldılar.

Makam-mevki satın aldılar.

Güç satın aldılar.

Onur, şeref satın aldılar.

Kısacası, insanoğlunu ilgilendiren her ne varsa bu dünyada, bastılar parayı, satın aldılar.

Çünkü paraları vardı!

Nasıl kazanıldığı önemli olmayan paralar.


 Türkçülük



Milletin Kaderi Nasıl Değişecek


Burada anlatılanların yapılabilmesinin de bir tek şartı vardır. O da “Ulusal bilince sahip yöneticilerin” iş başına geçmesidir. Ulusal bilince sahip yöneticilerin de iş başına geçebilmesinin tek şartı, toplumda “Türklüğün Ortak Payda” olmasıdır. İçinde Allah korkusu, vatan, millet sevgisi olan, bu milletin evlatları yönetime gelince, Atatürk dönemindeki gibi kısa sürede çok büyük gelişmeler kaydedilecektir. İş başına gelenler kendileri için değil, millet için çalışacaktır. Yüce Meclis, köşe dönme yeri değil, alın teri döküp, emek vererek bu millete hizmet etme yeri olacaktır.


 Türk Mekânları



Beypazarı


Burada her şey özel. Burada her şey güzel. Burada her şey bizden. Burada üzerimize çökmüş ve bizi baskı altında tutan hiçbir gücün varlığı söz konusu değil. Ne Çin malları, ne Hollanda peynirleri, ne Fransız peynirleri, ne yabancı marka çikolatalar. Hepsinin yerli ve bizim damak zevkimize uygun seçenekleri mevcut. Burada cadde ve sokak adları bile, bize bizi çağrıştırıyor. Dükkan isimleri de öyle. Kısacası burası bizden, biz de buradanız.