Yazar | 
Muharrem Kılıç |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | |  | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni | | |
| 
Kendime Öğüt
-Muharrem Kılıç-
İlk önce sen seni bil, Budunu bil, Hanı bil. "İnsan" ol, "insan"ı bil, Çalmaya sazın olsun. Ah işitme, dokunup, Yılma sakın, çekinip. Bin yıl sonra okunup, Sevilen yazın olsun. Emanete elleme, Boşa kürek sallama, Ocağı hep külleme, Sabaha közün olsun. Aç gününde aş ol ki, Yaz gününde kış ol ki, Sen eşine eş ol ki, Yapmaya nazın olsun. İnsanlarla hem hal ol. Doğruya giden yol ol. Tanrıya gerçek kul ol, Secdede dizin olsun. Ruhuna elletme ki, Kötü söz belletme ki, Ağzını kirletme ki, Demeye sözün olsun. Her biri çınar dalı, Türk duruş ve edalı, Bu millete sevdalı, Oğlun ve kızın olsun. Sanatların elinde,
Lisanların dilinde, İnsanlık aleminde, Çorbada tuzun olsun. Göz ol, gerçeği gören. Ve de doğru iz süren. Mutlak bir sanat öğren, Tarakta bezin olsun. Kötü bir söz sarf etme, Yüzünü kara etme. İnsanlara küfretme, Bakmaya yüzün olsun. Bir hedef bul varacak, Kanın olsun akacak. Düşmanına bakacak, Gözün ve gezin olsun. Birfani, etme telaş. Cahillerden uzaklaş. Tanrıya daha yaklaş, "İnsanlık" özün olsun. Muharrem Kılıç İstanbul, 3 Mayıs 2007
|
Kilimlerin Dili -Muharrem Kılıç-
Kilimlerin dili var mıdır dersiniz? Siz ne düşünürsünüz bilmem ama bence var. Hem de birden fazla dili var kilimlerin. Aynı dilin lehçeleri, şiveleri dışında da dili var. Peki bunu nasıl anlıyoruz? Kilimler üzerine işlenmiş damgalardan (Motiflerinden) anlıyoruz. Evet evet damgalardan. Kilim üzerinde yer alan her damga onun kendine has dilinde bir sözcük karşılığıdır. Ve bu sözcüklerle binlerce kilometrelik mesafelerde yaşayan ve birbirlerini tanıma imkanı dahi olmayan insanlar, kendilerine göre farklı cümleler kuruyorlar her gün. Bu insanların konuşma dilleri belki farklı ama, kilimlerde kullandıkları dil aynı.
|
Uyandır Bizi -Muharrem Kılıç-
Ulu Tanrım, Yüce Tanrım, Hakk Tanrım! Yücelerden yücesin sen, Gök Tanrım.
|
Küresel Isınma Tanrı'nın Suçu mu? -Muharrem Kılıç-
Sorumsuz ve bilinçsiz kullanarak su kaynaklarımızı tüketip, suçlu olarak da “Küresel ısınma”yı göstermek biraz fazla açık gözlük yapmak değil midir? Çiftçimizin bu yıl ki zararları karşılığında kendisine verilecek olan üç beş kuruş onun yaralarını sarmayacaktır. Ama daha kötüsü gelecek yılda da böyle bir durum yaşanırsa, çiftçi artık tarlasını ekmeyecektir. Ekemeyecektir. O zaman yüz binlerce çiftçi ailesine de para yardımı yapacak gücünüz var mı? Mareşal Tito 25 yılda Yugoslavya’yı baştan başa orman denizine çevirmişti. Bir milyon askeri, 15 milyon öğrencisi bulunan Türkiye bunu başaramaz mı? Yoksa bu iş, senede birkaç milyon ithal meşe palamudunu toprağa gömen bir gönüllü kuruluşun işi mi?
|
| | 
Muharrem Kılıç
1955 yılında Ankara'da doğdu. İşl, orta, lise ve üniversite öğrenimini Ankara'da yaptı. Bir yıl ilkokul öğretmenliği yaptıkdan sonra İçişleri Bakanlığı'nda memurluk ve Kastamonu Cide'de bir yıl asteğmen olarak askerlik yaptıkdan sonra, Vergi Denetmeni olarak Maliye Bakanlığı'na girdi. Yaklaşık yedi yıl çalışdıktan sonra istifa eserek serbest çalışmayı tercih etdi. 2002 yılında emekli oldu. Halen YMM Denetçiliği ve ticaretle iştigal etmektedir. Evli, ikisi kız, ikisi erkek dört çocuk babasıdır. Geleneksel Türk Süsleme Sanatlarından Ebru, hat ve desen çalışmaları vardır. Sarı Yazma, Al Paçalık, Peştemal ve Kavak Yelleri adlı adlı iki şiir kitabı, Sekiz adet çocuk hikayesi, Deli Dumruş Boğaziçi Köprüsünde adlı hikayelerden oluşan bir kitabı vardır. Son çalışması, Soysuzlar Mektebi Enderun -Türklerin Kaderi adıyla yayınlanmıştır.
|
| 
| Umumi Siyaset |

| Aile Nereye...
Ekonomik gücü olanlar (ki bunlar bu gücü kesinlikle toplumun haklarını çalarak elde etmişlerdi) her şeyi satın almaya başladılar. Arkadaş satın aldılar. Eş satın aldılar. Dost satın aldılar. Mutluluk satın aldılar. Zevk-i sefa satın aldılar. Makam-mevki satın aldılar. Güç satın aldılar. Onur, şeref satın aldılar. Kısacası, insanoğlunu ilgilendiren her ne varsa bu dünyada, bastılar parayı, satın aldılar. Çünkü paraları vardı! Nasıl kazanıldığı önemli olmayan paralar.
|
| 
| Türkçülük |

| Milletin Kaderi Nasıl Değişecek
Burada anlatılanların yapılabilmesinin de bir tek şartı vardır. O da “Ulusal bilince sahip yöneticilerin” iş başına geçmesidir. Ulusal bilince sahip yöneticilerin de iş başına geçebilmesinin tek şartı, toplumda “Türklüğün Ortak Payda” olmasıdır. İçinde Allah korkusu, vatan, millet sevgisi olan, bu milletin evlatları yönetime gelince, Atatürk dönemindeki gibi kısa sürede çok büyük gelişmeler kaydedilecektir. İş başına gelenler kendileri için değil, millet için çalışacaktır. Yüce Meclis, köşe dönme yeri değil, alın teri döküp, emek vererek bu millete hizmet etme yeri olacaktır.
|
| 
| Türk Mekânları |

| Beypazarı
Burada her şey özel. Burada her şey güzel. Burada her şey bizden. Burada üzerimize çökmüş ve bizi baskı altında tutan hiçbir gücün varlığı söz konusu değil. Ne Çin malları, ne Hollanda peynirleri, ne Fransız peynirleri, ne yabancı marka çikolatalar. Hepsinin yerli ve bizim damak zevkimize uygun seçenekleri mevcut. Burada cadde ve sokak adları bile, bize bizi çağrıştırıyor. Dükkan isimleri de öyle. Kısacası burası bizden, biz de buradanız.
|
|
|