Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

28 Kasım 2006

İsmail Gaspıralı

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Türk Şiiri


Kendime Öğüt


-Muharrem Kılıç-


         İlk  önce sen seni bil,

         Budunu  bil, Hanı bil.

         "İnsan" ol, "insan"ı bil,

         Çalmaya sazın olsun.

 

         Ah işitme, dokunup,

         Yılma  sakın, çekinip.

         Bin  yıl  sonra  okunup,

         Sevilen  yazın   olsun.

 

         Emanete  elleme,

         Boşa  kürek   sallama,

         Ocağı  hep   külleme,

         Sabaha  közün   olsun.

 

         Aç gününde    ol ki,

         Yaz  gününde   kış ol ki,

         Sen  eşine     ol ki,

         Yapmaya nazın olsun.

 

         İnsanlarla  hem   hal ol.

         Doğruya  giden   yol  ol.

         Tanrıya  gerçek   kul  ol,

         Secdede  dizin   olsun.

 

         Ruhuna  elletme ki,

         Kötü  söz  belletme ki,

         Ağzını  kirletme ki,

         Demeye  sözün olsun.

 

         Her  biri  çınar  dalı,

         Türk  duruş   ve edalı,

         Bu  millete   sevdalı,

         Oğlun  ve  kızın  olsun.

 

 

 

         Sanatların  elinde,

         Lisanların  dilinde,

         İnsanlık  aleminde,

         Çorbada  tuzun   olsun.

 

         Göz ol, gerçeği  gören.

         Ve  de  doğru  iz  süren.

         Mutlak  bir   sanat öğren,

         Tarakta  bezin   olsun.

 

         Kötü  bir  söz sarf etme,

         Yüzünü   kara   etme.

         İnsanlara  küfretme,

         Bakmaya  yüzün   olsun.

 

         Bir  hedef   bul  varacak,

         Kanın  olsun   akacak.

         Düşmanına  bakacak,

         Gözün  ve  gezin  olsun.

 

         Birfani, etme  telaş.

         Cahillerden  uzaklaş.

         Tanrıya  daha yaklaş,

         "İnsanlık"  özün   olsun.

 

 

Muharrem Kılıç

İstanbul, 3 Mayıs 2007



Kilimlerin Dili -Muharrem Kılıç-


Kilimlerin dili var mıdır dersiniz? Siz ne düşünürsünüz bilmem ama bence var. Hem de birden fazla dili var kilimlerin. Aynı dilin lehçeleri, şiveleri dışında da dili var. Peki bunu nasıl anlıyoruz? Kilimler üzerine işlenmiş damgalardan (Motiflerinden) anlıyoruz. Evet evet damgalardan. Kilim üzerinde yer alan her damga onun kendine has dilinde bir sözcük karşılığıdır. Ve bu sözcüklerle binlerce kilometrelik mesafelerde yaşayan ve birbirlerini tanıma imkanı dahi olmayan insanlar, kendilerine göre farklı cümleler kuruyorlar her gün. Bu insanların konuşma dilleri belki farklı ama, kilimlerde kullandıkları dil aynı.



Uyandır Bizi -Muharrem Kılıç-


Ulu Tanrım,

Yüce Tanrım,

Hakk Tanrım!

Yücelerden yücesin sen,

Gök Tanrım.



Küresel Isınma Tanrı'nın Suçu mu? -Muharrem Kılıç-


Sorumsuz ve bilinçsiz kullanarak su kaynaklarımızı tüketip, suçlu olarak da “Küresel ısınma”yı göstermek biraz fazla açık gözlük yapmak değil midir? Çiftçimizin bu yıl ki zararları karşılığında kendisine verilecek olan üç beş kuruş onun yaralarını sarmayacaktır. Ama daha kötüsü gelecek yılda da böyle bir durum yaşanırsa, çiftçi artık tarlasını ekmeyecektir. Ekemeyecektir. O zaman yüz binlerce çiftçi ailesine de para yardımı yapacak gücünüz var mı? Mareşal Tito 25 yılda Yugoslavya’yı baştan başa orman denizine çevirmişti. Bir milyon askeri, 15 milyon öğrencisi bulunan Türkiye bunu başaramaz mı? Yoksa bu iş, senede birkaç milyon ithal meşe palamudunu toprağa gömen bir gönüllü kuruluşun işi mi?


 

Muharrem Kılıç


1955 yılında Ankara'da doğdu. İşl, orta, lise ve üniversite öğrenimini Ankara'da yaptı. Bir yıl ilkokul öğretmenliği yaptıkdan sonra İçişleri Bakanlığı'nda memurluk ve Kastamonu Cide'de bir yıl asteğmen olarak askerlik yaptıkdan sonra, Vergi Denetmeni olarak Maliye Bakanlığı'na girdi. Yaklaşık yedi yıl çalışdıktan sonra istifa eserek serbest çalışmayı tercih etdi. 2002 yılında emekli oldu. Halen YMM Denetçiliği ve ticaretle iştigal etmektedir. Evli, ikisi kız, ikisi erkek dört çocuk babasıdır. Geleneksel Türk Süsleme Sanatlarından Ebru, hat ve desen çalışmaları vardır.

 

Sarı Yazma, Al Paçalık, Peştemal ve  Kavak Yelleri adlı  adlı iki şiir kitabı, Sekiz adet çocuk hikayesi, Deli Dumruş Boğaziçi Köprüsünde adlı hikayelerden oluşan bir kitabı vardır. Son çalışması, Soysuzlar Mektebi Enderun -Türklerin Kaderi adıyla yayınlanmıştır.


 Umumi Siyaset



Aile Nereye...


Ekonomik gücü olanlar (ki bunlar bu gücü kesinlikle toplumun haklarını çalarak elde etmişlerdi) her şeyi satın almaya başladılar.

Arkadaş satın aldılar.

Eş satın aldılar.

Dost satın aldılar.

Mutluluk satın aldılar.

Zevk-i sefa satın aldılar.

Makam-mevki satın aldılar.

Güç satın aldılar.

Onur, şeref satın aldılar.

Kısacası, insanoğlunu ilgilendiren her ne varsa bu dünyada, bastılar parayı, satın aldılar.

Çünkü paraları vardı!

Nasıl kazanıldığı önemli olmayan paralar.


 Türkçülük



Milletin Kaderi Nasıl Değişecek


Burada anlatılanların yapılabilmesinin de bir tek şartı vardır. O da “Ulusal bilince sahip yöneticilerin” iş başına geçmesidir. Ulusal bilince sahip yöneticilerin de iş başına geçebilmesinin tek şartı, toplumda “Türklüğün Ortak Payda” olmasıdır. İçinde Allah korkusu, vatan, millet sevgisi olan, bu milletin evlatları yönetime gelince, Atatürk dönemindeki gibi kısa sürede çok büyük gelişmeler kaydedilecektir. İş başına gelenler kendileri için değil, millet için çalışacaktır. Yüce Meclis, köşe dönme yeri değil, alın teri döküp, emek vererek bu millete hizmet etme yeri olacaktır.


 Türk Mekânları



Beypazarı


Burada her şey özel. Burada her şey güzel. Burada her şey bizden. Burada üzerimize çökmüş ve bizi baskı altında tutan hiçbir gücün varlığı söz konusu değil. Ne Çin malları, ne Hollanda peynirleri, ne Fransız peynirleri, ne yabancı marka çikolatalar. Hepsinin yerli ve bizim damak zevkimize uygun seçenekleri mevcut. Burada cadde ve sokak adları bile, bize bizi çağrıştırıyor. Dükkan isimleri de öyle. Kısacası burası bizden, biz de buradanız.