Yazar | 
Muharrem Kılıç |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | |  | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni | | |
| 
Uyandır Bizi
-Muharrem Kılıç-
Ulu Tanrım, Yüce Tanrım, Hakk Tanrım! Yücelerden yücesin sen, Gök Tanrım. Senden gayrı bizi seven Yok Tanrım, Sevgimizi gönüllere Sok Tanrım. Şu şaşırmış kullarına Bak tanrım. * Uydurma bizi Caytgan’a*, Varlığına inandır bizi. Sök gönlümüze yer etmiş paslı büyüyü, Kutlu şafağınla uyandır bizi. Gözlerimiz kara bezle bağlanmış, Çöz onu da, pervaneler gibi Işığında dolandır bizi. Çölde kalmış yolcu gibi kavruluyoruz, Merhamet et, Rahmetine kandır bizi. Bu gidişe eremiyor aklımız, Ya cümlenin aklını al, Ya da akıllandır bizi. Aç yolumuzu, uğruna, Volkanlar gibi patlayalım. Ne olacaksa senin uğruna olsun, Uğruna sönecek ateş olalım. En alevli çağımızda Söndür bizi. Şehitler kervanı ıssız kalmasın. Uçmağa tek Buraklara bindir bizi. Layık olamazsak sana, Alıver Burak’ı bizden, “İşte layığınız bu” de! Tamu’ya indir bizi. Rahman ve Rahim’sin sen, Narınla değil, aşkınla, Nurunla yandır bizi. “Tengri teg tengride bolmış” Tanrı’nın kırbacı Türkleriz biz. Uyandır kalplerimizi. Uyandır görklü Tanrım, Uyandır bizi. Muharrem Kılıç İstanbul, 13 Eylül 2007
|
Küresel Isınma Tanrı'nın Suçu mu? -Muharrem Kılıç-
Sorumsuz ve bilinçsiz kullanarak su kaynaklarımızı tüketip, suçlu olarak da “Küresel ısınma”yı göstermek biraz fazla açık gözlük yapmak değil midir? Çiftçimizin bu yıl ki zararları karşılığında kendisine verilecek olan üç beş kuruş onun yaralarını sarmayacaktır. Ama daha kötüsü gelecek yılda da böyle bir durum yaşanırsa, çiftçi artık tarlasını ekmeyecektir. Ekemeyecektir. O zaman yüz binlerce çiftçi ailesine de para yardımı yapacak gücünüz var mı? Mareşal Tito 25 yılda Yugoslavya’yı baştan başa orman denizine çevirmişti. Bir milyon askeri, 15 milyon öğrencisi bulunan Türkiye bunu başaramaz mı? Yoksa bu iş, senede birkaç milyon ithal meşe palamudunu toprağa gömen bir gönüllü kuruluşun işi mi?
|
Türk Şafağı Ağarırken -Muharrem Kılıç-
Tanrı tek, Tanrı tek, Tanrı tek. Üç kıtayı at sırtında dolaştık, Yeryüzünün en ücra, Köşelerine ulaştık. Gittiğimiz her yerde, İnsanoğluna baştık. “Tanrı tek” diyerek.
|
Türk'üz Biz -Muharrem Kılıç-
Geldi Cebrail Adem’e söyledi Hak buyurdıgın ıyan eyledi Cebrail didi çıkgıl uçmakdan Adem Tanrı’nın buyrugı budur işte bu dem Niçe ki söyledi hergiz gitmedi Cebrail’ün sözini işitmedi Türk dilin Tanrı buyurdı Cebrail Türk dilince söylegil dur git digil Türk dilince Cebrail “hey dur” didi “Durı gel uçmağın terkin ur” didi”
|
| | 
Muharrem Kılıç
1955 yılında Ankara'da doğdu. İşl, orta, lise ve üniversite öğrenimini Ankara'da yaptı. Bir yıl ilkokul öğretmenliği yaptıkdan sonra İçişleri Bakanlığı'nda memurluk ve Kastamonu Cide'de bir yıl asteğmen olarak askerlik yaptıkdan sonra, Vergi Denetmeni olarak Maliye Bakanlığı'na girdi. Yaklaşık yedi yıl çalışdıktan sonra istifa eserek serbest çalışmayı tercih etdi. 2002 yılında emekli oldu. Halen YMM Denetçiliği ve ticaretle iştigal etmektedir. Evli, ikisi kız, ikisi erkek dört çocuk babasıdır. Geleneksel Türk Süsleme Sanatlarından Ebru, hat ve desen çalışmaları vardır. Sarı Yazma, Al Paçalık, Peştemal ve Kavak Yelleri adlı adlı iki şiir kitabı, Sekiz adet çocuk hikayesi, Deli Dumruş Boğaziçi Köprüsünde adlı hikayelerden oluşan bir kitabı vardır. Son çalışması, Soysuzlar Mektebi Enderun -Türklerin Kaderi adıyla yayınlanmıştır.
|
| 
| Umumi Siyaset |

| Aile Nereye...
Ekonomik gücü olanlar (ki bunlar bu gücü kesinlikle toplumun haklarını çalarak elde etmişlerdi) her şeyi satın almaya başladılar. Arkadaş satın aldılar. Eş satın aldılar. Dost satın aldılar. Mutluluk satın aldılar. Zevk-i sefa satın aldılar. Makam-mevki satın aldılar. Güç satın aldılar. Onur, şeref satın aldılar. Kısacası, insanoğlunu ilgilendiren her ne varsa bu dünyada, bastılar parayı, satın aldılar. Çünkü paraları vardı! Nasıl kazanıldığı önemli olmayan paralar.
|
| 
| Türkçülük |

| Milletin Kaderi Nasıl Değişecek
Burada anlatılanların yapılabilmesinin de bir tek şartı vardır. O da “Ulusal bilince sahip yöneticilerin” iş başına geçmesidir. Ulusal bilince sahip yöneticilerin de iş başına geçebilmesinin tek şartı, toplumda “Türklüğün Ortak Payda” olmasıdır. İçinde Allah korkusu, vatan, millet sevgisi olan, bu milletin evlatları yönetime gelince, Atatürk dönemindeki gibi kısa sürede çok büyük gelişmeler kaydedilecektir. İş başına gelenler kendileri için değil, millet için çalışacaktır. Yüce Meclis, köşe dönme yeri değil, alın teri döküp, emek vererek bu millete hizmet etme yeri olacaktır.
|
| 
| Türk Mekânları |

| Beypazarı
Burada her şey özel. Burada her şey güzel. Burada her şey bizden. Burada üzerimize çökmüş ve bizi baskı altında tutan hiçbir gücün varlığı söz konusu değil. Ne Çin malları, ne Hollanda peynirleri, ne Fransız peynirleri, ne yabancı marka çikolatalar. Hepsinin yerli ve bizim damak zevkimize uygun seçenekleri mevcut. Burada cadde ve sokak adları bile, bize bizi çağrıştırıyor. Dükkan isimleri de öyle. Kısacası burası bizden, biz de buradanız.
|
|
|