Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

15 Ağustos 2007

İsmail Gaspıralı

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Türk Şiiri


Uyandır Bizi


-Muharrem Kılıç-


Ulu Tanrım,

Yüce Tanrım,

Hakk Tanrım!

Yücelerden yücesin sen,

Gök Tanrım.

Senden gayrı bizi seven

Yok Tanrım,

Sevgimizi gönüllere

Sok Tanrım.

Şu şaşırmış kullarına

Bak tanrım.

 

            *

 

Uydurma bizi Caytgan’a*,

Varlığına inandır bizi.

Sök gönlümüze yer etmiş paslı büyüyü,

Kutlu şafağınla uyandır bizi.

 

Gözlerimiz kara bezle bağlanmış,

Çöz onu da, pervaneler gibi

Işığında dolandır bizi.

 

Çölde kalmış yolcu gibi kavruluyoruz,

Merhamet et,

Rahmetine kandır bizi.

 

Bu gidişe eremiyor aklımız,

Ya cümlenin aklını al,

Ya da akıllandır bizi.

 

Aç yolumuzu, uğruna,

Volkanlar gibi patlayalım.

Ne olacaksa senin uğruna olsun,

Uğruna sönecek ateş olalım.

En alevli çağımızda

Söndür bizi.

 

Şehitler kervanı ıssız kalmasın.

Uçmağa tek Buraklara bindir bizi.

 

Layık olamazsak sana,

Alıver Burak’ı bizden,

“İşte layığınız bu” de!

Tamu’ya indir bizi.

 

Rahman ve Rahim’sin sen,

Narınla değil, aşkınla,

Nurunla yandır bizi.

 

“Tengri teg tengride bolmış”

Tanrı’nın kırbacı Türkleriz biz.

Uyandır kalplerimizi.

 

Uyandır görklü Tanrım,

Uyandır bizi.

 

Muharrem Kılıç

İstanbul, 13 Eylül 2007


*  Şeytan



Küresel Isınma Tanrı'nın Suçu mu? -Muharrem Kılıç-


Sorumsuz ve bilinçsiz kullanarak su kaynaklarımızı tüketip, suçlu olarak da “Küresel ısınma”yı göstermek biraz fazla açık gözlük yapmak değil midir? Çiftçimizin bu yıl ki zararları karşılığında kendisine verilecek olan üç beş kuruş onun yaralarını sarmayacaktır. Ama daha kötüsü gelecek yılda da böyle bir durum yaşanırsa, çiftçi artık tarlasını ekmeyecektir. Ekemeyecektir. O zaman yüz binlerce çiftçi ailesine de para yardımı yapacak gücünüz var mı? Mareşal Tito 25 yılda Yugoslavya’yı baştan başa orman denizine çevirmişti. Bir milyon askeri, 15 milyon öğrencisi bulunan Türkiye bunu başaramaz mı? Yoksa bu iş, senede birkaç milyon ithal meşe palamudunu toprağa gömen bir gönüllü kuruluşun işi mi?



Türk Şafağı Ağarırken -Muharrem Kılıç-


Tanrı tek,

Tanrı tek,

Tanrı tek.

Üç kıtayı at sırtında dolaştık,

Yeryüzünün en ücra,

Köşelerine ulaştık.

Gittiğimiz her yerde,

İnsanoğluna baştık.

“Tanrı tek” diyerek.



Türk'üz Biz -Muharrem Kılıç-


Geldi Cebrail Adem’e söyledi

Hak buyurdıgın ıyan eyledi

Cebrail didi çıkgıl uçmakdan Adem

Tanrı’nın buyrugı budur işte bu dem

Niçe ki söyledi hergiz gitmedi

Cebrail’ün sözini işitmedi

Türk dilin Tanrı buyurdı Cebrail

Türk dilince  söylegil dur git digil

Türk dilince Cebrail “hey dur” didi

“Durı gel uçmağın terkin ur” didi”


 

Muharrem Kılıç


1955 yılında Ankara'da doğdu. İşl, orta, lise ve üniversite öğrenimini Ankara'da yaptı. Bir yıl ilkokul öğretmenliği yaptıkdan sonra İçişleri Bakanlığı'nda memurluk ve Kastamonu Cide'de bir yıl asteğmen olarak askerlik yaptıkdan sonra, Vergi Denetmeni olarak Maliye Bakanlığı'na girdi. Yaklaşık yedi yıl çalışdıktan sonra istifa eserek serbest çalışmayı tercih etdi. 2002 yılında emekli oldu. Halen YMM Denetçiliği ve ticaretle iştigal etmektedir. Evli, ikisi kız, ikisi erkek dört çocuk babasıdır. Geleneksel Türk Süsleme Sanatlarından Ebru, hat ve desen çalışmaları vardır.

 

Sarı Yazma, Al Paçalık, Peştemal ve  Kavak Yelleri adlı  adlı iki şiir kitabı, Sekiz adet çocuk hikayesi, Deli Dumruş Boğaziçi Köprüsünde adlı hikayelerden oluşan bir kitabı vardır. Son çalışması, Soysuzlar Mektebi Enderun -Türklerin Kaderi adıyla yayınlanmıştır.


 Umumi Siyaset



Aile Nereye...


Ekonomik gücü olanlar (ki bunlar bu gücü kesinlikle toplumun haklarını çalarak elde etmişlerdi) her şeyi satın almaya başladılar.

Arkadaş satın aldılar.

Eş satın aldılar.

Dost satın aldılar.

Mutluluk satın aldılar.

Zevk-i sefa satın aldılar.

Makam-mevki satın aldılar.

Güç satın aldılar.

Onur, şeref satın aldılar.

Kısacası, insanoğlunu ilgilendiren her ne varsa bu dünyada, bastılar parayı, satın aldılar.

Çünkü paraları vardı!

Nasıl kazanıldığı önemli olmayan paralar.


 Türkçülük



Milletin Kaderi Nasıl Değişecek


Burada anlatılanların yapılabilmesinin de bir tek şartı vardır. O da “Ulusal bilince sahip yöneticilerin” iş başına geçmesidir. Ulusal bilince sahip yöneticilerin de iş başına geçebilmesinin tek şartı, toplumda “Türklüğün Ortak Payda” olmasıdır. İçinde Allah korkusu, vatan, millet sevgisi olan, bu milletin evlatları yönetime gelince, Atatürk dönemindeki gibi kısa sürede çok büyük gelişmeler kaydedilecektir. İş başına gelenler kendileri için değil, millet için çalışacaktır. Yüce Meclis, köşe dönme yeri değil, alın teri döküp, emek vererek bu millete hizmet etme yeri olacaktır.


 Türk Mekânları



Beypazarı


Burada her şey özel. Burada her şey güzel. Burada her şey bizden. Burada üzerimize çökmüş ve bizi baskı altında tutan hiçbir gücün varlığı söz konusu değil. Ne Çin malları, ne Hollanda peynirleri, ne Fransız peynirleri, ne yabancı marka çikolatalar. Hepsinin yerli ve bizim damak zevkimize uygun seçenekleri mevcut. Burada cadde ve sokak adları bile, bize bizi çağrıştırıyor. Dükkan isimleri de öyle. Kısacası burası bizden, biz de buradanız.