Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

25 Ocak 2007

Muharrem Ertaş

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Türk Şiiri


Türk Şafağı Ağarırken


-Muharrem Kılıç-


Tanrı tek,

Tanrı tek,

Tanrı tek.

Üç kıtayı at sırtında dolaştık,

Yeryüzünün en ücra,

Köşelerine ulaştık.

Gittiğimiz her yerde,

İnsanoğluna baştık.

“Tanrı tek” diyerek.

 

Beş kıtada hak ve adalet dağıttık.

İnsanları dinleyerek.

Yetmiş iki millete bir göz ile baktık,

Hakkın emaneti bilerek.

Yaratılmışı hoş gördük,

Yaratandan ötürü,

İnsanlığa baş olduk,

Güzellik dileyerek.

 

Akar çeşmeler,

Kubbe kubbe mabetler,

Darül acezeler,

İmaretler.

Yollar, köprüler,

Leyli meccani mektepler.

Hanlar, hamamlar,

Kervansaraylar kurduk.

İnsanlar mutlu olsun isteyerek.

 

İnsan neslinin vampirleri azdıkça,

Kösler, davullar çaldık,

Yer götürmez ordularla yol aldık.

İki yüz kırk bin atlıyla Mısır’a daldık.(1)

Vampirlerin tacını, tahtını

Başlarına çaldık.

Burçlar yıktık,

Kaleler fetheyledik,

Deniz üstüne at sürdük,

Gemilerimizi karadan yürüttük.

Tanrı tek,

Tanrı tek,

Tanrı tek

Diyerek.

 

Ama gel, gör ki

Devir dolandı, durdu.

Vampirler azdı, kudurdu.

Fitneler yumuşak karnımı buldu.

Türlü çeşit yalan, dolan uydurdu.

 

 

 

“İbrahimi din” dedi!

“İsevi Müslüman” dedi!

Haktan yana göründü,

Kelime-i Tevhidi böldü,

Yüzümüze güldü ve vurdu.

Vurdu!

Vurdu!

Vurdu!

Benim neslim hem darbeleri yedi,

Hem de avundu!

Zavallı neslim,

Kandırılmıştı.

Görmüyordu.

“Ama Bunlar dindar” diyordu.

Vuran ağlıyordu(!)

Vurulan ağlıyordu.

Herkes niçin ağladığını biliyordu.


 

Muharrem Kılıç

İstanbul, 25 Ocak 2007


1-Hiksos TürklerininMısır’a girişi.



Türk'üz Biz -Muharrem Kılıç-


Geldi Cebrail Adem’e söyledi

Hak buyurdıgın ıyan eyledi

Cebrail didi çıkgıl uçmakdan Adem

Tanrı’nın buyrugı budur işte bu dem

Niçe ki söyledi hergiz gitmedi

Cebrail’ün sözini işitmedi

Türk dilin Tanrı buyurdı Cebrail

Türk dilince  söylegil dur git digil

Türk dilince Cebrail “hey dur” didi

“Durı gel uçmağın terkin ur” didi”



ASELSAN Şeytan Üçgeninde mi? -Muharrem Kılıç-


Dünyanın çift kutupluluktan tek kutupluluğa dönüşmesinden sonra, dünyayı tek başına yönetme iddiasında olan güçler, diğer devletlere karşı pervasızca tavırlar sergilemeye başladılar. Daha önce karşı kutuptan çekinerek, mülayim davrandıkları devletlere, artık karşılarında çekinecekleri bir güç kalmadığı için, daha sert davranmaya başladılar. Çünkü onlara göre artık yolları açılmıştı. İstediklerini ne pahasına olursa olsun elde etmek yaklaşımı sergiliyorlardı. İşte bu devletlerden biri de Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Bu sert davranışların neler olduğuna bakacak olursak, karşımıza öncelikle Çekiç Güç, Kuzey Irak, PKK, Maden ve Petrol yasaları gibi konular çıkar. 



2008 Yılı Navruz Bayramını Nasıl Kutlayalım -Muharrem Kılıç-


Nevruz’u bir takım dış kaynaklı güçler ısrarla ayrılık unsuru olarak lanse etmeye çalışsa da, Nevruz bizim birlik ve bütünlüğümüzün en önemli unsurlarından biridir. Çünkü, Türk Milletinin çocukları Alevi, Sünni, Bektaşi, hatta Müslüman, Hıristiyan  demeden bütün kollarıyla birlikte aynı günü bayram olarak kutlamaktadırlar. Bu nedenle böyle geniş kitleleri etkileyen bu kadim Türk bayramını başkalarının propaganda unsuru olmaktan kurtarıp, milletimizin kendi kültür değerlerine sahip çıkmasını sağlamak zorundayız. Bunun için de, daha şimdiden 2008 yılı Nevruz bayramını nasıl kutlamamız gerektiği konusunda çalışmalara başlamalıyız.


 

Muharrem Kılıç


1955 yılında Ankara'da doğdu. İşl, orta, lise ve üniversite öğrenimini Ankara'da yaptı. Bir yıl ilkokul öğretmenliği yaptıkdan sonra İçişleri Bakanlığı'nda memurluk ve Kastamonu Cide'de bir yıl asteğmen olarak askerlik yaptıkdan sonra, Vergi Denetmeni olarak Maliye Bakanlığı'na girdi. Yaklaşık yedi yıl çalışdıktan sonra istifa eserek serbest çalışmayı tercih etdi. 2002 yılında emekli oldu. Halen YMM Denetçiliği ve ticaretle iştigal etmektedir. Evli, ikisi kız, ikisi erkek dört çocuk babasıdır. Geleneksel Türk Süsleme Sanatlarından Ebru, hat ve desen çalışmaları vardır.

 

Sarı Yazma, Al Paçalık, Peştemal ve  Kavak Yelleri adlı  adlı iki şiir kitabı, Sekiz adet çocuk hikayesi, Deli Dumruş Boğaziçi Köprüsünde adlı hikayelerden oluşan bir kitabı vardır. Son çalışması, Soysuzlar Mektebi Enderun -Türklerin Kaderi adıyla yayınlanmıştır.


 Umumi Siyaset



Aile Nereye...


Ekonomik gücü olanlar (ki bunlar bu gücü kesinlikle toplumun haklarını çalarak elde etmişlerdi) her şeyi satın almaya başladılar.

Arkadaş satın aldılar.

Eş satın aldılar.

Dost satın aldılar.

Mutluluk satın aldılar.

Zevk-i sefa satın aldılar.

Makam-mevki satın aldılar.

Güç satın aldılar.

Onur, şeref satın aldılar.

Kısacası, insanoğlunu ilgilendiren her ne varsa bu dünyada, bastılar parayı, satın aldılar.

Çünkü paraları vardı!

Nasıl kazanıldığı önemli olmayan paralar.


 Türkçülük



Milletin Kaderi Nasıl Değişecek


Burada anlatılanların yapılabilmesinin de bir tek şartı vardır. O da “Ulusal bilince sahip yöneticilerin” iş başına geçmesidir. Ulusal bilince sahip yöneticilerin de iş başına geçebilmesinin tek şartı, toplumda “Türklüğün Ortak Payda” olmasıdır. İçinde Allah korkusu, vatan, millet sevgisi olan, bu milletin evlatları yönetime gelince, Atatürk dönemindeki gibi kısa sürede çok büyük gelişmeler kaydedilecektir. İş başına gelenler kendileri için değil, millet için çalışacaktır. Yüce Meclis, köşe dönme yeri değil, alın teri döküp, emek vererek bu millete hizmet etme yeri olacaktır.


 Türk Mekânları



Beypazarı


Burada her şey özel. Burada her şey güzel. Burada her şey bizden. Burada üzerimize çökmüş ve bizi baskı altında tutan hiçbir gücün varlığı söz konusu değil. Ne Çin malları, ne Hollanda peynirleri, ne Fransız peynirleri, ne yabancı marka çikolatalar. Hepsinin yerli ve bizim damak zevkimize uygun seçenekleri mevcut. Burada cadde ve sokak adları bile, bize bizi çağrıştırıyor. Dükkan isimleri de öyle. Kısacası burası bizden, biz de buradanız.