Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

9 Mart 1998

Şehriyar

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Türk Şiiri


Tek Başına


-Muharrem Kılıç-


Dinleyin  oğullarım,

Kızlarım dinleyin.

Kendiniz bulamazsanız da bu gerçeği,

Duymadık demeyin.

Hayat tek başına yaşanır oğul,

Tek başına çekilir çileler.

Gözüm, ruhum dediğin yakınlarının

Bilmediği neler yaşanır neler.

        

 

Dünyaya tek başına gelinir oğul,

Tek başına ya

İkiz, üçüz, dördüz bile olsan,

Tek tek gelinir dünyaya.

Kimse kimsenin yerine ağlamaz.

Ve kimse süt ememez başkasının yerine.

Anan koparır seni kendinden

Ancak atmaz, alır ellerine.

Fakat beraberlik artık bitmiştir.

Ona onun, sana senin

Soluğunu soluma hakkı verilmiştir.

 

 

Tek başına devam eder hayat,

Herkes kendinden sorumlu artık.

Aldanma sahte merhametlere

Merhametsiz ve bencildir.

İnsan denen yaratık.

 

 

 -1-

 

İnsan eşref-i mahlukattır,

Ama kaç kişi?

Ahsen-i Takvim olan da tek başınadır.

Esfel-i safilindeki de.

Peygamber tek başınadır,

Tek başına şeytan.

Herkes şeytanını içinde taşır,

Tek başınadır insan.

 

İnsanı iyi tanı oğul,

Altı milyar insanın içinde,

İnsanı tanıyabilmek için,

İnsan olmalısın sende.

Pek çok insan görürsün ,

Yaşadığın sürece çevrende.

Çok fazladır bilesin,

Sureti insan , sireti hayvan, evrende.

 

Fakat sen tek başınasın,

Bunları bilsen de, bilmesen de.

Meleklerin secde ettiği insan,

“İnsan” olmak için çok çalış oğul.

Tek başına başarılır bu.

Yardım edecek bulunmaz,

Sen istesen de.

 

Sahte şeyhler,

Ve zalim Emirlerden,

İnsanı yok etmek için icat edilmiş,

Delikli demirlerden

Medet umma oğul.

Onların kendine bile hayrı yok.

 

-2-

 

Küfür tek millettir, İslam tek.

Ayrı-gayrı yok.

Ama bilemezsin kimdir,

Mümin, münafık, kafir.

Pek çoğu neye inandığını bilmez,

Haberi olmadan kendine tapar.

 

Kim kimdir,

Kim nedir,

Allah bilir.

 

Tek başına emeklersin,

Yer yüzünde.

Kimse senin yerine sürünmez,

Kara yerlerde.

Aç kalınca, tek başına ağlarsın.

Tek başına ağlardın altın ıslanınca.

Tek başına ayağa kalkarsın.

Ve tek başına atarsın ilk adımını.

Koşup oynarken tek başınasın,

Düşüp kalkarken tek.

Bir çileli sınavdır hayat,

Çaresiz çekilecek.

Tek başına nelere katlanacaksın,

Sona erinceye dek.

Tek başına yürünür bu yolda.

Sokakta, tarlada, evde, okulda.

Hep ilerdedir, varmak istediğin menzil,

İleride kızıl elma.

Çocukluktan gençliğe,

Tek başına geçilir.

Kimse yardım edemez.

 

 

-3-

 

Ne heyecandır göreceksin,

Bıyıklar terler terlemez,

Dünya küçülür ayaklarının altında.

Kainatın en güçlüsü,

Sen olduğunu zannedeceksin.

El yumruğunu yiyene kadar,

Kendi yumruğunu balyoz bileceksin.

Bunları hep tek başına yapacaksın oğul,

Herkesle bir arada,

Ama yalnız olacaksın.

 

Allah’a en yakın olduğun andır.

Gençlik, senin tertemiz olduğun zamandır,

Bu çağda hakkı tanıyan kurtulur.

Kurtulur, bu çağda “insan” olan.

 

Çevrene ters düşme,

Herkesle iyi geçin.

Sabır, seni pişirecek fırındır,

Unutma!

Zafer, senin için yarın.

Mütevazılıkta, bir köprü,

Cömertlikte, toprak gibi ol.

İnsanları dışlama,

Onlardan birisin sen.

Ağaçta yaprak gibi ol,

Görünen yüzünle kendini fark ettirme.

Yaşam biçiminle fark ettir.

Tek başına da kalsan,

Haktan yana ol.

Doğruluktan ayrılma.

Ve her daim dürüst ol.

Bunlar çok zor işlerdir oğul,

Hepside tek başına yapılır.

 

 

-4-

 

Sen mutlak doğruya koş,

İnsanların alkışlarına aldanma.

Onlar her zaman bir Donkişot arar,

Başarırsa alkışlamak,

Başaramazsa taşlamak için.

Alkışlanacaksan da hak için,

Taşlanacaksan da hak.

Uğruna can verilmeyecek yoldaysan,

O yolu bırak.

En doğru yol birkaç tane olmaz.

Ararsan bulursun mutlak.

“ O aramakla bulunmaz Hak’tır.

Onu bulanlarda arayanlardır.”

 

Ey oğul ,

Tek başına kalsan da,

En kara gecelerde,

Ve tek başına kalsan,

Düşmanla çevrilmiş çemberlerde,

Kararlı ve sabırlı ol.

Boğmaz insanları gece.

Tüm insanlar geceden korkar,

Gece, insanlardan.

Düşman çemberine gelince:

Onlar beraberdir,

Ama her biri tek başınadır.

Birine saldırdığın zaman,

Karşında bir düşman vardır.

Her biri tek başına olan kalabalıktan,

Hiç korkulur mu?

Beş kişi birleşip,

Bir yumruk yapacak,

Bu hiç olur mu?

 

 

-5-

 

Sana düşen,

Körpe bir kuzu gibi meleşmek değil.

Genç bir kurt gibi vuruşmaktır.

Tek başına da olsa,

Düşmanına saldırabilen tek hayvandır kurt.

Böyle yiğitlerle vatan olur toprak,

Böyle yiğitlerle yaşar yurt.

Tek başına ay ışığında,

Ulu dağlarda.

Tek başına zifiri karanlıkta,

Bahçe, bağlarda.

Tek başına sen vuruşursun,

Anan ağlar da ,

Tek başına kurşun yersin,

Yar yaranı bağlar da,

Acı tek başına çekilir.

Çile tek başına.

 

Anam, babam, bacım dersin,

Tek başına düğün edersin.

Misafirlerini kendin ağırlar,

Çağırmaya kendin gidersin.

Davul çalsa halay tutanın olmaz,

Tek başına her bir işe yetersin.

Eline kına vuracak yaren bulunmaz.

Sırtından vuranın olmaz gerdeğe girerken.

 

Hayat budur oğul,

Üzülme sakın.

Metin ol, en diri

Tavrını takın.

Zayıflığını hissettirme itlere.

 

 

-6-

 

Tek başına yürüyeceksin oğul,

Sonuna dek bu yolu

Yol boyunca çınarlar göreceksin,

Yaşlı ve ulu.

Bu çınarlara değip gelen her rüzgarda,

Havayı kokla oğul,

Aklını yokla oğul.

Bu havalarda bulabilirsen eğer,

Yesevi’den hikmetler,

Hacı Bektaş’tan nefesler var.

Düldül’ün kişnemesi,

Zülfikar’ın havada bıraktığı sesler var.

Hayber kapısından sökülmüş,

Demir kafesler var.

Muhibbi’den gazel,

Şah Hatai’den nefesler var.

Kaygusuz Abdal’dan altın uçlu bir ok,

Pir Sultan’dan sesler var.

 

Yunus’tan, Mevlana’dan,

Alınacak dersler var.

Bu yolda da tek başına kalacaksın.

Hacı Bayram’ın, iki yüz bin ihvandan,

Tek başına kaldığını bileceksin.

Yerinde Yavuz,

Yerinde Yunus olacaksın.

Bu yolda varsa nasibin,

Mutlaka alacaksın.

 

Tek başına yüklenir, hayatı insan.

Kahırlar tek başına çekilir,

Medet olmaz yardan, kızdan, oğuldan.

Hesap isterler senden,

 

-7-

 

Ekmekten, tuzdan, baldan.

Hayatın bin bir zorundan,

Çilesinden bıkılır,

Dayanamaz artık insan,

Sabrı tükenir.

 

İşte orada sıkı dur.

Sabret ve Hakk’a yönel.

Bunlara da tek başına karar verilir.

Hayat tufanıdır bunlar,

Köpürür, taşar, savrulur.

Beynin yerinden oynar,

Zannedersin ki kafa tasın çatlar.

 

Ey oğul, işte bütün bunlara,

Katlanarak geçer hayatlar.

Tek başına.

 

Acılar tek başına çekilir oğul,

Tek başınadır hastanelerde

Şifa bekleyenler.

Hastalık tek başına çekilir,

Kimse kimsenin yerine,

Hasta olmaz.

 

“Koyun koyun bacağından,

Keçi keçi bacağından” derler unutma!

Herkes kendi yaptığının karşılığını görür.

“Suçların şahsiliğidir” bunun adı.

Kimsenin yerine kimseyi asmazlar.

 

 

-8-

 

Herkes, her zaman tek başınadır.

Yiğitlik tek başına yapılır,

Köroğlu, Dadaloğlu gibi.

Ötekiler arkadan gelir.

Kurşun tek başına karşılanır,

Tek başına buluşulur hançerle.

Tek başına düşer insan yere.

Ötekiler kaçışırken ötelere,

Ilgıt ılgıt kan dökülürken toprağa,

Yiğit tek başınadır.

Can kaygısıyla kaçılırken ,

Sola, sağa, can verir yiğit.

Tek başına.

 

Sen izlerken yücelerden,

Onlar tek başına,

Çırpınır, çığrışır, yırtınırlar.

Ağu katılmış gibi aşına.

 

Cansız bedeni törenle yıkarlar.

Onlar kalabalık,

Sen tek başına.

Azrail’le göz göze gelmişsindir,

Habersizdir onlar.

Sen emri ilahiyi kabullenirken,

Tek başına.

Onlar senden utanırlar.

Alel acele sararlar kefen bezine,

Alel acele kılarlar namazını,

Alel acele koyarlar sine.

Kerpiçler, tahtalar döşenir,

Alel acele üstüne.

El birliği ile örterler üstünü,

 

 

-9-

 

Bir taş dikerler başına,

Çömelirler sonra başına.

Rüzgarın ıslığı karışır,

Sevenlerin hıçkırıklarına,

Hoca Kuran okur.

Sesi titreyerek sanki,

Oradakiler anlamadan dinler,

Koyunun kaval dinlediği gibi.

Sen aşağıda, tek başına,

Görürsün hepsini.

 

Ne yapmışsan, o gelmiştir seninle.

Onlar ne yapsa da boşuna.

Doğarken bir başınaydın,

Ölürken, bir başına.

 

Yavrularım,

Unutmayın sakın ha!

Şah damarından, daha yakındır,

O, insana.

 

Bu yüzden insan, Ahseni takvim,

Eşrefi mahlukattır, bu yüzden.

Ama, nefsine uyarsa,

Aşağıların aşağısında olur,

Kurtulamaz,

Esfeli safilinden.

Buna göre yaşayın dünyada işte.

 

İnsana dayanma, ölür.

Duvara dayanma, yıkılır.

 

-10-

 

Dağlara dayansan, bir gün,

Hallaç pamuğu gibi atılır.

Her insan kendi kaderini,

Tek başına yaşar.

Bu yolu, baştan sona,

Tek başına koşar.

 

Ey oğul,

Hiçbir faniye bel bağlama.

Dünya fanidir.

Dünyalık için  gözyaşı döküp ağlama.

İki dünyada da saadet olmalı,

Emelin senin.

Size en son vasiyetim budur,

Böylece bilin.

Mala, mülke, şana, şöhrete değil,

Hakk’ın ipine sarılın.

Şöhret, afettir, unutmayın.

Sevdiğinizi Hakk için sevin.

Darıldığınıza Hakk için darılın.

En zor hesap –Kul hakkı-dır.

Aman ha, ondan sakının.

 

Ey oğul,

Hakk’a dayan,

Hakk’a güven,

Hakk’a ram ol.

İşte budur insanı,

Mutluluğa götüren tek yol.

 

 

-11-

 

Allah bakmaz, kimsenin,

Eline, yüzüne, kaşına.

İyi yaşayan cennete,

Kötü yaşayan cehenneme gider,

Tek başına,

Tek başına.

 

Muharrem Kılıç

9 Mart 1998

İstanbul



Tuzağın Kod Adı Özgürlük -Muharrem Kılıç-


Batının bizim aile yapımıza dayattığı “özgürlük” bizi nereye taşıyacaktır? Veya başka bir şekilde soralım soruyu. Batı bize dayattığı “özgürlükle” aile yapımızı nasıl şekillendirmek istemektedir? Hiç şüphesiz kendi aile yapısını ne duruma getirmişse, bizi de o duruma getirmeye çalışmaktadır. Zaten yazılı basınımız ve TV kanallarımız adeta toplumumuzu belli bir yaşam biçimine zorlarcasına topa tutuyor. Çok az sayıdaki gazete ve TV bu hengâmenin içinde sesini duyuramıyor bile. Moda adı altında her türlü ahlaksızlık aldı başını gidiyor.



Ankara'da Glokalizasyon, Filistin'de Katliam! -Muharrem Kılıç-


Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in ev sahipliğinde, Ankara’da “The Global Forum” tarafından 5. Glokalizasyon Konferansı düzenlendi. Bu “Glokal Forum”un başkanı kim dersiniz? Uri Safir! Peki Uri Safir kim? "MOSSAD`ın en önemli adamlarından biri. Nasıl?  Güzel değil mi? Laf aramızda, bu “The Global Forum” bir sivil toplum örgütüymüş.(!)



Şiiliğin İslam Dünyasındaki Konumu ve BOP Karşısındaki Durumu -Muharrem Kılıç-


“Şia” sözcük olarak “taraftar” anlamına gelmektedir. Bu durumda Şiilik Hz. Ali’den yana olanlar demek oluyor. Bu yolu izleyenlerin oluşturdukları inanç çizgisine de Şiilik denmektedir. Bu çalışmada yanlış bilinen bazı konuları en başta aydınlatmakta da yarar var. Aydınlatılması gereken bu konu, genellikle halk arasında çok karıştırılan Şiilik ile Aleviliğin aynı olup olmadığıdır. Alevilik ile Şiilik aynı şeyler değildir. Alevilik ile Şiilik arasındaki farkı kısaca şöyle açıklayabiliriz. Alevilik, Horasan Türklerinin oluşturduğu tasavvufu temel alır. İslâm ile ilgisi dolaylıdır.


 

Muharrem Kılıç


1955 yılında Ankara'da doğdu. İşl, orta, lise ve üniversite öğrenimini Ankara'da yaptı. Bir yıl ilkokul öğretmenliği yaptıkdan sonra İçişleri Bakanlığı'nda memurluk ve Kastamonu Cide'de bir yıl asteğmen olarak askerlik yaptıkdan sonra, Vergi Denetmeni olarak Maliye Bakanlığı'na girdi. Yaklaşık yedi yıl çalışdıktan sonra istifa eserek serbest çalışmayı tercih etdi. 2002 yılında emekli oldu. Halen YMM Denetçiliği ve ticaretle iştigal etmektedir. Evli, ikisi kız, ikisi erkek dört çocuk babasıdır. Geleneksel Türk Süsleme Sanatlarından Ebru, hat ve desen çalışmaları vardır.

 

Sarı Yazma, Al Paçalık, Peştemal ve  Kavak Yelleri adlı  adlı iki şiir kitabı, Sekiz adet çocuk hikayesi, Deli Dumruş Boğaziçi Köprüsünde adlı hikayelerden oluşan bir kitabı vardır. Son çalışması, Soysuzlar Mektebi Enderun -Türklerin Kaderi adıyla yayınlanmıştır.


 Umumi Siyaset



Aile Nereye...


Ekonomik gücü olanlar (ki bunlar bu gücü kesinlikle toplumun haklarını çalarak elde etmişlerdi) her şeyi satın almaya başladılar.

Arkadaş satın aldılar.

Eş satın aldılar.

Dost satın aldılar.

Mutluluk satın aldılar.

Zevk-i sefa satın aldılar.

Makam-mevki satın aldılar.

Güç satın aldılar.

Onur, şeref satın aldılar.

Kısacası, insanoğlunu ilgilendiren her ne varsa bu dünyada, bastılar parayı, satın aldılar.

Çünkü paraları vardı!

Nasıl kazanıldığı önemli olmayan paralar.


 Türkçülük



Milletin Kaderi Nasıl Değişecek


Burada anlatılanların yapılabilmesinin de bir tek şartı vardır. O da “Ulusal bilince sahip yöneticilerin” iş başına geçmesidir. Ulusal bilince sahip yöneticilerin de iş başına geçebilmesinin tek şartı, toplumda “Türklüğün Ortak Payda” olmasıdır. İçinde Allah korkusu, vatan, millet sevgisi olan, bu milletin evlatları yönetime gelince, Atatürk dönemindeki gibi kısa sürede çok büyük gelişmeler kaydedilecektir. İş başına gelenler kendileri için değil, millet için çalışacaktır. Yüce Meclis, köşe dönme yeri değil, alın teri döküp, emek vererek bu millete hizmet etme yeri olacaktır.


 Türk Mekânları



Beypazarı


Burada her şey özel. Burada her şey güzel. Burada her şey bizden. Burada üzerimize çökmüş ve bizi baskı altında tutan hiçbir gücün varlığı söz konusu değil. Ne Çin malları, ne Hollanda peynirleri, ne Fransız peynirleri, ne yabancı marka çikolatalar. Hepsinin yerli ve bizim damak zevkimize uygun seçenekleri mevcut. Burada cadde ve sokak adları bile, bize bizi çağrıştırıyor. Dükkan isimleri de öyle. Kısacası burası bizden, biz de buradanız.