
Turkuaz
-Emine Yavuz-
Kasırgayla boğuşma iklimlerinde çılgın bir tufanla tutuşup
Karanlıkları yakıyordun Turkuaz.
Mor dudaklı ölümlere karşı seni işittim.
Adını yazdım duvağıma. Seninle kuşandım.
Dolup taştım.
Uzun yeleli bir kısrak üzerinde geçip gittin... Su ellerimde donar,
yüreğimde kaynardı.
Rüzgârın parmak uçlarında takılı anlatı hậlậ uğultulu... Döndüğün
güzel bir ilkyaz sabahında neden ağlıyordun Turkuaz!.. neden... Mor
dudaklı ölümlere karşı seni işitmenin sevinciyle dolup taşarken ben.

i.
Rüzgarlı gecede
Hiç’lik sürmesini çekip uzattı düşselliğe.
Gecenin saçlarını çekip uzattım
Koynuna almıyordu beni.
O gece bir izdir bende, bir sevgili.
Kanaviçeyi çiçeklendirdiğim gece bütün gecelerin ertesiydi
Gecelerin gecesiydi.
Motifler parmak uçlarımda dillendiler.
Dizlerimin üzerinden canlandığında patiska!.. Acıyı süslemesini
öğrettim kendime.
Arayışın izlerinde...
Gecenin ininde
Gümüş-ten saçlarını yerlere değin saçtıklarında ağaçlar
Deniz suskundu.
Dağların sesini dinledim.
Toprağı gebeydi; yeşil kokuyordu işvesi.
Deniz ötesi rüzgârlar dargın mıydılar.
Ay ışıksız kaldığında yıldızlar yerlerinde olmazlar.
Denizötesi bir esintide yakamozlar uyandı. Pırıltılı bir balıkla
nasıl da kanatlandım!..
Ya
sen Turkuaz.
Gözlerimden dökülmeden edemez misin geceleri
Ey sevgili.
ii.
Söz uyanmışken dilimde gözlerim uyusun.
Sen de uyu içimde Turkuaz!.. Sen de uyu.
Geçip gitti
Ağzı sıkı bir gece.
Emine Yavuz
31
Mayıs 2008
|