Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

Temmuz 2006

Nihal Atsız

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Türk Şiiri

 

 


Türkmen Oğlu


-Dadaloğlu-


Bindiğin at Aşkar mıdır, ya Düldül
İrengi bozadır der Türkmen Oğlu
Eyerlen kır atı mahzun kalmasın
Biner dövüşürüm der Türkmen Oğlu
 

Ali Paşa'm her ülkeyi bağladı
Ah etti de torun deyi ağladı
Her obadan üç beş yiğit hoğladı
Siftah hoğlayan da bir Türkmen Oğlu
 

Karartısı çok, ordusu da fena
Dövüşen yiğitler boyanır kana
Kasavet mi çakar doğuran ana
Nöbet bıçağa bindi der Türkmen Oğlu
 

Kara Ahmet der gel etme inadı
Bıldır deden dedemizi sınadı
Benim koğduğumun kalmaz kanadı
Çekerim çengeni der Türkmen Oğlu
 

Elinde kargısı oylukta satır
Kesilen kelleler meydanda yatır
Korkma beyim korkma salavat getir
Arkamızdan gelen koç Türkmen Oğlu
 

Gezdir Dadaloğlu kır atı gezdir
Nalları dökülmüş yeniden düzdür
Kargının ucuna Maşallah yazdır
İlet Sadık Beye ver Türkmen Oğlu

 

 

 

 

Dadaloğlu

 


Destan - Dadaloğlu -Yaşamı -sanatı -şiirleri /Battal Pehlivan s.103

Avşar -Oğuz-Türkmenlerin 'in Ulu Ozanı :Dadaloğlu


 

---------------------- -------------------------------- -------------------------------- ------------------------------ ------------------ --------- -------- -

 

Dadaloğlu


Dadaloğlu, Osmanlı Devleti'nin Anadolu Türkmenlerini iskan politikasına tepki olarak doğmuş isyanlarda yer aldığı anlaşılan tanınmış bir halk ozanıdır. Doğum ve ölüm tarihleri hakkında kesin bir bilgi olmamakla beraber eldeki kaynaklardan 1785-1868 olarak belirlenmiştir. Başka bir deyişle, Dadaloğlu’nun 18.yy’ın son çeyreğinde doğup 19.yy’ın ortalarında öldüğü bilinmektedir. Güney illerinde dolaşan Türkmen topluluklarından Avşar boyundandır.

Yaşamı hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığımız Dadaloğlu’nun şiirleri yazılı kaynaklar aracılığıyla değil sözlü gelenek sayesinde bugüne ulaşmıştır.Dadaloğlu Anadolu'nun halk şiiri geleneğine damgasını vurmuş bir sanatçıdır aynı zamanda.

Osmanlı Devleti'nin göçebe Türkmen aşiretlerini toprağa yerleştirmek için verdiği uğraş, yer yer başkaldırılara ve küçük çaplı savaşlara neden olmuştur. Dadaloğlu'nun şiirleri yerleşik yaşama geçmek isteyen Türkmen aşiretlerinin bir çığlığı sözlü bir tarihi sayılır.

Asıl adı Veli. Türkmen-Avşar aşıklarının önde gelenlerinden. Kul Mustafa mahlasını da kullanan Aşık Musa’nın oğlu. Toros dağlarında Kozan, Erzin, Payas yörelerinde yaşayan göçebe Türkmenlerin Avşar boyundan. Az da olsa eğitim aldı. Avşar beylerinden Küçük Alioğlu ile Kozanoğlu’nun yanında imamlık, katiplik yaptığı anlatılır ama bu konuda yeterli bilgi yok. Daha çok Gavurdağı ve Ahır Dağı yörelerinde yaşadı. Çukurova'yı, Toroslar'ı, Orta Anadolu'yu dolaştı. Şiirlerinde göçerlik koşullarını, döneminde orta Anadolu’da hüküm süren aşiret kavgaları ve aşiretlerin Osmanlı Devleti ile savaşlarını duru ve yalın bir dille yansıttı. Dili Anadolu Türkmen boylarının kullandığı halk Türkçesi.

Asıl ününü kavga türküleri ile yaptı ama duygu ve aşk konularını da aynı başarıyla işledi. Yüz kadar şiiri sözlü kaynaklardan derlenerek günümüze ulaştı. Bu derlemeleri Cahit Öztelli, Taha Toros, Haşim Nezihi Okay, Ahmet Z. Özdemir ile Saim Sakaoğlu yayınladı. Diğer 19'uncu Yüzyıl halk ozanlarından iki noktada ayrılır. Kent yaşamından uzak kaldığı için şiirlerinde hep göçerlik ortamını yansıttı. Diğer yandan yine kentte bulunmayışı nedeniyle çağdaşı halk ozanlarında sık rastlanan divan şiirine yakınlık onda hiç görülmez. Karacaoğlan'ın aşk ve doğa şiirlerindeki üstün yeteneği ile, Köroğlu'nun yiğit ve kavgacı anlatımını birleştirir.


 Kavga



Avşar Elleri


Dadaloğlu'm yarın kavga kurulur
Öter tüfek davlumbazlar vurulur
Nice koç yiğitler yere serilir
Ölen ölür kalan sağlar bizimdir 


Türkmenlerin Çilesi



Ölürüz de Kömür Gözlüm Ölürüz


Bir Çıkmaza Girdi Bugün Yolumuz
Geçit Vermez Sağımızla Solumuz
Kalır Gayri Bizim Burda Olumuz 
Mert Ağlasın Namert Olan Utansın

Avşar İli Yaylasına Göçmedik
Aşın Yeyip Sularını İçmedik 
Tenhalarda Kendimizden Geçmedik
Can Ağlasın Hain Felek Utansın


 Sevginin Atlıları



Gönülden Gönüle Yol Gider


Gönülden gönüle yol gider derler
Onu sürmeğe bir hoşca can gerek
Doğru söyle yiğit işin doğrusun
Hiylebaz olamaz yiğit bön gerek