Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

 

Ahmet Ayık

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Türk Şiiri

 

 


Bir Serüvenin Tanımı


-Afşar Timuçin-


Hiçbir zaman yenilmedi geceye
Sevincim de inancım da
Doğru diye bildiğim güzellikler
Hiçbir gün kendisinden uzak
Bir şeye değişmedi

Hiçbir gün yolda koymadı beni
Güvenim ve direncim
Düşerim sandılar dönüp baktılar
Gülerek geçip gittim
Evet ben tek başındaydım
Onlar çok yalnızdılar

 

Afşar Timuçin


 

---------------------- -------------------------------- -------------------------------- ------------------------------ ------------------ --------- -------- -

 

Afşar Timuçin


..1939 - .. (Akhisar)


İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde okurken, Kanada'ya gitti (1964), yüksek öğrenimini felsefe dalında orada tamamladı, yurda döndü (1967), bir süre Erzurum'da Fransızca okutmanlığı yaptı, bu arada doktorasını verdi (Descartesçı Bilgi Kurgunun Temellendirilmesi, 1970, 1972), doçent oldu (Descartes Felsefesine Giriş, 1980, 1982), 1992'de profesörlüğe yükseltildi. İstanbul'da Kavram Yayınları'nın ve sanat-edebiyat bölümü de olan, üç aylık - Felsefe Dergisi'nin (ilk sayı, Ekim-Aralık 1977) sahip ve yönetmenliğini yaptı, şimdi Mimar Sinan Üniversitesi'ne bağlı İstanbul Devlet Konservatuvarında öğretim üyesi : Bugün özellikle deneme türünde sürdürdüğü sanat hayatının (1958 Õ) ilk ürünleri şiir olmuştu, ilk kitabı da bir şiir kitabı: Çöl (1968). Sonra Tahir ile Zühre, Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Arzu ile Kamber ve Güllü ile Hamza halk hikayelerini destan biçiminde yeniden yazarak Destanlar (1969) adlı bir kitapta derledi. Diğer şiir kitabı Böyle Söylenmeli Bizim Türkümüz (1974), TRT 1970 Sanat Ödülleri yarışmasında başarı ödülü kazanmıştı : A. Kadir'le birlikte üç de antoloji (Vietnam Şiiri, 1973; Filistin Şiiri, 1974, Portekiz Sömürgeleri Şiiri, 1975) yayınlamış olan şairin Yarına Başlamak (1975) romanını Aristoteles Felsefesi (1976) adlı incelemesi izledi. Nazım Hikmet'in Şiiri (1978) kitabıyla 1979 Türk Dil Kurumu Eleştiri Ödülü'nü kazandı : Daha sonra yayımlanan eserleri: Savaşçı Türküleri (şiirler, 1980), Descartes Felsefesine Giriş (inceleme, 1980), Gece Gelen Eski Dost (roman, 1980), Denizli Pencere (hikayeler, 1980), Kıyılar Durunca (roman, 1983), Niçin Yapısalcılık Değil? (inceleme, 1984), Gerçekçi Düşüncenin Kaynakları (araştırma-inceleme, 1984), Ey Benim Güzel Sevdalım (şiirler, 1984), Niçin Varoluşçuluk Değil (inceleme, 1984), Neden Bazı Akşamlar (hikayeler, 1985), Gerçekçi Düşüncenin Gelişimi (araştırma-inceleme, 1986), Estetik (inceleme, 1987), Sevmek Ne Güzel Şeydir (deneme, 1991), Bu Sevda Böyle Gider (şiirler, 1992), Düşünce Tarihi (1992, inceleme-araştırma), Gerçekçi Düşünce Gerçekçi Sanat (deneme 1992). Arınmalar (1993-şiir), Felsefe Sözlüğü (1994, Felsefe Bir Sevinçtir (1995 - Felsefe Yazıları, Akşam Türküleri (1996 - Şiir), Aşkolsun Kırlangıçlar (1996 - Öyküler), Özgür Prometheus (1997 - Felsefe Yazıları). Afşar, 1997 Truva Kültür Sanat Ödülleri'nde 'şiir' dalında ödüle layık görüldü.


 Mitoloji



Mitoloji'den Günümüze Düşünce Serüveni


Görmekte olduğumuz eski uygarlıklar birer mitoloji uygarlığıdır. Eskiçağ’ı yunan uygarlığına kadarki uygarlık etkinlikleri dönemi ve yunan-latin uygarlığı dönemi olmak üzere ikiye ayırırsak, birinci dönemin kültür değerleri açısından tam tamına mitolojik özellikler gösterdiğini, ikinci dönemin mitolojik düşünceden ussal düşünceye ya da hatta felsefeye geçiş dönemi olduğunu söyleyebiliriz. Mitoloji dönemleri ussal düşüncenin henüz yetkin bir düzeye ulaşmadığı, usun henüz yeterince gelişmediği, imgelemin usa egemen olduğu ya da usun imgelemi denetleyecek güçte olmadığı dönemlerdir.


 Sessiz Haykırış



Serüvenim


Seni her düşünmemde benzersiz bir yurt özlemi
Bana düşen gelişini aralıksız beklemek
Beklerken bakışında eriyip gitmek yavaşça
Beklerken sonsuz bir ormanı yürümek saçlarında
Benim tutkum ölümüm serüvenim bu işte


Edebiyat



Şair


Şairin tüm sezgileri, tüm algılayışları, tüm bakışı şaircedir. Esin gelip şiir bir taslak olarak kendini ortaya koyduğunda şiirsellik zaten belli bir ölçüde gerçekleşmiştir. Şair esinini şairce yaşamıştır, bu esin ona sözü şairce söyletmiştir. Ancak şair bundan sonra şiirini daha da şiir kılabilmek için çaba gösterecektir. Çünkü şair her ne kadar bir takım yetkinliklere, ustalık diyebileceğimiz kazanımlara ulaşmış kişi de olsa her şiirinde yeni bir yaratma çabasının içinde duyacaktır kendini. Şair olamamış bir kişinin uğraşa didine bir fikri biraz ya da biraz daha şiirsel kılabilmesi elbette olasıdır. Ancak şair nitelikleri kazanamamış bir kişinin ha deyince canını dişine takıp üst düzeyde bir şiirsel yaratıyı gerçekleştirebilmesi olası değildir. Ancak, böyle böyle şair olunduğu da doğrudur. Bunun için de en azından kişinin neyin şiir olup neyin şiir olmadığını bilecek kadar görgülü olması gerekir.