Yazar |

Haluk Güriz |
 | |
Kişisel Web | | Sinema | | Kitap | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |
 |
 |
 | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni |
 |
|

Türk
Romanında Eleştirinin Temel Yapıtları
-Haluk Güriz-
Son yıllarda
ülkemizde roman ve öykü alanında bir patlama yaşanmaktadır. İlk
yapıtlarını yayınlayan çok sayıda yazarın edebiyat yaşamına
girdiğini görüyoruz. Sıkça tartışılan konulardan birisi bunca
yapıt içinde değerlilerin var olup olmadığı ve buna bağlı olarak
Türk edebiyatında eleştirinin olup olmadığıdır. Yapıtı
eleştirmenlerce beğenilmeyen yazarlar kolaycı bir yaklaşımla
“Türkiye’de zaten doğru dürüst eleştiri yok”, “benim ölçütüm
kitabımın satışıdır” diyerek işin içinden çıkmaktadır. Nesnel
bakınca bir toplumda edebiyatın çok ileri, eleştirinin çok geri
olması veya sanatın bir dalının çok iyiyken, diğerlerinin
esamesi okunmayacak kadar değersiz bir düzeyde olması olanaklı
değildir. Esas sorun edebiyat tarihinin, ülkemizdeki edebiyat
geleneğinin tam kavranmaması ve kendi buluşlarını, yazdıklarını
biricik olarak gören bir takım yazarların neredeyse işi Türk
edebiyatını kendilerinden başlatacak ölçüsüzlüğe
vardırmalarıdır. Oysa ülkemizde batılılaşma ile başlayan,
yüzyılı aşkın bir süredir varolan öykü-roman geleneği
oluşmuştur. Özellikle ilk romanlarda gördüğümüz, toplumun
değişimi, doğu-batı değerleri arasındaki gitgellerle,
burjuvazinin ve uluslaşmanın oluşum süreci ile ilgili sancılar
ön planda yer almıştır. Edebiyat kuramının 1960’lara kadar
Türkçe kaynak eksikliği nedeniyle tam incelenmediği bir
gerçekliktir. Ancak özellikle bu dönemde artan çeviri ve telif
kuramsal kitaplar bu açığı kısmen gidermeye başlamıştır.
Sözgelimi Lukacs’ın “Avrupa Gerçekliği, Çağdaş Gerçekliğin
Anlamı”, Pospelov’un “Edebiyat Bilimi”, Nabokov’un “Edebiyat
Dersleri”, Todorov’un “ Yazın Kuramı”, Forster’in “ Roman
Sanatı”, Lukacs’ın “Roman Kuramı” bu bağlamda anılabilecek
yapıtların birkaçıdır. Ayrıca Berna Moran’ın “Edebiyat Kuramları
ve Eleştiri”, Gürsel Aytaç’ın “Edebiyat Yazıları”, Murat
Belge’nin “Edebiyat Üstüne Yazılar”, Jale Parla’nın “
Donkişottan Günümüze Roman”, Emin Özdemir’in “Yazı ve Yazınsal
Türler”, Akşit Göktürk’ün “Sözün Ötesi” gibi telif ürünleri, yol
açıcı ve okur için oldukça değerli başvuru kaynakları olmuştur.
Tahsin Yücel’in bu anlamda çok özel bir yeri olduğu şüphesizdir.
Özellikle Fransız edebiyatından, küçük bir kitaplık
oluşturabilecek sayıda, özenli, hala virgülüne dokunulmadan
yayınlanan çevirileri yanında “Yazın ve Yaşam”, “Yazın Gene
Yazın”, “Yazının Sınırları”, “Eleştirinin ABC’si” kitapları bu
bağlamda ilk akla gelenlerdir.
Bu
yazıda Nurullah Ataç’tan başlayarak Fethi Naci’ye, Ahmet
Oktay’a, Semih Gümüş’e uzanan geniş bir yelpazede yer alan Türk
edebiyatı eleştiri geleneğinin Türk romanını doğuşundan günümüze
toplu ve genel bir bakışla inceleyen belli başlı yapıtlarının
tanıtımı yapılacaktır. Tek bir yazara, yapıta odaklanmış
sözgelimi Oğuz Demiralp’in, Yıldız Ecevit’inki gibi değerli
çalışmalar ve dönem incelemesi olarak kurgulanan yapıtlar bir
yana bırakılarak, Türkçe’de roman ve öykünün doğuşundan
başlayarak yazıldığı döneme kadarki gelişimini tarihsel,
toplumsal arka planıyla inceleyen yapıtlara odaklanarak bu
değerlendirme yapılmaya çalışılacaktır. Sözgelimi M.N. Özön’ün
“Türkçe’de Roman” yapıtı, roman türünden önceki hikaye, masal,
efsane, destanlar üzerine değerli tarihsel değerlendirmeler
içermesine rağmen Ahmet Mithat Efendiye kadar gelmiş bir
inceleme olması nedeniyle inceleme kapsamının dışında
bırakılmıştır.
Şu gerçekliği bir ön
kabul olarak ele almak durumundayız. Bir geleneği bilmeden onun
sınırlarını aşmak, yeni bir yol açmak olanaklı değildir. Ne
yazık ki ülkemizde şiir alanında görülen şair sayısının şiir
okurundan fazla olması gibi bir talihsizlik söz konusudur.
Benzer durum roman içinde söylenilebilir. Oysa ancak okuyarak,
kendinden önce yazılmışları değerlendirerek, geçmiş teknikleri,
anlatım biçimlerini bilerek ilerlenebilir. Sanat yapıtı zekayla,
buluşlarla değil, “görü kazanmış, emek verilmiş, işlenmiş bir
akılla” yaratılmalıdır. Dünya edebiyatındaki büyük yazarların
önemli bir kısmı iyi birer okurdurlar öncelikle.
Bu yazıda Türkiye’de
hikaye ve roman üzerine beş değerli eleştirmenin yapıtları
irdelenecektir. Berna Moran’ın üç ciltlik “Türk Romanına
Eleştirel Bir Bakış”, Fethi Naci’nin “Yüz Yılın Yüz Romanı”,
“100 Soruda Türk Romanı ve Toplumsal Değişme”, Cevdet Kudret’in
üç ciltlik “Türk Edebiyatında Hikaye ve Roman”, Taner Timur’un
“Osmanlı-Türk Romanında Tarih, Toplum ve Kimlik” ve Gürsel
Aytaç’ın “Çağdaş Türk Romanı Üzerine İncelemeler” yapıtları
değerlendirilecek yapıtlardır. Bu yapıtların edebiyatla
ilgilenen genç okur ve yazarlarca bilinmesi ve değerlendirilmesi
hem Türkiye’deki edebiyat geleneğinin irdelenmesi, hem
yapıtlarıyla toplumumuzda yer edinmiş yazarların topluma ve
insana yaklaşımı hem de biçim-içerik ilişkisi temelli bir bakış
oluşturmada çok yararlı olacaktır.
Berna Moran’ın “Türk
romanına eleştirel bir bakış” kitabı üç ciltten oluşuyor. İlk
cilt Ahmet Mithat’tan A.H.Tanpınar’a, ikinci cilt Sabahattin
Ali’den Yusuf Atılgan’a, üçüncü cilt Sevgi Soysal’dan Bilge
Karasu’ya alt başlıklarını taşıyor. “Türk romanı ve batılılaşma
sorunsalı” isimli geniş giriş bölümü ülkemizdeki romanın doğuşu
ile toplumsal koşulların ilişkisini ele alıyor. İlk
romanlarımız, aşık hikayeleri bölümlerini H. Rahmi, Y. Kadri, P.
Safa, A.H. Tanpınar’ın önemli romanlarına odaklı çözümlemeler
izliyor. Hem romanın tekniği, iç yapısı, biçimi ile ilgili
ayrıntılı çözümlemeler yapılırken hem de yazıldığı dönemle
ilişkisi kuruluyor. Yazıların sonundaki yargıların hepsi
yazıdaki çözümlemelere dayandırılıyor ve estetik açıdan
temellendirilmesi yapılıyor. Şu iyi, bunu sevdim gibi öznel,
neye dayandırıldığı belli olmayan yargılar kesinlikle yok.
İkinci cilt “Kuyucaklı Yusuf”, “İnce Memed”, “Kurt Kanunu”,
“Devlet Ana” gibi toplumsal sorunların ve çalkantının romana en
yoğun yansıdığı toplumcu ve eleştirel gerçekçi romanları
irdeliyor. Bu romanlardan sonra Türk edebiyatının iki eşsiz
yazarı Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar”ı ile Yusuf Atılgan’ın
“Aylak Adam ve Anayurt Oteli” üzerine çok değerli iki inceleme
yer alıyor. İkinci cildin bitiminde yer alan “ikinci dönem
romanının özellikleri” de panoramik bir çerçeveleme niteliğinde.
Üçüncü ve son cilt 12 Mart Romanı ve sonrasını ele alıyor. O
dönem öne çıkan Latife Tekin, Sevgi Sosyal, Adalet Ağaoğlu ve
devamında Orhan Pamuk ile Bilge Karasu’ya uzanan bir izlek.
“Türk romanında fantastiğin serüveni” ve “12 Eylül ve yenilikçi
roman” bölümleri bir dönemin kapanışı ile toplumsal değişimin
yarattığı yeni bir türün kapılarını aralıyor. Toplam yedi yüz
sayfaya yaklaşan üç kitapta Türk romanının genel çerçevesi
çizilip yazılan önemli romanların ayrıntılı çözümlemesi
gerçekleştiriliyor.
Fethi
Naci’nin “Yüz Yılın Yüz Romanı” ve “100 Soruda Türkiye’de Roman
ve Toplumsal Değişme” isimli kitapları birbirlerini tamamlayan
ve romanımızın yüzyıllık serüvenini bir edebiyat eleştirmeni
gözünden inceleyen değerli yapıtlar. 1968’de başlayıp 1998’de
sona eren “100 Soruda” dizisini ve gerçekten düşünce hayatımızda
çok önemli bir yeri olan Fethi Naci’nin “Gerçek yayınevinin”
ellinci kitabı “100 Soruda Türkiye’de Roman ve Toplumsal
Değişme”. Hemen her konuda kültürümüzü zenginleştiren 100 soruda
dizisinin en hacimli, en özgün kitaplarından biri sayılabilir.
Fethi Naci ismi üzerinde çok tartışmalar yapılan Ataç sonrası
eleştirinin en önemli ismi. Onlarca edebiyat eleştirisi kitabı,
yüzlerce dergi yazısına yayılmış geniş bir yapıtlar toplamının
sahibi bir yazar. Yayıncılık serüveni de andığımız 100 soruda
serisi ve Gerçek yayınevi bağlamında son derece önemli. Bu
yazıda irdeleyeceğimiz bin sayfalık iki kitabı birbirini
tamamlayıcı ve Türk edebiyatında romanın hem sosyal temelleri
hem de estetik değerlendirmesini içeren çalışmalar.
Başlangıcından iki binli yıllara kadar edebiyatımızdaki önemli
romanları ayrıntılarıyla incelerken romanın doğuşu, tekniklerin
nasıl geliştiği, dil, biçim üzerine değerlendirmeleri ile
bütünlüklü iki kitap. Değerlendirmelerinde kendisinin de
gizlemediği
öznellik
bir yana, ideolojik bir perspektiften çok, yazın beğenisi ve
estetiğin ön plana çıktığı bir çerçeve çiziliyor. İncelenen yüz
romanın içerisinde hemen bütün önemli ve klasikleşmiş romanlar
yer alıyor. Kemal Tahir, Yakup Kadri, Reşat Nuri gibi yazarların
da edebiyat değeri en yüksek tek yapıtı üzerinde duruluyor.
Biçim-öz ilişkisi, dil-teknik ilişkisi ve tarihsel arka planın
değerlendirilmesi ile çok önemli bir işlev taşıyor. 100 soruda
Türk romanı ve toplumsal değişme isimli yapıtında 1872 yılından
1980 yılına kadar yayınlanmış tüm Türk romanlarının listesi
verilirken, yazarın en iyi yirmi Türk roman hangileridir
sorusuna yanıtı da ilgi çekici özellikler taşıyor. “Roman kişisi
ile gerçek yaşamdaki kişiler arasındaki ayrımlar”, Türk
romanında
niçin “tipik” kişiler yok ve “Türk romanın geçmişi ve bugünü
konusunda genel bir değerlendirme sorularına” yanıtları çok ilgi
çekici ipuçları barındırıyor. Hepsi 100 yılın 100 romanına
alınmış en iyi yirmi Türk romanı değerlendirmesinde şu yapıtlar
yer alıyor. Aşk-ı Memnu, Kuyucaklı Yusuf, Üç İstanbul, Miskinler
Tekkesi, Huzur, Bereketli Topraklar Üzerinde, Esir Şehrin
İnsanları, Sultan Hamid Düşerken, Aylak Adam, Ortadirek,
Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Küçük Ağa, Tutunamayanlar, Sahnenin
Dışındakiler, Birgün Tek Başına, Şafak, Yalnızlar, O, Bir Düğün
Gecesi, Cehennem Kraliçesi. Bu romanların hepsiyle ilişkili
ayrıntılı değerlendirmeleri de 100 yılın 100 romanında
bulabiliyoruz. Her açıdan çok büyük emek ürünü ve okur için
roman okuma konusunda anahtar niteliği taşıyan değerlendirmeler
içeren bu kitaplar Türk roman eleştirisinin Berna Moran’ın
anılan üçlemesiyle birlikte başyapıtları olarak
değerlendirilebilir.
Cevdet
Kudret’in “Türk edebiyatında hikaye ve romanı” da üç ciltlik bir
toplam. İlk cilt Tanzimat’tan Meşrutiyete (1859-1910), ikinci
cilt Meşrutiyetten Cumhuriyete (1910-23), üçüncü cilt Cumhuriyet
Dönemi (1923-1959) yıllarını kapsıyor. Yazarlar hakkında kısa
bilgileri takiben roman ve öykülerden alıntılarla tanıtımları
yapılıyor. İncelenen yazarın tüm yapıtları tarih sırasıyla
veriliyor. Genel değerlendirmelerin kısalığı, daha çok
metinlerden alıntı gibi sınırlılıklarının yanı sıra Türk
romanının esas atılımını yaptığı yıllardan sonrasını içermemesi
dezavantajlarına rağmen genç kuşaklar için bellek tazeleyici bir
antoloji ve biyografi özellikleriyle değerli bir toplam niteliği
taşıyor. Tanzimat’tan Meşrutiyete kadar yapıtların yer aldığı
ilk cilt günümüzde bilinmeyen, ortadan kaybolmuş nitelikteki
metinleri gündeme getirmesi ile başka yerlerde ulaşılamayacak
ayrıntılara erişme olanağı getiriyor. Yine de değerlendirmeyi
okura bırakan biçimiyle eleştiriden çok metinler seçkisi
niteliğinde olduğu için eksiklikleri mevcut.
Taner
Timur’un “Osmanlı-Türk Romanında Tarih, Toplum ve Kimlik” yapıtı
Osmanlı ve Türk toplumu üzerine değerli incelemeleri bulunan
yazarın edebiyatı tarihsel ve toplumsal eksen üzerinde
değerlendiren yapıtı. Dünya edebiyatıyla Türk edebiyatı arasında
bağlar kuran, 1970’lere kadarki romanın gelişimini gözler önüne
seren bir metin. Birikimli bir aydının tarihten edebiyata
geçişinin tek ama değerli bir örneği. Özellikle son bölümde
“Osmanlı-Türk romanında evrensellik ve özgüllük” bölümü dikkate
değer. Akademik dizgede yazılmış kitapta sosyolojik
değerlendirmeler, düşünce tarihi-edebiyat ilişkisi, toplumsal
değişimin edebiyat üzerindeki etkisi ayrıntılı olarak
inceleniyor. Bir edebiyat eleştirmenin teknikleri ile değil ama
bir tarihçi, sosyoloğun gözlüğüyle ilginç bir değerlendirme
sunuyor. Taner Timur bu yapıtında Türk edebiyat eleştirisinde
benzeri bulunmayan, toplumu ve Türk insanını anlama yönünde
önemli bir çaba olduğu yadsınamaz bir kitap. Kendi alanlarında
neredeyse tek sayılabilecek tarih incelemelerinden sonra
şaşırtıcı bir denemeye imza atmış. Bu kitap okunduktan sonra
edebiyatın toplumla bağı, insanı değerlendirmedeki önemi
açıklıkla ortaya çıkıyor. Sanatla yaşamın, edebiyat ile toplumun
ayrılmazlığı ve her değerlendirmenin düşünce tarihi içinde
yapılması gerekliliğini bütün açıklığıyla ortaya koyan bir
deneme.
Türk
edebiyat eleştirisi alanında son incelenecek yapıt
karşılaştırmalı edebiyat, almanca edebiyat ve çevirileriyle
edebiyatımıza değerli hizmetler vermiş Gürsel Aytaç’ın “Çağdaş
Türk Romanı Üzerine İncelemeleri” isimli yapıtıdır. “Batı
Filolojilerinin Türk Edebiyat Bilimine Katkısı”, “Edebiyat
İncelemesi Üzerine”, “Çağdaş Türk Romanına Genel Bakış”, “Çağdaş
Türk Romanından Örnekler”, “Karşılaştırmalı Roman İncelemeleri”,
“Edebiyat Bilim Terimleri” alt başlıklarından ve 1950-85 yılları
arasında yayınlanmış yazılardan oluşan kitap elliye yakın romanı
inceliyor. Özellikle Batı edebiyatı ile kurduğu ilişki, dünya
edebiyatı içindeki yeri gibi önemli saptamalar içeren kitabın
bazı sınırlılıkları da var. Muhtelif yazılardan oluşması, bir
kitap olarak tasarlanmamış olması, başlangıçtan itibaren
tarihsel bir sırayla ilerlememesi, kesitsel olması gibi. Yine de
çok sayıda önemli romanı incelemesi ve yukarıda anılan
nitelikleri ile daha önceki yazarların yapıtlarıyla bir bütünlük
oluşturuyor.
Genel bir yorum
yapmak gerekirse anılan yazarların yapıtları bir bütün olarak
Türk romanını tarihsel, toplumsal, estetik, teknik ve diğer
edebiyatlarla ilişkisi bağlamında değerlendirmede bir bütünlük
sağlamaktadır. Bu kadar çok romanın yayınlandığı ve göreceli
olarak roman okurunun çoğaldığı varsayılan günümüz koşullarında
eleştirinin önemi de giderek artmaktadır. Bir romanı
değerlendirirken bakışımızın derinlikli, çok boyutlu ve zengin
oluşunu sağlamada bu tip kitapların işlevi çok önem
taşımaktadır. Eleştiri okuru koşullayan, değil bakış açısını,
yapıtla kurduğu ilişkiyi genişleten bir özellik taşımalıdır.
Türk edebiyat eleştirisinin anılan, çok sayıda olmasa da
nitelikçe değerli olan bu kitapları, okunacak kitapların
seçiminde ve okunan kitapların değerlendirilmesinde bize yeni
kapılar açacaktır.
Haluk Güriz
28 Ağustos 2008
Kaynaklar
1-Türk romanına
eleştirel bir bakış .1- Berna Moran İLETİŞİM yayınları, 1983.
2-Türk romanına
eleştirel bir bakış .2- Berna Moran İLETİŞİM yayınları, 1990.
3-Türk romanına
eleştirel bir bakış .3- Berna Moran İLETİŞİM yayınları, 1994.
4-100 soruda Türkiye’de
roman ve toplumsal değişme- Fethi Naci GERÇEK yayınevi, 1990.
5-100 yılın 100 romanı-
Fethi Naci ADAM yayınları, 1999.
6-Osmanlı-Türk Romanında
Tarih, Toplum, Kimlik- Taner Timur- AFA yayınları, 1991.
7-Çağdaş Türk romanları
üzerine incelemeler- Gürsel Aytaç- GÜNDOĞAN yayınları, 1990.
8-Türk edebiyatında
hikaye ve roman I- Cevdet Kudret-VARLIK yayınları, 1965.
9-Türk edebiyatında
hikaye ve roman II- Cevdet Kudret- VARLIK yayınları, 1967.
10-Türk edebiyatında
hikaye ve roman III-Cevdet Kudret- İNKILAP yayınları, 1990.
|
Stefan
Zweig'ın Biyografi Yazarlığı
-Haluk Güriz-
Stefan Zweig 1881 tarihinde
Viyana’da köklü ve zengin Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya
gelmiştir. Okul çağının can sıkıcı monotonluğunu Viyana kentinin
olanaklılığı ile kitapçılar, tiyatrolar, konser ve müze salonlarında aşar.
Lise öğrencisi iken şiir ve öykü yazmaya başlar. Yaşamı boyunca bir örgüte
veya partiye üye olmaya karşı sert bir tavır gösterir. Yaşamı seven, zamanı
iyi kullanan bir yazar olan Zweig ilk gençliğinden itibaren tiyatro, şiir,
öykü, roman ve biyografi alanında yapıtlar verir. Yahudiliğin kendisine
nasıl bir duygu hissettirdiğini şu sözlerle tanımlar.
|
Stoa Felsefesinin Günümüzdeki Önemi ve Tarihçesi
-Haluk Güriz-
Stoa felsefesi “davranış tutarlılığı”yla “düşünce tutarlılığı”nın insan için önemini bildiren, gerçek anlamda bir bilgelik ahlakıdır. İnsanın insanlığına, onun değerlerine sahip çıkmak, bu arada insanın usdışından kaynaklanan eksikliklerini, sakatlıklarını, boşluklarını ussallıkla gidermek temeline dayanır. Stoa felsefesi tam anlamında bütüncül bir felsefedir. Bu felsefe sıradüzenli bilgi anlayışını yadsır, bilginin konusu olan evreni biryapılı sayar. Bilgeliğin bilinçsel gücü gerektirdiğini, bilge kişinin sürekli bir arayışla, sürekli seçimlerle kendini var ettiğini, hiçbir büyüğün kendini bir çırpıda yaratamayacağını bildirir. Stoa felsefesinde “erdem” kavramı özellikle uygulamaya dönüktür yani somuta yönelmiştir. Bu, bilgelikle sağlanmış bir dinginlik ve mutluluk öngörüsüdür. Onda her şey insanın yüce mutluluğu içindir.
|
Bir Düşperest Göçebe: Cemal Süreya'nın Düzyazıları
-Haluk Güriz-
Cemal Süreya yazınımızın en önemli şair ve denemecilerinden biri şüphesiz. Asıl adı Cemalettin Seber olan yazar 1931 doğumlu. Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat bölümü mezunu 1965-1982 yılları arasında aralıklı olarak maliye müfettişi olarak çalışmıştır. İkinci yeni hareketinin önde gelen şairi ve kuramcılarından biri olması yanında Fransızcadan yaptığı çevirilerle ve hazırladığı şiir antolojileriyle de yazın dünyasına katkıda bulunmuştur. Ancak düz yazıları şair kimliğinin gölgesinde kalmış görünüyor bir ölçüde. “Sevda sözleri” adı altında yayınlanan şiir toplamında özellikle “Üvercinka” adlı şiir kitabı Türk yazınının en önemli şiir kitaplarından biri kanımızca. Bu yazıda Cemal Süreya’nın pırıltılı zekası, eşsiz ironisiyle harmanlanmış düzyazıları, günlükleri, mektupları ve belki de yazınımızda benzeri olmayan “portreleri” değerlendirilecektir.
|
| |
 Haluk Güriz
1989 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdi. Mkrobiyoloji Uzmanı oldu. Çeşitli dergilerde yazıları yayınlandı
|
|
|
 | Siyasi Portre |

|
Bir Uzun Mesafe Koşucusunun Yalnızlığı -Haluk Güriz-
Mehmet Ali Aybar bütün yaşamını toplumcu mücadeleye adamış, aynı zamanda özlediği dünyanın kurulması için engel olarak gördüğü bürokratik, dar kalıpçı yalın kat, ithal bir toplumcu modeli de eleştirmekten geri durmamış bir uzun mesafe koşucusu. Mücadelesi kesintiye uğramışsa da inancını yaşamıyla bütünleştirmiş somut yaşam pratiğinde uygulamış gözüpek bir aydın. Onu böylesine güncel ve değerli kılan özelliklerden belki de en önemlisi kendi toplumunun, halkının içinden çıkacak bir modeli ön planda tutması olmuştur. Yirmi – otuz yıl öncesinin kapalı ümmet ahlakı tutumuyla yok sayılan Aybar düşüncesi bugünün dünyasında “sosyalizm asıl şimdi” diyenler için giderek yaşamsal hale gelecek gibi görünmektedir.
|
|
 | Felsefe |

|
Çağının Tanığı Bir Aydın Sanatçının Portresi: Afşar Timuçin
-Haluk Güriz-
Afşar Timuçin yıllardır felsefeden estetiğe, şiirden roman ve öyküye, edebiyat eleştirisinden denemeye bir çok alanda onlarca yapıt vermiş bir aydın. Kitaplarının çoğu kendi alanında tek olacak yetkinlikte. Böylesi aydınlık bir bilincin ve insan üstü çalışkanlığın birleşimi olarak ortaya çıkan yapıtlar yaşamı bütün boyutlarıyla kavramamızı sağlayacak derinliğe sahip bir bütünlük sunuyor. Afşar Timuçin’in tüm ürünlerinin Bulut Yayınlarınca özenli bir biçimde toplu halde basılışı kültür hayatımız için çok önemli bir aşamayı gösteriyor. Büyük emek ürünü bu yapıtları tek tek tanıtmak çok kapsamlı bir çalışmayla olabilirdi ancak. Biz burada bu yapıtların türlere göre ayrımı ve genel bir değerlendirmesini yapmaya çalışacağız.
|
|
 | Aydın Kavramı |

|
"Aydın'ın Kimliği ve İşlevi -Haluk Güriz-
Aydın çağının tanığıdır. Yaşadığı dönemdeki olumsuz koşulları ezilen geniş halk yığınları lehine değiştirme çabasındadır. Bunun için çağların içinden süzülüp gelen bilgilerle oluşturulmuş bir bilinçle işlek bir düşünsel sistematik ve insan sevgisini önde tutan bir duyarlılığın birleşimidir. Aydının olmazsa olmaz özelliklerinin, bilgilerini, düşünme sistematiğini sürekli sorgulayabilme ve varolan düzene muhalefet etme olduğu söylenebilir. Aydının bir inanç adamına veya düzenle ittifak halinde bir seçkine dönüşmesi, kendi sonunu hazırlamasıdır. Bu durum onu egemen düzenin teknik uzmanına, sömürü ve baskı ilişkileri teorisyenine dönüştürür. Çoğu üniversite mezunu, meslek gelişimini tamamlamış uzmanlar, hatta öğretim üyeleri; bu kategorinin içindedir. Bunlar, gerçek çarpıtma mekanizmasının teknokrat kılıklı destekçileridir ve sınıflarının bakış açısıyla uyumlu olarak işleyen çarkı destekler bir tutum almışlardır.
|
|
 | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |
 | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |
|
|