Yazar | 
Hayati Bice |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | | |  | |  | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni |  |  |  |  |  |  |  |  |
| 
Cengiz Aytmat-ov-: Mankurt Kimdir Nasıl Mankurt Olunur?...
-Hayati Bice-
"...Önce tutsağın kafasını kazırlar, kesilen bir devenin boyun bölgesinden yüzülen bir deri parçası tutsağın kafasına bir başlık gibi geçirilir. Kafasına deri geçirilen tutsak başını yere sürtmesin diye boyuna tahta kalıp takılır, yürek paralayıcı çığlıklarını kimse duymasın diye ıssız bir yere götürülürdü. Kolları, bacakları bağlı tutsak orada güneşin alnacında, aç-susuz birkaç gün kalırdı. Başına deri geçirilenlerden çoğu acıya dayanamayıp ölür, sağ kalanlarsa belleklerini yitirerek geçmişlerini anımsamayan birer "mankurt" -köle- olurlardı. Tutsakların ölüm nedeni açlık, susuzluk değildi. Zavallılar başlarına geçirilen taze deve derisinin güneş altında kuruyarak büzülmesi sonucu acıya dayanamadıkları için ölürlerdi. Sımsıkı sarılan deri kurudukça tutsağın kazınmış başını mengene gibi sıkıştırırdı. Bütün bu acılar sonunda tutsak aklını yitirmeye başlardı. Juanjuanlar işkencenin beşinci gününde sağ kalan var mı diye bakmaya gelirlerdi. İşkenceye tutulanlardan biri bile sağ kalsa amaçlarına ulaşmış sayarlardı kendilerini... "Mankurt" kim olduğunu, soyunun-sopunun nereden geldiğini, adını, çocukluğunu, anasını-babasını bilmezdi kısacası insan olduğunun bile farkında değildi. Benlik bilincini yitirdiği için efendisine iktisadi açıdan büyük avantajlar sağlardı... Herhangi bir köle sahibi için en büyük tehlike, kölesinin başkaldırmasıdır. Her köle fırsat bulunca isyan eder; oysa mankurt köleler arasında kaçmayı, karşı koymayı, başkaldırmayı düşünmeyen, alışılmışın dışında tek varlıktı. Köpeklerin sahiplerini dinlemeleri gibi mankurt ta efendisinin sözünden dışarı çıkmazdı. Efendisinden başkasının sözünü dinlemez, bedeninin gereksinmelerinden başkasını düşünmezdi.... En kirli, en ağır işler mankurtlara verilir, sonsuz sabır isteyen bıktırıcı, sıkıcı, sinir törpüleyici işler onlara yaptırılırdı."...(s. 125-127) Hayati Bice RTÜK,Uzman Dr., Araştırmacı-Yazar. Not: Rusça aslından Türkçe'ye çeviren Mehmet Özgül, Cem Yayınevi
|
Bir Türk Klasiği: Cengiz Aytmat-ov- -Hayati Bice-
Çağdaş dünya edebiyatının en önde gelen isimlerinden birisi olan Cengiz Aytmatov [doğrusu Aymuhammedoğlu], 1928 yılında Sovyet yönetimi altında bulunan Türkistan'ın Kırgız ülkesinde dünyaya geldi. Küçük yaşta hayatın katı gerçekleriyle yüz yüze gelen Aytmatov, 9 yaşında iken 1937 yılı Stalin Terör Kampanyası'nda babası Törekul Aytmatov'u kaybetti. Daha çocuk denebilecek yaşta iken 2. Dünya Savaşı'nın yol açtığı faciaları yakından gözledi. Bu yaşadıklarının Aytmatov'un bilincine silinmez bir şekilde kazındığı eserleri incelendiği zaman kolayca fark edilebilir.
|
Boranlı Yedigey (Edige)' in Duası -Gün Uzar Yüzyıl Olur-dan -Hayati Bice-
"Şimdi yüzümüzü kutsal Kabe'ye dönelim, ellerimizi önümüze açalım. Böyle bir saatte dualarımızı aklımızdan geçenleri duysun anlasın diye Tanrı'yı düşünün... "... Böylece insanoğlunun bir rastlantı sonucu geldiği, fakat günlerle gecelerini izlemesi gibi aynı şaşmazlıkla günü gelince bırakıp gideceği bir dünya, kendi düzeni içinde değişmez bir dünya yarattığı için Yaradan'a selam vermiş oluyordu...
|
Stratejik Perspektifle Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan Ekseni -Hayati Bice-
1987 yazında asırlık Türk yurdu Nahcivan ile ilgili Sovyet Ermeni taleplerine ilişkin haberler gazetelerde görülmeğe başlayınca konu üzerine yaptığım araştırmada önemli noktalar ortaya çıkmıştı. Daha sonra gerekirse yazmak üzere bir kenara koyduğum bu konuyu ele almak Ermeni talepleri bu defa Karabağ'ı da içine alacak şekilde ve kitle gösterileriyle yeniden gündeme getirilince artık bir görev haline gelmişti.
|
| | 
Hayati Bice
1959 yılında Tokat'ta dünyaya geldi. Aslen Kafkasya Karaçay Türklerindendir. İlk ve orta öğrenimini Tokat’ta tamamladı. 1976’da Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı yüksek öğretimini 1982 yılında tamamladı. Aynı fakültenin Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği'nde 1985 yılında başladığı uzmanlık eğitimini “Yenidoğanlardaki Kongenital İnfeksiyonlar” konulu tezi ile tamamlayarak 1989 yılında Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı oldu. Uzman doktor olarak Yalova Devlet Hastanesi'nde Uzman Hekim olarak bir süre çalıştı. 1994-1995 öğretim yılında Uluslararası Hoca Ahmed Yesevi Türk-Kazak Üniversitesi'nde Öğretim Görevlisi olarak çalıştı. 2002 yılında T.C. Başbakanlık Türk Dünyası’ndan Sorumlu Devlet Bakanlığı’nda “Bakan Danışmanı” olarak görev aldı. Halen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı olarak T.C. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nda Sözleşmeli Hekim olarak görevine devam etmektedir. Tıp alanında ve sosyal konularda birçok araştırması Dr. Hayati Bice [ya da Oğuz Karaçay] imzalarıyla çeşitli bilim ve kültür dergileri ile gazetelerde yayınlanmıştır. Eserleri ve makaleleri uluslararası literatürde referans kaynağı olmuş; akademik çalışmalara konu edilmiştir. 1990 yılında Ankara'da yayına başlayan ve iki cildi yayınlanan Türk Yurtları adlı derginin yayın yönetimini de üstlenmiştir. Yayınlanan kitapları tıp alanındaki "Antimikrobial Tedavi Rehberi",”Annenin Rehberi” [TDV yayını-3.baskı 2000] ; sosyal alanda " "Kafkasya'dan Anadolu'ya Göçler" [TDV yayını-1.baskı 1989], "Türk Yurtlarında İmanımızın İşaret Taşları", "Hoca Ahmed Yesevi Türbesi"[Kültür Bakanlığı yayını,2.Baskı Türk Exim-Bank] ve son olarak Türkiye Diyanet Vakfı (TDV)Yayınları arasında basılan ve Hoca Ahmed Yesevi'ye ait şiirlerin bugünkü Türkçe'ye aktarılmasıyla oluşan "Divan-ı Hikmet" (3.baskı-2001] adlı eserlerdir. Ayrıca 3 ayrı kitabı baskı aşamasındadır. Türk lehçelerinin tamamı ile İngilizce bilir. Evli ve üç çocuk babasıdır.
|
| 
| Türk Dünyası |

| Özbekistan
Ülkeye kısa sürede kendi ayakları üzerinde doğrulma şansı veren bir husus da ülkede yetişmiş kalifiye bir aydın kadronun hemen her alanda yeterli düzeyde oluşudur. Sovyet döneminde Türk cumhuriyetleri arasında İslami eğitim verilen birkaç kuruluşun tamamının bu bölgede oluşu da Özbekistan'a diğer Türkistan cumhuriyetleri ve Sovyet sistemindeki müslüman topluluklar nezdinde ayrı bir yer kazandırmıştı.
|
| 
| Etkileşim Yönetimi |

| İslamofobi
Batılılar, bugün fundamentalist (radikal) İslamcı gibi yaftalarla mahkum ettikleri pek çok İslâmî hareketi, oluşumu ve söylemi karalama yoluna başvuruyorlar. Gerçek yüzlerinin ortaya çıkmasına bu şekilde engel olacaklarını düşünüyorlar. İslam ülkelerini, müslümanları adeta İslam ile korkutuyorlar.
|
| 
| Arayış |

| Kafkasya
Kafkasya'nın insan coğrafyası da en az tabii coğrafyası kadar karmaşık bir yapı arz etmektedir. Bölge dünyanın bilinen en eski sürekli yerleşim yerlerinden birisi olarak tanınmakta, beyaz ırkın ilk kez ortaya çıktığı bölge olarak kabul edilmektedir.
|
|
|