Yazar | 
Atila Demirkasımoğlu |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | | | | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni | | |
| 
Kızılelma'yı Isıran Orhan Pamuk'da Türkçülük İzleri -I-
-Atila Demirkasımoğlu-
-Bir Kardelen, Ömer Dönderici İçin- İnsan kendini var etme yolunda uzun ve meşakkatli bir yolculuk yapar. Bu özgün ve özellikli bir maceradır. Bir insanın tamamı hem de bütün yönleriyle bu mücadele içinde yer alır. Zorlu bir savaşdır bu.
Doğuştan sahip olduğunuz yeteneklerle birlikde, edindikleriniz, donanımlarınızı belirler. Bunun yanında sezgileriniz ve karar verme ortamınız da sizin yolculuğunuzu belirler. Siz ortamı etkileyebildiğiniz gibi siz de ortamdan etkilenirsiniz. Karşılıklı bir etkileşim söz konusudur. Bu etkileşimi nasıl yönettiğiniz, etken ya da edilgen bir konumlamada olmanızla ilgili olduğu kadar epeyce bir parça da bundan bağımsız olup ortama da bağlıdır. Bu öyledir ki siz etken bir konum ya da rolde iken etkileşimi doğru yönetemezseniz edilgen sonuçlarla karşı karşıya kalabilirsiniz. Ya da edilgen bir konumda bulunmanıza rağmen etkileşimi doğru ve iyi yönettiğiniz takdirde etken olacağınız sonuçlarla karşılaşabilirsiniz. İnsan için bu kadar karmaşık bir sistemi çözmek hiç de kolay değildir. Üstelik çözümler de durağan değildir. Sürekli tutamadığınız bir çözüm süreci ya da optimum bir çözüm süreci, sizi, düşünemeyeceğiniz noktalara getirebilir. İnsanoğlu, bu zorlu insanlık macerasında, bütünü görme noktasında sağlam durup, parçalara ve noktalara taktik etki ederek başarılı olabilir. Bu sırada makul bir edilgenlikle uyum ve barışıklık içinde ve ona teslim olmadan geliştireceği sağlıklı bir ilişki ile aradığı var olma hissini duyumsar.
Parçaların ya da 'kısmiliklere ait bütün fotoğrafı'nı görmek bütünü gördüğünüz ya da anladığınız anlamına gelmez. Bütün başka birşeydir. Çünkü karmaşıkdır. İnsanın bu karmaşayı anlaması üstün bir zeka, güçlü bir duygu dünyası ve makul bir entelektüel donanım ile sıradışı bir sezgi gerektirir. Anlama yolculuğunda emekden kaçınanların işi görece kolaydır. Çünkü bu kişilerin kafası çok karışmaz. Ancak anlama emeğinde sürekli ve ısrarcı olanların işi çok zordur. Zordur çünkü içinde oldukları labirentlerin çıkışını onlardan başka hiçkimse çözemez. Bu kişilerin çözümü özneldir. Bazen de ömür yetmez. Anlama yolculuğunda sadece adandırılmamış adanmışlar bulmacaları çözer ve insanlık yolculuğunda insanlığa adım attırırlar. Duydukları ayak sesi var olmanın sesidir. Bu ses aynı zamanda Tanrı'nın nefesidir.

İnsanlar hem yalnızdır hem de kalabalıklar içindedir. İnsan en çok da kendi içine döndüğünde kalabalıklara karışır. Bazen de kalabalıklara karıştığında yalnızlaşır. Bu nedenle yalnızlığı bulmak kadar yanyanalığı bulmak da zordur. Kişisel anne babalara duyulan gereksinim kadar, toplumsal anne babalara da ve hatta dedelere de gereksinim duyulur. Anne babalardan bağımsızlaşıldığı kadar toplumsal anne babalardan da bağımsızlaşılır. Kavga makul denge oluşturularak-kurularak yakalanır. Yakalanılmaz ancak yakalanır. İnsanlar toplumsal analarını ya da babalarını tanıyamazlarsa öksüz olmanın eksiklerini yaşamakdan kurtulamazlar. Toplumsal anne babalarından bağımsızlaşamazlarsa da var olma hissine ulaşamazlar. Biyolojik anne babalarımız bireysel özgüvenimizi kurarken, toplumsal anne babalarımız sosyal özgüvenimizi oluştururlar. Doğrusu, oluşmasında önemlidirler. Çünkü bütün sonucu ne anne babalar ne de bu iş de başat olan kişioğlu sağlar. Kişi, toplumsal anne babasını kendi seçmez ama onu kendisi büyütür, kişi kendisi ona, anne babalığı öğretir. Sonra da ondan bağımsızlaşır. Onu yeteri kadar unutamazsa yaratmaya yaklaşamaz. Yaratamazsa kısırlaşır. Yaratırsa var olma sesini, yani Tanrı'nın nefesini solur.
Bütün toplumlarda ve insanlar arasında, sadece aydınlar Tanrı'nın nefesini soluyabilirler. Bu nefesi soluma yolunda yarı yolda kalanlar da aydınlardır. Aslında kutla dolu olan kendini kutsayan insanın unuttuğu, yaratılan oluşturulan sosyal anne babalar da tamamen değil ama epeyce sosyaldir. Bütün mücadele, ister biyolojik ister bireysel isterse de sosyal anlamda, bağımlılık-özgürlük ilişkisinin dengesini kurup-kuramamak ve veya yönetip-yönetememekdir.
Türk aydını bu mücadelede hac yolculuğuna varacağına inanmadan ama her zaman çıkmış fakat kâbesini bulamadan ölmüşdür. Yolcular yolda kalmışdır. Aşık Mahsuni "katil Amerika" demekle yetinmiş-yetindirilmiş, Abdurrahim Karakoç Vakit'de yazar olmuş, Şevket Süreyya Kemalizm'le yetinmiş, Sultan Galiyev Stalin'e kendi ensesine girecek kurşunu teslim etmiş, Mehmet Akif Türkçesini henüz yazamadığı Kur'an'ın yazabildiği mealini yakmak ya da saklamak zorunda kalmışdır. Orhan Pamuk adlı çocuk ise, şimdilik, bizim başlığımıza savrulmaları nedeniyle girmişdir.
Başlığımıza giren, belki dostlarımızı arkadaşlarımızı kızdıracak olan, Orhan Pamuk hangi Orhan Pamuk'dur? “İstanbul-Hatıralar ve Şehir” adlı anılarını kaleme alan Orhan Pamuk bizim başlığımızın Orhan Pamuk'udur. Orhan Pamuk Kızılelma'yı nerede ısırmışdır? Belki annesinin karnında, daha büyük olasılıkla da "doğduğu" yerde yani İstanbul'da" gözünü açtığı anda." Bu kadar mı? Hayır! Orhan Pamuk'un Kızılelma'yı bir çok kez ısırmış olduğu anlaşılmaktadır. En çok da Kızılelma'nın tadını hatırladığı her çürük elmayı ısırdığında savurduğu kızgınlıklarda ve yalnızlıklarda bunların kanıtlarını bize sunmaktadır.
Atila Demirkasımoğlu 24 Mart 2006
|
Türkçülük ve Küreselleşme 3 -Açılabilir Kapılar- -Atila Demirkasımoğlu-
Diyelim ki Rusya ile yarısı mal olarak ödenecek bir doğalgaz alım ve boru hattı görüşmesi yapıyorsunuz. Bu konu Dışişleri Bakanlığını mı, Ulaştırma Bakanlığını mı, Bayındırlık Bakanlığını mı, Dış ticaretten sorumlu Devlet Bakanlığını mı yoksa Maliye bakanlığını mı Savunma Bakanlığını mı yoksa Genelkurmayı mı ilgilendiriyor? Bunların hepsini ilgilendiriyor. Alanlar giderek daha çok iç içe geçiyor. Peki, biz bunu nasıl yönetiyoruz? Geleneksel yöntemlerle? Ya da geçici konu temelli özerkleştirmelerle ki bunda da görünüşte özerk arka planda dağınık-bağlantılı yapılar kurarak. Bunların da karar alma mekanizmaları ve hızları yetersiz kalıyor?
|
Türkçülük ve Küreselleşme 2 -Açılabilir Kapılar- -Atila Demirkasımoğlu-
Dünyada ne ve neler oluyor sorusuna hangi pencereden baktığımız, vereceğimiz cevaplar açısından çok önemlidir. Dünyada nelerin olduğu, dünyada nelerin olacağı ile birlikte düşünülmediği takdirde söylenecek sözler boşlukta kalacaktır.
|
Türkçülük ve Küreselleşme 1 -Atila Demirkasımoğlu-
20. yüzyıla kişisel ve kurumsal totaliter duruşlar hâkim olmuştur.
|
| | 
Atila Demirkasımoğlu
Atila Demirkasımoğlu, 27 Mart 1966 Niksar doğumludur. Baba tarafı 1475'li yıllarda Trabzon İli Of İlçesi'ne Karaman'dan gelip yerleşmiş bir aileden gelmektedir. Anne tarafı Tokat İli Niksar İlçesi'ndendir. İlkokulu İstanbul, Patnos ve Ağrı'da, Ortaokulu Ağrı, Bartın-Ulus ilçesi, Lise'yi Ankara Deneme Lisesi'nde, Üniversiteyi A.Ü. Tıp Fakültesinde okumuşdur. Radyasyon Onkolojisi İhtisası yapmış ve uzman hekim olmuşdur.
|
| 
| Dünyada Neler Oluyor |

| Açılabilir Kapılar
Yani etkileri anlayarak değil etkilerin dinamiğini kavrayarak geleceğe dair olguları resmedebiliriz.
|
| 
| Etkileşim Yönetimi |

| Başarma 'Know-How'ı
Bu etkileşmeleri gözlemlemenin nedeni belirsizliği azaltmak kadar, verilerden elde edilen çıktılara dayalı politikaları test etmek ve yönetme ve başarma ‘know-how’ı edinmektir.
|
| 
| Arayış |

| Aradığını Bulmak
Yeni bir düşünüş tarzı arayışına girmemiz ve bunu bulmamız gerekiyor.
|
|  | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | Sosyal Psikoloji, J.L. Freedman | | | Güç Merkezli Yönetim, Jeffrey Pfeffer | | | Güç İstenci, Nietzsche | | | Siyasetin Temel Sorunarı Leslie Lipson | | | Safahat, M.Akif Ersoy | | | Hunlar L.N. Gumuliev | | | Bir Acıya Kiracı, Metin Altıok | | | Mutezile ve Siyaset, Mahmut Ay | | | Kesinliklerin Sonu, İlya Prigogine | | | |  | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | Hz. Muhammed'in Hayatı Martin Lings | | | Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı, Soner Yalçın | | | İşinizi Yeniden Yaratın, Tom Peters | | | Hedef Seçmen, Cihat Polat | | | Efendi, Soner Yalçın | | | Haray, Samir Kazımoğlu | | | Hilafetin Arka Planının İlgası, Mustafa Sabri Efendi | | | Araplar ve Yahudiler, Ahmed Susa | | | Geleceğin Toplumunda Yönetim, Peter Drucker | | | Siyon Türk Zelda, Cengiz Özakıncı | | | Benjamin Dar Geçitteki Aydın, Jay Parini | | | Hazar Tarihi, M.İ. Artamanov | | | Eski Türkler L.N.Gumuliev | | | Oğuzlar, S.G. Agacanov | | | Atlas Vazgeçti 1-2-3, Ayn Rand | | | Hayatın Kaynağı Ayn Rand | | | Kapitalizm Bilinmeyen İdeal Ayn Rand | | | Yaşamak İstiyorum Ayn Rand | | | İskitlerin Tarihi, Ekrem Memiş | | | Türk Ulusçuluğunun Temelleri Uriel Heyd | | | İran ve Bölge Jeopolitiği İzzetullah İzzeti | | | Pentagonun Yeni Haritası, Thomas Barnett | | | Şu Çılgın Türkler, Turgut Özakman | | | Son Denize Kadar W. Yan | | | Putları Yıkıyorum, Yalçın Küçük | | | Kapitalizm ve Yahudiler, Werner Sombart | | | Stratejik Derinlik Ahmet Davutoğlu | | | Dünya Nöbeti, Alev Alatlı | | | Alevilerin Etnik Kökeni, Cemal Şener | | | Ömrümün İlk 65 Yılı Yağmur Atsız | | | Kurtların Kardeşliği, Hakan Akpınar | | | İsyan 2, Yalçın Küçük | | | Etnogenez, L.N. Gumuliev | | | Yaban, Y.K Karaosmanoğlu | | | Küçük Anılarda Büyük Sırlar, Nurten Arslan | | | Nuh Tufanı, William Ryan | | | Ezop Masalları | | | Kızılbaş Türkler, Nihat Çetinkaya | | | Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo | | | Hazarlar ve Musevilik, Peter Golden | | | Cengiz Han'a Küsen Bulut Cengiz Aytmatov | | | Sultan Murat, Cengiz Aytmatov | | | Ulusların Etnik Kökeni Anthony Smith | | | |
|
|