Yazar | 
Nimetullah Sucu |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | |  | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni | | |
| 
Terörün Aruz Vezni: Failatun Failatun Failatun Failun
-Nimetullah Sucu-
Terör sözcüğü, Latince kökenli olup (terrere) anlamı “korkutmak,dehşete düşürmek, korkutup kaçırmak,caydırmak,tedhiştir.” Siyasi Terimler ve Örgütler Sözlüğünde “kamu otoritesini veya toplum yapısını yıkmak için girişilen korku ve yılgınlık saçan şiddet hareketleri” olarak tanımlanmıştır. Terör olgusunun üzerinde uzlaşılmış ortak bir tanımı bulunmamaktadır. Şöyle ki, bugüne değin yapılmış 140 farklı terör tanımı mevcuttur. Meydan Larousse’da terörizm “ihtilalci grupların giriştiği şiddet eylemlerinin tümü, tedhişçilik, bir hükümet tarafından uygulanan şiddet rejimi”, Ana Britannica’da “siyasal bir hedefe ulaşmak amacıyla devlete, halka ya da bireylere karşı sistemli şiddet eylemlerine başvurma” biçiminde tanımlanmıştır. Ama şimdiye değin yapılmış olan en kapsamlı terörizm tanımı şudur: “Terörizm, saldırılan veya korkutulan sivil ve masum kurbanlar aracılığıyla, hedeflenenden daha büyük bir kitleyi yıldırıp, korkutarak yasadışı stratejik ve siyasal amaçlarını gerçekleştirmek için bir grubun veya bir devletin, bilinçli, planlı biçimde şiddet kullanması veya şiddet kullanma tehdidinde bulunmasıdır.” Böylece “tehdit” “kişi”, “amaç” ve “hukuk dışı kullanım”, “şiddet” öğelerinin birleşimiyle terörizm ortaya çıkmaktadır. Ancak, bu yazıda terörizmin psikolojik temeldeki bir sorgulamasından ziyade sosyo-ekonomik temellerine dair ipuçları vereceğim. Kanımca, terör olgusunun günümüzde kılgısal düzeyde bunca yaygınlık göstermesinin asıl nedeni devletin neo-liberal politikalar doğrultusunda sosyal içeriğinden sıyrılarak salt kamu güvenliğini fetiş halinde yücelten bir teknik aygıt haline dönüşmesidir. “Levitan, mitolojik açıdan şeytanla ilgili açıklamalarda sık sık geçen bir terim. Bazı mitologlar Tevrat ve Ugarit metinlerinde geçen Lotan arasında ilgi çekici benzerlikler tespit etmişlerdir. Genel manada Levitan, tanrı tarafından öldürülen deniz canavarının Eski Ahit(Mezmurlar, LXXIV,13–14)’te geçen adıdır.” Bugünse, Leviathan dediğimizde denizin derinliklerinden çıkmış ve tüm çıplak varlığıyla aşikâr hale gelmiş bir panoptik heyula akla geliyor. Bu bakımdan, bugün her fırsatta dile getirilen e-devlet söylemi gerçekte d-devlet(dijital devlet)e tekabül eder. Zira, neo-liberal politikalar elinde devlet, denetim ve gözetim yetkisini elinde bulunduran, sayman mantığıyla vatandaşlarını daha fazla sayılabilir ve görünebilir kılan bir panoptik yapıya dönüşmüştür. Bu sayede suç teşkil eden bir fiil işlendiğinde faile rahatlıkla ulaşılmasına karşın, fiilin sebep unsurlarına olan uzaklık giderek artmaktadır. Başka bir deyişle, enformasyonel ilerlemenin bir sonucu olarak dış dünyadaki olaylar hakkında daha fazla malumat sahibi olunurken, bu malumat yığınları olayların ontolojik boyutunun önünde büyük bir engel teşkil etmektedir. Zira, olayın işlendiği an ile bilgi arasında senkronik bir bağ olması ve bu şekilde bilginin daha çok güncellenebilir olduğu bir dünyada böyle bir bağ epistemolojik sahada illiyet bağının daralmasına ve nihayet ontolojik gerçekliğin perdelenmesine neden olmaktadır. Şöyle ki; bugün artık neredeyse her yerde var olan güvenlik kameraları sayesinde failin fiille olan ilişkisi fenomenal bir seyir halinde tüm yalınlığıyla gözler önünde olurken, olayların meydana gelmesinde etkileyicilik ve belirleyicilik niteliği taşıyan olgular görünmez hale geliyor. Dış dünyada cereyan eden olaylara ilişkin bilgiyle temasımızdaki yakınlık arttıkça bu olayların temalandırılmasıyla aramızdaki uzaklık o denli artıyor. Bugün, temasla temalandırma arasındaki bu çelişkili durum çok iyi keşfedildiği içindir ki, faili malum cinayetler ‘failatun failatun failatun failun’ ölçüsünde müphemliğin girdabında çözümsüz hale gelmektedir. Oysa çözümün adresi sorunun kaynağında saklıdır. Şöyle ki, devletin sosyal içeriğinden yalıtılarak salt kamu güvenliğiyle yükümlü bir teknik aygıt olma vasfına indirgenmesi teröre kaynaklık teşkil edecek bir suç endüstrisinin ve bu endüstride bir tüketim nesnesi haline gelmiş bir yığın insanın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Çözüm, sineklerle uğraşmak yerine bataklığı kurutmaktır. Bu da, hukukun tüm kurumlarıyla birlikte işlerliğe kavuştuğu, devletin neo-liberal politikalar doğrultusunda değil, sosyal zeminde yeniden inşa edildiği bir sistem dâhilinde mümkündür. Nimetullah Sucu Araştırma Görevlisi, A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi, Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Anabilim Dalı 7 Şubat 2007
Silinen Yüzler Karşısında Terör, “Korkunun Korkusu Terörizm”,Ankara,Ayraç Yayınları,2002,s.15 Ankara Güvenlik ve Yargı Muhabirleri Derneği Yayınları,1993,s.124 Meydan Larousse Büyük Lügat ve Ansiklopedi. Ana Britannica Genel Kültür Ansiklopedi Kırık Aynada Kendini Arayan Türkiye, Doğu Ergil. Doç. Dr. Osman Cilacı, Dinler ve İnançlar Terminolojisi, Damla Yayınevi, İstanbul, 2001, s.220.
|
Paranteze Alınan Milliyetçilik İdeolojisi ve Dışta Bırakılanlar -Nimetullah Sucu-
19 Ocak 2007 tarihinde öldürülen Hırant Dink’in ardından düzenlenen cenaze töreninde “Hepimiz Hırant Dink’iz, Hepimiz Ermeniyiz” sloganları gerçekte sosyal milliyetçilik karşısında yukarıda temel unsurlarıyla analiz etmeye çalıştığımız fenomenolojik tavrın bir ifadesidir. Şöyle ki, tek tek benlikler üzerinden kolektif bir benliğe doğru çıkılan yolculukta benin anlaşılır kılınması ötekinin varlığı üzerinden gerçekleştirilir. Bu durum psikolojide sıkça dillendirilen empati kavramının felsefi dildeki ifadesidir. Başlangıçta, kendini başkasının beninin yerine koyarak kendi benini keşfetme arzusu çok demokratik bir tavır gibi görünse de, olayı derinlemesine analiz ettiğimizde gerçekte bu tavrın içerisinde bir otorite durumunun saklı olduğu gerçeğiyle yüzleşiriz.
|
Ülkemizde Milliyetçiliğin Farklı Tezahürlerine Eleştirel Bir Bakış -Nimetullah Sucu-
Bugün ülkemizde siyasal düzleme göz gezdirdiğimizde değişik türde ifade edebileceğimiz bir çok milliyetçi oluşumun varlığına tanık oluruz: 1) Muhafazakar Milliyetçilik: Bugün, ülkemizde gelenekler adı altında bir gelen ekler kuşatmasıyla karşı karşıyayız. Gerçekte kendi öz değerlerimize yabancı pek çok Viktoryen adetler kendi geleneğimizmiş gibi bize dayatılmaya çalışılıyor. Hıristiyan dininin ve Batı kültürünün empoze ettiği bu değerleri sorgulamadan bir dogma halinde benimsemeye koşullandırılıyoruz. Düşünce tarzlarımız bu eklerle donatıldıkça Batı’yla aramızdaki duyuş mesafesi de gittikçe daralıyor.
|
Fransa'nın Panoptik Ermeni Yasası ve Biyo-Psişik Milliyetçilik -Nimetullah Sucu-
Bir milletin oluşması için ortak bir toplumsal ve tarihsel üretimin söz konusu olması gerekir. Bu anlamda, günümüzde etnik aidiyet bakımından ayrı toplulukların kendilerine millet payesi biçilmesiyle millet olma yolundaki gayretleri hem bir empozenin ürünüdür hem de beyhude bir çabadır. Milletleri organizmacı bir yaklaşımla ele alıp, etnik aidiyetleri onların küçük çocukları olarak görmek ve büyüdüklerinde millet olabilecekleri yolundaki düşünüş tarzı teorik ve pratik temelde asılsızdır.
|
| | 
Nimetullah Sucu
1979 yılının Ocak ayında Adıyaman ilinin Besni ilçesinde doğdu. Lisans öğrenimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü'nde tamamladı. Yüksek Lisans öğrenimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Anabilim Dalı'nda tamamladı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Anabilim Dalı'nda doktora öğrenimine devam etmektedir.
|
|
| 
| Milliyetçilik |

| Biyo-Psişik Milliyetçilik
Biyo-psişik milliyetçilik, toplumsal ve tarihsel üretim noktasında sıfıra tekabül eden ve insanın sahip olması bakımından üzerinde hiçbir iradi etkisi söz konusu olmayan özelliklerine atıfta bulunarak, ırk, kafatası, deri rengi gibi somut dışsal özellikler üzerinden insan varlığının bir ya da birkaç parçasını en değerli mülk ve değişmez bir değer kılan ilkel türde bir milliyetçilik ideolojisidir.
|
| 
| Siyaset |

| Milletin Oluşumu
Bir milletin oluşması için ortak bir toplumsal ve tarihsel üretimin söz konusu olması gerekir. Bu anlamda, günümüzde etnik aidiyet bakımından ayrı toplulukların kendilerine millet payesi biçilmesiyle millet olma yolundaki gayretleri hem bir empozenin ürünüdür hem de beyhude bir çabadır. Milletleri organizmacı bir yaklaşımla ele alıp, etnik aidiyetleri onların küçük çocukları olarak görmek ve büyüdüklerinde millet olabilecekleri yolundaki düşünüş tarzı teorik ve pratik temelde asılsızdır.
|
| 
| Kavram |

| Türk Milliyetçiliği
Bizim milliyetçilik anlayışımız batıdan mülhem şekilde gökten zembille indiği düşünülen bir ırkın soy kavgası ve aynileştirme çabası değil, tarihsel ve toplumsal üretim ilişkileri içerisinde üretilen ortak değerler manzumesini işleyerek oluşturduğumuz bir millet kompozisyonunu (satırları uzayıp değişen, başlığı hiç değişmeyen) sürdürme misyonudur. Türk milleti empoze biçiminde değil, kompoze şeklinde bu ülkede yaşayan insanların ortak çabasıyla vücuda getirilmiş bir sosyal özgünlüğü ifade eder.
|
|  | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |  | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |
|
|