Türk Dirlik

BaşsayfaBilgimeceSiyasetUmumiHaldun Çancı 

Siyaset-Umumi

www.turkdirlik.com

 

III. Selim Han

www.turkdirlik.com

 

 
 
 

Siyaset

 
 
 
 

Umumi

 
 
 
 

 
 
 
 

Haldun Çancı

 
 
 
 

E-Posta

 
 
 






Türkiye'nin Batı Sorunu


Haldun Çancı


Son zamanlarda bazı arkadaşlar bana neden “Ermeni sorunu”, “Kürt sorunu”, “Kıbrıs sorunu”, “Ege sorunu”, “Kuzey Irak sorunu”, “Patrikhane sorunu” gibi başlıklarda yazı yazmadığımı soruyorlar. Siyasal konulardan oluşan bu sorunlar listesine, Türkiye’nin “işsizlik sorunu”, “cari açık sorunu”, “sıcak para sorunu” gibi ekonomik temelli olanlarını da eklemek mümkün. Arkadaşlarımdan gelen bu tür sorular karşısında ben de onlara genellikle aynı cevabı veriyorum: Evet, bunların hepsi Türkiye’nin sorunları, ancak, bunların tamamı tali sorun başlıkları.

 

Türkiye’nin en asli ve ana sorunu, “Batı sorunu”dur. Çünkü yukarıda yazdıklarımızın tamamı, yazamadığımız daha niceleri gibi, Batılılaşma sevdamızın ürünü olarak karşımıza çıkmış yapay sorunlardır. Bunlar, Batılılaşma hevesimiz karşısında, Batılıların yarattığı ve kucağımıza bıraktığı sorunlardır. Biz Batılı olmaya çalıştıkça bundan en çok Batılılar nemalanmışlardır. Kendilerine benzemeye çalışmamız hoşlarına gitse de, bize saygı duymak yerine aşağılayıcı bir bakış açısı geliştirmişlerdir.

 

Batılı, özgüveni ve kendine saygısı olmayana saygı duymaz.  Çünkü, Batılı dünyaya ırkçı bir gözlükle bakmaktadır. Kendisine benzemeye çalışanların, bunu asla bütünüyle başaramayacaklarına inanmaktadır. Ancak, bu tür halkları, yeni uşaklar, yeni aşağılık kompleksli zavallılar olarak görmekte, bir yandan kendine duyduğu saygı ve güveni pekiştirirken diğer taraftan da “yeni sömürgeciğine” yeni gönüllüler çıktığı için sevmektedir. Üstelik, ecdadımızın bizler gibi Batılı olma hastalığına ve taklitçiliğine düşmeden önceki dönemlerde Batılılar karşısındaki ilerleyişini asla kafalarından silememişlerdir.

 

Bu korku, Batılıların genetiğine işlemiştir. Türklerin, Batılıları tehdit ve rahatsız eden eski özelliklerinin tamamını terk ettiklerinden emin olmadıkça da onlarla uğraşmaktan vazgeçmeyeceklerdir. Kendilerine benzemeye çalıştığımız sürece bize şeklen dost görünseler de içerikte düşmanlık etmeye devam etmeleri bu yüzdendir.

 

Büyük kolonizatör ve medeniyet taşıyıcısı edalarıyla, bizler “adam” oluncaya kadar da bu süreci devam ettireceklerdir. Bu sürecin bizzat kendisi, Türkler için bir sorundur. Bu sorunun adı da Türklerin Batı sorunudur. Çünkü bu süreç bizlere hiçbir şey kazandırmamakta, bilakis bizden çok şey alıp götürmektedir. Dahası bu süreç devam ederse, Türkler, Batılılaşamadan ve “medenileşemeden” çözülecek ve kendi ulus devletinin sahibi olan bir millet olma özelliğini yitireceklerdir.  Dolayısıyla, biz, söz konusu Batı sorunumuzu halletmeden, yukarıda sıralanan diğer sorunları halledemeyiz.

 

Batıya karşı bağımlılığımızı ortadan kaldırmadan bu sorunların hiçbirini çözemeyiz. Batı emperyalizmine karşı ulusal kurtuluş mücadelemizi kazandığımız ve onlar karşısında dimdik ayakta olduğumuz dönemlerde bu sorunların hangisi bugünkü boyutlarda idi? Bunlardan hangisi bu oranda başımızı ağrıtıyordu Hangisi bu denli gündemde idi? Ortaya çıkanlar da yine Batılıların kışkırtmaları ve desteklemeleri sonucu oluşmamış mıdır? Sonra da, ulusun iradesi yine Batılı oyunları bozarak, bu sorunların başını ezmedi mi?

 

Türkiye, basiretsiz yöneticilerin önderliğinde, 1940’lı yılların ikinci yarısından sonra Batı komplolarına yenik düşmüş ve tedricen Batının yeni tip sömürgesi haline gelmiştir. Bugün, içinde boğuştuğumuz siyasal, toplumsal ve ekonomik sorunların nerede ise tamamı da bu süreçte ortaya çıkmış, Batı kışkırtmalı ve destekli sorunlardır. Dolayısıyla tüm dikkati bu noktaya çevirmeliyiz. Diğer sorunların tamamı, söz konusu bu Batı sorunu bataklığının yarattığı sivrisineklerdir. Önce bataklığı kurutmalıyız. Biz, sivrisineklere laf yetiştirmeye ve onları kovalamaya çalışırken, bataklık biz boğmaktadır.

 

Bazıları, bu tür analizlere: “canım bular paranoya, Batının işi gücü yok da bizimle mi uğraşacak, biz önce kendi sorumluluğumuzu ve hatalarımızı görelim” yollu karşılıklar vermektedirler. Yani, memleket bir yandan türlü sorunlarla boğuşurken diğer yandan da güya bir özeleştiri hastalığına kapılanlarımız var. Bunlar, hiç şüpheniz olmasın, ya emperyalizmin suçlarını gizlemekle görevli etki ajanlarıdırlar veya onların söylemlerinin etkisinde kalan cahiller.

 

Bir başka yazıda da bunların analizini yapmak dileğiyle...

 

Haldun Çancı

18.02.2006



Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!