Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

8 Ekim 2008

Mehmet Akif Ersoy

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Umumi

 


Para Kazaları


-Ege Cansen-


İktisatta en büyük icat paradır. Peygamberimizin "rızkın onda dokuzu ticarettedir" dediği söylenir. Gerçekten ticaret, iktisatta "değer yaratma" denilen sürecin olmazsa, olmaz şartıdır.

Rızkın esas kaynağı ticarettir. Çünkü aile ihtiyacından fazla üretilen bir mal veya hizmet, başkaları tarafından satın alınmamışsa, yani ticarete mevzu olmamışsa, iktisadi değer yaratılmamış demektir. Para icat edilmeden önce, ticaret takasla yapılıyordu. Takas, ticareti, dolayısıyla "rızkın artmasını" sınırlıyordu. Para icat edildikten sonra ticaret arttı. İpek Yolu ve Baharat Yolu denilen ticaret arterleri ortaya çıktı. Milletler zenginleşti. Kültürler kaynaştı, dünya büyüdü. Bunlar hep, para denilen "alet" sayesinde oldu. Dünyanın ilk "küresel parası" belli miktarda altın içeren madeni sikkelerdir. Altın, her yerde altın olduğu için, altın para gerçekten evrensel olarak kabul gören "sert para birimi" idi. İngilizce'de buna zaten "Hard Currency" denir. Kıymetli madenden para üretmenin de bir sınırı vardı. Çünkü kıymetli maden çıkarmak pahalıya mal oluyordu. Bu yüzden ticaret yeterince gelişmiyordu. Ticareti arttırmak için daha çok para gerekiyordu. Çare olarak önce ucuz madenlerden para üretildi. Birkaç yüzyıl önce de ilk káğıt paralar tedavül etmeye başladı. Şimdi artık para "káğıt" bile değil, sadece bir "kayıt". Üstelik bir sürü de ulusal para var ortalıkta.

* * *

Eski din kitaplarında dünyada "7 yıl bolluk, 7 yıl kıtlık" olacağı yazılıdır. Dolayısıyla, iktisadi hayatta "konjonktür" (dalgalanma) olduğu binlerce yıl önce saptanmıştır. O devirdeki konjonktürün sebebi, Nil nehrinin debisinde ortaya çıkan yıllık değişimlerdi. Demek ki, bu menkıbelerde reel ekonominin, tarım sektöründen kaynaklan krizlerinden söz edilmektedir. Günümüzün krizleri ise "reel olmayan, yani finansal" sektörden kaynaklanmaktadır. Yani bugünün krizleri, iktisadın en büyük icadı olan "para"dan doğmaktadır. Nasıl uçak icat edilmeden, uçak kazası olmamışsa, "para" icat edilmeden de parasal krizler de olmamıştır. Paranın, finansal krizlere sebep olmasının iki kök sebebi vardır.

1. Birincisi, çeşitli nedenlerle paranın satın alma gücünün zamanla azalması, yani mal ve mülk fiyatlarının artması, kısaca enflasyon;

2. İkincisi ise faizdir. Faiz, ödünç alınan ve zamanla değeri azalan paraya ödenen hem bir tazminat, hem de kiradır.

Enflasyon ve faiz ilişkisi, insanları spekülatör yapmıştır. Yani üretmeden, sadece pozisyon alarak, servet sahibi olma imkánı yaratmıştır. Eğer insanlar menkul ve gayrimenkul varlık fiyatının (değerinin) ödünç aldıkları paranın faizinden fazla artacağını "görürse" (speküle ederse) borçlanır. Üstelik de "finansal kaldıraç" kullanarak misliyle borçlanır. Eğer varlık fiyatlarının artacağı öngörüsü yaygınlaşırsa, varlık fiyatları balon yapar. Fazla şişen balon, sonunda patlar. Buna "önce buuum-sonra bomm" denir. Bireylerin spekülasyon yaparak zengin olabilmesi için, balon patlamadan önce pozisyon değiştirmesi şarttır. İşin en zor yanı burasıdır. Çünkü insanlar hep "bu böyle daha çok gider" diye düşünür. Sonunda mal ellerinde patlar. Çok kişinin balonu aynı anda patlarsa buna da kriz denir.

Son Söz: Mehmet için doğru olan hesap, millet için doğru olmayabilir.

 

Ege Cansen

8 Ekim 2008


Dünya Ekonomisinde Yeni Denge -Ege Cansen-


"Being" ile "becoming" arasındaki fark nedir? Bu iki kavramı Türkçeye çevirmek gerekse, birincisine "olmak" ikincisine "oluşmak" denebilir. Olmak, hem bir başlangıç hem de bir sonuçtur. Oluşmak ise bu iki nokta arasındaki süreçtir. Tıbbiyeyi bitiren kişinin unvanı doktordur. Aslında kişinin doktorlaşma süreci, unvanını aldığı günden başlar. Belki de hiç bitmez. Bu analiz, diploma gereken veya gerekmeyen her meslek için geçerlidir. Daha genel kapsamlı bir örnek vereyim. Çocuk doğuran kadına anne denir. Ama kadında anneleşme süreci, çocuk doğurduktan sonra başlar. Belki de bedenen anne olanlar hiçbir zaman ana olamaz.



Merak Etmeyin Silahım Boş -Ege Cansen-


Ülkemizin siyaset gündeminin en yaşamsal maddesini, Güneydoğu Kürt meselesinin teşkil ettiği sırada, iktisadi kararların nasıl alındığını inceleyen ve irdeleyen "Mekanizma Tasarım Kuramı" Nobel ödülü aldı. İktisat sözcüğünün, maksat kökünden geldiğini hatırlayalım. İktisadi karar, maksada hizmet eden karar demektir. Dikkat etmişsinizdir, Türkiye’nin terörist eylem koyan PKK’lıları sindirmek için, Irak’ın Kuzey’ine asker yollaması tartışılırken, sıkça "bedel" kelimesi kullanıldı. Ortada ödenecek bir bedel varsa, bunun karşılığında elde edilecek bir fayda da var demektir. Yani bu siyasi karar da aslında iktisadidir. Fayda-külfet kıyaslaması, bizim için olduğu kadar karşı taraf veya taraflar (PKK, Kuzey Irak Kürtleri, Irak, ABD, AB, Suriye ve İran vb.) için de geçerlidir.



Bu Kış Şeriat Gelebilir -Ege Cansen-


Bu kişiler "Bu kış Türkiye'ye komünizm gelebilir" sözüyle alay etmeye pek bayılır. Şimdi de "bu kış Türkiye'ye şeriat gelebilir" sözünü piyasaya sürüp, onunla kafa bulmaya başladılar. Batıdan çok kuvvetli sol rüzgárların estiği 1970'lerin hiçbir kışında komünizm Türkiye'ye gelmemiştir. Gelemeyeceği için gelmemiş değil; stratejisi ve taktikleri deşifre edilip, karşı taarruzlarla, hücumları püskürtüldüğü için gelememiştir. Türkiye'de bu uğurda çok kararlı ve maalesef çok kanlı bir mücadele verilmiştir. Gelmemesi de iyi olmuştur. Yoksa Türkiye'de pekálá seçimle veya bir solcu askeri darbeyle sosyalizm adı altında komünizm gelebilirdi. Veya Arap ülkelerindekine benzer "Sosyalist-İslamcı" Baas'vari bir tek parti diktatörlüğü kurulabilirdi.


 

Ege Cansen


Ankara’da doğan Kemal Ege CANSEN, liseyi İzmit Lisesi’nde, Üniversiteyi ise ODTÜ İdari Bilimler Fakültesi İşletmecilik Bölümü’nde tamamladı. 1961’de şeref mezunu olarak tamamladığı üniversite eğitiminin ardından Arçelik’te işe başladı. Arçelik’ten aldığı bursla gittiği Amerika’da, Wharton School’dan MBA derecesi aldı.

Türk sanayiine yaptığı katkılardan ötürü, 1991 yılında ODTÜ’den takdir ödülü alan CANSEN; İş hayatında Arçelik’te Genel Müdür Muavinliği, Koç Holding’te Sanayii İşleri Koordinatörlüğü, Soyer Hafriyat’ta Müdürlük, Anadolu Endüstri Holding’te Murahhas Azalık gibi görevlerde bulundu.

1987-1999 yılları arasında Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi master ve doktora öğrencilerine “İşletme Ekonomisi” dersleri veren Ege CANSEN, halen Yönetim Danışmanlığı yapıyor. 1983 yılında, Hürriyet Gazetesi’nde, “Oyunun Kuralı” başlıklı sütunda başladığı yazarlığa devam ediyor. Handan Hanımla evli olan Ege CANSEN, bir çocuk babasıdır.

MÜSİAD tarafından 2001 yılında düzenlenen Ekonomi Basını Ödülleri çerçevesinde Yılın Yazarı seçildi.


 Umumi Siyaset


 


 


 


  Siyaset-Türkiye



Bu Kış Şeriat Gelebilir -Ege Cansen-


Bu ülkede her zaman, arkasını büyük devletlere dayayan ve onların borazanı oldukları için de sesi gür çıkan insanlar olmuştur. Bu insanların ana fikri "Türkler, kendi kendini idare edemez. Bu ülkede iyi ne yapılmışsa, büyük devletlerin dayatmasıyla yapılmıştır" şeklinde özetlenebilir. Bu zevat günümüzde, başka bir nedenle değil, sırf yukarıda özetlediğim gerekçeyle Avrupa Birliği'nin bizi içine alması her tür bedelin ödenmesine razıdır. Bunlar veya ağabeyleri, 30 yıl önce de Türkiye'nin kurtuluşu, komünizmi kabul edip, Rusya'nın uydusu olmaktan geçer diye düşünür ve bu uğurda çalışırdı. Bugün de büyük devletlerin sözünden çıkmayalım; çünkü ABD ve AB çok güçlüdür. Eğer onlar "ılımlı İslam devleti ol" diyorsa olalım; yoksa "dayağı yersiniz" demekteler.


 Kavram


 



...


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar