Yazar |

Ege Cansen |
 | |
Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi | | | | | | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni | | | | | | | | | | | | |
|
Dünya
Ekonomisinde Yeni Denge
-Ege Cansen-
BUNDAN 50
yıl önce Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde okurken Fuat Çobanoğlu
hocamız İngilizce olarak bize şu soruyu sormuştu.
"Being" ile "becoming" arasındaki fark nedir? Bu iki
kavramı Türkçeye çevirmek gerekse, birincisine "olmak" ikincisine
"oluşmak" denebilir. Olmak, hem bir başlangıç hem de bir
sonuçtur. Oluşmak ise bu iki nokta arasındaki süreçtir. Tıbbiyeyi
bitiren kişinin unvanı doktordur. Aslında kişinin doktorlaşma süreci,
unvanını aldığı günden başlar. Belki de hiç bitmez. Bu analiz, diploma
gereken veya gerekmeyen her meslek için geçerlidir. Daha genel kapsamlı
bir örnek vereyim. Çocuk doğuran kadına anne denir. Ama kadında
anneleşme süreci, çocuk doğurduktan sonra başlar. Belki de bedenen anne
olanlar hiçbir zaman ana olamaz.
* * *
Hayatın kendisi olan iktisatta neyin olup bittiğini ve neyin
"oluştuğunu" birbirinden ayırmak gerekir. Çünkü dünya ekonomisi hem
sürekli bir şeyler doğurur, hem de sürekli bir şeylere gebedir.
Bugünlerde "kriz" oldu mu (doğdu mu?) konuşuluyor. Ben de dünya
neye gebe onu merak ediyorum. Gözlemim, yaşanan süreçte "dünya milli
gelirinin yeniden dağılımı" tabi tutulduğudur. Petrol ve ham madde
fiyatlarındaki artışların sebebi budur. Çünkü her yeni fiyat artışı,
bazıları için gelir azalması, bazıları için gelir artışıdır. Sonunda
başta Çin olmak üzere çalışkan ve üretken ülkelerle doğal zenginlikleri
olanların "reel gelirleri" artacak, başkasının parasıyla yaşam
düzeyini arttırmayı hedefleyen milletlerin "reel gelirleri"
düşecektir. Yeni denge burada teşekkül edecektir.
* * *
Zaten insanlık kurulduğundan beri kişiler ve toplumlar, dünya
nimetlerinden daha fazla pay almak için uğraşmıştır. Bütün savaşların
toprak kazanma savaşı olması bu yüzdendir. Toprak, yeraltı ve yer üstü
zenginliklerin tümü demektir. Toprak, geliri yaratan "dört"
faktörden arzı en kısıtlı olanıdır. Geliri yaratan diğer faktörlerden
emek, fakir ülkelerde boldur. Sermaye ise, sermaye hareketleri
üzerindeki kısıtlamalar kalktıktan sonra en hızlı yer değiştiren üretim
faktörü olmuştur. Dördüncü üretim faktörü KOT (knowledge, organization,
technology) yani "bilgi, örgüt ve teknoloji" yurt dışı eğitim
imkánları ve bilişimdeki gelişmelerle bollaşmıştır. Ayrıca, düşük
maliyet peşinde koşan, KOT birikimi yüksek firmalar, ucuz emek sunan
ülkelerde fabrika kurarak bunu yaygınlaşmıştır.
* * *
Doğal zenginlikler bir yana bırakılırsa, gelişmiş milletlerin zengin
olmasının sebebi, onların geri kalmış milletlerden daha çok KOT birikime
sahip olmalarıydı. Bu faktör bollaştığına göre, kıt üretim faktörü
olarak geriye sadece, başta petrol olmak üzere ham madde kalmıştır.
Fiyatlar bu yüzden artmaktadır. Ancak kavga bitmemiştir. Geliri azalan
milletler buna tepki verecektir. Bu yüzden yeni denge noktası "daha
yüksek fiyat düzeyinde" "daha düşük büyüme" noktasında oluşacaktır.
Bu gidişi değiştirecek tek şey, yeni bir enerji kaynağı bulunmasıdır.
Son Söz: Siyaseti, ekonomi; ekonomiyi, teknoloji belirler.
Ege Cansen
9 Temmuz
2008 |
Merak Etmeyin Silahım Boş
-Ege Cansen-
Ülkemizin siyaset gündeminin en yaşamsal maddesini, Güneydoğu Kürt meselesinin teşkil ettiği sırada, iktisadi kararların nasıl alındığını inceleyen ve irdeleyen "Mekanizma Tasarım Kuramı" Nobel ödülü aldı. İktisat sözcüğünün, maksat kökünden geldiğini hatırlayalım. İktisadi karar, maksada hizmet eden karar demektir. Dikkat etmişsinizdir, Türkiye’nin terörist eylem koyan PKK’lıları sindirmek için, Irak’ın Kuzey’ine asker yollaması tartışılırken, sıkça "bedel" kelimesi kullanıldı. Ortada ödenecek bir bedel varsa, bunun karşılığında elde edilecek bir fayda da var demektir. Yani bu siyasi karar da aslında iktisadidir. Fayda-külfet kıyaslaması, bizim için olduğu kadar karşı taraf veya taraflar (PKK, Kuzey Irak Kürtleri, Irak, ABD, AB, Suriye ve İran vb.) için de geçerlidir.
|
Bu Kış Şeriat Gelebilir
-Ege Cansen-
Bu kişiler "Bu kış Türkiye'ye komünizm gelebilir" sözüyle alay etmeye pek bayılır. Şimdi de "bu kış Türkiye'ye şeriat gelebilir" sözünü piyasaya sürüp, onunla kafa bulmaya başladılar. Batıdan çok kuvvetli sol rüzgárların estiği 1970'lerin hiçbir kışında komünizm Türkiye'ye gelmemiştir. Gelemeyeceği için gelmemiş değil; stratejisi ve taktikleri deşifre edilip, karşı taarruzlarla, hücumları püskürtüldüğü için gelememiştir. Türkiye'de bu uğurda çok kararlı ve maalesef çok kanlı bir mücadele verilmiştir. Gelmemesi de iyi olmuştur. Yoksa Türkiye'de pekálá seçimle veya bir solcu askeri darbeyle sosyalizm adı altında komünizm gelebilirdi. Veya Arap ülkelerindekine benzer "Sosyalist-İslamcı" Baas'vari bir tek parti diktatörlüğü kurulabilirdi.
|
|
| |
 Ege Cansen
Ankara’da doğan Kemal Ege CANSEN, liseyi İzmit Lisesi’nde, Üniversiteyi ise ODTÜ İdari Bilimler Fakültesi İşletmecilik Bölümü’nde tamamladı. 1961’de şeref mezunu olarak tamamladığı üniversite eğitiminin ardından Arçelik’te işe başladı. Arçelik’ten aldığı bursla gittiği Amerika’da, Wharton School’dan MBA derecesi aldı.
Türk sanayiine yaptığı katkılardan ötürü, 1991 yılında ODTÜ’den takdir ödülü alan CANSEN; İş hayatında Arçelik’te Genel Müdür Muavinliği, Koç Holding’te Sanayii İşleri Koordinatörlüğü, Soyer Hafriyat’ta Müdürlük, Anadolu Endüstri Holding’te Murahhas Azalık gibi görevlerde bulundu.
1987-1999 yılları arasında Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi master ve doktora öğrencilerine “İşletme Ekonomisi” dersleri veren Ege CANSEN, halen Yönetim Danışmanlığı yapıyor. 1983 yılında, Hürriyet Gazetesi’nde, “Oyunun Kuralı” başlıklı sütunda başladığı yazarlığa devam ediyor. Handan Hanımla evli olan Ege CANSEN, bir çocuk babasıdır.
MÜSİAD tarafından 2001 yılında düzenlenen Ekonomi Basını Ödülleri çerçevesinde Yılın Yazarı seçildi.
|
|
|
 | Umumi Siyaset |
|
 | Siyaset-Türkiye |

|
Bu Kış Şeriat Gelebilir
-Ege Cansen-
Bu ülkede her zaman, arkasını büyük devletlere dayayan ve onların borazanı oldukları için de sesi gür çıkan insanlar olmuştur. Bu insanların ana fikri "Türkler, kendi kendini idare edemez. Bu ülkede iyi ne yapılmışsa, büyük devletlerin dayatmasıyla yapılmıştır" şeklinde özetlenebilir. Bu zevat günümüzde, başka bir nedenle değil, sırf yukarıda özetlediğim gerekçeyle Avrupa Birliği'nin bizi içine alması her tür bedelin ödenmesine razıdır. Bunlar veya ağabeyleri, 30 yıl önce de Türkiye'nin kurtuluşu, komünizmi kabul edip, Rusya'nın uydusu olmaktan geçer diye düşünür ve bu uğurda çalışırdı. Bugün de büyük devletlerin sözünden çıkmayalım; çünkü ABD ve AB çok güçlüdür. Eğer onlar "ılımlı İslam devleti ol" diyorsa olalım; yoksa "dayağı yersiniz" demekteler.
|
|
 | Kavram |
|
 | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |
 | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |
|
|