Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

11 Ocak 2006

İsmail Gaspıralı

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset Umumi

 

 

 


Egemenlik Mutlaka Tartışılmalı! Çünkü: -2-


-Atila Demirkasımoğlu-


İtaatin anlamı, içeriğinin dönüşmesi nedeniyle değişmektedir. İtaat ilişkisinin birey-aygıt boyutu yeniden tanımlanmaktadır. Bu tanımlama gereği, aygıtın statik yapısının bireyin dinamik yapısı ile yaşadığı çelişkilerden öte, birey ve toplum dinamiğinin hızlanması ve inisiyatifin cihazdan birey ve topluma kaymasıdır. İtaat kavramı onunla birlikte anılan disiplin kavramının da içeriğini değiştirmektedir. Anadolu topraklarında Devlet aygıtının silah gücü olarak düşünülüp hep öyle değerlendirilmiş Türkler, artık bu hal ile yetinmeyeceklerdir. Türkler, Devlet için neden en ön safta olmaları gerektiğinin anlamını kavramalı ve gerekçesini görmelidir. En azından gözden geçirmelidir. Ve geçirmektedir de. Bu nedenle vermeden alma devri bitmiştir.

 

Türkler devlete sahip değilse, onun emir verme yetkisi ne kadar olmalı? Ne kadar sahipse o kadar sözü bir çözüm olabilir. Ancak buna Türkler karar vereceğinden aygıt kurulum sözleşmesini yenileme ve yeniden tanımlama gereği ortaya çıkmaktadır.

 

Egemenlik, genelleştirici iken özelleşen durumların ve bu özelleşen durumların ayrıcalıklı hale, üstelik de uluslarasılaştırılarak gelmesi ile giderek daha çok karşı karşıya iken, devletin buna çaresizliği görünür olmuşken, Türklerin sessizliği üzerine aygıtta bir yenileme inşaa edilemez. Hesaplar, tüm taraflarca yeniden yapılırken Türklerin istisna olması beklenemeyeceğinden onlar tarafından da hesaplar yeniden yapılacaktır. Hesaba itiraz birliğe itiraz değil onun içeriğinin giderek antidemokratik bir görünüme bürünmesinedir. Madem akıl karışmaktadır, çıkar karışmaktadır, gelecek hesapları yapılmaktadır, o zaman Türkler de herşeyi yeniden gözden geçirecektir. Türklere bunu yapmayın demek, onlardan bunu istemek hakkaniyetli değildir ve artık biz sussak da sürdürülemez. Özverinin tek taraflı olması ancak çok özel durumlarda geçerlidir. Özel durum belirleme yetki ve iradesi, birey ya da topluluk olarak homojen yapıların iç ortak kararı içinde mümkündür.

 

Egemenlik tartışılmasın demek, Türkler bunu yapmasın veya yapamasına indirgeniyorsa, yol açıyorsa veya bu sonuca ulaştırıyorsa bu tek taraflı sömürü oluşsun demek olup kabul edilemez. Türkler 1870’de 28 milyonluk bir topluluktan gelecek adına ne özveride bulunmuşsa onun karşılığını görme hakkına sahiptir. Yemen’e gidip gelmeyenler, Galiçya’dan Kafkasya’dan dönemeyenler, bir hiç uğruna ya da oligarklar uğruna değil Türklerin çıkarlarını maksimize etmek için fedakarca bunu yaptılar. Bu fedakarlıkların üzerine başkalarının baronluk veya prenslik kurmasına sessiz kalınmayacakdır. Üstelik bunları bir yana koysak bile yeni fedakarlıklar hangi yüzle istenecektir?...

 

İktidarın icrası, disiplin ve egemenlik üzerinden gerçekleşiyorsa, hadi disiplinin değişim ve dönüşümünü bir yana koyduk, egemenliğin içe ve dışa “devri”ni ve artık gazetelere düşen ayrışmasını görmezden geldik, icranın sonuçlarını bu giderek daha çok belirginleşen ve etkinleşen açıklıkta nasıl saklayabilirsiniz?..

 

Devletin, toplumsal hareketliliği pasifize ederek sürdürmesi veya sembolik kontrollü patlamalarla yönetmesi mümkün olmadığına ve bunun üzerinden egemenlik inşaası ancak Türkler üzerine kısmileşerek süreceğine göre, bu bir hesap değişikliği getirmeksizin halledilemez sorundur. İki açıdan bu böyledir. Biri halkın geleceğini belirleme takdiri oligarkların değil halkındır. İkincisi kısmileştirme büyük topluluklar için hele de çoğunluk için mümkün değildir. O zaman devlet toplumsal hareketliliği pasifize ederek değil, artmasına engel olunması mümkün de olmadığından, paradigmasını değiştirip artıp zenginleşmesini ve çeşitlenmesini sağlayarak yönetebilir. Bu toplumun demokratikleşmesine yol açtığı gibi, onun enerjisinin aktifleşmesine ve sonuçlara “olumlu” tesir etmesine yol açacaktır. Yönetim biçiminin değişmesi ve kalitesinin yükselmesi tek çıkar yoldur. Bu ise ancak yönetimin demokratikleşmesi ve katılım indeksinin artmasıyla mümkündür. O zaman oligarkların, küçüklü-büyüklü, yıkılması şart ve kaçınılmazdır. Çünkü sürdürülemez olduğu ahlaksız dizilerle bile gizlenemez olmuştur. Bunu sağlayacak olan toplumsal yönetme yeteneiğini yüksekliğidir ve bu kapasite Türklerin sosyokültürel birikiminde hazır durmaktadır.

 

Asker görev emrini uluslarası konjonktür ve kurallardan alacaksa egemenlik nasıl tartışılamaz? Hem de toplum iradesi alınamaz ve derli toplu oluşturulamazken...

 

Türkleri, ABD işgali öncesi Irak Arapları benzeri hale getirmek üzerine kurulu bir iktidar tasarımcılığının, tıpkı Irak’da olduğu gibi, yıkılanın altında kalıp yenilenmemesinin mümkün olmayacağı aşikardır.

 

Yönetememe, totaliterleşerek eksikliği giderilecek bir hal değildir. Bu her zaman, tarih boyunca, önü tıkanık bir çıkmaz yoldur. Kısa sürede biter. Bu bitişin bireyin ömründen az uzun sürmesine feda edilmesi mümkün olmayıp, çocukların bile buna engel olacağı kısa bir uzakgörüşlülük olarak sade insanların dikkatindedir.

 

Balkanlar, Kerkük, Halep, Bakü-Karabağ da Türkiye Cumhuriyeti’nin hak maksimizasyonu noktasından gösterdiği başarı ya da başarısızlık Türkiye Türkleri için gerçek bir gelecek göstergesidir. Milli gelir açısından AB ülkeleriyle kıyaslandığında açılan fark yine başka göstergedir. Bu da artık sürdürülemez ve oligarklardan medetle geçiştirilemez. Artık uyanma ve risk alma vakti gelmiştir.

 

 

Atila Demirkasımoğlu

11 Ocak 2006



Egemenlik Mutlaka Tartışılmalı! Çünkü: -1-  -Atila Demirkasımoğlu-


Türkiye, tarihi olarak yeryüzündeki bütün Türklerin, istese de istemese de şöyle böyle temsilcidir. Türkiye, Türkçe’nin üzerine yükselen bir anlam dünyasının,bu dilden çıkan kültürel değerlerin lideridir. Sosyoekonomik olarak da Türk Dilinden yükselen değerlerin en yüksek ifadesi durumundadır.



Egemenlik Sizin Olsun, Bizim “Dirlik”imiz Sürüyor! -Atila Demirkasımoğlu-


Uluslar, binlerce yılın birikiminin doğal akışı ve deneye yanıla, süzüle süzüle oluşturduğu mecrada akış, aynı zamanda akandır. Ulusla birey arasına giren yapılar, ulusun ve bireyin maceraları ve ufkudur. Macera ve ufkun kendisi, kısa aralarda kazandığı önemle çekilen fotoğrafta göründüğü gibi, ulusun kendisi sayılamaz. Kral ve imparatorların yerini alan devletler, kimi ulusların akışı ile uygun biçimde karışmaktaysa, bu ulusların devletleştiği ya da devletlerin uluslaştığı anlamına gelmez.



Türkçülük ve Küreselleşme 6 -Açılabilir Kapılar-  -Atila Demirkasımoğlu-


Küreselleşmenin, olağanüstü ölçek ekonomileri ve buna dayanan pazar oluşturması nedeniyle, bütün dünyada, tüketim üzerinden kültürel homojenleştirici bir rol oynadığı iddia edilmektedir. Küreselleşmenin kültürel homojenleştirme yapacağı doğru değildir. Ancak, küreselleşmenin öncü dalgaları homojenleştirici göstergelerle karşımızda bulunmaktadır.


 

Atila Demirkasımoğlu


Atila Demirkasımoğlu, 27 Mart 1966 Niksar doğumludur. Baba tarafı 1475'li yıllarda Trabzon İli Of İlçesi'ne Karaman'dan gelip yerleşmiş bir aileden gelmektedir. Anne tarafı Tokat İli Niksar İlçesi'ndendir. İlkokulu İstanbul, Patnos ve Ağrı'da, Ortaokulu Ağrı, Bartın-Ulus ilçesi, Lise'yi Ankara Deneme Lisesi'nde, Üniversiteyi A.Ü. Tıp Fakültesinde okumuşdur. Radyasyon Onkolojisi İhtisası yapmış ve uzman hekim olmuşdur.


 Dünyada Neler Oluyor



Açılabilir Kapılar


Yani etkileri anlayarak değil etkilerin dinamiğini kavrayarak geleceğe dair olguları resmedebiliriz.


 Etkileşim Yönetimi



Başarma 'Know-How'ı


Bu etkileşmeleri gözlemlemenin nedeni belirsizliği azaltmak kadar, verilerden elde edilen çıktılara dayalı politikaları test etmek ve yönetme ve başarma ‘know-how’ı edinmektir.


 Arayış


The image “http://dukkan.dharma.com.tr/img/books/t/975-333-058-8.jpg” cannot be displayed, because it contains errors.


Aradığını Bulmak


Yeni bir düşünüş tarzı arayışına girmemiz ve bunu bulmamız gerekiyor.


 Okumakta Olduğu Kitaplar
 Truva, Lindsey Clarke
 Safiye, Ann Chamberlin
 Keşifler ve İcatlar, J. Louis Besson
 Son ve Yeniden Başlangıç, L.N. Gumilev
 Kuran Salih Akdemir
 Sosyal Psikoloji, J.L. Freedman
 Güç Merkezli Yönetim, Jeffrey Pfeffer
 Güç İstenci, Nietzsche
 Siyasetin Temel Sorunarı Leslie Lipson
 Safahat, M.Akif Ersoy
 Hunlar L.N. Gumilev
 Bir Acıya Kiracı, Metin Altıok
 Kesinliklerin Sonu, İlya Prigogine
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar
 Hz. Muhammed Hakkında Konferanslar Seyyid Süleyman Nedvi
 Ötgen Künler, Abdullah Kadiri
 Hekim, Noah Gordon
 Mutezile ve Siyaset, Mahmut Ay
 Hz. Muhammed'in Hayatı Martin Lings
 Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı, Soner Yalçın
 İşinizi Yeniden Yaratın, Tom Peters
 Hedef Seçmen, Cihat Polat
 Devletin İnşası, Francis Fukuyama
 Efendi, Soner Yalçın
 Haray, Samir Kazımoğlu
 Hilafetin Arka Planının İlgası, Mustafa Sabri Efendi
 Araplar ve Yahudiler, Ahmed Susa
 Geleceğin Toplumunda Yönetim, Peter Drucker
 Siyon Türk Zelda, Cengiz Özakıncı
 Benjamin Dar Geçitteki Aydın, Jay Parini
 Hazar Tarihi, M.İ. Artamanov
 Eski Türkler L.N.Gumilev
 Oğuzlar, S.G. Agacanov
 Atlas Vazgeçti 1-2-3, Ayn Rand
 Hayatın Kaynağı Ayn Rand
 Kapitalizm Bilinmeyen İdeal Ayn Rand
 Yaşamak İstiyorum Ayn Rand
 İskitlerin Tarihi, Ekrem Memiş
 Türk Ulusçuluğunun Temelleri Uriel Heyd
 İran ve Bölge Jeopolitiği İzzetullah İzzeti
 Pentagonun Yeni Haritası, Thomas Barnett
 Şu Çılgın Türkler, Turgut Özakman
 Son Denize Kadar W. Yan
 Putları Yıkıyorum, Yalçın Küçük
 Kapitalizm ve Yahudiler, Werner Sombart
 Stratejik Derinlik Ahmet Davutoğlu
 Dünya Nöbeti, Alev Alatlı
 Alevilerin Etnik Kökeni, Cemal Şener
 Ömrümün İlk 65 Yılı Yağmur Atsız
 Kurtların Kardeşliği, Hakan Akpınar
 İsyan 2, Yalçın Küçük
 Etnogenez, L.N. Gumilev
 Yaban, Y.K Karaosmanoğlu
 Küçük Anılarda Büyük Sırlar, Nurten Arslan
 Nuh Tufanı, William Ryan
 Ezop Masalları
 Kızılbaş Türkler, Nihat Çetinkaya
 Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo
 Hazarlar ve Musevilik, Peter Golden
 Cengiz Han'a Küsen Bulut, Cengiz Aytmatov
 Sultan Murat, Cengiz Aytmatov
 Ulusların Etnik Kökeni, Anthony Smith
 Yeni Atlantis, Francis Bacon
 Aforizmalar, Franz Kafka
 Genç Werther'in Acıları, Goethe
 Kralın Kervanları, Jean C. Rufin