Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

23 Nisan 2004

İsmail Gaspıralı

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset Umumi

 

 

 


Egemenlik sizin olsun, bizim “dirlik”imiz sürüyor!


-Atila Demirkasımoğlu-


Egemenliğin ulusa ait olması, bireyler için sınırlayıcı mıdır? Ortak geçmiş ve yöneldiğimiz birlikteliğin geleceği demek olan, belki de dayanaklarıyla çokca bu olan ulusun, onu oluşturan bireyle ilişkisi nasıl kurulur?

 

Uluslar, binlerce yılın birikiminin doğal akışı ve deneye yanıla, süzüle süzüle oluşturduğu mecrada akış, aynı zamanda akandır. Ulusla birey arasına giren yapılar, ulusun ve bireyin maceraları ve ufkudur. Macera ve ufkun kendisi, kısa aralarda kazandığı önemle çekilen fotoğrafta göründüğü gibi, ulusun kendisi sayılamaz. Kral ve imparatorların yerini alan devletler, kimi ulusların akışı ile uygun biçimde karışmaktaysa, bu ulusların devletleştiği ya da devletlerin uluslaştığı anlamına gelmez. Devletin bireyle ve ulusun tamamıyla kurduğu ilişki, ulusun bireyle, bireyin ulusla kurduğu ilişkiye benzemez. Ama benzediğini gösteren sosyal deneyler yapabilirsiniz. Çünkü deneyler, anları gösterir. Ve işte bu nedenle yanıltıcı olur. Oysa süreçler, deneylerde gözlemlenemez! Bilim, geleneksel alanı olan fizikte bile henüz süreçlerle karşı karşıya olduğunu fark etti. Kaos, sürece atılan ilk adım olduğu gibi, kaosa atılan adımlarda daha ilk adımlar. Üstelik girilen alan, gözlemlenebilir bir alan. Bu alan henüz kaotik kurallı bir alan olarak, geleneksel bilimsel çizgiye çok uzak değil. Daha kaosun sesini uzaktan duyduk, nerede alfabesi nerede dili.

 

İnsan ve ondan daha üst bir yapı olan toplum yeni bilimin konusu olmaktan uzak. Oyun teorisinin, iktisadi alanlarda, kaosun robotu olarak yer alıyor oluşu, ve sağlanan kısmi öngörüler, bir getiri olarak değerlendiriliyorsa da, bu getiri, tamamen, farkın fark edilmesinin darlığından sağlanan kazanımdır. Darlık genişledikçe, getirilerin hiçleştiğini görmek, bulunduğu sanılan yasaların yalpalaya yalpalaya devrildiğini izlemekle anlaşılacak. Neyse ki yalpalamalarla kazanılan zaman, eskilere olmasa da, yenilere zaman kazandıracak.

 

Ellerinde iletişim büyüteciyle, yaratılan görsel ihtişamlar, genişlikler, benzeşmeler yerini yavaş yavaş farkların ilişkisinin gerçekliğine bırakacak. İnsan ve toplum, bir üst yapı olarak ulus, bu seyrin zaten kendisidir. Pakistan gibi, Belçika gibi fotoğraf uluslar, İngiltere, Fransa, Rusya gibi videolar ve ABD, Avustralya gibi pop klipler sahip oldukları reytinglerin aksine bir oranda geçerliliğe sahiptir. Bugün ABD’nin İngiltere ve Avrupa’dan oldukça önde oluşunun önemli nedenlerinden biri, krallıktan modern devlete geçişin sonuçlarıdır. Batı Avrupa, ABD ve hatta Avustralya’nın gerisinde kalışını önleyemeyecektir. Araçların değişimi, kimi oluşumların yapay mı kalıcı mı olduğunun test edilişi olacaktır. Bir geçiş dönemi olarak Roma İmparatorluğu ne ise, çok daha kısa ömürlü olarak ABD de o olacaktır. Çok daha kısa dedik, bu çok önemli. Çok daha kısalık, sürece odaklanma yerine ana odaklanma kültürünün, daha muhafazakâr ve hatta tutucu ve gerici oluşunu önümüze getirecektir.

 

Devletin araç oluşunu, krallıkların bitişi ile başlattığımızda, bugün modernleşen bu araçların en parlak ve aynı zamanda en sıkıntılı dönemini geçirdiğini gözden kaçırmamalıyız. Sıkıntılar, böyle dönemlerde, parlaklıkların daha da göz kamaştırmasına neden olur. O devlet değil, daha devlet derler bu nedenle. Gözü kamaştıransa sadece “daha”dır.

 

İnsan yükselirken John Locke’lar ölecektir. Türk ‘el’i yücelirken, yeni Roma kurulmayacaktır. Şimdinin kendine güvenen sözde uluslarının nasıl, başkalarının başına bela ettiklerini sandıkları etnisitenin, tam göbeklerinde yuvalandığını görmeleri elli yıldan daha uzun sürmeyecek ve 100 yıldan önce Avrupa Ulusları diye en az bir yüz ulustan bahsedildiğini göreceksiniz. Herkes aslında kendi kuyusunu kazıyordur.

 

Evet, egemenlik kötü çağrışımları olan bir kavramdır ve ondan önemlisi aslında tüketilmiş bir kavramdır.

 

Egemenlik sizin olsun, bizim “dirlik”imiz sürüyor!

 

Atila Demirkasımoğlu

23 Nisan 2004



Türkçülük ve Küreselleşme 6 -Açılabilir Kapılar-  -Atila Demirkasımoğlu-


Küreselleşmenin, olağanüstü ölçek ekonomileri ve buna dayanan pazar oluşturması nedeniyle, bütün dünyada, tüketim üzerinden kültürel homojenleştirici bir rol oynadığı iddia edilmektedir. Küreselleşmenin kültürel homojenleştirme yapacağı doğru değildir. Ancak, küreselleşmenin öncü dalgaları homojenleştirici göstergelerle karşımızda bulunmaktadır.



Türkçülük ve Küreselleşme 5 -Açılabilir Kapılar- -Atila Demirkasımoğlu-


Küresel ekonomi ve siyasetle etkileşime girerek, küresel aktör konumlaması edinmek, yönetme araçlarının yeniden düşünülmesini gerektiriyor. Küreselleşme dalgası karşısında ne yapacağını şaşıran yönetimler, bildik yönetme araçlarını eskisi gibi kullanamadıklarında, küreselleşmenin kendi varlıklarına karşı tehdit oluşturduğu duygusuna kapılıyor.  Bu tehdidin kaynaklık ettiği endişe duygusu muarızların, güvenilir bildikleri sığınaklara geri çekilmesi ile sonuçlanıyor. Yeni dinamiği kavramayan düşünce ve eylem oyuncuları siyasal alanın daraldığını ifade ediyor.



Türkçülük ve Küreselleşme 4 -Açılabilir Kapılar-  -Atila Demirkasımoğlu-


Sermayenin sonuçlarını, onun etkileri olarak görmek, giden trenin son vagonlarına binme ve onunla geçip gitmektir. Gelen bilgi treninden bilet alacak birikimi olmayanları bekleyen yazgı da budur. Bu yazgının en büyük mahkûmu, sermaye trenine binecek birikimi bile olmayanlardır. Ülkemizin gelecek perspektifinde bu bilgi, temel unsurlardan biri olmalıdır. Bugün olanlara odaklılıkta sabitlilik göstermek, (fiksasyon) yanlış yöne bakanların doğruyu görememesi gibidir. Ne yazık ki, henüz, ülkemizde doğru yöne bakanlar azdır. Zaten kazananlar da hep azdır. Tam da bu nedenle, Türkiye’ye has olmayan bu zaaf, aynı zamanda bir fırsattır.



Türkçülük ve Küreselleşme 3 -Açılabilir Kapılar- -Atila Demirkasımoğlu-


Diyelim ki Rusya ile yarısı mal olarak ödenecek bir doğalgaz alım ve boru hattı görüşmesi yapıyorsunuz. Bu konu Dışişleri Bakanlığını mı, Ulaştırma Bakanlığını mı, Bayındırlık Bakanlığını mı, Dış ticaretten sorumlu Devlet Bakanlığını mı yoksa Maliye bakanlığını mı Savunma Bakanlığını mı yoksa Genelkurmayı mı ilgilendiriyor? Bunların hepsini ilgilendiriyor. Alanlar giderek daha çok iç içe geçiyor. Peki, biz bunu nasıl yönetiyoruz? Geleneksel yöntemlerle? Ya da geçici konu temelli özerkleştirmelerle ki bunda da görünüşte özerk arka planda dağınık-bağlantılı yapılar kurarak. Bunların da karar alma mekanizmaları ve hızları yetersiz kalıyor?



Türkçülük ve Küreselleşme 2 -Açılabilir Kapılar- -Atila Demirkasımoğlu-


Dünyada ne ve neler oluyor sorusuna hangi pencereden baktığımız, vereceğimiz cevaplar açısından çok önemlidir. Dünyada nelerin olduğu, dünyada nelerin olacağı ile birlikte düşünülmediği takdirde söylenecek sözler boşlukta kalacaktır.



Türkçülük ve Küreselleşme 1  -Atila Demirkasımoğlu-


20. yüzyıla kişisel ve kurumsal totaliter duruşlar hâkim olmuştur.


 

 

Atila Demirkasımoğlu


Atila Demirkasımoğlu, 27 Mart 1966 Niksar doğumludur. Baba tarafı 1475'li yıllarda Trabzon İli Of İlçesi'ne Karaman'dan gelip yerleşmiş bir aileden gelmektedir. Anne tarafı Tokat İli Niksar İlçesi'ndendir. İlkokulu İstanbul, Patnos ve Ağrı'da, Ortaokulu Ağrı, Bartın-Ulus ilçesi, Lise'yi Ankara Deneme Lisesi'nde, Üniversiteyi A.Ü. Tıp Fakültesinde okumuşdur. Radyasyon Onkolojisi İhtisası yapmış ve uzman hekim olmuşdur.


 Dünyada Neler Oluyor



Açılabilir Kapılar


Yani etkileri anlayarak değil etkilerin dinamiğini kavrayarak geleceğe dair olguları resmedebiliriz.


 Etkileşim Yönetimi



Başarma 'Know-How'ı


Bu etkileşmeleri gözlemlemenin nedeni belirsizliği azaltmak kadar, verilerden elde edilen çıktılara dayalı politikaları test etmek ve yönetme ve başarma ‘know-how’ı edinmektir.


 Arayış


The image “http://dukkan.dharma.com.tr/img/books/t/975-333-058-8.jpg” cannot be displayed, because it contains errors.


Aradığını Bulmak


Yeni bir düşünüş tarzı arayışına girmemiz ve bunu bulmamız gerekiyor.


 Okumakta Olduğu Kitaplar
 Keşifler ve İcatlar, J. Louis Besson
 Son ve Yeniden Başlangıç, L.N. Gumilev
 Kuran Salih Akdemir
 Sosyal Psikoloji, J.L. Freedman
 Güç Merkezli Yönetim, Jeffrey Pfeffer
 Güç İstenci, Nietzsche
 Siyasetin Temel Sorunarı Leslie Lipson
 Safahat, M.Akif Ersoy
 Hunlar L.N. Gumilev
 Bir Acıya Kiracı, Metin Altıok
 Kesinliklerin Sonu, İlya Prigogine
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar
 Ötgen Künler, Abdullah Kadiri
 Hekim, Noah Gordon
 Mutezile ve Siyaset, Mahmut Ay
 Hz. Muhammed'in Hayatı Martin Lings
 Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı, Soner Yalçın
 İşinizi Yeniden Yaratın, Tom Peters
 Hedef Seçmen, Cihat Polat
 Devletin İnşası, Francis Fukuyama
 Efendi, Soner Yalçın
 Haray, Samir Kazımoğlu
 Hilafetin Arka Planının İlgası, Mustafa Sabri Efendi
 Araplar ve Yahudiler, Ahmed Susa
 Geleceğin Toplumunda Yönetim, Peter Drucker
 Siyon Türk Zelda, Cengiz Özakıncı
 Benjamin Dar Geçitteki Aydın, Jay Parini
 Hazar Tarihi, M.İ. Artamanov
 Eski Türkler L.N.Gumilev
 Oğuzlar, S.G. Agacanov
 Atlas Vazgeçti 1-2-3, Ayn Rand
 Hayatın Kaynağı Ayn Rand
 Kapitalizm Bilinmeyen İdeal Ayn Rand
 Yaşamak İstiyorum Ayn Rand
 İskitlerin Tarihi, Ekrem Memiş
 Türk Ulusçuluğunun Temelleri Uriel Heyd
 İran ve Bölge Jeopolitiği İzzetullah İzzeti
 Pentagonun Yeni Haritası, Thomas Barnett
 Şu Çılgın Türkler, Turgut Özakman
 Son Denize Kadar W. Yan
 Putları Yıkıyorum, Yalçın Küçük
 Kapitalizm ve Yahudiler, Werner Sombart
 Stratejik Derinlik Ahmet Davutoğlu
 Dünya Nöbeti, Alev Alatlı
 Alevilerin Etnik Kökeni, Cemal Şener
 Ömrümün İlk 65 Yılı Yağmur Atsız
 Kurtların Kardeşliği, Hakan Akpınar
 İsyan 2, Yalçın Küçük
 Etnogenez, L.N. Gumilev
 Yaban, Y.K Karaosmanoğlu
 Küçük Anılarda Büyük Sırlar, Nurten Arslan
 Nuh Tufanı, William Ryan
 Ezop Masalları
 Kızılbaş Türkler, Nihat Çetinkaya
 Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo
 Hazarlar ve Musevilik, Peter Golden
 Cengiz Han'a Küsen Bulut, Cengiz Aytmatov
 Sultan Murat, Cengiz Aytmatov
 Ulusların Etnik Kökeni, Anthony Smith
 Yeni Atlantis, Francis Bacon
 Aforizmalar, Franz Kafka
 Genç Werther'in Acıları, Goethe
 Kralın Kervanları, Jean C. Rufin