Yazar | 
Atila Demirkasımoğlu |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | | | | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni | | |
| 
Egemenlik sizin olsun, bizim “dirlik”imiz sürüyor!
-Atila Demirkasımoğlu-
Egemenliğin ulusa ait olması, bireyler için sınırlayıcı mıdır? Ortak geçmiş ve yöneldiğimiz birlikteliğin geleceği demek olan, belki de dayanaklarıyla çokca bu olan ulusun, onu oluşturan bireyle ilişkisi nasıl kurulur? Uluslar, binlerce yılın birikiminin doğal akışı ve deneye yanıla, süzüle süzüle oluşturduğu mecrada akış, aynı zamanda akandır. Ulusla birey arasına giren yapılar, ulusun ve bireyin maceraları ve ufkudur. Macera ve ufkun kendisi, kısa aralarda kazandığı önemle çekilen fotoğrafta göründüğü gibi, ulusun kendisi sayılamaz. Kral ve imparatorların yerini alan devletler, kimi ulusların akışı ile uygun biçimde karışmaktaysa, bu ulusların devletleştiği ya da devletlerin uluslaştığı anlamına gelmez. Devletin bireyle ve ulusun tamamıyla kurduğu ilişki, ulusun bireyle, bireyin ulusla kurduğu ilişkiye benzemez. Ama benzediğini gösteren sosyal deneyler yapabilirsiniz. Çünkü deneyler, anları gösterir. Ve işte bu nedenle yanıltıcı olur. Oysa süreçler, deneylerde gözlemlenemez! Bilim, geleneksel alanı olan fizikte bile henüz süreçlerle karşı karşıya olduğunu fark etti. Kaos, sürece atılan ilk adım olduğu gibi, kaosa atılan adımlarda daha ilk adımlar. Üstelik girilen alan, gözlemlenebilir bir alan. Bu alan henüz kaotik kurallı bir alan olarak, geleneksel bilimsel çizgiye çok uzak değil. Daha kaosun sesini uzaktan duyduk, nerede alfabesi nerede dili. İnsan ve ondan daha üst bir yapı olan toplum yeni bilimin konusu olmaktan uzak. Oyun teorisinin, iktisadi alanlarda, kaosun robotu olarak yer alıyor oluşu, ve sağlanan kısmi öngörüler, bir getiri olarak değerlendiriliyorsa da, bu getiri, tamamen, farkın fark edilmesinin darlığından sağlanan kazanımdır. Darlık genişledikçe, getirilerin hiçleştiğini görmek, bulunduğu sanılan yasaların yalpalaya yalpalaya devrildiğini izlemekle anlaşılacak. Neyse ki yalpalamalarla kazanılan zaman, eskilere olmasa da, yenilere zaman kazandıracak. Ellerinde iletişim büyüteciyle, yaratılan görsel ihtişamlar, genişlikler, benzeşmeler yerini yavaş yavaş farkların ilişkisinin gerçekliğine bırakacak. İnsan ve toplum, bir üst yapı olarak ulus, bu seyrin zaten kendisidir. Pakistan gibi, Belçika gibi fotoğraf uluslar, İngiltere, Fransa, Rusya gibi videolar ve ABD, Avustralya gibi pop klipler sahip oldukları reytinglerin aksine bir oranda geçerliliğe sahiptir. Bugün ABD’nin İngiltere ve Avrupa’dan oldukça önde oluşunun önemli nedenlerinden biri, krallıktan modern devlete geçişin sonuçlarıdır. Batı Avrupa, ABD ve hatta Avustralya’nın gerisinde kalışını önleyemeyecektir. Araçların değişimi, kimi oluşumların yapay mı kalıcı mı olduğunun test edilişi olacaktır. Bir geçiş dönemi olarak Roma İmparatorluğu ne ise, çok daha kısa ömürlü olarak ABD de o olacaktır. Çok daha kısa dedik, bu çok önemli. Çok daha kısalık, sürece odaklanma yerine ana odaklanma kültürünün, daha muhafazakâr ve hatta tutucu ve gerici oluşunu önümüze getirecektir. Devletin araç oluşunu, krallıkların bitişi ile başlattığımızda, bugün modernleşen bu araçların en parlak ve aynı zamanda en sıkıntılı dönemini geçirdiğini gözden kaçırmamalıyız. Sıkıntılar, böyle dönemlerde, parlaklıkların daha da göz kamaştırmasına neden olur. O devlet değil, daha devlet derler bu nedenle. Gözü kamaştıransa sadece “daha”dır. İnsan yükselirken John Locke’lar ölecektir. Türk ‘el’i yücelirken, yeni Roma kurulmayacaktır. Şimdinin kendine güvenen sözde uluslarının nasıl, başkalarının başına bela ettiklerini sandıkları etnisitenin, tam göbeklerinde yuvalandığını görmeleri elli yıldan daha uzun sürmeyecek ve 100 yıldan önce Avrupa Ulusları diye en az bir yüz ulustan bahsedildiğini göreceksiniz. Herkes aslında kendi kuyusunu kazıyordur. Evet, egemenlik kötü çağrışımları olan bir kavramdır ve ondan önemlisi aslında tüketilmiş bir kavramdır. Egemenlik sizin olsun, bizim “dirlik”imiz sürüyor! Atila Demirkasımoğlu 23 Nisan 2004
|
Türkçülük ve Küreselleşme 6 -Açılabilir Kapılar- -Atila Demirkasımoğlu-
Küreselleşmenin, olağanüstü ölçek ekonomileri ve buna dayanan pazar oluşturması nedeniyle, bütün dünyada, tüketim üzerinden kültürel homojenleştirici bir rol oynadığı iddia edilmektedir. Küreselleşmenin kültürel homojenleştirme yapacağı doğru değildir. Ancak, küreselleşmenin öncü dalgaları homojenleştirici göstergelerle karşımızda bulunmaktadır.
|
Türkçülük ve Küreselleşme 5 -Açılabilir Kapılar- -Atila Demirkasımoğlu-
Küresel ekonomi ve siyasetle etkileşime girerek, küresel aktör konumlaması edinmek, yönetme araçlarının yeniden düşünülmesini gerektiriyor. Küreselleşme dalgası karşısında ne yapacağını şaşıran yönetimler, bildik yönetme araçlarını eskisi gibi kullanamadıklarında, küreselleşmenin kendi varlıklarına karşı tehdit oluşturduğu duygusuna kapılıyor. Bu tehdidin kaynaklık ettiği endişe duygusu muarızların, güvenilir bildikleri sığınaklara geri çekilmesi ile sonuçlanıyor. Yeni dinamiği kavramayan düşünce ve eylem oyuncuları siyasal alanın daraldığını ifade ediyor.
|
Türkçülük ve Küreselleşme 4 -Açılabilir Kapılar- -Atila Demirkasımoğlu-
Sermayenin sonuçlarını, onun etkileri olarak görmek, giden trenin son vagonlarına binme ve onunla geçip gitmektir. Gelen bilgi treninden bilet alacak birikimi olmayanları bekleyen yazgı da budur. Bu yazgının en büyük mahkûmu, sermaye trenine binecek birikimi bile olmayanlardır. Ülkemizin gelecek perspektifinde bu bilgi, temel unsurlardan biri olmalıdır. Bugün olanlara odaklılıkta sabitlilik göstermek, (fiksasyon) yanlış yöne bakanların doğruyu görememesi gibidir. Ne yazık ki, henüz, ülkemizde doğru yöne bakanlar azdır. Zaten kazananlar da hep azdır. Tam da bu nedenle, Türkiye’ye has olmayan bu zaaf, aynı zamanda bir fırsattır.
|
Türkçülük ve Küreselleşme 3 -Açılabilir Kapılar- -Atila Demirkasımoğlu-
Diyelim ki Rusya ile yarısı mal olarak ödenecek bir doğalgaz alım ve boru hattı görüşmesi yapıyorsunuz. Bu konu Dışişleri Bakanlığını mı, Ulaştırma Bakanlığını mı, Bayındırlık Bakanlığını mı, Dış ticaretten sorumlu Devlet Bakanlığını mı yoksa Maliye bakanlığını mı Savunma Bakanlığını mı yoksa Genelkurmayı mı ilgilendiriyor? Bunların hepsini ilgilendiriyor. Alanlar giderek daha çok iç içe geçiyor. Peki, biz bunu nasıl yönetiyoruz? Geleneksel yöntemlerle? Ya da geçici konu temelli özerkleştirmelerle ki bunda da görünüşte özerk arka planda dağınık-bağlantılı yapılar kurarak. Bunların da karar alma mekanizmaları ve hızları yetersiz kalıyor?
|
Türkçülük ve Küreselleşme 2 -Açılabilir Kapılar- -Atila Demirkasımoğlu-
Dünyada ne ve neler oluyor sorusuna hangi pencereden baktığımız, vereceğimiz cevaplar açısından çok önemlidir. Dünyada nelerin olduğu, dünyada nelerin olacağı ile birlikte düşünülmediği takdirde söylenecek sözler boşlukta kalacaktır.
|
Türkçülük ve Küreselleşme 1 -Atila Demirkasımoğlu-
20. yüzyıla kişisel ve kurumsal totaliter duruşlar hâkim olmuştur.
| |
| | 
Atila Demirkasımoğlu
Atila Demirkasımoğlu, 27 Mart 1966 Niksar doğumludur. Baba tarafı 1475'li yıllarda Trabzon İli Of İlçesi'ne Karaman'dan gelip yerleşmiş bir aileden gelmektedir. Anne tarafı Tokat İli Niksar İlçesi'ndendir. İlkokulu İstanbul, Patnos ve Ağrı'da, Ortaokulu Ağrı, Bartın-Ulus ilçesi, Lise'yi Ankara Deneme Lisesi'nde, Üniversiteyi A.Ü. Tıp Fakültesinde okumuşdur. Radyasyon Onkolojisi İhtisası yapmış ve uzman hekim olmuşdur.
|
| 
| Dünyada Neler Oluyor |

| Açılabilir Kapılar
Yani etkileri anlayarak değil etkilerin dinamiğini kavrayarak geleceğe dair olguları resmedebiliriz.
|
| 
| Etkileşim Yönetimi |

| Başarma 'Know-How'ı
Bu etkileşmeleri gözlemlemenin nedeni belirsizliği azaltmak kadar, verilerden elde edilen çıktılara dayalı politikaları test etmek ve yönetme ve başarma ‘know-how’ı edinmektir.
|
| 
| Arayış |

| Aradığını Bulmak
Yeni bir düşünüş tarzı arayışına girmemiz ve bunu bulmamız gerekiyor.
|
|  | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | Keşifler ve İcatlar, J. Louis Besson | | | Son ve Yeniden Başlangıç, L.N. Gumilev | | | Kuran Salih Akdemir | | | Sosyal Psikoloji, J.L. Freedman | | | Güç Merkezli Yönetim, Jeffrey Pfeffer | | | Güç İstenci, Nietzsche | | | Siyasetin Temel Sorunarı Leslie Lipson | | | Safahat, M.Akif Ersoy | | | Hunlar L.N. Gumilev | | | Bir Acıya Kiracı, Metin Altıok | | | Kesinliklerin Sonu, İlya Prigogine | | | |  | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | Ötgen Künler, Abdullah Kadiri | | | Hekim, Noah Gordon | | | Mutezile ve Siyaset, Mahmut Ay | | | Hz. Muhammed'in Hayatı Martin Lings | | | Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı, Soner Yalçın | | | İşinizi Yeniden Yaratın, Tom Peters | | | Hedef Seçmen, Cihat Polat | | | Devletin İnşası, Francis Fukuyama | | | Efendi, Soner Yalçın | | | Haray, Samir Kazımoğlu | | | Hilafetin Arka Planının İlgası, Mustafa Sabri Efendi | | | Araplar ve Yahudiler, Ahmed Susa | | | Geleceğin Toplumunda Yönetim, Peter Drucker | | | Siyon Türk Zelda, Cengiz Özakıncı | | | Benjamin Dar Geçitteki Aydın, Jay Parini | | | Hazar Tarihi, M.İ. Artamanov | | | Eski Türkler L.N.Gumilev | | | Oğuzlar, S.G. Agacanov | | | Atlas Vazgeçti 1-2-3, Ayn Rand | | | Hayatın Kaynağı Ayn Rand | | | Kapitalizm Bilinmeyen İdeal Ayn Rand | | | Yaşamak İstiyorum Ayn Rand | | | İskitlerin Tarihi, Ekrem Memiş | | | Türk Ulusçuluğunun Temelleri Uriel Heyd | | | İran ve Bölge Jeopolitiği İzzetullah İzzeti | | | Pentagonun Yeni Haritası, Thomas Barnett | | | Şu Çılgın Türkler, Turgut Özakman | | | Son Denize Kadar W. Yan | | | Putları Yıkıyorum, Yalçın Küçük | | | Kapitalizm ve Yahudiler, Werner Sombart | | | Stratejik Derinlik Ahmet Davutoğlu | | | Dünya Nöbeti, Alev Alatlı | | | Alevilerin Etnik Kökeni, Cemal Şener | | | Ömrümün İlk 65 Yılı Yağmur Atsız | | | Kurtların Kardeşliği, Hakan Akpınar | | | İsyan 2, Yalçın Küçük | | | Etnogenez, L.N. Gumilev | | | Yaban, Y.K Karaosmanoğlu | | | Küçük Anılarda Büyük Sırlar, Nurten Arslan | | | Nuh Tufanı, William Ryan | | | Ezop Masalları | | | Kızılbaş Türkler, Nihat Çetinkaya | | | Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo | | | Hazarlar ve Musevilik, Peter Golden | | | Cengiz Han'a Küsen Bulut, Cengiz Aytmatov | | | Sultan Murat, Cengiz Aytmatov | | | Ulusların Etnik Kökeni, Anthony Smith | | | Yeni Atlantis, Francis Bacon | | | Aforizmalar, Franz Kafka | | | Genç Werther'in Acıları, Goethe | | | Kralın Kervanları, Jean C. Rufin | | | |
|
|