Yazar | 
Atila Demirkasımoğlu |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | |  | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırken | | |
| 
Fikir Spekülatörlerinin Türkiye’li Taşeronluğu 2
-Atila Demirkasımoğlu-
Türkler, tarihin en hoşgörülü toplumu demek hiçbir biçimde Türklere ‘kıyak’ geçmek değildir. Türklerin hoşgörüsü, Türklüğün farklılıkları hazmetme gücü ile ilişkili değildir. Türklüğün farklılıkları hazmetmek noktasında değil, farklılıkları yaşatmak noktasında tarihi birikimi vardır. Hazmetmek, kabul edilmeyenin zorunlu kabulünü gerektirmektedir. Oysa Türkler farklılığın doğallığını, Türk dokusuna zarar vermediği, Türk dokusuna düşmanlık edilmediği durumlarda kabullenmiş bir evrensel donanıma sahiptir. Türkleri emperyal vizyona sahip üç-beş ulustan biri yapan etkenlerden biri de budur. Bu nedenle Türklük düşüncesi, Türkçülük düşüncesinin var olmak için “ötekine” yüzü dönük değildir. Bu öylesine böyledir ki, Göktürklerin ikinci kağanlık döneminde Çin kültürü içinde bir eğitim almış olan Tonyukuk Orhun Yazıtlarında Türkleşmenin önemine sahip çıkarken, yazıtların bir bölümünün de Çince yazılmasına izin verebilmiştir. Bu yazıtlarda Çin kültürüne düşmanlık yapılmamış, sadece Türkler için uygunsuzluğu dile getirilmiştir. Göktürklerin ikinci kağanlık dönemi, Bozkır üzerinden bir imparatorluk denemesi olan Tang Hanedanının siyasi alternatifliği üzerine kurulmuştur. Aynı benzerlik Osmanlı Hanedanlığı ve Türkiye arasında da gerçekleşmiştir. Osmanlı hanedanlığı imparatorluğa dönüştüğü için ve yıkılmaya başlayınca, imparatorluk niteliklerine daha da sarılınca, çöküşünü hızlandırmış ve milyonlarca Türk’ün ölümüne de yol açarak tasfiye olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti ile kurulan Türk Devleti ise Göktürklerin ikinci kağanlık dönemi gibi ideolojisini ve varlık nedenini Türklük üzerine inşa etmiştir. Burada ana sorun ‘federalsi’ ve ‘konfederalsi’ yapılar yerine imparatorluk gibi kozmopolit yapıların, devletçi yaklaşımlardan dolayı tercih edilmesidir. Devletçilik, ulusun evrensel olana iştiraki gibi zorlu bir yol yerine, üstyapı olan devlet organizasyonun kolayca büyük ölçeklere ulaşmış çıkar bütünlüklerine entegre olmasına yol açmaktadır. Demokratik bütünleşme yerine oligarşik entegrasyon devlet üzerinden daha az maliyetli ve kolay olmaktadır. Büyük Ortadoğu projesi ile “hükmeden büyük çıkar koalisyonu”, bir Osmanlı İmparatorluğu denemesine rıza gösterirken Türkiye Cumhuriyeti gibi küçük bir Türk Devletine dahi tahammül gösterememektedir. Bu tercih Türklerin dikkatinden kaçmamalıdır. Yine dikkatten kaçmaması gereken Avrupa Birliği sürecine Türklerin katılması Avrupa Kültüründe nelerin değişeceği tartışması doğurmamaktadır. İşte bu nedenle Avrupa ile pazarlık eden devlet en önce serbest dolaşım hakkından feragat edeceğini ilan edebilmektedir. Avrupa, Türkiye ile entegrasyonda devleti değil onun vatandaşı Türkleri bir engel olarak görmektedir. Üstelik daha Türk Vatandaşları Avrupa Birliği ile dolaylı bile olsa pazarlık etmemişken bu böyledir. Türkiye’nin katılması ile Avrupa sözcüğünün içinin yeniden tanımlanmak zorunda oluşu bugün Fransa gibi, üstelik, kozmopolit bir ülkede yaşananlardan bellidir. Avrupa bütünleşmenin yerine ilhakın konulamayacağını görmez olmayıp, stratejik zorunluluklarına yenilmek zorunda olduğunun farkındadır. Katı devletçiliğin, kozmopolitleşmekten gayri seçeneği yoktur. Türk tarihi bunun dersleri ile doludur. Türk Milliyetçiliğinin, Türk Ulusu yerine, devlete hizmet ettirilmesi gibi bir sapma da bu noktadan temellenmektedir. Dün Gazneli, Selçuklu, Osmanlı ve şimdi daha az da olsa Türkiye Cumhuriyeti’nde Türklerin devletin tepesinden dışlanması, devletçiliğin, ulusçuluğun önüne geçmesindendir. Türkiye’de Türk Milliyetçileri, Atatürk Milliyetçileri, Kemalistler ve sağcı-solcu eski-yeni Osmanlıcılar bu gerçeğin “örtücüleridir.” Bunların ağzına çalışan bir parmak bal ise, büyüme hülyasıdır! Oysa o türden bir büyümeden, tarihi bir gerçek olarak görülmüştür ki, Türk insanı faydalanmamıştır. Orta dönemde Türk insanının lehine olmayan, hiçbir devlet adına tasarruftan, yana olunmayacaktır. Türkçüler bunun takipçileri olmak zorundadır. Birlikte yaşamak için uzlaşmak gerekmemektedir. Birlikte yaşamak geçmiş ve geleceğe dair haklara saygılı bir arkadaşlıktan ibarettir. İcat edilmiş kardeşlikler üzerinden taviz istenmesi dönemi bitmiştir. Kurgular, hiçbir biçimde, 18. yy dan beri entelektüel hayata hakim olan bilimcilik ideolojisine rağmen, doğallığı aşamaz! Türklerin vatana sıkı sıkı sarılması, onların bütünlüklerinin parçalanması demektir. Osmanlı İmparatorluğu ve Safevi İmparatorluğu Vatandaşı Türkler, vatanları üzerinden ve vatanın çıkarı gerekçesiyle birbiriyle boğuşturulmuştur. Şahkulu Katlinin sorumlusu hem Osmanlı hem de Safevi saraylarıdır. Teke Türkmenleri işte bu vatan çıkarları yüzünden birbirinden ayrı düşmüştür. Irak ve Bulgaristan Türkmenleri vatan yüzünden, Türkiye Cumhuriyetinin vatanseverlerinin çıkarları gereği, ilgisizliğe mahkum edilmiş ve binlerce can ödeyerek Türklerden “can çalınmıştır.” Üstelik bunlar Misak-ı Milli kararlarının geçerliliğine rağmen olmuş ve bu tasarrufların sahiplerinden bugüne kadar yasal hesap sorulamamışdır.
Vatanlar, Türklerin birliğine engel olmuş ve olmaya devam etmektedir. Vatan bir statik yerellik işareti, insanların, tabii ki Türk insanlarının ortaklığı ise dinamik küresellik işaretidir. İdeolojik Vatanseverler statükocu muhafazakarlardır. Türk’ün vatanı değil Yurdu vardır. Türklerin Yurdu, Türklerin Beğ gibi bir arada yaşadığı yerdir. Bütün Türk tarihi bunun mücadelesidir. Buna inanmayanlar bugün Irak Coğrafyasının Türklerini Irak Devleti’nin ‘Etnik Çıkarların Kesişim Kümeli Yöneticileri’nin kaderine terk edenlerdir. Oysa bu ihmalkarlar, çoğu vatansız Yahudi ve Musevi'nin ortaklığından cahilce şikayet etmekte bir yanlışlık ve çarpıklık görmemektedir. Vatan’a yaslanan bir Türk tanımı, Türklerin bölgesel açılımlarını bile tıkamakta ve Türk Dünyası ile ilişkisini, yüzlerce yıl öncesinin aşiretler düzenine mahkum etmektedir. Oysa Türklerin ve Türkiye’nin büyük ölçeklere kavuşmasında ana rol oynayacak etkenlerden biri, Türkiye coğrafyasının Vatanı ile sınırlanmamış bir Türk tanımıdır. Bu siyasi olduğu kadar, ticari gelecek açısından da hep beraber kazanma şansını, üstelik doğallığa yaslanarak, temin etme imkanıdır. Türklerin evrensel vizyonu kimi uluslar gibi kozmopolit imparatorluk tecrübelerine bağlı değildir. Hatta Türklerin devletleri imparatorluk haline dönüştükçe, farklılıkların, çatışma kaynağı haline dönüştüğü görülmüştür. Kozmopolit imparatorluk, çoğu zaman da kendini kuran halka baskı uygulayabilmiştir. Türkmenlerin alevi Kürdleşmesi ve Şii Türkmenleşmesi hep bu imparatorlukların mahsulüdür. Türklerin Miloseviç’i olmamıştır ve olmayacaktır. Ama Osmanlı ‘İmparatorluk’unun Kuyucu Murat gibi Miloseviç'i vardır. “Tang ‘İmparatorluk’unun, Safevi ‘İmparatorluk’unun, Sovyet ‘İmparatorluk’nun Miloseviçleri vardır. Miloseviçler imparatorluk kaybına tahammülsüzlüktür. Miloseviç Sırbistan için değil, Kuyucu Murat’ın Mısırdan alınacak Halifelik mirası için var olması gibi, Hitler’in büyük Avrupa için var olması gibi, Bush’un Paksamericana için var olması gibi, Yugoslavya için vardır. Dün devletçiliği, kültür milliyetçiliği adı altında Kürtçeye yasak koyarak yapanlar bugün kültür milliyetçiliğine itiraz ederken; yarın bunlar, devletçiliği, devlet adına ilerleme, büyüme ve gelişme adı altında Türkçeye yasak koyarak yapacaklardır. Çünkü bunlar, “dün dündür bugün bugün” diyen kozmopolitlerdir. Çünkü bunlar “patron” ne derse onu yaparlar. Çünkü bunların yaşamak için “maaş”a ihtiyaçları vardır.Bunlar için tek önemli olan patronun değişmesidir ki, bunun da nedeni, hangi patronun ne kadar maaş vereceğidir. Bu türden şahısların size verecekleri ufuk, kendi maaş artışlarından yola çıkan bir analizle size ne kadar kırıntı düşeceğini hesap edebilmekten ibarettir. Herkes şunu bilmelidir: Ulusundan kopan yok olur! Kim “ben Türk Ulusundan değilim” diyorsa Türk değildir. Biz “önce” Türk Ulusu’nun yakın ve uzak çıkarlarının yanındayız; sonra diğer arkadaş olmak isteyen toplulukların ve ondan sonra devletin ve en sonunda başka ulusların. Kim yolumuzda karşımıza çıkarsa, gel yanımıza deriz, gelmezse, çekil önümüzden deriz, çekilmezse yolumuzdan, kenara iter yolumuza devam ederiz. Evrenin yasası da bu değil mi?.. Türkler şunu unutmamalıdır: Türkler, Türkiye Cumhuriyetinden de Devletinden de daha büyük ve kalıcıdır! Asıl olan insan ve toplumdur. Atila Demirkasımoğlu 20 Nisan 2005
|
Fikir Spekülatörlerinin Türkiye’li Taşeronluğu 1 -Atila Demirkasımoğlu-
Türkiye Aydınları, yaratmaktan, geleceği kurmaktan uzak, kendine güvensiz, fikir üretimi değil nakli yapan insanlardan oluşuyor. Bu insanlar fikirleri işleyip hazmedemedikleri için bir türlü yaratıcı olamıyor. Bilgi ile hareket etmekten bilme ile davranmaya geçemiyor. Çünkü bilgiyi kavrama noktasında ve ondan bilgi üretme ve sonrasında bilgiyi işe uygulama noktasında hiçbir birikimleri bulunmuyor. Bu sadece aydınlarımız için söz konusu değil. Bu ülkenin mühendisinden, hekimine, siyasetçisinden işadamına, tarihçisinden dilcisine kadar bütün meslek gruplarında ve bilgi alanlarında üzücü bir gerçeklik.
|
Ekşi Gerçekler -Atila Demirkasımoğlu-
Ayağınızı bu ülkeye, tarihi ve kültürel derinliğine sapasağlam basmadan ve küresel gerçekleri iyi-kötü gibi değer yargılarından uzak durarak değerlendirmeden ve iyi-kötü ayrımını tarihsel gerçeklik ve ilkelerle belirleyip geleceğe inisiyatifinizi buradan kazımadan konuşamazsınız.
|
Orta Asya' da Ne Oluyor? 1 -Atila Demirkasımoğlu-
Öte yanda ise Tarihi birikimi gereği özgürlüğünü, küresel etkisini, istilacılara bırakarak ancak yerel sürdürebilmiş bir göçebe kültürün küreselleşen bir dünyada içe dönük kalınamayacağını gösteren gerçeği. Göçebe kültürün, kendi niteliklerini henüz yansıtamasa da demokrasiye, belki de demokratik batıdan daha fazla yatkınlığının söz konusu olması. Kimi araştırmacılar bunu Göçebe Kırgızların, Müslüman Özbeklerden ziyade, Budist-Şamanist(?) Moğollara yakınlığı olarak da ifade ediyorlar.
|
Hazar Türkleri Hakkında Kevin Brook'a Yanıt -Atila Demirkasımoğlu-
Önce bir merhaba. Hazarlı Türklerin ve diğer dinleri seçmiş Türklerin, mesela Hristiyan Naymanlar, Hristiyan Kossaklar, Budist Çinlileşmişler gibi daha birçok topluluğun tarihi, Türklerin gözü önünden uzun süredir kaçırılıyor. Ancak son yıllarda genel bilgilenme düzeyinde yükselme ile bu aşılıyor. Türk Tarihi, kimilerince neredeyse İslam olmalarından sonra başlatılıyor. Bütün bu eksiklikler, başka noktalarda başka sonuçlar doğurduğu gibi, olağan olmayan, kurguların Türkler üzerine ve üzerinden inşaasını düşünenleri cesaretlendiriyor. Bu böyle oldu. Şimdi de bu yanlış yolun temsilcileri var.
|
| | 
Atila Demirkasımoğlu
Atila Demirkasımoğlu, 27 Mart 1966 Niksar doğumludur. Baba tarafı 1475'li yıllarda Trabzon İli Of İlçesi'ne Karaman'dan gelip yerleşmiş bir aileden gelmektedir. Anne tarafı Tokat İli Niksar İlçesi'ndendir. İlkokulu İstanbul, Patnos ve Ağrı'da, Ortaokulu Ağrı, Bartın-Ulus ilçesi, Lise'yi Ankara Deneme Lisesi'nde, Üniversiteyi A.Ü. Tıp Fakültesinde okumuşdur. Radyasyon Onkolojisi İhtisası yapmış ve uzman hekim olmuşdur.
|
| 
| Hazar Tarihi'nden... |

| Hazarya'nın Parçalanması
"Hazar Hakanları, diplomatik evlilikler yoluyla Araplarla anlaşmanın yollarını arıyorlardı, fakat bir devlet darbesine ve hanedanın iktidarının Hazar Meliklerince ele geçirilmesine yol açan Dağıstan Yahudilerinin aktivitesinin artması daha önemli rol oynamıştı. Yeni yönetim, kendi halkının muhalefetini-Kabarların (Macarlar) isyanı- bastırmayı başarmıştı, ama o günden sonra Hazarya parçalanmaya başlamıştı." Hazar Tarihi, Artamonov .
|
| 
| İmparator Konumları |

| Gömme Adetleri'nden..
"Hazarların büyük hakanı, melikin sarayından daha yüksek olan sarayında sürekli göz hapsindedir. Hakan, halka çok nadir -dört ayda bir defa-gösterilir ve o da ancak kendisini bir mil geriden takip eden ordunun refakatinde. Hakanı sanki suyun altına defnediyorlarmış gibi karmaşık bir yapının içine gömüyorlardı. Hazar Tarihi, Artamonov
|
| 
| Arayış |

| Hazar Kralları Nasıl Etkisizleşti...
Batı Türk Hakanlığının yıkılışından sonra Hazarya"da yönetimi elinde tutan Türk Açina hanedanının torunları, bağımsız bir devletin başına geçmişlerdi. Fakat zaman içinde gerçek güçlerini yitirip, güçlü mahalli beylerin hakimiyeti altına girince, sadece geleneksel iktidar sembolü haline geldiler." Hazar Tarihi, Artamonov
|
|  | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | Sosyal Psikoloji, J.L. Freedman | | | Güç Merkezli Yönetim, Jeffrey Pfeffer | | | Güç İstenci, Nietzsche | | | Siyasetin Temel Sorunarı Leslie Lipson | | | Safahat, M.Akif Ersoy | | | Hunlar L.N. Gumuliev | | | Bir Acıya Kiracı, Metin Altıok | | | Mutezile ve Siyaset, Mahmut Ay | | | Kesinliklerin Sonu, İlya Prigogine | | | |  | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | Hz. Muhammed'in Hayatı Martin Lings | | | Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı, Soner Yalçın | | | İşinizi Yeniden Yaratın, Tom Peters | | | Hedef Seçmen, Cihat Polat | | | Efendi, Soner Yalçın | | | Haray, Samir Kazımoğlu | | | Hilafetin Arka Planının İlgası, Mustafa Sabri Efendi | | | Araplar ve Yahudiler, Ahmed Susa | | | Geleceğin Toplumunda Yönetim, Peter Drucker | | | Siyon Türk Zelda, Cengiz Özakıncı | | | Benjamin Dar Geçitteki Aydın, Jay Parini | | | Hazar Tarihi, M.İ. Artamanov | | | Eski Türkler L.N.Gumuliev | | | Oğuzlar, S.G. Agacanov | | | Atlas Vazgeçti 1-2-3, Ayn Rand | | | Hayatın Kaynağı Ayn Rand | | | Kapitalizm Bilinmeyen İdeal Ayn Rand | | | Yaşamak İstiyorum Ayn Rand | | | İskitlerin Tarihi, Ekrem Memiş | | | Türk Ulusçuluğunun Temelleri Uriel Heyd | | | İran ve Bölge Jeopolitiği İzzetullah İzzeti | | | Pentagonun Yeni Haritası, Thomas Barnett | | | Şu Çılgın Türkler, Turgut Özakman | | | Son Denize Kadar W. Yan | | | Putları Yıkıyorum, Yalçın Küçük | | | Kapitalizm ve Yahudiler, Werner Sombart | | | Stratejik Derinlik Ahmet Davutoğlu | | | Dünya Nöbeti, Alev Alatlı | | | Alevilerin Etnik Kökeni, Cemal Şener | | | Ömrümün İlk 65 Yılı Yağmur Atsız | | | Kurtların Kardeşliği, Hakan Akpınar | | | İsyan 2, Yalçın Küçük | | | Etnogenez, L.N. Gumuliev | | | Yaban, Y.K Karaosmanoğlu | | | Küçük Anılarda Büyük Sırlar, Nurten Arslan | | | Nuh Tufanı, William Ryan | | | Ezop Masalları | | | Kızılbaş Türkler, Nihat Çetinkaya | | | Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo | | | Hazarlar ve Musevilik, Peter Golden | | | Cengiz Han'a Küsen Bulut Cengiz Aytmatov | | | Sultan Murat, Cengiz Aytmatov | | | Ulusların Etnik Kökeni Anthony Smith | | | |
|
|