Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

16 Nisan 2005

Hüseyin Nihal Atsız

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Umumi

 

 

 


Gurkin Türklerin DirilişiFikir Spekülatörlerinin Türkiye’li Taşeronluğu 1


-Atila Demirkasımoğlu-


Türkiye Aydınları, yaratmaktan, geleceği kurmaktan uzak, kendine güvensiz, fikir üretimi değil nakli yapan insanlardan oluşuyor. Bu insanlar fikirleri işleyip hazmedemedikleri için bir türlü yaratıcı olamıyor. Bilgi ile hareket etmekten bilme ile davranmaya geçemiyor. Çünkü bilgiyi kavrama noktasında ve ondan bilgi üretme ve sonrasında bilgiyi işe uygulama noktasında hiçbir birikimleri bulunmuyor. Bu sadece aydınlarımız için söz konusu değil. Bu ülkenin mühendisinden, hekimine, siyasetçisinden işadamına, tarihçisinden dilcisine kadar bütün meslek gruplarında ve bilgi alanlarında üzücü bir gerçeklik.

 

Türkiye aydınları için bir başka önemli eksiklikte özgüven duygusunda yetersizliktir. Türkiye aydınları, özgüven yoksunluğunu, sürekli işbirliği kurabildiği büyüklüklere “teslim” olarak gidermektedir. Bir dönem İslam adına güney İslam kültürüne ilhak edenler yaklaşık iki yüz yıldır Batı’ya ilhak olmaya çalışıyor. Osmanlı’nın hiçbir büyük İslam alimi olmadı. İslam adına Osmanlı’nın söylediği hiçbir yeni söz yoktur. 600 yıl gibi uzun bir dönemde bu kabul edilemez ve anlaşılması güç eksikliği göremeyenler iki yüz yıldır yüzlerini döndükleri Batı adına da hiçbir orijinal fikir üretemediler. Evrensel olana Türklerden hiçbir unsuru katma başarısı gösteremediler. Bu işleri üstesinden gelememek önemli değil. Önemli olan bu yapamamayı görmektir.

 

Son iki yüz yıldır Batı adına, ondan önce Güney İslam'ı adına yeni bir şey üretmek mümkün mü? Osmanlı ve Türkiye’nin bütün fikri kurgusu yüzyıllardır bunu gerçekleştirme üzerine kurgulandı. Ne bir tür Türk Müslümanlığı olan Alevilik ne daha az Türk Müslümanlığı olan Hanefilik, ne siyasal Osmanlıcılık ne siyasi İslamcılık ne liberal-kapitalist ve Marksist batıcılık, Türkleri evrensel vizyon sahibi kılamadı. Dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir Türkiye’linin herhangi bir fikri alınıp işlenmedi. Çünkü ortada olan hiçbir özgünlüğe hiçbir yeniliğe sahip değildi.

 

Asıl sorun kendi özünden yükselmeyende bir özgünlüğün mümkün olmamasıdır. Türkiye’nin fikir hareketlerinden hiçbiri batıcılığı reddetmedi. Bu fikir hareketlerinin hepsi de batıcılık üzerinden teslimiyetçilik ve ikinci sınıf olmaya rıza gösterme aracı oldular. Üretmekten acz, sağlananlarla örtüldükçe, örtmek parlamak olarak sunuldu. Türkiye aydınları, her biri bir tarafından, üretmenin zorluğunu, sağlananların genişlemesini arttırarak gidermeye kalktı. Sağlayıcılar özgünlüklerini büyük ölçeklere taşıyabildiklerinden bunu başardıkları ölçüde Türkiyeli aydınların elini güçlendirdi ve onlara sundukları imkanları arttırdılar. Türkiye’li aydınlar ile halk arasında yüzyıllardır süren ayrılığın önemli bir nedeni de budur. Türk Halkının sağladığı her bir başarı Türkiye’li aydınlara rağmendir.

 

Ertuğrul Beğ’in kurduğu devlet, 'Bizanslaştıkça' Osmanlı olarak adlandırıldı. Ertuğrul Beğ’in kurduğu devlet Bizanslılaştığı arttıkça Osmanlılaştı. Bugün Ertuğrul Beğ’in kurduğu devlete Osmanlı adının verilmesi, özgünleşmenin, yaratmanın, üretmenin üstesinden gelinemeyişinin sonucudur. Buna rağmen Osmanlıcılık, Tanzimat ile daha da Bizanslaşmanın ileri bir sürümü olarak kurtarıcı olarak sahneye sürülebildi. Ve elbette başarısız oldu.

 

Aynı şey Tang Hanedanlığı döneminde yaşanmıştı. Bozkır’ın Türkleri tarafından kurulan Tang Hanedanlığı Bozkır’ın Bizanslılaşması gibi misyonla görev yapmıştı. Tang Hanedanlığı Bizans sarayı yerine Çin Sarayı ile Bozkır’ın bir yerleşik medeniyet projesi idi. Ve en az Osmanlı kadar, yerleşik bir uygarlık anlamında ondan yüzyıllarca önce denenmiş ve bu anlamda başarılı olmuştu. Ama bu kısmi başarı Bozkırlının, Osmanlı’nın Bizanslılaşması gibi, Çinlileşmesine yol açmıştı. Ve arkasından Bozkır adına bir “hiçlik”le sonlandı. Türkiyeli aydınlar bu tarihi tecrübeyi Ertuğrul Beğ’in devletini Osmanlı yapmalarına benzer bir yol izleyerek Tang Bozkır Konfederasyonunu Çinli yapıp öyle adlandırarak dikkatimizden kaçırdılar. Çünkü Türkiye’li aydınlar daha Türk Adlarının Çin yazı dilinde yazılış biçimini Türkçeleştirememişlerdi. Bu beceriksizlik Batılıların da desteğiyle, Tang Bozkırını, Çin Sarayına terk ile örtüldü.

 

Hırsız birinin çaldığı malın oğluna helal olduğu ve ondan geri istenemeyeceğini Sünni İslam adına iddia edenler, bunun bir Musevi geleneği olduğunu muhakkak ki bilmiyorlar. Bu bilmez kişiler, “De Gaulle, milliyetçiliği “bir başkasından nefret etmek”, vatanseverliği de “kendi toplumunu diğerlerinden çok sevmek” şeklinde tanımlarken, milliyetçiliğin düşmanlıktan beslenen yönü üzerinde duruyordu”(1) diyor ve “milliyetçilik ortak paydasını kural olarak “öteki”, yani bir düşman üzerine inşa eder”(1) ezberini tekrarlayabiliyordu. Çünkü Türkiye’de sözün bir değeri yoktur. Çünkü sözün sahibi yoktur. Neden yoktur? Çünkü bu sözler ‘anonim nakil’dir. De Gaulle, onbeş yirmi birbirine hemen hemen eşit etnik parçanın ancak vatan kavramı ile bir arada tutulabileceğini bilirken, bunlar %80’nin üzerinde bir etnik bütünlük taşıyan Türkiye’nin vatan kavramı üzerinden ayakta duramayacağını bilmiyorlar. Çünkü vatan kavramı Türkiye’de Türklerin varlığını örtme ve azınlık oligarşisini sürdürmenin yoludur. Azınlık oligarşisi bir koalisyon olsa da birbirlerine hiçbir biçimde dokunmama kuralını asla ihlal etmeme akıllılığını göstermektedir. 1870’lerde 28 milyon Osmanlı Devleti vatandaşı Türk’ün bugün 240 milyonun üzerinde olması gerektiği gerçeğini ancak vatan kavramı üzerinden ‘örtebilirsiniz.’ Türkler vatanları için ölmeyi çok iyi bilirler... Ne güzel Türkler bunlar...

 

Türkiye’li aydınlar, "Hayatı anlamayız felsefeyle ilimle" diyen Nihal Atsız'ın, Tang’lı aydınların Bozkır'ını Güney Yerleşik Çinliliğe, Türk Müslümanlığını Alevilik ve Hanefilik üzerinden Güney İslam’ına devşirmeye çalışanların “anonim nakli bilgi”lerine itirazı dillendirdiğini anlayamazdı. Onlar bunu, bu sözün içindeki passionerliği utanmazca göz ardı ederek, “şiddet tutkusunu yücelten bir heyecanın Türkiye'ye büyük zarar vereceği”ne(2) dönüştürdüler. Çünkü kendilerini meşrulaştırmak devamlılıklarını sağlamak öteki’ni yani Türk’ü kötülemekten ve Türk’ün haklarını vatan bekçiliğine indirgemekten geçiyordu. Külfetini Türkler çekecekti ki sefasını bunlar sürsün...

 

George Soros, Türklerin en iyi ihraç malı askerlikleri diyordu. Vatan, vatan diyenler bunun Türkçesini ifade ettiklerini sanıyor. Bu şimdilik aklımızın bir köşesinde dursun.

 

Vatan, külfeti sevdirmenin ideolojik aracı olarak Türklerin demokratik haklarının sevimli gaspı haline dönüşebilirdi. Türk’ e sarılanlara, özgünleşmeye, yaratmaya, üretmeye ve ürettiklerini “hakça” paylaşmaya çalışanlara yüklendikçe var kalacaklar, bunun böyle sürmeyeceğini, nakil devrinin bittiğini, yüzlerce yıllık taşeronluklarının birkaç on yıl içinde sonlandığını bilmek zorundadır. Çok bildiklerini sandıkları küreselleşmenin, demokratik dalganın üstüne binenler, altlarında bıraktıklarına bakmaktan sarhoşluklarını, onun altında kaldığında giderecekler ama iş işten geçmiş olacak. Fikir spekülatörlerinin Türkiye’li taşeronları şimdi küresel dalganın, demokratik dalganın, şimdilik üstünde oturmayı beceren sahiplerinin sonlarından daha iyi bir sona sahip olmayacaktır. Bunu da böyle bileler!

 

Atila Demirkasımoğlu

16 Nisan 2005

 

1-Mümtaz’er Türköne, Vatanseverliğin ilkel kabilecilikten farkı, Zaman Gazetesi, 31.3.2005

2-Taha Akyol, Tarihten Geleceğe adlı kitabı

 



Ekşi Gerçekler  -Atila Demirkasımoğlu-


Ayağınızı bu ülkeye, tarihi ve kültürel derinliğine sapasağlam basmadan ve küresel gerçekleri iyi-kötü gibi değer yargılarından uzak durarak değerlendirmeden ve iyi-kötü ayrımını tarihsel gerçeklik ve ilkelerle belirleyip geleceğe inisiyatifinizi buradan kazımadan konuşamazsınız.



Orta Asya' da Ne Oluyor? 1   -Atila Demirkasımoğlu-


Öte yanda ise Tarihi birikimi gereği özgürlüğünü, küresel etkisini, istilacılara bırakarak ancak yerel sürdürebilmiş bir göçebe kültürün küreselleşen bir dünyada içe dönük kalınamayacağını gösteren gerçeği. Göçebe kültürün, kendi niteliklerini henüz yansıtamasa da demokrasiye, belki de demokratik batıdan daha fazla yatkınlığının söz konusu olması. Kimi araştırmacılar bunu Göçebe Kırgızların, Müslüman Özbeklerden ziyade, Budist-Şamanist(?) Moğollara yakınlığı olarak da ifade ediyorlar.



Hazar Türkleri Hakkında Kevin Brook'a Yanıt  -Atila Demirkasımoğlu-


Önce bir merhaba. Hazarlı Türklerin ve diğer dinleri seçmiş Türklerin, mesela Hristiyan Naymanlar, Hristiyan Kossaklar, Budist Çinlileşmişler gibi daha birçok topluluğun tarihi, Türklerin gözü önünden uzun süredir kaçırılıyor. Ancak son yıllarda genel bilgilenme düzeyinde yükselme ile bu aşılıyor. Türk Tarihi, kimilerince neredeyse İslam olmalarından sonra başlatılıyor. Bütün bu eksiklikler, başka noktalarda başka sonuçlar doğurduğu gibi, olağan olmayan, kurguların Türkler üzerine ve üzerinden inşaasını düşünenleri cesaretlendiriyor. Bu böyle oldu. Şimdi de bu yanlış yolun temsilcileri var.


 

Atila Demirkasımoğlu


Atila Demirkasımoğlu, 27 Mart 1966 Niksar doğumludur. Baba tarafı 1475'li yıllarda Trabzon İli Of İlçesi'ne Karaman'dan gelip yerleşmiş bir aileden gelmektedir. Anne tarafı Tokat İli Niksar İlçesi'ndendir. İlkokulu İstanbul, Patnos ve Ağrı'da, Ortaokulu Ağrı, Bartın-Ulus ilçesi, Lise'yi Ankara Deneme Lisesi'nde, Üniversiteyi A.Ü. Tıp Fakültesinde okumuşdur. Radyasyon Onkolojisi İhtisası yapmış ve uzman hekim olmuşdur.


 Hazar Tarihi'nden...



Hazarya'nın Parçalanması


"Hazar Hakanları, diplomatik evlilikler yoluyla Araplarla anlaşmanın yollarını arıyorlardı, fakat bir devlet darbesine ve hanedanın iktidarının Hazar Meliklerince ele geçirilmesine yol açan Dağıstan Yahudilerinin aktivitesinin artması daha önemli rol oynamıştı. Yeni yönetim, kendi halkının muhalefetini-Kabarların (Macarlar) isyanı- bastırmayı başarmıştı, ama o günden sonra Hazarya parçalanmaya başlamıştı."

 

Hazar Tarihi, Artamonov .


 İmparator Konumları



Gömme Adetleri'nden..


"Hazarların büyük hakanı, melikin sarayından daha yüksek olan sarayında sürekli göz hapsindedir. Hakan, halka çok nadir -dört ayda bir defa-gösterilir ve o da ancak kendisini bir mil geriden takip eden ordunun refakatinde. Hakanı sanki suyun altına defnediyorlamış gibi karmaşık bir yapının içine gömüyorlardı.

 

Hazar Tarihi, Artamonov


 Arayış



Hazar Kralları Nasıl Etkisizleşti...


Batı Türk Hakanlığının yıkılışından sonra Hazarya"da yönetimi elinde tutan Türk Açina hanedanının torunları, bağımsız bir devletin başına geçmişlerdi. Fakat zaman içinde gerçek güçlerini yitirip, güçlü mahalli beylerin hakimiyeti altına girince, sadece geleneksel iktidar sembolü haline geldiler."

 

Hazar Tarihi, Artamonov


 Okumakta Olduğu Kitaplar
 Sosyal Psikoloji, J.L. Freedman
 Güç Merkezli Yönetim, Jeffrey Pfeffer
 Güç İstenci, Nietzsche
 Siyasetin Temel Sorunarı Leslie Lipson
 Safahat, M.Akif Ersoy
 Hunlar L.N. Gumuliev
 Bir Acıya Kiracı, Metin Altıok
 Mutezile ve Siyaset, Mahmut Ay
 Kesinliklerin Sonu, İlya Prigogine
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar
 Hz. Muhammed'in Hayatı Martin Lings
 Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı, Soner Yalçın
 İşinizi Yeniden Yaratın, Tom Peters
 Hedef Seçmen, Cihat Polat
 Efendi, Soner Yalçın
 Haray, Samir Kazımoğlu
 Hilafetin Arka Planının İlgası, Mustafa Sabri Efendi
 Araplar ve Yahudiler, Ahmed Susa
 Geleceğin Toplumunda Yönetim, Peter Drucker
 Siyon Türk Zelda, Cengiz Özakıncı
 Benjamin Dar Geçitteki Aydın, Jay Parini
 Hazar Tarihi, M.İ. Artamanov
 Eski Türkler L.N.Gumuliev
 Oğuzlar, S.G. Agacanov
 Atlas Vazgeçti 1-2-3, Ayn Rand
 Hayatın Kaynağı Ayn Rand
 Kapitalizm Bilinmeyen İdeal Ayn Rand
 Yaşamak İstiyorum Ayn Rand
 İskitlerin Tarihi, Ekrem Memiş
 Türk Ulusçuluğunun Temelleri Uriel Heyd
 İran ve Bölge Jeopolitiği İzzetullah İzzeti
 Pentagonun Yeni Haritası, Thomas Barnett
 Şu Çılgın Türkler, Turgut Özakman
 Son Denize Kadar W. Yan
 Putları Yıkıyorum, Yalçın Küçük
 Kapitalizm ve Yahudiler, Werner Sombart
 Stratejik Derinlik Ahmet Davutoğlu
 Dünya Nöbeti, Alev Alatlı
 Alevilerin Etnik Kökeni, Cemal Şener
 Ömrümün İlk 65 Yılı Yağmur Atsız
 Kurtların Kardeşliği, Hakan Akpınar
 İsyan 2, Yalçın Küçük
 Etnogenez, L.N. Gumuliev
 Yaban, Y.K Karaosmanoğlu
 Küçük Anılarda Büyük Sırlar, Nurten Arslan
 Nuh Tufanı, William Ryan
 Ezop Masalları
 Kızılbaş Türkler, Nihat Çetinkaya
 Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo
 Hazarlar ve Musevilik, Peter Golden
 Cengiz Han'a Küsen Bulut Cengiz Aytmatov
 Sultan Murat, Cengiz Aytmatov
 Ulusların Etnik Kökeni Anthony Smith