Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

31 Mart 2005

İbni Sİna, İki Yanında Galenos ve Hipokrat

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Türk Dünyası

 

 

 


Ekşi Gerçekler


-Atila Demirkasımoğlu-


Ayağınızı bu ülkeye, tarihi ve kültürel derinliğine sapasağlam basmadan ve küresel gerçekleri iyi-kötü gibi değer yargılarından uzak durarak değerlendirmeden ve iyi-kötü ayrımını tarihsel gerçeklik ve ilkelerle belirleyip geleceğe inisiyatifinizi buradan kazımadan konuşamazsınız.

 

Bir ulusun geçmişten geleceğe uzanan bir zihin dünyası vardır. Bu zihin dünyasının sürekli etkileştiği reddedilemez bir gerçekliktir. Ancak bu etkileşimlerin zihin dünyasını esastan değiştirmesi mümkün değildir. Bu sürekliliği 500’er yıllık dilimlerde izlemek mümkündür. Buna genetik zihniyet diyebiliriz. Bu zihniyetin içinde bulunduğumuz yüzyıllık dönemde mutasyon hazmı diyeceğimiz bir dönemi yaşadığını düşünüyoruz. Dünyanın büyük kısmının, artan nüfus yoğunluğunun da katkısıyla köylüleştirildiğini ve köylüleştirilerek özgürlüklerinden edildiğini söylüyoruz. Kentlilik köylüleşmenin en yoğun hali olarak karşımızda duruyor. Modern devletlerin sınırları ve gümrük, kalelerin genişlemesi ve taş yerine kurallarla inşa edilmesi anlamına gelmektedir. Yüzyıllardır buna direnen Türkler, bu zihniyetin kazanımları sayesinde duraklama dönemini yaşadı. Bizce küreselleşen dünya modern kalelerin yıkılması anlamına gelmekte ve hareket devri yeniden başlamaktadır. Modern köylüleşme aşamasının sonlanması ve nisbeten uzun bir dönem yaşamasını, Amerika kıtasının keşfi ve sonrasında yerlilerin neredeyse tamamen yok edilmesi geciktirdi. Nüfus yoğunluklarının bir patlamaya meydan vermeden yaşaya kalmasının nedeni görünürde yeni kıtanın keşfi, Afrika'nın sömürülmesi sayesinde mümkün olmuştur. Oysa Merkezi Avrasya'nın, yani Türk kökenli halkların yaşadığı coğrafyaların sosyo-kültürel direnişi, her türlü olumsuzluğa rağmen, ilerlememiş olmasına karşın kısmi bir gerileme noktasıyla geçiştirilen bir duraklama dönemi geçirmişdir. Yani köylüleşme, kısmen şekli olarak olsa bile zihinsel olarak merkezi Avrasya'ya bizce nüfuz edememişdir. Merkezi Avrasya'da genel olarak köylüleşmenin az olması kadar köylüleşme yoğunlaşması olan kentlileşmenin de az olduğunu söyleyebilir ve bunun arkasında farklı bir zihin dünyasının yaşadığını ve dünyanın geleceğine yön vereceğini düşünebiliriz. Mekandan bağımsızlık, hareket yeteneği ve doğayla barışık bir insan coğrafyasıyla etkileşim ve özgürlük ruhu Avrasya’nın dünyanın geleceğinde merkezileşmesine yol açacak ve bu bunun taşıyıcısı olan Türk kökenli halkların ve kültürlerin başarısını getirecektir.

 

 

Rus ve kısmi Ruslaşmışların Avrasya kıtasında görünür yayılmalarının zihni bir karşılığı olmadığını bu coğrafyaya dikkatli baktığımızda göreceğimizi sanıyorum. Merkezi Avrasya da şekillenen yerli gücün, bugün için zayıf olup, köylüleşmişlerden gelen etkilerle yönlendiriliyor görüntüsü bizce yine aldatıcıdır. Çünkü oyun alanı görünürde ve dipte farklı yönlerde seyretmekte ve asıl durdurulamaz süreç olan küreselleşme, küreselleşmeyi yönlendirme hareketi olan yeni dünya düzenciliğin bütün çabalarına rağmen, dipte devam etmekte ve bozkırın düzenini, şimdilik bir hayli melez de olsa, diriltmektedir. Bize göre köylüleşme, toplu olarak, eğlenme ile birlikte Güneye göç edecektir. Son köylüler, güneyi ilk dirilten yerliler olacaktır.

 

Modern köylülerin ve onun yoğunlaşmışı kentlilerin bir kısmı küreselleşme ile bozkıra evrilirken, büyük çoğunluğunun ve özellikle muhafazakarlarının güneye göç ederek melezleşeceğini söyleyebiliriz. Bugün, küresel dengelerin, güney üzerinden değil de Merkezi Avrasya üzerinden kurulmaya çalışılması, dünyanın gerçek merkezine işaret ederken, yeni dünya düzeni altında yürütülen yöntemlerin, henüz, revaçta olması ve yeni güç mekanizmalarının inşa ediliyor olmasından sebeple herkesi şaşırttığını ve geleceğin görüntüsünü sislendirdiğini düşünüyoruz.

 

Nüfus yoğunluğu düşük Kuzeylilerin politik iradeleri nüfus yoğunluğu yüksek Kuzeylilerden farklıdır. Amerikanın melezleşerek Güneylileşmesi, modern köylülerin melezleşerek Güneylileşeceğine işaret etmektedir. Bu düzenekte gecikmeye yol açacak tek faktör "Çok Kuzeyli"lerin, temelde İskandinav kökenlilerin sosyo-genetik bir tercihle kaderlerini belirleyici olacak bir yol ayrımına yönelmeleri olacaktır. Bugün modern köylülerin direnç noktasını da bu "Çok Kuzeyli" damarın dengeleyiciliğinde görmekteyiz. Çünkü bu "Çok Kuzeyli" damar sosyo-genetik köklerine yaslanmazsa yok olacağının bilinçaltı zorlamasıyla karşı karşıyadır.

 

Küreselleşmenin ana damarını Bozkır oluşturmaktadır. İşte bu nedenle, bilinçsiz bir Merkezi Avrasya yönelimi vardır. Merkezi Avrasya'ya yapılacak her türden müdahalenin geçici olmaktan başka şansı yoktur. Bu bölgeye yönelen uyaranlar beklenen zamanı, görünürde öncelese veya ertelese de, dipte değiştirmeyecektir.

 

Kısmen, çok az da olsa Güneyli bir karakter gösteren Osmanlıcılığın, yeni, her türü de dahil, sürümünün başarı şansı olmadığını düşünüyoruz. Çünkü Osmanlıcılık köylüleşme zorlaması olmasının yanısıra Güneylileşme gösteren yanları itibarıyla öldürücü nitelikler de taşımaktadır. Ve kısmen de öyle olmuştur. Babür Türklüğünün Hindistan macerası böyle bir çizginin sonuçlarını görmek için yeterli olsa gerektir.

 

Bilimde yaşanan gelişmelerin sağladığı, hastalıklardan korunma ve gıda ihtiyacını karşılamada geniş imkanlar bugün her türden tüketimin yükselmesiyle modern köylülüğün sonunu hazırlayan diğer bir önemli etkendir. Bilimin sağlık ve gereksinimler noktasında getirileri, bugün de gelişerek sürüyor olmakla birlikte, inorganik hale gelişinin zararlarını uzun dönemde pek de hayırlı sonuçlar vermeyecektir. Bu da köylüleşmenin, Amerika gibi yeni kıtalara göç süreci benzeri güneye yeni bir göç dalgasıyla sağlanabileceğine işaret etmektedir. Güneyli melezleşme bunun varlığını ve aynı zamanda yönünü işaret etmektedir.

 

Dünyanın ısınması veya soğuması gibi olasılıklar, sınırın nereden çizileceğini belirlemek dışında zamanlamasına etki etmeyecektir.

 

Küreselleşmenin beynini Merkezi Avrasya zihniyeti oluşturacaktır ve geleceğe dönük siyasal hesaplar uzun dönemde buna göre yapılmalıdır. Ancak görünen tablo tam bunun tersini işaret ediyor görüntüsü vermektedir. Küreselleşenler Merkezi Avrasya'nın dışında ve dışından, buna direnenler ise Merkezi Avrasya'nın içinde ve içindendir. Bu şaşkınlığa sebep olmakta ve gerçeklerin doğru okunmasına engel olmaktadır. Gerçek okunmasa da kendini var kılacaktır.

 

Türkler, modern köylüleşmeye en çok direnen ve en çok kurban veren ulus olmanın karşılığını çok uzak olmayan bir gelecekte, kayıplarını da telafi ederek alacaktır. Kayıp yoktur! Ekşi gerçekler ruhumuzu diri tuttuğu gibi, kayıplarımızı da diriltecektir.

 

 

Atila Demirkasımoğlu

31 Mart 2005



Orta Asya' da Ne Oluyor? 1   -Atila Demirkasımoğlu-


Öte yanda ise Tarihi birikimi gereği özgürlüğünü, küresel etkisini, istilacılara bırakarak ancak yerel sürdürebilmiş bir göçebe kültürün küreselleşen bir dünyada içe dönük kalınamayacağını gösteren gerçeği. Göçebe kültürün, kendi niteliklerini henüz yansıtamasa da demokrasiye, belki de demokratik batıdan daha fazla yatkınlığının söz konusu olması. Kimi araştırmacılar bunu Göçebe Kırgızların, Müslüman Özbeklerden ziyade, Budist-Şamanist(?) Moğollara yakınlığı olarak da ifade ediyorlar.



Hazar Türkleri Hakkında Kevin Brook'a Yanıt -Atila Demirkasımoğlu-


Önce bir merhaba. Hazarlı Türklerin ve diğer dinleri seçmiş Türklerin, mesela Hristiyan Naymanlar, Hristiyan Kossaklar, Budist Çinlileşmişler gibi daha birçok topluluğun tarihi, Türklerin gözü önünden uzun süredir kaçırılıyor. Ancak son yıllarda genel bilgilenme düzeyinde yükselme ile bu aşılıyor. Türk Tarihi, kimilerince neredeyse İslam olmalarından sonra başlatılıyor. Bütün bu eksiklikler, başka noktalarda başka sonuçlar doğurduğu gibi, olağan olmayan, kurguların Türkler üzerine ve üzerinden inşaasını düşünenleri cesaretlendiriyor. Bu böyle oldu. Şimdi de bu yanlış yolun temsilcileri var.



Hazar Türkleri Yahudi mi? Musevi mi?  -Atila Demirkasımoğlu-


Kevin Brook'un 'Bir Türk İmparatorluğu: Hazar Yahudileri' adlı Nokta Kitap tarafından basımı yapılan kitabına yazılan tanıtım yazısı bazı ciddi yanlışları içinde barındırıyor. Tanıtım yazısında şu ifade yer alıyor: "5. yüzyıldan itibaren devletlerini oluşturmaya başlayan ve farklı dönemlerde İsrail, Bizans ve İran'dan aldığı göçlerle bir Yahudi sığınağı haline gelen bu devlet, muazzam bir güce sahip olmuştu."


 

Atila Demirkasımoğlu


Atila Demirkasımoğlu, 27 Mart 1966 Niksar doğumludur. Baba tarafı 1475'li yıllarda Trabzon İli Of İlçesi'ne Karaman'dan gelip yerleşmiş bir aileden gelmektedir. Anne tarafı Tokat İli Niksar İlçesi'ndendir. İlkokulu İstanbul, Patnos ve Ağrı'da, Ortaokulu Ağrı, Bartın-Ulus ilçesi, Lise'yi Ankara Deneme Lisesi'nde, Üniversiteyi A.Ü. Tıp Fakültesinde okumuşdur. Radyasyon Onkolojisi İhtisası yapmış ve uzman hekim olmuşdur.


 Hazar Tarihi'nden...



Hazarya'nın Parçalanması


"Hazar Hakanları, diplomatik evlilikler yoluyla Araplarla anlaşmanın yollarını arıyorlardı, fakat bir devlet darbesine ve hanedanın iktidarının Hazar Meliklerince ele geçirilmesine yol açan Dağıstan Yahudilerinin aktivitesinin artması daha önemli rol oynamıştı. Yeni yönetim, kendi halkının muhalefetini-Kabarların (Macarlar) isyanı- bastırmayı başarmıştı, ama o günden sonra Hazarya parçalanmaya başlamıştı."

 

Hazar Tarihi, Artamonov .


 İmparator Konumları



Gömme Adetleri'nden..


"Hazarların büyük hakanı, melikin sarayından daha yüksek olan sarayında sürekli göz hapsindedir. Hakan, halka çok nadir -dört ayda bir defa-gösterilir ve o da ancak kendisini bir mil geriden takip eden ordunun refakatinde. Hakanı sanki suyun altına defnediyorlamış gibi karmaşık bir yapının içine gömüyorlardı.

 

Hazar Tarihi, Artamonov


 Arayış



Hazar Kralları Nasıl Etkisizleşti...


Batı Türk Hakanlığının yıkılışından sonra Hazarya"da yönetimi elinde tutan Türk Açina hanedanının torunları, bağımsız bir devletin başına geçmişlerdi. Fakat zaman içinde gerçek güçlerini yitirip, güçlü mahalli beylerin hakimiyeti altına girince, sadece geleneksel iktidar sembolü haline geldiler."

 

Hazar Tarihi, Artamonov


 Okumakta Olduğu Kitaplar
 Sosyal Psikoloji, J.L. Freedman
 Güç Merkezli Yönetim, Jeffrey Pfeffer
 Güç İstenci, Nietzsche
 Siyasetin Temel Sorunarı Leslie Lipson
 Safahat, M.Akif Ersoy
 Hunlar L.N. Gumuliev
 Bir Acıya Kiracı, Metin Altıok
 Mutezile ve Siyaset, Mahmut Ay
 Kesinliklerin Sonu, İlya Prigogine
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar
 Hz. Muhammed'in Hayatı Martin Lings
 Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı, Soner Yalçın
 İşinizi Yeniden Yaratın, Tom Peters
 Hedef Seçmen, Cihat Polat
 Efendi, Soner Yalçın
 Haray, Samir Kazımoğlu
 Hilafetin Arka Planının İlgası, Mustafa Sabri Efendi
 Araplar ve Yahudiler, Ahmed Susa
 Geleceğin Toplumunda Yönetim, Peter Drucker
 Siyon Türk Zelda, Cengiz Özakıncı
 Benjamin Dar Geçitteki Aydın, Jay Parini
 Hazar Tarihi, M.İ. Artamanov
 Eski Türkler L.N.Gumuliev
 Oğuzlar, S.G. Agacanov
 Atlas Vazgeçti 1-2-3, Ayn Rand
 Hayatın Kaynağı Ayn Rand
 Kapitalizm Bilinmeyen İdeal Ayn Rand
 Yaşamak İstiyorum Ayn Rand
 İskitlerin Tarihi, Ekrem Memiş
 Türk Ulusçuluğunun Temelleri Uriel Heyd
 İran ve Bölge Jeopolitiği İzzetullah İzzeti
 Pentagonun Yeni Haritası, Thomas Barnett
 Şu Çılgın Türkler, Turgut Özakman
 Son Denize Kadar W. Yan
 Putları Yıkıyorum, Yalçın Küçük
 Kapitalizm ve Yahudiler, Werner Sombart
 Stratejik Derinlik Ahmet Davutoğlu
 Dünya Nöbeti, Alev Alatlı
 Alevilerin Etnik Kökeni, Cemal Şener
 Ömrümün İlk 65 Yılı Yağmur Atsız
 Kurtların Kardeşliği, Hakan Akpınar
 İsyan 2, Yalçın Küçük
 Etnogenez, L.N. Gumuliev
 Yaban, Y.K Karaosmanoğlu
 Küçük Anılarda Büyük Sırlar, Nurten Arslan
 Nuh Tufanı, William Ryan
 Ezop Masalları
 Kızılbaş Türkler, Nihat Çetinkaya
 Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo
 Hazarlar ve Musevilik, Peter Golden
 Cengiz Han'a Küsen Bulut Cengiz Aytmatov
 Sultan Murat, Cengiz Aytmatov
 Ulusların Etnik Kökeni Anthony Smith