Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

19 Kasım 2004

Neriman Nerimanov Azerbaycan

Neriman Nerimanov

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Umumi

 

 

 


Nizam Darağacına...


-Atila Demirkasımoğlu-


Bilgi, bir etki olarak zihnimize giriyor. Orada işleniyor. İşlemenin üç önemli yanı var. Bunlardan birincisi insanın muhakeme kabiliyeti, ikincisi bir etki olarak zihne daha önce uğramış bilgilerin işlenmiş-işlenmemiş doğrultusunda herhangi bir hali, üçüncüsü biraz henüz belirsiz bir kavram olarak sezgisi.

 

Bilginin bir etki olarak insana ulaşması sonrasında bir çıktı söz konusu. Buna "bilme" diyebiliriz. Bilmenin niteliğini tartışmadan insan için şunu söyleyebiliriz ki, hiçbir halde "bilgi eşittir bilme" diyemeyiz. Yapay zeka özelliği olmayan bilgisayar ve robotlar için bu sözümüz geçersizdir. Ancak yapay zeka niteliğine göre geçerlilik bir anlam kazanabilir.

 

"Bilme"nin özgünlüğü sonuç olarak bir çeşitliliğin kaynağı. İnsanlar ve Dünya, bilginin değil, bilmenin sonuçlarını yaşar. Bugüne kadar hiçbir işlem bilmenin kontrolünü sağlayamadı. Bilmeye dokunan etkiler veya kısmi işlemle sonuçlanan etkiler, küçük ölçeklerde muhtemelse de, büyük ölçeklerde ve küçük ölçeğin daha da küçültülmesi halinde, etkinin, oluşan sonuç toplamından bir hayli uzak olduğunu biliyoruz. Bu gelecekte de değişemeyecektir. Değişmeyecekliğe dair ifadelerimdeki keskinlik elbette sübjektiflik taşımaktadır.

 

"Bilme"nin kendi başınalığı bir karmaşa ve hatta anarşi sergilese de, "bilmeler"in etkileşimi sürekli yenilenerek güncellenen karmaşık bir düzenin engelleyicisi olamaz.

 

17. yüzyılın ikinci yarısında başlayıp 18. yüzyılda bir şekle şemale giren ve liderliğini Comte'un yaptığı pozitivizmin asıl ihtişamına 19. yüzyıl ve 20 yüzyılın ilk yarısında ulaştığını söyleyebiliriz. Bu öyle güçlü bir rüzgardı ki etkisi ancak üç yüz yıl sonunda kırılabildi. Kırılmanın henüz demokratikleşmediğini biliyoruz.

 

Nurs'lu Kürt Sait, bu güçlü rüzgar ile savrulanlardan birisidir. Dini alana pozitivist bir söylem getirmiş olmasında ve bunun dini alan dışında da bu rüzgara maruz kalmış bir ortamda yaygınlaşmış olmasında bir anormallik görmüyorum. Tabii ki bunda ötelenebilecek bir özellik de bulmuyorum. Nurs'lu Kürt Sait ile başlayıp, sızıntı, zafer gibi dergilerle yayılan "bilimsel bir dini söylem", üstelik en başından içeriksiz bir yüzeyellik taşıdığından da, Abduh, Efgani, Said Halim Paşa ve Mehmet Akif ile aralanan "kendine geliş" arayışlarının da tıkayıcısı olmuştur. Nurs'lu Kürt Said'e ait söylemin bir entelektüel çevre yaratamadan, ki yaratması mümkün değildi, yaygınlaşmasının sonuçları etrafında masanın başında yerli yarı münevverler gördük. Entelektüel dini çevrelerin içerik olarak yüz vermediği Nurs'lu Kürt Said'e aynı çevrelerin politik kaygılar gereği olağan bir ilgi gösterdiğini biliyoruz. Bu ise, dini entelektüel çevrelerin bir etik sorunu olarak geleceğe taşınmakta ve böylesine bir etik sorun İslam teolojisi etrafında bulutların habercisi olmaktadır.

 

İslam'ın bir "toplumsal kurtarıcı" misyonu yüklenmesi uzun bir geçmişe sahip. Oysa kurtarıcı, Kuran'dan da anladığımız gibi insanın iradesinde bulunuyor. İradenin İslam ve veya İslam ile ilgili olan felsefe-tasavvuf-alim-şeyh-şıh-halife ye devri, insanın kolaycılığı ve politik alanın inşası nedeniyle kolaylaşmıştır. "Alan memnun-satan memnun" biçiminde söylenen durum tam da bu hali anlatmaktadır. İslam'ın, bir aktör olarak Ortadoğu coğrafyasında ölçek büyültmek isteyenlere araç oluşu ve bunun uzun bir geçmişinin olması, İslam ile İslami üzerinden gereksinimlerin organizasyonunun kaçınılmaz etkileşiminden kaynaklanmıştır. Bu kaçınılmazlığı, birikimsiz insan ve kültürün varlığı doğurdu ve besledi.

 

Sağlık sunan hekimlik ve alet üreten mühendislik ile yan yana gelmeyen sözler yaşatılmadı. Üstelik bunlar bile otoriteye ve ölçeğin büyüklüğüne ne kadar uzaklarsa var olabildiler. İslam Dünyası bunu hala görmüyor veya kabul etmiyor. İslam kültürünün aydınlığının kısa ve kısır oluşu, daha birçok nedenin yanında, bundan da kaynaklanıyor.

 

Türkmen Muhammed AbduhMüslümanlar hala, ya yanı başlarındaki şeyhlerden ya da çok uzaklardaki "imam"lardan medet umuyor ve yüzlerini onlara dönüyor. Bir türlü kendilerine bakmıyorlar. Dini alanı sürekli genişletmeleri ve artık siyasal olarak da derinleştirmeleri, çaresizliklerinin bir işareti olarak karşımızda duruyor. Dini alanın genişlemesi ve siyasal olarak derinleşmesi bir gelişme ve zafer olarak sunuluyor ki, bu aymazlığın sonu felaket getirecek, göremiyorlar. Bugünlerde devleti küçültmekten bahseden Müslümanların aklına, dini alanı küçültmek bir türlü gelmiyor. Bilgiyi içselleştirmemek veya bilmeyi zenginleştirmemek bunun temel nedeni. Bilgiden uzak olanlara söyleyecek sözümüz zaten yok!

 

Müslümanlar, tıkanık siyasallaşmanın merhemi olan düşüncelerin, itikadi olsun ameli olsun mezheplerine ait "uzatmaların" artık bir sonunu getirmelidir. Bu gün sahip olduğumuz bilgi ve verilere, görece ileri, ne Maturidi'nin ne İmam Hanefi'nin, ne Ali'nin ne Ömer'in, ne Haldun'un ne Gazali'nin bir faydası yoktur. Bunlar ancak bir Aristo bir Kant bir Newton kadar değerlidir. Bilgi anlamında bir değerleri ve bilme yolunda kısmi katkıları olacaksa da, "kurtarıcı"lığı zaten bir yana koymamız gerekiyor, esasa dair bundan böyle olmayacaklardır. İstemediğimizden değil, mümkün olmadığından bu böyledir. Nizamülmülk'ün medreseleri ve onun şimdiki alaylı müesseseleri ve resmi üniversitelerimiz gibi kurumsal uzantıları kapatılmalı ve ölüm fermanları yazılmalıdır.

 

Dini alan genelde insana ve özelde kişiye küçültülmelidir. İnsan ve kişi, sorumluluktan kaçmaktan ve tembellik göstermekten vazgeçmeli ve yükümlülüklerini üstlendiği iradesi ile yerine getirmelidir..

 

Sevgilerimle


Atila Demirkasımoğlu

19 Kasım 2004 Çarşamba Saat: 01:00



Bozkır, Dirilmenin Zenginliğine Dinleniyor -Atila Demirkasımoğlu-


Fransız İhtilali, milliyetçiliğin başlangıcı olamaz. Fransız ihtilali, 1000 yıldan fazla süren ve muhtemelen öncesi de olan Türk ilerlemesinin çökerttiği imparatorluklara, Amerika kıtasının keşfedilmesi sonucu yeni kıtaya insan göçünün “boşalttığı” Avrupa’nın genleşme gereksinimidir.



Vatan ve Yurt  -Atila Demirkasımoğlu-


Fransız ihtilalinin doğurduğu nasyonalizm, imparatorlukların gerilemesi sonucu arka mevzilerde bir tutunma olarak görülmelidir. Batı tipi devletler, fransız ihtilali ile etnik birleşmelere değil etnik kümeleşmelere yol açmıştır. Bu etnik kümeleşme, çıkarların kaybı tehlikesinin doğurduğu kaybetme duygusunun, demokratikleştirilmiş ve kısmen insanileştirilmiş, temelde çıkarların korunmasını esas alan bir küçülmüş ve daha gerçekçi imparatorluk’cuk’un vatana dönüşümü vatanda tutunabilmesidir.



Türkler Anadolu'dan Çekilirse Kime Ne Olur?  -Atila Demirkasımoğlu-


Bu tehlikeli bir sorudur. Ancak tehlike herkesten daha az olmak üzere Türkler için söz konusudur. Bir geri çekilme zamanı, Türklerin sadece yarısı ile dörtte biri arası bir oranda geri çekilmesi, bütün Avrasya, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da siyasal depreme neden olur. Ortaya çıkacak olan İkinci Dünya Savaşından daha vahim bir savaş değil, çok daha vahim bir karmaşadır.


 

 

Atila Demirkasımoğlu


Atila Demirkasımoğlu, 27 Mart 1966 Niksar doğumludur. Baba tarafı 1475'li yıllarda Trabzon İli Of İlçesi'ne Karaman'dan gelip yerleşmiş bir aileden gelmektedir. Anne tarafı Tokat İli Niksar İlçesi'ndendir. İlkokulu İstanbul, Patnos ve Ağrı'da, Ortaokulu Ağrı, Bartın-Ulus ilçesi, Lise'yi Ankara Deneme Lisesi'nde, Üniversiteyi A.Ü. Tıp Fakültesinde okumuşdur. Radyasyon Onkolojisi İhtisası yapmış ve uzman hekim olmuşdur.


 Dünyada Neler Oluyor



Açılabilir Kapılar


Yani etkileri anlayarak değil etkilerin dinamiğini kavrayarak geleceğe dair olguları resmedebiliriz.


 Etkileşim Yönetimi



Başarma 'Know-How'ı


Bu etkileşmeleri gözlemlemenin nedeni belirsizliği azaltmak kadar, verilerden elde edilen çıktılara dayalı politikaları test etmek ve yönetme ve başarma ‘know-how’ı edinmektir.


 Arayış


The image “http://dukkan.dharma.com.tr/img/books/t/975-333-058-8.jpg” cannot be displayed, because it contains errors.


Aradığını Bulmak


Yeni bir düşünüş tarzı arayışına girmemiz ve bunu bulmamız gerekiyor.


 Okumakta Olduğu Kitaplar
 Sosyal Psikoloji, J.L. Freedman
 Güç Merkezli Yönetim, Jeffrey Pfeffer
 Güç İstenci, Nietzsche
 Siyasetin Temel Sorunarı Leslie Lipson
 Safahat, M.Akif Ersoy
 Hunlar L.N. Gumuliev
 Bir Acıya Kiracı, Metin Altıok
 Mutezile ve Siyaset, Mahmut Ay
 Kesinliklerin Sonu, İlya Prigogine
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar
 Hz. Muhammed'in Hayatı Martin Lings
 Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı, Soner Yalçın
 İşinizi Yeniden Yaratın, Tom Peters
 Hedef Seçmen, Cihat Polat
 Efendi, Soner Yalçın
 Haray, Samir Kazımoğlu
 Hilafetin Arka Planının İlgası, Mustafa Sabri Efendi
 Araplar ve Yahudiler, Ahmed Susa
 Geleceğin Toplumunda Yönetim, Peter Drucker
 Siyon Türk Zelda, Cengiz Özakıncı
 Benjamin Dar Geçitteki Aydın, Jay Parini
 Hazar Tarihi, M.İ. Artamanov
 Eski Türkler L.N.Gumuliev
 Oğuzlar, S.G. Agacanov
 Atlas Vazgeçti 1-2-3, Ayn Rand
 Hayatın Kaynağı Ayn Rand
 Kapitalizm Bilinmeyen İdeal Ayn Rand
 Yaşamak İstiyorum Ayn Rand
 İskitlerin Tarihi, Ekrem Memiş
 Türk Ulusçuluğunun Temelleri Uriel Heyd
 İran ve Bölge Jeopolitiği İzzetullah İzzeti
 Pentagonun Yeni Haritası, Thomas Barnett
 Şu Çılgın Türkler, Turgut Özakman
 Son Denize Kadar W. Yan
 Putları Yıkıyorum, Yalçın Küçük
 Kapitalizm ve Yahudiler, Werner Sombart
 Stratejik Derinlik Ahmet Davutoğlu
 Dünya Nöbeti, Alev Alatlı
 Alevilerin Etnik Kökeni, Cemal Şener
 Ömrümün İlk 65 Yılı Yağmur Atsız
 Kurtların Kardeşliği, Hakan Akpınar
 İsyan 2, Yalçın Küçük
 Etnogenez, L.N. Gumuliev
 Yaban, Y.K Karaosmanoğlu
 Küçük Anılarda Büyük Sırlar, Nurten Arslan
 Nuh Tufanı, William Ryan
 Ezop Masalları
 Kızılbaş Türkler, Nihat Çetinkaya
 Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo
 Hazarlar ve Musevilik, Peter Golden
 Cengiz Han'a Küsen Bulut Cengiz Aytmatov
 Sultan Murat, Cengiz Aytmatov
 Ulusların Etnik Kökeni Anthony Smith