Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

14 Ocak 2005

Sultan Galiyev

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Umumi

 

 

 


Türkler İçin Neden Küreselleşme?


-Atila Demirkasımoğlu-


Türkler, yüzyılı aşan bir süreden beri içine kapanık yaşıyor. Bedence olduğu gibi zihince de ufukları giderek daralıyor. Bir parça Türkiye Türkleri, o da son yıllarda, üstelik de giderek daralan bu karanlık alanı aşma uğraşında. Oysa Türkler geniş alanda bulunmayı, bırakıp gitmeyi ve yeniden kurmayı kültürel kodlarında yaşatan bir ulus olup aydınlıklara dörtnala sevdalılar. Bozkır’ın Türklere sağladığı üstünlüklerden biri de geniş alan hakimiyetidir.

 

Türkler bedence geniş alanda dolaşarak zihinsel genişliklerini sürekli geliştirmeyi ve diri tutmayı başarıyorlardı. Yerleşik medeniyetlerle alışverişin bir sonucu olarak yerleşik düzene geçen Türklere, Türk büyük çoğunluğunun çok iyi gözle bakmamasının bir nedeni de budur. Bu kötü bakış yerleşik düzen kenarlarında bulunan Türklerin zaman içerisinde yerleşik ulusun içinde eriyip kaybolmasıyla geçerli bir haklılığa da sahipdir. Kuzey Çin’in Han’ları, İran’ın Partları, Doğu Avrupa’nın Kıpçak ve Kumanları benzeri birçok boyun bildiğimiz sonları  haklılığın geçerliliğin kanıtıdır.

 

Türkler, Avrasya’nın bütün bozkırlarını genel olarak hep ellerinde tuttu. Türkleri Doğu’da Büyük Okyanus durdurdu. Okyanusu aşmaya bu yeni alanda belki de birikimlerinin yetersiz olması engel oldu. Türk denizcileri bir türlü okyanusta tutunamadı. Bütün Çin ve Güneydoğu Asya’yı ele geçiren Kubilay Han gibi, büyük bir yöneticinin Japonya’ya yapılan deniz seferlerinde başarılı olamadığını ve çok büyük kayıplar verdiğini biliyoruz.

 

Daha sonra da Osmanlılar, Hint Okyanusu’na hem geç çıkıp hem de gemi teknolojilerinin yetersizliğinden bu sıcak okyanusda tutunamadı. Osmanlıların Akdeniz’de sağladıkları başarı küresel değil bölgesel olup gerçekte kara hakimiyetinin ve kıyıda sıkıştırılanların çaresizliğinin bir sonucudur.

 

Uzak denizlere açılma ve büyük denizleri Bozkır gibi kullanabilme şansı iki kez Türklerin önüne geldiği halde bu şans kullanılamadı. Birincisi ile Doğu hakimiyetini, ikincisi ile Batı hakimiyetini kaybetmek kaçınılmaz hale geldi. Burada dile getirmek istediğimiz deniz alanında başarısızlığımız değildir. Denizci bir ulus olmadığımız için, o kültüre ait zenginlikleri devşirme ve yeniden yaratma şansımız zaten azdı. Fakat burada bizim maksadımız, küresel hakimiyetin kaçırılışının nedenini küresel bakışın kaçırılmasında gördüğümüzü anlatmakdır. Gerek Kubilay Han gerekse Osmanlılar, bozkırdan gelmenin avantajlarını, yerleşikleşerek kısa sürede harcadı. Küresel bakış, evrensel inisiyatifin, tam kazanılmasını gerektirmekteydi. Oysa Türklerin karşısında Avrasya’nın doğu ve batı kıyısında sıkışanlar bu iki ada alanı bir atlama ve zıplama üssü olarak kullandı. Doğu’da Japonya ve Batıda İngiltere ve onun devamı sayacağımız ABD bugünkü başarılarını, atlama ve zıplama adalarının doğru kullanıp yeni küresel inisiyatif alanları açmalarına borçludur.

 

Ulama Paşa’yı yerel Kürt-Kırmanç asilerine feda eden Muhteşem Süleyman’ın Açe' lilerin yardım taleplerini kabul edecek bir uzak ufka sahip olmasını bekleyemezdik. Buna rağmen büyük avantajları vardı ve mesela Fransa elinde idi. Osmanlılar aslında iki büyük yanlış yaptılar. Bunlardan birincisi Ortadoğu'ya ve Anadolu’ya fikse olmakla batıda genişlemelerini geciktirmiş olmakdır. İkincisi de İran ve Doğu Anadolu’da yerleşik Selçuklu mirası üzerine yerleşen Doğu Türkmenleriyle Anadolu Birliği adına savaşarak küresel bakışı kaybetmekdir. Biz, Hazar’ın doğusunu Doğu Türkistan ve Karadeniz çevresini Merkezi Türkistan olarak görüyoruz. Merkezi Türkistan’ın iç mücadeleleri, onun ve daha üst platformda Türklerin, batı da ve doğu da kaybetmesine yol açdı.  Merkezi Türkistan’ın güneyi yani Karadeniz-Hazar denizleri altı Türklerin iç mücadelesi, Kuzey Türklüğünün kaybetmesine de yol açdı. Avrupa’nın batısında sıkışanlar, bir yandan denizlere açılırken öte yandan Kuzey-Batı Avrupa’nın yukardan Ruslarla birlikte güneye çullanmasını sağladı ki bu onlara iki yönlü nefes alma imkanı doğurdu. Timur’la Çubuk, Uzun Hasan’la Otlukbeli ve Şah İsmail ile Çaldıran savaşları hiç yaşanmamış ve sorunlar bir başka biçimde çözülmüş olsaydı, bugün, bütün Doğu Avrupa Anadolu’dan daha da güçlü bir Türk yurdu olacakdı. Ve batı Türklüğünün başkenti muhtemelen Bulgaristan veya Romanya üzerinde inşa edilecekti.

 

O günler geldi geçti. Bu akıl yürütmelerin asıl nedenine yeniden dönecek olursak, tarih bugün yine yeni bir dönemeçte. Denizlerin sağladığı yeni küresel inisiyatif alanını, bugün, bilgi yeniden sağlayabilir. Bilginin sağlayacağı olası yolları bulmak, içe dönük bakış açısı ve daha kötüsü içe içsel de olmayan fiksasyonunu bir an önce terkederek küresel bakış açısını yeniden inşa etmekden geçiyor.

 

Uluslararası etkileşimlerin içinde büyüyemeden, Türklerin de Türkiye’nin de büyümesi mümkün değildir. Gelişmeleri yönlendiremiyor olmak, gelişmeleri etkilememeye yol açmaz. Gelişmelere yapacağınız her etki, yönlendiremiyor olmakta açtığınız bir gediktir. Türkler bu gediği, ne iyi ki,  istemdışı olarak açıyor. Yapılması gereken, hesaplı ve hedefli gedikler açıp, enerji israfına yol açmamakdır.

 

Uluslararası normlar, ‘ben küstüm gidiyorum’la sizin önünüzde eğilmez. Karşınızda çocuk sömürüsü ile büyüyen bir medeniyet olduğunu unutmayınız. Demokratikleşme, ‘ben korkuyorum’la bir kenara itilirse, korku çığlarının altında ezilirsiniz. Bölgenizde şikayetlerinizin bir abidesi olan düşmanlıklarla yalnızlaşmak yerine, yetiştirip büyüteceğiniz dostluk ve arkadaşlıklarla liderlik yaparak küresel bir aktör haline gelirsiniz.

 

Düşmanlık hep oluşabilirse de hiçbir zaman sürekli kılınamaz. Ancak dostluklar sürekli kılınabilir. Bu ise kazanılarak sağlanır. Kaybettikçe çekildiğiniz iç dünyalar, bir teselli yaratsa da sizi yalnızlaştırıp giderek küçültür. Türkiye’nin küçülmeye tahammülü yoktur ve büyümekten başka yaşamak için şansı yoktur.

 

İçlerimize kadar titremeliyiz ki uykumuzdan uyanıp kendimize gelelim.

 

Kararımızı vermeliyiz: Kürek çekmek mi, dümen tutmak mı?

 

Bundan sonra, dayanacağımız üzerine geleceğimizi inşa edeceğimiz kavramları, küresel dayanaklarını oluşturmadan kurma ve yaşatma şansımız bulunmamaktadır. Bu küresel kavramlar ithal edeceğimiz anlamına değil, kavramlarımıza küresel yollar icat edeceğimiz anlamına gelmektedir. Türkler buna her ulustan daha yatkın bir geçmişe sahiptir. Bu yatkınlık ciddi bir öncü başarı sağlayacakdır.

 

"Ancak danelerin sepip göğerden,

Ağaçlar, heç zaman fani olmayır.

Özü çürüyürse, gedirse elden,

Yeni şevkelerde durup yaşayır."

Bulud Karaçorlu Sehend

 

Atila Demirkasımoğlu

14 Ocak 2005



Selçuk Erez'in, "Makriköy'e Dönüş" Kitabı Üzerine ve Onun Üzerinden   -Atila Demirkasımoğlu-


Selçuk Erez, son kitabı “Makriköy’e Dönüş”e, işte bu, ahalisinin sonradan Müslüman olduğunu söylediği eski Yugoslavya’nın Sarıgöl köyü ile başlıyor. Sarıgöl, Vodina sancağına bağlı, Bektaşiler içinde önemli bir bölge. Bu çevrede birçok Alevi-Bektaşi türbe ve tekkesi yer alıyor. Türk Tarihi açısından bir önemi de Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın ailesinin bu bölgeden olması.


 

Atila Demirkasımoğlu


Atila Demirkasımoğlu, 27 Mart 1966 Niksar doğumludur. Baba tarafı 1475'li yıllarda Trabzon İli Of İlçesi'ne Karaman'dan gelip yerleşmiş bir aileden gelmektedir. Anne tarafı Tokat İli Niksar İlçesi'ndendir. İlkokulu İstanbul, Patnos ve Ağrı'da, Ortaokulu Ağrı, Bartın-Ulus ilçesi, Lise'yi Ankara Deneme Lisesi'nde, Üniversiteyi A.Ü. Tıp Fakültesinde okumuşdur. Radyasyon Onkolojisi İhtisası yapmış ve uzman hekim olmuşdur.


 Dünyada Neler Oluyor



Açılabilir Kapılar


Yani etkileri anlayarak değil etkilerin dinamiğini kavrayarak geleceğe dair olguları resmedebiliriz.


 Etkileşim Yönetimi



Başarma 'Know-How'ı


Bu etkileşmeleri gözlemlemenin nedeni belirsizliği azaltmak kadar, verilerden elde edilen çıktılara dayalı politikaları test etmek ve yönetme ve başarma ‘know-how’ı edinmektir.


 Arayış


The image “http://dukkan.dharma.com.tr/img/books/t/975-333-058-8.jpg” cannot be displayed, because it contains errors.


Aradığını Bulmak


Yeni bir düşünüş tarzı arayışına girmemiz ve bunu bulmamız gerekiyor.


 Okumakta Olduğu Kitaplar
 Sosyal Psikoloji, J.L. Freedman
 Güç Merkezli Yönetim, Jeffrey Pfeffer
 Güç İstenci, Nietzsche
 Siyasetin Temel Sorunarı Leslie Lipson
 Safahat, M.Akif Ersoy
 Hunlar L.N. Gumuliev
 Bir Acıya Kiracı, Metin Altıok
 Mutezile ve Siyaset, Mahmut Ay
 Kesinliklerin Sonu, İlya Prigogine
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar
 Hz. Muhammed'in Hayatı Martin Lings
 Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı, Soner Yalçın
 İşinizi Yeniden Yaratın, Tom Peters
 Hedef Seçmen, Cihat Polat
 Efendi, Soner Yalçın
 Haray, Samir Kazımoğlu
 Hilafetin Arka Planının İlgası, Mustafa Sabri Efendi
 Araplar ve Yahudiler, Ahmed Susa
 Geleceğin Toplumunda Yönetim, Peter Drucker
 Siyon Türk Zelda, Cengiz Özakıncı
 Benjamin Dar Geçitteki Aydın, Jay Parini
 Hazar Tarihi, M.İ. Artamanov
 Eski Türkler L.N.Gumuliev
 Oğuzlar, S.G. Agacanov
 Atlas Vazgeçti 1-2-3, Ayn Rand
 Hayatın Kaynağı Ayn Rand
 Kapitalizm Bilinmeyen İdeal Ayn Rand
 Yaşamak İstiyorum Ayn Rand
 İskitlerin Tarihi, Ekrem Memiş
 Türk Ulusçuluğunun Temelleri Uriel Heyd
 İran ve Bölge Jeopolitiği İzzetullah İzzeti
 Pentagonun Yeni Haritası, Thomas Barnett
 Şu Çılgın Türkler, Turgut Özakman
 Son Denize Kadar W. Yan
 Putları Yıkıyorum, Yalçın Küçük
 Kapitalizm ve Yahudiler, Werner Sombart
 Stratejik Derinlik Ahmet Davutoğlu
 Dünya Nöbeti, Alev Alatlı
 Alevilerin Etnik Kökeni, Cemal Şener
 Ömrümün İlk 65 Yılı Yağmur Atsız
 Kurtların Kardeşliği, Hakan Akpınar
 İsyan 2, Yalçın Küçük
 Etnogenez, L.N. Gumuliev
 Yaban, Y.K Karaosmanoğlu
 Küçük Anılarda Büyük Sırlar, Nurten Arslan
 Nuh Tufanı, William Ryan
 Ezop Masalları
 Kızılbaş Türkler, Nihat Çetinkaya
 Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo
 Hazarlar ve Musevilik, Peter Golden
 Cengiz Han'a Küsen Bulut Cengiz Aytmatov
 Sultan Murat, Cengiz Aytmatov
 Ulusların Etnik Kökeni Anthony Smith