Yazar |

Yağmur Atsız |
 | |
Kişisel Web |
Ekim 1910, Yusuf Akçura
-----------------------
"...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki
kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün
ehalisidir..."
-----------------------
Sırat-ı Mustakim Dergisi |
 | |
 |
Maksim Gorki
-----------------------
"Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye
başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için
sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."
-----------------------
Ekmeğimi Kazanırkeni | | |
|

Dördüncü
Cumhuriyet
-Yağmur Atsız-
Eğer bütün belirtiler yanıltıcı değilse
Türkiye yeni bir cumhûriyetin eşiğinde.
Dördüncü Cumhûriyet!
Şöyle îzáh edeyim:
Cumhûriyet rejimleri anayasalarıyla kaaimdirler. Rejime temel teşkîl
eden anayasa yürürlükden kalkarsa o cumhûriyet de sona erer. Yerine
başka bir rejim gelir. Bu kıstása göre Osmanlı İmparatorluğu sona
erdikden sonra Türkiye’de üç cumhûriyet teşekkül etmişdir.
BİRİNCİ CUMHÛRİYET: 20 Ocak 1921-27 Mayıs 1960 arasıdır.
20 Ocak 1921 tárihli ve 24 maddelik ‘Teşkîlát-ı Esásiye Metni’ daha
sonra 20 Nisan 1924’de kabûl edilen ‘Teşkilát-ı Esásiye Kaanûnu’ ile
genişletilmişdir ama ‘rûhu’ aynıdır.
O güne kadar 23 Aralık 1876 tárihli ‘Kaanûn-u Esásî’ de şeklen
yürürlükde kaldığı için Türkiye üç yıl ‘çifte anayasalı bir devlet’
statüsü taşımışdır ki dünyá tárihinde yegánedir. Lákin bizde
hukuksal garábetler garipsenmez, olağandır.
İKİNCİ CUMHÛRİYET: 9 Temmuz 1961-12 Eylül 1980 arasıdır.
ÜÇÜNCÜ CUMHÛRİYET: 7 Kasım 1982 tárihinde kabûl edilen anayasayla
başlamışdır. Hálen devám etmekdedir. Üzerinde pek çok değişiklik
yapılmış olması bir şey ifáde etmez, çünki ‘rûhu’ aynıdır.
Bu anayasa hakkında değerlendirme yapmayacağım, zîrá terbiyemi
bozmak istemiyorum.
Şimdi gerçi statükonun bozulması ihtimálinden Besmele duymuş Şeytan
misáli ödleri kopan çevreler ve bu arada pek çok ‘ilerici’(!) ve
‘solcu’(!) bu 82 Anayasası’nı cansiperáne (doğrusu ‘cansipáráne’dir,
canını fedá edercesine) muháfazaya kararlı ama para etmeyecek.
Bu anayasa gidicidir ve öyle olması da ‘elzem’dir!
Zîrá Türkiye’de artık taşlar yerinden oynamışdır.
Ancak yeni anayasanın, şimdiki gibi yüzlerce maddelik ve ayrıntılı
olmaması da sağlığı bakımından elzemdir. Genel ilkeler ve
kurallardan oluşan ‘muhtasar müfid’ anayasalar daha sıhhatli ve uzun
ömürlü olurlar.
Ama elzem olan başka değişiklikler de vardır.
Bunlardan biri yeni ve hakıykaten çağdaş, yáni çoğulcu demokratik
bir seçim yasası ile aynı özellikleri háiz bir partiler yasasıdır.
Bunların, aynı zamanda AB’ye uyum çalışmaları bakımından da gayrı-kaabil-i
ferágat olduklarını unutmamalıyız.
Kısacası bizlere hebá etdirilen aylarımızı ve yıllarımızı teláfî
edebilmek için 24 saatlik günler bile yeterli değildir. 48
saatliklerine ihtiyácımız var.
‘Teşbihte özenti’
Arkadaşımız Alin Taşçıyan’ın bu başlığı taşıyan dünki (23 Ağustos
Cumartesi) yazısını kaçırdıysanız behemehál internetden indirip
okumanızı haráretle tavsiye ederim.
Tanzîmat’dan bu yana pençesinde kıvrandığımız ifláh kabûl etmez
aşağılık duygusunu, körükörüne Batı hayranlığını ve kendi benliğiyle
ádetá kan dáválı olma herzevekilliğini böylesine kudretle tesbît ve
teşhîr eden az metin vardır.
Bu yazı, ‘yurddaşlık bilgisi’nden ikmále kalanlara
ezberletilmelidir!
Yağmur Atsız
19
Ağustos 2008
|
Hâramîler
Hangi Dağı Bastı?
-Yağmur Atsız-
Sakın yanlış anlaşılmasın: Gürcistan’ın da
Oset ve Abhazlara karşı sütden çıkma ak kaşık olduğunu iddia etmiyorum.
Fakat 1992’de Abhazya ve G. Osetya’dan toplam 300.000 Gürci’yi 80.000
Abhazla 60.000 Oset mi sürdü? Onbinlercesini Rus yardımı olmaksızın
öldürebilirler miydi? Rusların en az ‘Enerji Koridorları’
kadar nefret etdikleri ikinci bir proje de ‘İpek
Yolu’! Türk Kamuoyu’nun dikkatini çekmedi ama Ruslar
Perşembe günü, Tiflis’in 45 km. batısında bulunan Kapsi Kasabası
yakınındaki köprüyü tahrîb etdiler. Yáni Bakû-Tiflis-Kars Demiryolu’nu,
yáni İpek Yolu’nu kestiler!!!
|
Appeasement
-Yağmur Atsız-
Yatıştırma’ demek olan
İngilizce ‘appeasement’ (epiyzment) kelimesi 1938’den
bu yana politik bağlamda ‘barış uğruna düşmana boyun eğme’
mánásına da kullanılır. O zamanki Britanya Başbakanı Neville Chamberlain
sırf Adolf Hitler’i öfkelendirmemek için onun Avusturya’yı ve ardından,
Çekoslovakya’ya áid olan, Südetler Bölgesi’ni işgálini sîneye çekmiş,
ama Diktatör’ün kendisini küçümseyerek hiçe saymasını ve Polonya’ya da
taarruz etmesini önleyemeyerek tárihin ‘Kalburüstü Budalalar’
Galerisi’ndeki mümtaz yerini almışdı. İkinci Dünyá Savaşı’na çanak tutan
şahsiyet olarak. Fransa Devlet Başkanı Bay Nicolas Sarkozy ve Almanya
Şansölyesi (Başbakanı) Bayan Angela Merkel’in şimdi Gürcistan Krizi
karşısındaki tutum ve hallerini gördükçe aklıma hep 70 yıl öncesi
geliyor.
|
Frankfurt
Kitab Fuarı Brüksel Çapsızlar Panayırı
-Yağmur Atsız-
Önce ikincisinden başlayalım!Son Kafkasya
Krizi’ndeki acınacak háli, ‘Avrupa Topluluğu’ (AB) adlı
muazzam projenin de nasıl bir kriz içinde bulunduğunu ve tepeden tırnağa
nasıl bir kalafata ihtiyácı olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Bundan
yıllar önce hergelenin biri AB hakkında şu nükteyi savurmuşdu:
‘AB ekonomik bir dev, politik bir cüce ve askerî bir böcekdir.’
Şimdi Brüksel Güney Osetya’ya ‘gözlemci’ yollama
‘karárı’(!) alınca Rusya Cumhurbaşkanı Dmitriy
Medvedyef ve Başbakan Vladimir Putin kimbilir kasıklarını tuta tuta
nasıl da kahkahalar atmışlardır! AB inşallah gözlemcilerin eline iyi
birer dürbün de verirler ki solucan esnese kaçırmasınlar!
|
| |

Yağmur Atsız
4 Kasım 1939 tarihinde İstanbul’da doğdu. Almanya’da Bonn
Üniversitesi’nde Siyasal Bilgiler, Şarkıyat ve Devletler Genel
Hukuku öğrenimi gördü. Öğrencilik yıllarında radyoculuğa, daha
ileriki yıllarda televizyonculuk ve gazeteciliğe başladı. Daha
sonra Yeni Yüzyıl Gazetesi’nde köşe yazıları, araştırma ve
incelemeleri yayınlandı. Bir Alman televizyonunda da program
sorumlusu ve yayıncı olarak çalışmaktadır. “Günlerimiz” ve
“Unutkan Şehir” adlı iki şehir kitabı bulunmaktadır.
Şu anda Star Gazetesi yazarıdır.
|
|
 |
Dünyada Neler Oluyor |

|
Ortadoğu Politikası
İtiraf edeyim ki Türkiye'nin bir Ortadoğu politikası olup
olmadığını ben anlayabilmiş değilim. Daha uzakça bölgeler
şöyle dursun Irak, İsrail, Filistin, Suriye ve Lübnan
politikalarımız nedir yahut nelerdir kestiremiyorum.
"Yok" demeye dilim ve kalemim varmıyor. Bir Türk vatandaşı
sıfatıyla ağırıma gidiyor ama çok istekli olmama rağmen
öğrenemedim.
|
|
 |
Türk Dünyası |

|
Muhammed Salih
Muhammed Salih gibi demokrasiye inanmış dürüst Özbek
Türkleri'nin yeşertmeğe gayret etdiği narin demokrasi fidanı
daha ekilirken hoyratça sökülüp atıldı. Muhammed Salih
canını Türkiye'ye dar atdı ama Kanlı Diktatör İslam
Kerimof'un önünde dize gelmekden hiç fütur duymayan
"Demokrasi Havarimiz" Bülent Ecevit kendisini Norveç'e
sürdü. Ve hatta o pek hayran olduğu İskandinavya'ya, hasret
gidermek üzere, yapdığı resmi gezide oteline kabul edip bir
elini sıkmakdan bile korkdu.
|
|
 |
Arayış |

|
Türkiye'nin Gücü
Güney Kıbrıs daha ilk turda son kozunu (VETO TEHDİ) oynadı,
Türkiye resti gördü ve Güney Kıbrıs tornistan etdi. Hidayete
erdiği için değil, Yunanistan bile el altından Rumlar'a
uyarıda bulunduğu için. Çünki Türkiye'nin en azılı
aleyhdarları dahi bu çapda ve kendi genellikle farkında
olmasa bile bu kapasitede bir ülkeyi aşırı derecede tahrik
etmenin ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini
biliyor. Ferdlerin hayatında olduğu gibi enternasyonal
münasebetlerde de bir devletin ağırlığı, başka devletlere
verebileceği zararla doğru orantılıdır. İşte kötüye kullanıp
da çar-çur etmezse Türkiye'nin avantajı da bu. Türkiye
mecbur kalırsa -kendi de adamakıllı mutazarrır olmak
kaydıyla- başkalarına zarar verme imkânları yüksek bir
devlet.
|
|
|