Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

19 Ağustos 2008

Mustafa Kemal

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Türkiye

 

 

 


Dördüncü Cumhuriyet


-Yağmur Atsız-


Eğer bütün belirtiler yanıltıcı değilse Türkiye yeni bir cumhûriyetin eşiğinde.

Dördüncü Cumhûriyet!

Şöyle îzáh edeyim:

Cumhûriyet rejimleri anayasalarıyla kaaimdirler. Rejime temel teşkîl eden anayasa yürürlükden kalkarsa o cumhûriyet de sona erer. Yerine başka bir rejim gelir. Bu kıstása göre Osmanlı İmparatorluğu sona erdikden sonra Türkiye’de üç cumhûriyet teşekkül etmişdir.

BİRİNCİ CUMHÛRİYET: 20 Ocak 1921-27 Mayıs 1960 arasıdır.

20 Ocak 1921 tárihli ve 24 maddelik ‘Teşkîlát-ı Esásiye Metni’ daha sonra 20 Nisan 1924’de kabûl edilen ‘Teşkilát-ı Esásiye Kaanûnu’ ile genişletilmişdir ama ‘rûhu’ aynıdır.

O güne kadar 23 Aralık 1876 tárihli ‘Kaanûn-u Esásî’ de şeklen yürürlükde kaldığı için Türkiye üç yıl ‘çifte anayasalı bir devlet’ statüsü taşımışdır ki dünyá tárihinde yegánedir. Lákin bizde hukuksal garábetler garipsenmez, olağandır.

İKİNCİ CUMHÛRİYET: 9 Temmuz 1961-12 Eylül 1980 arasıdır.

ÜÇÜNCÜ CUMHÛRİYET: 7 Kasım 1982 tárihinde kabûl edilen anayasayla başlamışdır. Hálen devám etmekdedir. Üzerinde pek çok değişiklik yapılmış olması bir şey ifáde etmez, çünki ‘rûhu’ aynıdır.

Bu anayasa hakkında değerlendirme yapmayacağım, zîrá terbiyemi bozmak istemiyorum.

Şimdi gerçi statükonun bozulması ihtimálinden Besmele duymuş Şeytan misáli ödleri kopan çevreler ve bu arada pek çok ‘ilerici’(!) ve ‘solcu’(!) bu 82 Anayasası’nı cansiperáne (doğrusu ‘cansipáráne’dir, canını fedá edercesine) muháfazaya kararlı ama para etmeyecek.

Bu anayasa gidicidir ve öyle olması da ‘elzem’dir!

Zîrá Türkiye’de artık taşlar yerinden oynamışdır.

Ancak yeni anayasanın, şimdiki gibi yüzlerce maddelik ve ayrıntılı olmaması da sağlığı bakımından elzemdir. Genel ilkeler ve kurallardan oluşan ‘muhtasar müfid’ anayasalar daha sıhhatli ve uzun ömürlü olurlar.

Ama elzem olan başka değişiklikler de vardır.

Bunlardan biri yeni ve hakıykaten çağdaş, yáni çoğulcu demokratik bir seçim yasası ile aynı özellikleri háiz bir partiler yasasıdır.

Bunların, aynı zamanda AB’ye uyum çalışmaları bakımından da gayrı-kaabil-i ferágat olduklarını unutmamalıyız.

Kısacası bizlere hebá etdirilen aylarımızı ve yıllarımızı teláfî edebilmek için 24 saatlik günler bile yeterli değildir. 48 saatliklerine ihtiyácımız var.


‘Teşbihte özenti’


Arkadaşımız Alin Taşçıyan’ın bu başlığı taşıyan dünki (23 Ağustos Cumartesi) yazısını kaçırdıysanız behemehál internetden indirip okumanızı haráretle tavsiye ederim.

Tanzîmat’dan bu yana pençesinde kıvrandığımız ifláh kabûl etmez aşağılık duygusunu, körükörüne Batı hayranlığını ve kendi benliğiyle ádetá kan dáválı olma herzevekilliğini böylesine kudretle tesbît ve teşhîr eden az metin vardır.

Bu yazı, ‘yurddaşlık bilgisi’nden ikmále kalanlara ezberletilmelidir!

 

Yağmur Atsız

19 Ağustos 2008



Hâramîler Hangi Dağı Bastı? -Yağmur Atsız-


Sakın yanlış anlaşılmasın: Gürcistan’ın da Oset ve Abhazlara karşı sütden çıkma ak kaşık olduğunu iddia etmiyorum. Fakat 1992’de Abhazya ve G. Osetya’dan toplam 300.000 Gürci’yi 80.000 Abhazla 60.000 Oset mi sürdü? Onbinlercesini Rus yardımı olmaksızın öldürebilirler miydi? Rusların en az ‘Enerji Koridorları’ kadar nefret etdikleri ikinci bir proje de ‘İpek Yolu’! Türk Kamuoyu’nun dikkatini çekmedi ama Ruslar Perşembe günü, Tiflis’in 45 km. batısında bulunan Kapsi Kasabası yakınındaki köprüyü tahrîb etdiler. Yáni Bakû-Tiflis-Kars Demiryolu’nu, yáni İpek Yolu’nu kestiler!!!



Appeasement -Yağmur Atsız-


Yatıştırma’ demek olan İngilizce ‘appeasement’ (epiyzment) kelimesi 1938’den bu yana politik bağlamda ‘barış uğruna düşmana boyun eğme’ mánásına da kullanılır. O zamanki Britanya Başbakanı Neville Chamberlain sırf Adolf Hitler’i öfkelendirmemek için onun Avusturya’yı ve ardından, Çekoslovakya’ya áid olan, Südetler Bölgesi’ni işgálini sîneye çekmiş, ama Diktatör’ün kendisini küçümseyerek hiçe saymasını ve Polonya’ya da taarruz etmesini önleyemeyerek tárihin ‘Kalburüstü Budalalar’ Galerisi’ndeki mümtaz yerini almışdı. İkinci Dünyá Savaşı’na çanak tutan şahsiyet olarak. Fransa Devlet Başkanı Bay Nicolas Sarkozy ve Almanya Şansölyesi (Başbakanı) Bayan Angela Merkel’in şimdi Gürcistan Krizi karşısındaki tutum ve hallerini gördükçe aklıma hep 70 yıl öncesi geliyor.



Frankfurt Kitab Fuarı Brüksel Çapsızlar Panayırı -Yağmur Atsız-


Önce ikincisinden başlayalım!Son Kafkasya Krizi’ndeki acınacak háli, ‘Avrupa Topluluğu’ (AB) adlı muazzam projenin de nasıl bir kriz içinde bulunduğunu ve tepeden tırnağa nasıl bir kalafata ihtiyácı olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Bundan yıllar önce hergelenin biri AB hakkında şu nükteyi savurmuşdu: ‘AB ekonomik bir dev, politik bir cüce ve askerî bir böcekdir.’ Şimdi Brüksel Güney Osetya’ya ‘gözlemci’ yollama ‘karárı’(!) alınca Rusya Cumhurbaşkanı Dmitriy Medvedyef ve Başbakan Vladimir Putin kimbilir kasıklarını tuta tuta nasıl da kahkahalar atmışlardır! AB inşallah gözlemcilerin eline iyi birer dürbün de verirler ki solucan esnese kaçırmasınlar!


 

Yağmur Atsız


4 Kasım 1939 tarihinde İstanbul’da doğdu. Almanya’da Bonn Üniversitesi’nde Siyasal Bilgiler, Şarkıyat ve Devletler Genel Hukuku öğrenimi gördü. Öğrencilik yıllarında radyoculuğa, daha ileriki yıllarda televizyonculuk ve gazeteciliğe başladı. Daha sonra Yeni Yüzyıl Gazetesi’nde köşe yazıları, araştırma ve incelemeleri yayınlandı. Bir Alman televizyonunda da program sorumlusu ve yayıncı olarak çalışmaktadır. “Günlerimiz” ve “Unutkan Şehir” adlı iki şehir kitabı bulunmaktadır.

 

Şu anda Star Gazetesi yazarıdır.


 Dünyada Neler Oluyor



Ortadoğu Politikası


İtiraf edeyim ki Türkiye'nin bir Ortadoğu politikası olup olmadığını ben anlayabilmiş değilim. Daha uzakça bölgeler şöyle dursun Irak, İsrail, Filistin, Suriye ve Lübnan politikalarımız nedir yahut nelerdir kestiremiyorum.

 

"Yok" demeye dilim ve kalemim varmıyor. Bir Türk vatandaşı sıfatıyla ağırıma gidiyor ama çok istekli olmama rağmen öğrenemedim.


 Türk Dünyası



Muhammed Salih


Muhammed Salih gibi demokrasiye inanmış dürüst Özbek Türkleri'nin yeşertmeğe gayret etdiği narin demokrasi fidanı daha ekilirken hoyratça sökülüp atıldı. Muhammed Salih canını Türkiye'ye dar atdı ama Kanlı Diktatör İslam Kerimof'un önünde dize gelmekden hiç fütur duymayan "Demokrasi Havarimiz" Bülent Ecevit kendisini Norveç'e sürdü. Ve hatta o pek hayran olduğu İskandinavya'ya, hasret gidermek üzere, yapdığı resmi gezide oteline kabul edip bir elini sıkmakdan bile korkdu.


 Arayış



Türkiye'nin Gücü


Güney Kıbrıs daha ilk turda son kozunu (VETO TEHDİ) oynadı, Türkiye resti gördü ve Güney Kıbrıs tornistan etdi. Hidayete erdiği için değil, Yunanistan bile el altından Rumlar'a uyarıda bulunduğu için. Çünki Türkiye'nin en azılı aleyhdarları dahi bu çapda ve kendi genellikle farkında olmasa bile bu kapasitede bir ülkeyi aşırı derecede tahrik etmenin ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini biliyor. Ferdlerin hayatında olduğu gibi enternasyonal münasebetlerde de bir devletin ağırlığı, başka devletlere verebileceği zararla doğru orantılıdır. İşte kötüye kullanıp da çar-çur etmezse Türkiye'nin avantajı da bu. Türkiye mecbur kalırsa -kendi de adamakıllı mutazarrır olmak kaydıyla- başkalarına zarar verme imkânları yüksek bir devlet.