Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

20 Temmuz 2008

Mustafa Kemal

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Türkiye

 

 

 


Atatürk Atatürkçü Değildi


-Yağmur Atsız-


‘arte’ adında ve kültür ağırlıklı bir tv kanalı var. Almanya ve Fransa tarafından ortaklaşa işletilir. 17 Temmuz akşamı bu kanalın ana haber bülteninde, ‘Atatürkçü Düşünce Derneği’ önderlerinden biri ve ressam olarak takdîm edilen bir zát şu cümleyi sarfetdi:

‘Ben bu AKP iktidárındansa bir askerî dikta yönetimini tercîh ederim!’

73 milyonluk bir toplum içinde pek çok aklı başında insan gibi bir alay dangalak bulunması da normaldir. Başka toplumlarda da durum farklı değil. Ancak bu dangalaklardan biri, kendini Türkiye Cumhûriyeti’nin kurucusu olan şahsın düşüncelerine ‘muháfızlık’ eden bir kuruluşun ilerigeleni olarak lanse ediyor ve o sıfatıyla bir askerî dikta rejiminin borazanlığını yapıyorsa iş değişir. Çünki ‘Atatürkçü Düşünce Derneği’ , devletin ‘en yüksek’ mercîlerinden de málî destek alan bir örgüt. Daha geçen hafta, Bay Sezer’in Cumhurbaşkanlığı bütçesinden bunlara 100.000 YTL bağış yapdığı haberi basında yer aldı. Eğer Bay Sezer bu parayı, diyelim ki gönlünden 35 YTL kopan ‘İlhan Abi’ gibi, cebinden ödemiş bulunsaydı yine kimsenin bir diyeceği olmazdı. Ama habere göre öyle değil.

Şahıslarla değil durumlarla uğraşmayı daha doğru bulduğumdan meseleye esas yönünden yaklaşmayı deneyeceğim:

Önce şunu bilmeliyiz ki bugün kendilerine ‘Atatürkçü’ yáhut ‘Kemalist’ ünvanlarını uygun görenler, Yüce Önder’i ya hiç anlamamış olanlar ya da kasden anlamaz görünenlerdir. Çünki bir insan hem Atatürk’ün devlet felsefesine bağlı ve hem de askerî dikta rejimlerinden yana olamaz! Bu bir ‘oxymoron’dur, yáni bir araya gelmesi imkánsız iki kavramı bir araya getirmekdir. Siyah kırat gibi.

Atatürk ‘hákimiyet-i milliye’ prensibini kendine vazgeçilmez yol gösterici kabûl etmiş bir devlet adamıydı. Bu prensibe öylesine bağlıydı ki Yunan birliklerinin Polatlı’ya dayandıkları, yáni ülke geleceğinin pamuk ipliğine bağlı olduğu o hayat-memat ánında bile kumandayı bizzat ele almak için önce Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kendisine ‘resmen’ bu görevi tevcîh etmesini şart koşmuşdu. Yáni millî irádenin! Hem ‘Atatürk’e bağlıyım.’ demek ve hem de ‘Askerî dikta yönetimi’ni seçimle işbaşına gelmiş meşrû bir hükûmete tercîh etmek, ahmaklığın da ötesinde Yüce Önder’e en ağır hakaaretdir! Atatürk sahtekárlığıdır! Atatürk bezirgánlığıdır! Bulanık suda balık avlama yüzsüzlüğüdür!

Atatürk ömrü boyunca, başda Enver olmak üzere, bütün askerî darbecilerden nefret etmişdir. Çünki o, ölüm döşeğinde yatarken bile hálá beş buçuk milyon kilometrekarelik toprağa sáhib olan ve ‘Düvel-i Muazzama’dan sayılan Osmanlı İmparatorluğu’nu o darbecilerin, o İttihadcı gürûhunun nasıl on yılda ve üstelik iki milyondan fazla şehid vererek batırdığını görmüşdü.

Daha sonra gelen bütün darbeci máceráperestlerin Kart Babası olan Enver, teğmenken sırf Zencî olduğu için tabur kumandanını bizzat öldürmüş, sonra Üçüncü Ordû-yu Hümáyûn Erkán-ı Harb (Kurmay) Başkanlığı’nda görevliyken eniştesi, yáni kızkardeşinin kocası, olan Miralay (Albay) Názım Bey’i katletdirmiş ve daha sonra bu iş için kullandığı Jandarma Mülázimi (Teğmeni) İsmáil Canbolat adlı rezîli Dáhiliye Názırı (İçişleri Bakanı) yapmış, ama daha evvel ‘Báb-ı Álî Baskını’ denilen o alçakça suikasdı planlamışdır. Sadáret (Başbakanlık) Binásı (bugünki Viláyet Binásı) merdivenlerinde, Harbiye Názırı (Savunma Bakanı) ve (Pádişah yerine) Başkumandan Vekîli Orgeneral Názım Paşa kendisine ‘Pezevenk, sen bana artık siyásetle uğraşmayacağına askerî námûsun üzerine yemîn etmedin mi?’ diye haykırınca tabancasını çekerek bu şerefli askerin üzerine ateş etmişdir. Paşa’yı şehîd eden mermi onun tabancasından mı başka bir alçak olan Yákub Cemil’inkinden mi çıkdı sorusu tam cevab bulmadıysa bile bunun zerre kadar önemi yokdur.

Ne demek istediğimi hálá anlamamış olanlar bir an için Binbaşı Enver yerine meselá bir muhayyel Binbaşı Erol’u ve Názım Paşa’nın yerine de Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ı koysunlar!!!

Askerî dikta yönetimi özleyen ‘Atatürkçü’ Bedri Baykam öyle yabancı kanallarda ucuz kahramanlık edeceğine bunu yiğitse gelsin bir Türk kanalında, söz temsîli ‘Kanal 24’de söylesin!

Atatürk Atatürkçü matatürkçü değildi!

 

Yağmur Atsız

20 Temmuz 2008



Kartlar Yeniden Dağıtılırken -Yağmur Atsız-


Ortadoğu kökünden değişiyor ama muhtemelen Washington ve Tel Aviv'in planladıklarından farklı bir tarzda. Bölge'ye barışın ancak İsrail 1967 sınırları gerisine çekilip Kudüs'ün de Filistin Devleti ile ortak başkent olmasını kabulü ile gerçekleşeceği bence artık İsrail tarafından bile yakında anlaşılacak ki 200.000 İsraillinin Çekirdek İsrail'e geri dönmesi demekdir.



Çaresizliğin Muhtemel Sebebleri -Yağmur Atsız-


Erdoğan Hükumeti gerek Irak gerekse genel olarak Ortadoğu konularında sık sık mütereddid bir izlenim uyandırıyor. Sanki sol elinin yapdığından sağ eli habersizmiş gibi çelişkili bazı davranışları da buna eklenince gözlemci konumundaki şahısların gelişmeleri değerlendirme imkanları kısıtlanıyor.



Durumdan vazife çıkarmak (Bir Andıç)  -Yağmur Atsız-


İslâm’dan önce, İslâmî dönemde, imparatorluk ve millî cumhûriyet çağlarımızda uygulamadığımız, uygulamayı aklımızdan geçirmediğimiz, gayrı-müslimlere karşı kısıtlamalara iltifât etmeyeceğiz. Cihan şehri İstanbul’umuzun kültürünün vazgeçilmez renklerinden Patrik’in unvanlarını münâkaşaya kalkışmak gibi yaramaz, beş para etmez, gülünç, absürd bağnazlıklara düşüp dış dünyâ ile çelişmeyeceğiz. Heybeli’deki okulu eski statüsü ile açacağız. Ortodoks ruhbânını ülkemizde yetişdireceğiz. Batı Trakya’da Türkçe eğitim ve hürriyetler için aynı şeyleri isteyeceğiz. Gayrı-müslimlere vakıflarını iâde edeceğiz. Yabancılara mal-mülk satışından huylanmayacağız. Modern ülkelerde mâzîye karışan vehimlere kapılmayacağız. Sapına kadar Türk, dibine kadar çağdaş olacağız.


 

Yağmur Atsız


4 Kasım 1939 tarihinde İstanbul’da doğdu. Almanya’da Bonn Üniversitesi’nde Siyasal Bilgiler, Şarkıyat ve Devletler Genel Hukuku öğrenimi gördü. Öğrencilik yıllarında radyoculuğa, daha ileriki yıllarda televizyonculuk ve gazeteciliğe başladı. Daha sonra Yeni Yüzyıl Gazetesi’nde köşe yazıları, araştırma ve incelemeleri yayınlandı. Bir Alman televizyonunda da program sorumlusu ve yayıncı olarak çalışmaktadır. “Günlerimiz” ve “Unutkan Şehir” adlı iki şehir kitabı bulunmaktadır.

 

Şu anda Star Gazetesi yazarıdır.


 Dünyada Neler Oluyor



Ortadoğu Politikası


İtiraf edeyim ki Türkiye'nin bir Ortadoğu politikası olup olmadığını ben anlayabilmiş değilim. Daha uzakça bölgeler şöyle dursun Irak, İsrail, Filistin, Suriye ve Lübnan politikalarımız nedir yahut nelerdir kestiremiyorum.

 

"Yok" demeye dilim ve kalemim varmıyor. Bir Türk vatandaşı sıfatıyla ağırıma gidiyor ama çok istekli olmama rağmen öğrenemedim.


 Türk Dünyası



Muhammed Salih


Muhammed Salih gibi demokrasiye inanmış dürüst Özbek Türkleri'nin yeşertmeğe gayret etdiği narin demokrasi fidanı daha ekilirken hoyratça sökülüp atıldı. Muhammed Salih canını Türkiye'ye dar atdı ama Kanlı Diktatör İslam Kerimof'un önünde dize gelmekden hiç fütur duymayan "Demokrasi Havarimiz" Bülent Ecevit kendisini Norveç'e sürdü. Ve hatta o pek hayran olduğu İskandinavya'ya, hasret gidermek üzere, yapdığı resmi gezide oteline kabul edip bir elini sıkmakdan bile korkdu.


 Arayış



Türkiye'nin Gücü


Güney Kıbrıs daha ilk turda son kozunu (VETO TEHDİ) oynadı, Türkiye resti gördü ve Güney Kıbrıs tornistan etdi. Hidayete erdiği için değil, Yunanistan bile el altından Rumlar'a uyarıda bulunduğu için. Çünki Türkiye'nin en azılı aleyhdarları dahi bu çapda ve kendi genellikle farkında olmasa bile bu kapasitede bir ülkeyi aşırı derecede tahrik etmenin ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini biliyor. Ferdlerin hayatında olduğu gibi enternasyonal münasebetlerde de bir devletin ağırlığı, başka devletlere verebileceği zararla doğru orantılıdır. İşte kötüye kullanıp da çar-çur etmezse Türkiye'nin avantajı da bu. Türkiye mecbur kalırsa -kendi de adamakıllı mutazarrır olmak kaydıyla- başkalarına zarar verme imkânları yüksek bir devlet.