Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

12 Temmuz 2006

Mustafa Kemal

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Türkiye

 

 

 


Durumdan vazife çıkarmak (Bir Andıç)


-Yağmur Atsız-


Manzara-i umûmiyyeye bakarak durumdan vazife çıkarmak sâdece Askeriyye’nin inhisârında değildir. Bu ülkenin bir vatandaşı olarak ben de bu hakkımı kullanmak istiyorum. Türkiye’nin en kısa zamanda kat’iyyetle halletmesi elzem sorunlardan bir bölümünü öğrenmek ister misiniz?


İştiyakla evet diyeceğinizi biliyordum zâten. O halde buyrunuz! Bunları bir “andıç” hâlinde yüksek dikkatlerinize sunuyorum:


Milletimize destânî Sakarya Meydan Muhârebesi’nden fazla şehîde ve yüz misli paraya mâlolan PKK ile savaş artık çok uzamışdır ve behemehâl sona erdirilmesi gerekmektedir. Öte yandan mahallî küçük dillerin özel öğrenimine, bu dillerde her türlü basın ve yayına kısıtlama getirmeyeceğiz. Bu hususda samîmî davranacak, gösterişde kalmayacağız. Her vatandaşın Türkçe ilk öğrenim yükümlülüğü ilelebed sürecekdir.


Kıbrıs’ı, hukûkumuzu koruyarak çözümleyeceğiz. Tam olarak çözme fırsatını, uzak ve yakın geçmişdeki politikasızlığımız dolayısıyla nice defâlar kaçırdığımız için cezâsına milletçe katlanacağız.


İslâm’dan önce, İslâmî dönemde, imparatorluk ve millî cumhûriyet çağlarımızda uygulamadığımız, uygulamayı aklımızdan geçirmediğimiz, gayrı-müslimlere karşı kısıtlamalara iltifât etmeyeceğiz. Cihan şehri İstanbul’umuzun kültürünün vazgeçilmez renklerinden Patrik’in unvanlarını münâkaşaya kalkışmak gibi yaramaz, beş para etmez, gülünç, absürd bağnazlıklara düşüp dış dünyâ ile çelişmeyeceğiz. Heybeli’deki okulu eski statüsü ile açacağız. Ortodoks ruhbânını ülkemizde yetişdireceğiz. Batı Trakya’da Türkçe eğitim ve hürriyetler için aynı şeyleri isteyeceğiz. Gayrı-müslimlere vakıflarını iâde edeceğiz. Yabancılara mal-mülk satışından huylanmayacağız. Modern ülkelerde mâzîye karışan vehimlere kapılmayacağız. Sapına kadar Türk, dibine kadar çağdaş olacağız.


Eskimiş, palavra edebiyâtına ve tefelsüfe (yâni sahte/sözüm ona felsefeye) dönüşmüş, hattâ zarar verir hâle gelmiş MİLLİYETÇİLİĞİMİZİ, asrımızın seviyesine çıkaracağız.


Yeterli reform yapamadığımız, reformlarımızı öldürdüğümüz için imparatorluk batırdık. Yeterli reform yapamadığımız için cumhûriyeti de batıracak değiliz.


ANDIÇ mı demişdik? İşte size


ANDIÇ!
 

Çağdaşlarımın öfkesi
 

Şimdi Zaman Tüneli’nin loş ve küflü-kaygan dehlizlerinden fırlayarak aramıza karışmış hortlaklara benzeyen bâzı “çağdaşlarım” (!) bu satırları okuyunca dehşet ve öfkeyle, hattâ muhtemelen kinle irkilerek diyeceklerdir ki “Gidinin Solcu Müsveddesi! Bunca küstahlığı yetmedi, sıra bizlere bile milliyetçiliği öğretmeye geldi!”
 

Ama kendilerini maalesef hayâl kırıklığına uğratmak zorundayım, zîrâ bu satırlar bana âid değil. Sevgili Ağabeyim Yılmaz Öztuna’nın dünki “Türkiye” Gazetesi’nde yer alan başyazısından... Alıntı olduğu hemen farkedilerek tadı kaçmasın diye tırnak içine almadığım ve arada hafif tertib kısaltırken de parantez arası noktayla işâretleyeceğime kendimden iki üç kelime eklediğim için beni bağışlayacağını umarım. Öyle sanıyorum ki sözünü etdiğim “Zaman Tüneli Kaçkınları”, Yaşayan En Büyük Türk Milliyetçisi olduğuna inandığım Yılmaz Öztuna hakkında da “Hâin, Dönek, Satılmış” v.s. kabîlinden “tuhaf” ifâdeler kullanma cür’etini gösteremeyeceklerdir. Keşke bu kadar çok konuşmak ve yazmak yerine biraz da okumaya vakit ayırsalar...

 

Yağmur Atsız

12 Temmuz 2006



Ankara Brüksel ve ezik egolar  -Yağmur Atsız-


Bazı insanlara laf anlatmak imkansızdır. Ya akılları ermediği için ya da anlamaya niyetleri olmadığı için. Lakin bu kimseler bazen öyle şamatacı olurlar ki o yüzden makul çoğunluk mensublarının içine de şübhe düşürebilirler. Bilgi düzeyleri de son derece düşükdür. Zaten öyle olmasa bu bahsetdiğim türe mensub olmazlar. Velhasıl önemli meşgaleleri, işkembe-i kübradan atarak konuya pek aşina bulunmayanların zihinlerini karıştırmakdır.



Çin ve Orta Asya  -Yağmur Atsız-


Geçen hafta Sanghay'da yapılan bir zirve toplantısı (HAKLI SEBEBLERDEN ÖTÜRÜ!!!) matbuatımıza cazib gelmedi. Çünki ne kimin seneye cumhurbaşkanı olacağıyla ne CHP'nin 'Aman, sol kusur kalsın!' deyip sağı nasıl kafakola alma planları kurmasıyla ne bazı vatanperveranın 'Ben bu işin anasını, avradını...' şeklinde naralanıp Brüksel'e kuşak sarkıtma hevesleriyle ve ne de Mualla'nın evvelki akşam 'My Holy Cock' Diskosu'nun üst katında kiminle sevişdiği gibi mühim meselelerle ilgiliydi.



Endişebazlar   -Yağmur Atsız-


Türkiye''nin AB'ye girmesine, dolayısıyla sağlam bir demokratik hukuk devleti düzeni kurarak ilaveten ferd başına ortalama gelirini 20.000 Avro'nun çok üzerine çıkarmasına (Yunanistan'ınki 22.500 Avro) karşı çıkanlar diyorlar ki:
 

- Girelim ama onurumuzla girelim.


 

Yağmur Atsız


4 Kasım 1939 tarihinde İstanbul’da doğdu. Almanya’da Bonn Üniversitesi’nde Siyasal Bilgiler, Şarkıyat ve Devletler Genel Hukuku öğrenimi gördü. Öğrencilik yıllarında radyoculuğa, daha ileriki yıllarda televizyonculuk ve gazeteciliğe başladı. Daha sonra Yeni Yüzyıl Gazetesi’nde köşe yazıları, araştırma ve incelemeleri yayınlandı. Bir Alman televizyonunda da program sorumlusu ve yayıncı olarak çalışmaktadır. “Günlerimiz” ve “Unutkan Şehir” adlı iki şehir kitabı bulunmaktadır.

 

Şu anda Tercüman Gazetesi yazarıdır.


 Dünyada Neler Oluyor



Ortadoğu Politikası


İtiraf edeyim ki Türkiye'nin bir Ortadoğu politikası olup olmadığını ben anlayabilmiş değilim. Daha uzakça bölgeler şöyle dursun Irak, İsrail, Filistin, Suriye ve Lübnan politikalarımız nedir yahut nelerdir kestiremiyorum.

 

"Yok" demeye dilim ve kalemim varmıyor. Bir Türk vatandaşı sıfatıyla ağırıma gidiyor ama çok istekli olmama rağmen öğrenemedim.


 Türk Dünyası



Muhammed Salih


Muhammed Salih gibi demokrasiye inanmış dürüst Özbek Türkleri'nin yeşertmeğe gayret etdiği narin demokrasi fidanı daha ekilirken hoyratça sökülüp atıldı. Muhammed Salih canını Türkiye'ye dar atdı ama Kanlı Diktatör İslam Kerimof'un önünde dize gelmekden hiç fütur duymayan "Demokrasi Havarimiz" Bülent Ecevit kendisini Norveç'e sürdü. Ve hatta o pek hayran olduğu İskandinavya'ya, hasret gidermek üzere, yapdığı resmi gezide oteline kabul edip bir elini sıkmakdan bile korkdu.


 Arayış



Türkiye'nin Gücü


Güney Kıbrıs daha ilk turda son kozunu (VETO TEHDİ) oynadı, Türkiye resti gördü ve Güney Kıbrıs tornistan etdi. Hidayete erdiği için değil, Yunanistan bile el altından Rumlar'a uyarıda bulunduğu için. Çünki Türkiye'nin en azılı aleyhdarları dahi bu çapda ve kendi genellikle farkında olmasa bile bu kapasitede bir ülkeyi aşırı derecede tahrik etmenin ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini biliyor. Ferdlerin hayatında olduğu gibi enternasyonal münasebetlerde de bir devletin ağırlığı, başka devletlere verebileceği zararla doğru orantılıdır. İşte kötüye kullanıp da çar-çur etmezse Türkiye'nin avantajı da bu. Türkiye mecbur kalırsa -kendi de adamakıllı mutazarrır olmak kaydıyla- başkalarına zarar verme imkânları yüksek bir devlet.