Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

16 Haziran 2006

Samed Behrengi

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Türkiye

 

 

 


Endişebazlar


-Yağmur Atsız-


Türkiye''nin AB'ye girmesine, dolayısıyla sağlam bir demokratik hukuk devleti düzeni kurarak ilaveten ferd başına ortalama gelirini 20.000 Avro'nun çok üzerine çıkarmasına (Yunanistan'ınki 22.500 Avro) karşı çıkanlar diyorlar ki:

- Girelim ama onurumuzla girelim.

Bu yurddaşlarımız iki bölüme ayrılır:

Bir - Gerçekden vatanperverane duygularla davranmakla beraber tam üyeliğin Türkiye'ye fevkalade büyük avantajlar sağlayacağına aklı yatmayanlar...

İki - Eğer Türkiye gerçekden demokratik bir hukuk devleti haline gelirse artık kendi borularının ötmeyeceğini ve Tarih Baba'nın çöp çukuruna atılıp gideceklerini çok iyi fark edenler...

Ben bu yazımda bu ikinci grubu bir an için yok ve bütün endişebazların samimi vatan aşıkları olduğunu farzederek kendilerine bazı sualler yöneltmek istiyorum.

Mesela benim de ayrı sebeplerden ötürü sempati duymadığım, lakin AB politikasını bayağı başarılı bulduğum AKP Hükümeti'nin bu haftabaşı Lüksemburg'da ve daha önce Brüksel'de izlediği stratejiyi onursuzca bulanlar, daha kısmen 93 yıl öncesine kadar birer vilayetimiz, hatta kazalarımız olan bugünkü bazı devletlerin bugün bizleri sollayarak önümüzde birer başöğretmen edasıyla ahkam kesmeleri ve bizlere demokrasi, hukuk ve insan hakları dersleri vermelerinden hiç onursuzluk duymuyorlar mı?


Benim onurum yok! Hiç de olmadı! Ama ben bunu şerefsizlik addediyorum!

Benim dedem Selanik'in son İmparatorluk kumandanıydı. Orada bahçeli güzel bir evimiz varmış. 1912/13 Yılbaşısı bir gece hapishane kaçkınları gibi şehri terk ederken anahtarlarını 'Dönüşde alırız' diye Rum (artık Yunan!) komşularına bırakmışlar. Tesadüfen bir AB ülkesinde oturma, dolayısıyla serbest dolaşım hakkım olmasa ben bugün Selanik'e vizesiz gidemem! Yanlış anlaşılmasın, geri alalım zırtapozluğu peşinde değilim ama 74 milyon Türk'ü vize duçarı kılmak kimsenin onuruna dokunmuyor mu?

1978'de Avrupalılar Bay Ecevit'e dediler ki:

- Yunanistan tam üyelik için müracaat etdi. Gelin siz de edin ki beraberce giresiniz!

Bu teklife, gerzeklik konusunda zengin örneklerle dolu bulunan yakın tarihimiz için bile inanılmaz bir hamakat ve cehaletle, Onlar ortak, biz pazar cevabının verilmesi kimsenin onuruna dokunmuyor mu? Bizi kimlerin yönetdiğini (!) düşünerek utancından kimse yerin dibine geçmiyor mu?

Bay Denktaş 2002'de o zamanki Annan Planı'nı kabul ederek Rumları tam bir kafakola alacak yerde, bunu havsala almaz bir basiretsizlikle reddederek sevinçden göbek atmalarına ve neticeten tek başlarına AB'ye girip şimdi başımıza bela olmalarına yol açınca ve üstelik sonraki Annan Planı'na olumlu bakdığımız için Türkiye'ye ihanet suçlaması yöneltme -tabir mazur görülsün!- küstahlığını gösterince kimsenin onuruna bir halt olmadı da herkesin onuru şimdi mi aklına geldi?

Türkiye, Brüksel'in 1978'de altın tepsi içinde sunduğu tam üyelik teklifini bir budalalık abidesi gibi elinin tersiyle itmeseydi, o günden ”tibaren bağış olarak alacağı toplam (o zamanki rayiçle) 40 küsur milyar dolar bir yana, bugün AB'ye bundan sonra giriş şartlarını kaleme alan ülkelerden de biri olacakdı.


Onyıllardır hiçbir endişebazın onuruna bu dokunmadı ama şimdi Abdullah Gül'ün Lüksemburg'a altı saat rötarlı uçması dokunuyor, öyle mi?

Ve son bir soru daha:

- Batı Avrupalı ülkeler tarafından; üç kıt'anın kesişdiği noktada bir turnike gibi duran, üstelik bir enerji nakil-dağıtım santraline dönüşen ve kendi hatalarına rağmen hem siyaseten, hem iktisaden devleşen bir Türkiye'nin, kıytırık bir Kıbrıs Rum Devleti uğruna feda edilebileceğini sanacak kadar safdil misiniz ?

Bütün o artık illallah dedirtdiğiniz hamaset edebiyatınıza rağmen Türkiye'ye güveniniz bu kadarcık mı?

Hayır, Değerli Endişebazlar!

Türkiye Lüksemburg'da (ister hoşunuza gitsin, ister Rumlar'la aynı safda gözyaşı dökünüz) bir muharebe kazanmıştır!

Kazanmaya devam da edecekdir!

Yeter ki kendi dizine mermi sıkmakdan sakınsın!

 

Yağmur Atsız

16 Haziran 2006



Türkiye AB ve Kemal Tahir  -Yağmur Atsız-


Ölümsüz Kemal Tahir'in 'Yorgun Savaşçısı' Yüzbaşı Cemil, Milli Mücadele başlarken bir Batı Anadolu kasabasında karşı tarafla mübarezeye girer. Kendi emrinde düzenli bir askeri birlik vardır. Ayrıca bilmem hangi grupdan bir çete de ona yardımcı olmakdadır.



Paranoya, Yağmur Atsız


İster kendini sağcı zannedenlerimiz olsun, ister solcu addedenlerimiz, hep sanıyoruz ki birileri bizleri yok etmek üzere alesta beklemekde.



İran- Irak Parantezindeki Türkiye, Yağmur Atsız


Washington bugün artık (KAT'İYYEN VAZGEÇMEYECEĞİ) Avrasya'da yeni düzen politikasından ziyade korkunç bir iç savaşı önlemek amacıyla Irak'da kalmaya devam etmekdedir.


 

 

Yağmur Atsız


4 Kasım 1939 tarihinde İstanbul’da doğdu. Almanya’da Bonn Üniversitesi’nde Siyasal Bilgiler, Şarkıyat ve Devletler Genel Hukuku öğrenimi gördü. Öğrencilik yıllarında radyoculuğa, daha ileriki yıllarda televizyonculuk ve gazeteciliğe başladı. Daha sonra Yeni Yüzyıl Gazetesi’nde köşe yazıları, araştırma ve incelemeleri yayınlandı. Bir Alman televizyonunda da program sorumlusu ve yayıncı olarak çalışmaktadır. “Günlerimiz” ve “Unutkan Şehir” adlı iki şehir kitabı bulunmaktadır.

 

Şu anda Tercüman Gazetesi yazarıdır.


 Dünyada Neler Oluyor



Ortadoğu Politikası


İtiraf edeyim ki Türkiye'nin bir Ortadoğu politikası olup olmadığını ben anlayabilmiş değilim. Daha uzakça bölgeler şöyle dursun Irak, İsrail, Filistin, Suriye ve Lübnan politikalarımız nedir yahut nelerdir kestiremiyorum.

 

"Yok" demeye dilim ve kalemim varmıyor. Bir Türk vatandaşı sıfatıyla ağırıma gidiyor ama çok istekli olmama rağmen öğrenemedim.


 Türk Dünyası



Muhammed Salih


Muhammed Salih gibi demokrasiye inanmış dürüst Özbek Türkleri'nin yeşertmeğe gayret etdiği narin demokrasi fidanı daha ekilirken hoyratça sökülüp atıldı. Muhammed Salih canını Türkiye'ye dar atdı ama Kanlı Diktatör İslam Kerimof'un önünde dize gelmekden hiç fütur duymayan "Demokrasi Havarimiz" Bülent Ecevit kendisini Norveç'e sürdü. Ve hatta o pek hayran olduğu İskandinavya'ya, hasret gidermek üzere, yapdığı resmi gezide oteline kabul edip bir elini sıkmakdan bile korkdu.


 Arayış



Türkiye'nin Gücü


Güney Kıbrıs daha ilk turda son kozunu (VETO TEHDİ) oynadı, Türkiye resti gördü ve Güney Kıbrıs tornistan etdi. Hidayete erdiği için değil, Yunanistan bile el altından Rumlar'a uyarıda bulunduğu için. Çünki Türkiye'nin en azılı aleyhdarları dahi bu çapda ve kendi genellikle farkında olmasa bile bu kapasitede bir ülkeyi aşırı derecede tahrik etmenin ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini biliyor. Ferdlerin hayatında olduğu gibi enternasyonal münasebetlerde de bir devletin ağırlığı, başka devletlere verebileceği zararla doğru orantılıdır. İşte kötüye kullanıp da çar-çur etmezse Türkiye'nin avantajı da bu. Türkiye mecbur kalırsa -kendi de adamakıllı mutazarrır olmak kaydıyla- başkalarına zarar verme imkânları yüksek bir devlet.