
Türkiye AB ve Kemal Tahir
-Yağmur Atsız-
Ölümsüz Kemal Tahir'in 'Yorgun Savaşçısı' Yüzbaşı Cemil, Milli Mücadele başlarken bir Batı Anadolu kasabasında karşı tarafla mübarezeye girer. Kendi emrinde düzenli bir askeri birlik vardır. Ayrıca bilmem hangi grupdan bir çete de ona yardımcı olmakdadır. Yüzbaşı, tecrübeli bir cebhe zabiti olarak kendi birliğini kasden belirli bir hatta çekip düşmanı kıskaca alarak imha etmek üzereyken bir de bakar ki başıbozuk çeteciler, muntazam kasdi ric'atı firar sanıp yeniliyoruz korkusuyla savuşup gitmeye başlamışlardır. Yüzbaşı Cemil homurdanır: - Allah kahretsin! Kazanmakda olduğumuzu anlayamadılar.
Türkiye-AB müzakereleri evvelsi gün Lüksemburg'da yaşananlar ve daha ziyade bunların pek çok yerli ve yabancı mas-medya organı tarafından algılanış tarzı bana 'Yorgun Savaşçı'nın o sahnesini anımsatdı. Boks jargonuyla söyleyecek olursak 35 raundluk bu müsabakanın ilk raundunu Türkiye sayı hesabıyla gaalib bitirdi. Ama boks benzetmesi tam yerine oturmuş olmayabilir. Pokere benzetelim: Güney Kıbrıs daha ilk turda son kozunu (VETO TEHDİ) oynadı, Türkiye resti gördü ve Güney Kıbrıs tornistan etdi. Hidayete erdiği için değil, Yunanistan bile el altından Rumlar'a uyarıda bulunduğu için. Çünki Türkiye'nin en azılı aleyhdarları dahi bu çapda ve kendi genellikle farkında olmasa bile bu kapasitede bir ülkeyi aşırı derecede tahrik etmenin ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini biliyor. Ferdlerin hayatında olduğu gibi enternasyonal münasebetlerde de bir devletin ağırlığı, başka devletlere verebileceği zararla doğru orantılıdır. İşte kötüye kullanıp da çar-çur etmezse Türkiye'nin avantajı da bu. Türkiye mecbur kalırsa -kendi de adamakıllı mutazarrır olmak kaydıyla- başkalarına zarar verme imkânları yüksek bir devlet. Ortada dönen problem ise zaten çözümü o kadar da zor bir problem değil. Tabii gerçekden istenirse... Türkiye Gümrük Birliği'ni, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne niçin teşmil etmiyor? KKTC'nin izolasyonu devam etdiği için, değil mi? Yani izolasyon kalkarsa GKRY'yi tanıyacak. O yolda da bazı önemli adımlar atıldığı muhakkak. KKTC Cumhurbaşkanı Talat'ın; ABD'den sonra Brüksel'deki yetkililerle, ilaveten İngiltere ve Almanya Dışişleri Bakanlarıyla direkt görüşmesi başka ne anlama geliyor olabilir? Zaten Pazartesi akşamı, gerilim sona erdikden sonra Alman Dışişleri Bakanı Frank Walther Steinmeier, Türkiye'nin Güney Kıbrıs'ı tanıması gerekdiğini söyleyerek, ki bu zaten malum-u ”lam, yani bilineni bildirmedir, 'Hepimiz üzerimize düşen görevleri yerine getirmeliyiz' demedi mi? Başka nasıl söylesin? Ben şahsen bu meselenin Ekim ayına kadar çözülmesi ihtimalini yüksek görüyorum. Türk Hariciyesi bu konuda hiç de kötü bir sınav vermiyor bence. O bakımdan Lüksemburg'da yenik düşen Rumlardır. Yunanlıları bile yanlarında tutamamışlardır. Türkiye üstelik Avusturya ve Almanya gibi AB bağlamında netameli ülkeleri bile kendi yanına almayı başarmışdır. Fransa'yı, gelecek yıl yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimleri müvacehesinde değerlendirmek yerinde olur.
Bu bakımdan Türkiye içindeki 'Yeminli AB Düşmanları'nın da, ister dar zaviyeli bir vatanseverlik saikasıyla olsun ister arpalıkları elden gidecek telaşıyla olsun, şimdi sevinçden göbek atmaya başlamaları yersizdir. Hüsrana uğrayacaklardır. Bu arada Brüksel'in, Türkler'deki gevşeyen AB'ye uyum gayretini eleştirmesi de son derece isabetlidir. Zira (şunun şurası kendi aramızda sohbet ediyoruz!) ensemize şaplağı yemeden bu konuda pek harekete geçmediğimiz de meşhur-u cihandır. Şeytan azabda gerek! Bir önemli husus daha: Güney Kıbrıs Türkiye ile ipleri koparmaya asla cür'et edemez! Çünki limanlarımızı açmamızı, hayat” bir sebebden ötürü istiyor. Baku-Tiflis-Ceyhan Petrol (ve yakında doğalgaz) Hattı'ndan yılda ortalama iki milyar Dolarlık nakliye kazancı sağlayacak! Unutmayalım ki Güney Kıbrıs Ticaret Filosu yeryüzü altıncısıdır! Son olarak kendimize de dokunduralım:
Türkiye Kıbrıs Problemi'ni 35 sene önce yol yakınken, yahut en geç Bay Denktaş'ın son yıllarında çözümlememiş olmasının ceremesini çekiyor. Ne demişdi 1974'de zamanın Dışişleri Bakanı James Callaghan: - Mister Ecevit, siz bugün Kıbrıs'ı esir aldınız ama yarın Kıbrıs sizi esir alacak! Kendi düşen ağlamaz! Yağmur Atsız 14 Haziran 2006
|