Yazar | 
Yağmur Atsız |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | |  | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni | | |
| 
Akdeniz Ufukları
-Yağmur Atsız-
9 Temmuz 2004 tarihli ve "Bir diplomatik dönüm noktası" serlevhalı yazımda ilk kez olarak ABD'nin KKTC'ye karşı politikasını kökünden değiştirme eğilimine girdiğine ve buna dair ilk işaretlerin belirdiğine değindim. Bence Washington'un artık Doğu Akdeniz'de çok uygun pozisyona sahib ve son derece emniyetli büyük birer deniz ve hava üssüne ihtiyacı vardı. Şu içeriği gibi adı da bir türlü tam olarak belirlenemeyen "Genişletilmiş Bilmemne Projesi" için İncirlik ve İskenderun'u keyfince kullanamayacağı ortaya çıkmışdı.
Gerek askeri nokta-i nazardan gerekse politik konjonktür bakımından Kuzey Kıbrıs bunun için biçilmiş kaftan mesabesindeydi. Çünki KKTC, ölümsüz Tanpınar'ın o ünlü şiirindeki "Ne içindeyim zamanın-Ne de büsbütün dışında" mısralarına âdeta nazire teşkil edercesine "Ne tam içinde"ydi Amerika güdümündeki Batı Savunma Sistemi'nin... ne de "büsbütün dışında"... Üstelik izolasyondan canına tak demiş bir bölgeydi. Bir Amerikan uzmanlar heyetinin, benim bu sözkonusu yazıyı kaleme aldığım günlerde gelip Ercan havaalanında incelemeler yapmasını ben böyle yorumlamışdım. Gerçi öteden beri "Batmaz Uçak Gemisi" diye anılan Kıbrıs'da İngilizler'in toplam 256 kilometrekarelik ve kendi hegemonyaları altında askeri üsleri var ama bir kere adı üzerinde "Britanya hegemonyası altında"... Her ne kadar Washington ile Londra "can-ciğer kuzu sarması" iki ülke ise de ABD'nin -haklı sebeblere dayanan- geleneğidir ki yüzde yüz kendi hakimiyeti altında olmayan yere tam güvenmez. Ayrıca bu üsler (Akrotiri ve Dhikelya) neticeten Rum Kesimi içinde bulunuyor ve Rumlar'ın ipiyle kuyuya inilemeyeceği malum-u cihan...
Türkiye-ABD sil başdan
BEN bu mülahazaları ileri sürdüğüm vakit bazıları omuz silkmişdi. Hatta birtakım münafıklar bu omuz silkenler arasında benim de bulunduğum iftirasını atmışlardı. Bu sütundan cümle âleme ilan ediyorum ki bu iddia tamamen hilaf-ı hakıykatdir! Zira ben Yağmur Atsız'ın görüşlerini öteden beri son derece önemsemişimdir. Bazen tam aklım ermese bile yine destekler ve "Mutlaka bir bildiği vardır. Yoksa böyle yazmazdı." diye düşünürüm. 22 Şubat'da kalabalık bir Amerikan grubunun "direkt olarak Ercan Havaalanı'na inmek üzere" KKTC'yi ziyaret edeceğini öğrenince son aylar boyunca defaatle ileri sürdüğüm bu tezi hatırladım. Ercan Havaalanı'na resmen bir Amerikan uçağının inmesi bir Dönüm Noktasıdır!.. Beş haftadır Ankara'yı art arda ziyaret eden önemli askeri ve siyasi şahsiyetleri anımsayalım: Orgeneral James Jones (NATO Başkomutanı), Richard Armitage (Dışişleri Bakan Yd.), Orgeneral John Abizaid (ABD Irak Kuvvetleri Başkomutanı), Douglas Feith (Pentagon ABD Savunma Bakanlığı Müsteşarı), Condoleezza Rice (ABD Dışişleri Bakanı)...
Şimdi bunlara Stroee Talbott da katıldı.
Okuyucularımdan bir kısmı hatırlayacakdır ki Talbott aşağı yukarı bütün görev süresi boyunca Başkan Clinton'un Dışişleri Bakanı yardımcısıydı. Yâni aslında Demokrat Partilidir. Ve hâlen resmi bir sıfatı yokdur. Şu sıralar sadece (SADECE?) bir Amerikan stratejik araştırma enstitüsünün yöneticisidir. Ancak onyıllardır muhtelif kereler bilim adamı yahut diplomat olarak Türkiye'de bulunmuş ve Dışişleri Bakan Yardımcılığı sırası da Türkiye'nin AB'ye bir dizi çok önemli stratejik sebeblerden ötürü suret-i kat'iyyede tam üye olması gerekdiğini belirten en az beş makale yazıp bunları en büyük Avrupa gazetelerinde yayınlamışdır ki aklı ermeyen odun kafalı, ufuksuz ve vizyonsuz politikacılar uyansın! Talbott Türkiye-Avrasya ilişkilerine hayati önem atfeden ve bu bakımdan Türkiye-ABD "stratejik ortaklığı"nı da kaçınılmaz addeden bir şahsiyetdir.
Bayan Rice'ın da bu meseleyi artık kavradığına dair ipuçları yok değil.
Görünen o ki Kuzey Kıbrıs'da Ercan ve Magosa üslerine karşılık izolasyonun kalkması şeklinde özetlenebilecek bir pazarlık (AT PAZARLIĞI?) sözkonusu... Rumlar'ın yeni bir histeri nöbetine yakalanarak "İran ve Suriye ile ittifak" tehdidini(!) savurmaları da cabası! Washington'un ne kadar "kindar" olduğundan ve sırf bu laf-ola-beri-gele-söylemi yüzünden, yapacakları yoksa bile KKTC'yi onore edebileceklerinden bi-haber gözüküyorlar. Cenab-ı Hak ıslah eyleye, amin!
Tabii bizler de dahil herkesi!!! Yağmur Atsız 16 Şubat 2005
|
Yâni Türk Türk'e oturup, "bu namussuz herifler"e sövmekle bir yere varılmıyor. Her ne kadar küfür ruhun yelpazesi olsa da! -Yağmur Atsız-
Bazı diplomatik başarılar sürmanşete çıkmaz. Hatta bazen birinci sayfaya bile girmez ama onların gerçek önemini bilen bilir. Dün pek çok Batı gazetesinde ve iç sayfalarda yer alan bir haber bence, Türkiye'nin en yakın devir tarihinde bir "dönüm noktası" olarak yer alacaktır. Bu, Ankara'nın bundan böyle "1915 Ermeni Kırımı"nı direkt olarak Ermeniler'le tartışmayı kabul etmesi haberidir. "Parlamento Avrupa Komisyonu" Başkan Vekili Ali Rıza Alaboyun (AKP) tarafından "Tarihimizde utanılacak bir şey yoktur. Her şeyi herkesle münakaşa etmeye hazırız" cümlesinin "resmen" telâffuz edilmesi, Türkiye lehine neticeleri peyderpey ama her hâl ve kârda "derinlemesine" hissedilecek bir gelişmenin müjdecisidir.
|
Bush'un Bayram Hediyesi -Yağmur Atsız-
Tanınmış gazeteci Seymour Hersh, Bush Yönetimi'nin yakında İran'a da taarruz edeceğini iddia etti. Pek çok 'bomba haber'e, bu arada Ebu Gureyb Mahbushanesi'ndeki rezilliklerin ortaya çıkarılmasına dair olanına imza atan kalburüstü bir muhabir olduğu için bu iddia dünya çapında yankılar uyandırdı. Doğru dürüst toplumlarda muhabirlik daima gazeteciliğin belkemiğini teşkil etmişdir. İyi muhabirler büyük itibar sahibidirler. Bizdeki gibi 'parya' muamelesi görmezler.
|
Atsız'ın Hayali 'Türk Tarihi' Adlı 'Dev Eseri'... -Yağmur Atsız-
12 Ocak Çarşamba günü 'Türk Edebiyatı Vakfı' tarafından Atsız'ın 100. Doğum Yıldönümü münasebetiyle bir anma toplantısı düzenlendi. Haber aldığıma göre burada şeyhin kerameti kendinden menkul tahvasınca, kendisini mütemadiyen Atsız'ın çok yakını imiş gibi gösterme illetine mübtela bir şahıs tarafından, yıllardır temcid pilavı misali zaman zaman ısıtılıp 'sofra'ya sürülen bir iddia tekrarlanmış: Atsız'ın 'Türk Tarihi' adlı 'dev eseri'... Ağır bir megalomani ve egomani vak'ası olduğu anlaşılan bu malum ve maruf şahıs, kendisinin bu metni gördüğünü, hatta Atsız'ın, 'tipik bir Türk kadınının yüz hatlarını göstermek amacıyla' (lahavle!) bu kitaba o şahsın annesini de fotoğraf olarak dahil etdiğini ileri sürmüş. Sonra hızını alamayarak bu 'son derece önemli eser'in, 'para canlısı oğulları' teklif edilen telif ücretini az buldukları için şimdiye kadar yayınlamadığından dem vurmuş.
|
| | 
Yağmur Atsız
4 Kasım 1939 tarihinde İstanbul’da doğdu. Almanya’da Bonn Üniversitesi’nde Siyasal Bilgiler, Şarkıyat ve Devletler Genel Hukuku öğrenimi gördü. Öğrencilik yıllarında radyoculuğa, daha ileriki yıllarda televizyonculuk ve gazeteciliğe başladı. Daha sonra Yeni Yüzyıl Gazetesi’nde köşe yazıları, araştırma ve incelemeleri yayınlandı. Bir Alman televizyonunda da program sorumlusu ve yayıncı olarak çalışmaktadır. “Günlerimiz” ve “Unutkan Şehir” adlı iki şehir kitabı bulunmaktadır. Şu anda Tercüman Gazetesi yazarıdır.
|
| 
| Dünyada Neler Oluyor |

| Ortadoğu Politikası
İtiraf edeyim ki Türkiye'nin bir Ortadoğu politikası olup olmadığını ben anlayabilmiş değilim. Daha uzakça bölgeler şöyle dursun Irak, İsrail, Filistin, Suriye ve Lübnan politikalarımız nedir yahut nelerdir kestiremiyorum. "Yok" demeye dilim ve kalemim varmıyor. Bir Türk vatandaşı sıfatıyla ağırıma gidiyor ama çok istekli olmama rağmen öğrenemedim.
|
| | | | |
|