Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

13 Kasım 2006

Türkler, Polatlı'da Atatürk'ü Karşılıyor

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Türkiye

 


Kurultay Sürecinde Bir Tutku’nun Zincirleri


-Çimen Çıtır-


MHP, Türk siyasi hayatının ilginç partilerinden birisidir. MHP’ni en ilginç kılan onun serüveninin Türk tarihini andırmasında yatar. İlerleme ve kudret tutkusu kökleşme gösterememiştir hükmü MHP ve Türk Tarihi için ortak biçimde konulabilir. Türk Tarihine uzanmadan MHP’ne odaklanalım.

 

MHP, Cumhuriyetin kurucu ilkelerinden sapma üzerine Türkçü entelektüel ve aydınların oluşturduğu dalganın ifadesi olmak üzere kurgulanmıştır. İfade olmayı hak edip etmediğine dair tartışmalar, onun yapısı anlaşılamadan yanıtlanamaz. MHP’nin biri halktan güç alan diğeri de devletten güç alan iki beslenme damarı vardır. Bu iki damarın kökten gelen farklılıkları MHP’nin taşıdığı açmazların ifadesidir. Bu damar birbirinden tamamen kopuk değildir. Her iki damarın da yerli yerine oturmuş teorik bir temeli yoktur. Daha ziyade orta ve ortaltı katman aydınların pratiği üzerinden kendini ifade eden bu damarlar arasında çeşitli bağlantılar ve ortak beslenme depoları vardır.

 

MHP temsil noktasında halkı, işlev noktasında devleti nirengi noktası seçmiştir. Gerek Osmanlı gerek Cumhuriyet Türkiyesi halk-devlet ilişkilerinin problem dolu olduğu dönemleri ifade eder. Ne Osmanlı ne de Cumhuriyet bu problemlere çözüm getirememiştir. Çözümsüzlük, her daim bir dış müdahale zemini oluşturmuştur. Müdahaleler, yerel bir dirençle karşılaşsa bile Türkiye’nin biçimlenmesinde etkin olmuştur. Hâlâ da olmaktadır.

 

Türk Milleti, devlet üzerinde doğrudan ve gerektiği her koşulda kendini ifade imkânını bulamamıştır. Bulamadığı durumlarda Sünni ve Alevi Türkmenlerin büyüklü küçüklü sayısız isyanı ortaya çıkmıştır. Bu denemeler doğru araçlar bulunamadığı için başarısız olmuştur. Bu araç arayışını sonuçsuz bırakan ise devletin dış güçler tarafından tehdit edilmesi, bu tehditlerin somut biçimde saldırıya dönüşmesi ve devletin toprak kayıpları ile geri çekilmesinden doğan bir varolma savaşına girmesidir. Bu savaşta Türk Milleti kendi dertlerini bir yana koymak zorunda kalmıştır. Bunun yanısıra Gökalp, Akçura, Enver, Mustafa Kemal gibi Türkçü aydınların teorik önerileri pratik araçlarla donatılıp çeşitlendirilememiştir. Bu eksiklik Cumhuriyet sonrasına taşmış ve günümüzde de devam etmektedir. Tanzimat’dan Cumhuriyet’e ve Cumhuriyet’ten günümüze temsil, Türk Milleti’nin temel sorunudur.

 

MHP, devlet ve millet’in yan yana geldiği ama birarada olamadığı bir serüvenin adıdır. MHP, devlet ve millet arasında bir ebru başaramamıştır. Bu başarıyı gösteren siyasi partimiz henüz yoktur. Başarı yolunda bir süreç kendiliğinden işlemektedir.

 

Temsil sorununu aşıp yönetimin sahibi olmayı başaramayan Türk Milleti, hastalıklı temsil araçlarıyla karşı karşıyadır. Komünizm, Anti-komünizm, siyasal islam, Laikçi-Cumhuriyetçi devletçilik, liberal AB’ci ve ABD’ci yaklaşımlar üzerinden edinilen siyasal araçlar, hastalıklı ve müdahale çağıran biçimlerdir. Bu biçimlerin kimi tecrübe edilmiş ve binlerce cana mal olmuş kimi de denenmekte ve bu ülkenin kaynaklarını başkalarının hesabına ciro etmektedir. Türkiye’nin çeşitli siyasal arayışında yer alan bütün samimiyet sahibi kişileri yenilgi, çaresizlik içinde ve hevesi kursağında “vazgeçme” eşiğinde her geçen gün daha da çok yalnızlaşmaktadır.

 

Yaşanan bu süreçte MHP, hem devletin temel araçlarından biri hem de milletin temel araçlarından biri olmak konumunu, her iki anlamda yetersizliklerine ve başarısızlıklarına rağmen sürdürmektedir. Türk Siyasetinin geleceğinde MHP’yi var kılan asıl konumlardan biri bu duruştur. Bu duruşun nedenleri üzerine şimdilik konuşmayacağız. MHP’nin bir tür bu askıda konumu onun için hem avantajlar hem de dezavantajlar içermektedir. Bu konumda önemli bir etken de dış konjonktür ve aktörlerdir. Onların rolleri MHP’nin iradesine göre şekilleneceğinden söz konusu edilmeyecektir. Ancak MHP’nin iradesinin oluşumunda gözetilecek temel unsurlardan birisi de budur. Bugüne kadar MHP bu unsuru irdelememiştir. Bunun temel nedeni de devletin duruşunu kopyalamaktır. Bu kopya aynı zamanda MHP’nin açmazlarından birisidir. Gördüğünüz gibi birbiri içine geçmekte olan bir sistem karşısında bulunuyoruz. Bu yeni değil ve Osmanlı’dan yana böyle. Ve tarih ve siyaset de bu aslında.

 

Alparslan Türkeş, MHP’nin devlete bakan damarıdır. Ve Alparslan Türkeş’li MHP’nin hiçbir zaman %10’ları aşamayan oy oranı bunun tescilidir. Devlet Bahçeli’yi MHP Genel Başkanlığına taşıyan topluluk iradesi de devlete halkçı-milletçi itirazın tescilidir. Halk, Türkeş’siz MHP’yi iktidara taşımıştır. MHP, Türkeş’siz girdiği ilk seçimde tarihinin en yüksek oy oranlarına ulaşmış olmasına rağmen MHP’nin devletçi refleksi devreye girmiş ve MHP’yi 28 Şubat sonrasının konjonktürüne mahkûm kılmıştır. Bu mahkûmiyet MHP’nin halkçılaşma ve demokratik kültüründe yükseliş şansını da yaralamıştır.

 

MHP’nin iktidar ortaklığında yıpranma süreci kaçınılmazın gerçekleşmesidir. Devlet ve millet olarak Türkiye’nin çözüm beceri ve başarısındaki yetersizlikler, yine, dış müdahale getirmiştir. Türkiye’nin koymak zorunda olduğu ancak hazırlanamadığı için koyamadığı inisiyatifler, yerini irade gösteren inisiyatiflere bırakmıştır. Türkiye’ye her zaman etki etmiş dış müdahalelerin, dünyanın yeniden biçimlendirilme sürecinde gözlenen zaruri hızlanma nedeniyle yeniden ve etkin olarak gözlenmesi ve Türkiye’nin muhataplığı MHP’nin de dolaylı muhataplığını getirmiştir. Türkiye ile birlikte MHP’de gerilemiştir. Bu MHP’nin eksiklerini görmezden gelmemize neden olmamalıdır. Ama onu anlamamıza neden olmalıdır. Çünkü Türkiye’nin siyasi partilerini de ve hatta devlet yönetimini de ancak böyle anlayabiliriz. MHP, kurban olmuştur. Tıpkı DSP’nin kurban olduğu gibi ve AKP’nin kurban olacağı gibi! Temelde kurbanlık kuzu olmamak veya kurt olmak çözümlerin çeşitlenmesiyle mümkündür. Türkiye’de, MHP’de henüz buna uzaktır.

 

MHP’den kopan ve kopmakta olan aydınların savrulmaları, MHP’nin çözümlerine işaret etmemektedir. Zaman Gazetesi’ne yönelenler, kıyısında duranlar veya BBP-AKP içinde bulunanlar, CHP ve DSP’ye ve hatta İşçi Partisi’ne yönelenler MHP’nin olası yönlerini göstermemektedir.

 

Sağ-İslamcı çizgi, MHP’liliğin tükenişidir. Sol-devletçi çizgi MHP’liliğin teslimiyetidir. Sağ ve sol liberal çizgi MHP’liliğin bulanışıdır. Ve her birinin başarılı örneği yoktur. Ama Turgut Özal’ın olumluluğu-olumsuzluğu tartışılabilir ama kesin olan başarısı başka birşeydir ve bu MHP ayrılışlarından bağımsızdır. Bu içeriksiz veya hastalıklı içerik taşıyan yer değiştirişler, çözüm noktasında Türkiye ve onun siyasi arayışları adına gerilik işaretleri olup parti değiştirmenin kötülenmesine indirgenmemelidir.

 

Devlet Bahçeli, MHP’yi demokratik bir zemine çekme rüzgârı üzerinde geldiğini ve bunun gereklerini yapmak için, artık kendisini ortaya doğrudan sürmesi gerektiğini, bilmelidir. MHP Genel Başkanlığı’na Devlet Bahçeli dışında birisi gelecek ise, bu gelecek kişinin de önünde bu gerçeklerin durduğunu bilmesi gerekir.

 

Başbuğ olmaktan çok çok önce Başbakan olunma gereğini en çok taşıyan tecrübe olarak Devlet Bahçeli -veya seçilecek bir başka genel başkan-, MHP’nin örgütlenme biçimini kararlı bir irade içinde yenilemeli, parti söylemini zenginleştirmeli, Türkiye’nin küresel konumuna dair, daha önce ifade ettiği gerçeklikleri, siyasi proje ve politik strateji ve taktiklere dönüştürmelidir. Bu değişimi taşıyacak birikimi MHP içine ve onun derinlerine ekmelidir. Bu ekim, geleceğin çiçeklerinin açtığı bir zemin olacaktır. Bu çabanın ardından çiçekleri sulayacak yağmur yağacaktır. Çünkü ‘Yada Taşı’, çabadır!

 

 

Sözümüzü şu hatırlatma ile bağlayalım: Alparslan Türkeş’le ilgili ifadeler ne Alparslan Türkeş’in antidemokratik olduğuna ne de Alparslan Türkeş’in halkçı olmadığına işaret etmektedir. Söylem biçimimiz, dengenin göstergesi ve kurulabildiği yere parmak basmaktadır. Kişiler iradelerini koyma ya da koyabilme şans ve imkânları açısından değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme, Alparslan Türkeş’in ölümü üzerine halkın gösterdiği ilgi ve o günün Türkiye’sinin gerçekleri herkes tarafından bilinmekte olduğunu belirtmekle ifade edilebilir. Aydınlar daha derin analizleri zamanla daha çok yapacaktır.

 

İfadelerimizden diğer siyasi parti taraftarları alınmasın. MHP, Türk siyasi hayatında özellikli bir partidir. Bunun nedeni kurucu Türkçü iradenin dolaylı da olsa zemin bulabildiği bir yer olmasıdır. Kurucu iradenin taşıyıcılığına layık olmak ise Türk Milleti'nin teveccühü ile ispatlanabilir.

 

Çimen Çıtır

Tokat, 13 Kasım 2006



Evrenek -Çimen Çıtır-


Ölemem ki

Sürerken yaşamımın gerekliği

Yanıltmıyor beni

Bildiklerim değil, bildireceklerimin erkliği



Kurtlar Vadisi Irak: Kopukluk ve Sızıntı -Çimen Çıtır-


Kurtlar Vadisi Irak filmini izledim. Film, oyuncuların bildik olması ve ABD'li sivil generalin sorusuna karşılık verilen cevabda diziye gönderme yapmasına rağmen diziden tamamen bağımsızdır. Filmin gerek kurgusunda gerekse montajında, bir sürekliliği göremiyoruz. Sahnelerin birbirinden kopuk bir şekilde, bir anlam bütünlüğü oluşturmayacak biçimde kurgulanarak montajlandığını söyleyebiliriz. Sahnelerin gerçekçiliği konusunda başarısız olduğunu da söyleyebiliriz.



Yeni Bir kavşakta Basit Bir Değerlendirme  -Çimen Çıtır-


Türkler, eleştirel bakışın kapısını araladı. Aydınlarımız, imandan önce sorguyu öne koymaya çalışıyor. Bunu olumlu bir başlangıç sayıyoruz. Ancak bu yolun uzunluğu ve çetinliği kadar unutulmaması gereken bir yanı da yetersizliğidir. Çünkü sağlıklı bir sorgu süreci başta duygusal olmak üzere düşünsel imkanlarla donanmış olmayı gerekli kılıyor. Türklerin duygusal donanışları, sahip oldukları kültürel zenginlik ve özellikle sözlü gelenekleri nedeniyle zaten her zaman gereken eşiğin üzerinde bulunmaktadır.



Türkmenlerin Arasında Bir Kara Kedi-Eşariciliğin Etnik Kini -Çimen Çıtır-


Osmanlı Devleti döneminde Kızılbaş Türkmenlerle-Şehzade Şehirlerinin Sünni Türkmenlerinin ayrılığı, Eşarilik Osmanlı erkine girdikçe başlamışdır. Büyük Selçuklu Türkmenleriyle, Türkmenlerin büyük çoğunluğunun arasını açan meseleler de Eşariliğin Nizamiye Medreselerinin kapısından Nizamülmülk eliyle girişi sonucudur. Osmanlı'yı Türkmen'den uzaklaştıranlar da, Maturidiliği Osmanlı Müslümanlığından kovanlar ve Eşariliği yerleştirenler aynıdır: Gayr-ı Türkler!


 

Çimen Çıtır


Tokat doğumludur. Çıtıroğlu soyundandır.

........... .............. .......... ...... ..... ..


 Umumi Siyaset


The image “http://dukkan.dharma.com.tr/img/books/t/975-333-058-8.jpg” cannot be displayed, because it contains errors.


Türkler Din Mezhep


Osmanlı Devleti döneminde Kızılbaş Türkmenlerle-Şehzade Şehirlerinin Sünni Türkmenlerinin ayrılığı, Eşarilik Osmanlı erkine girdikçe başlamışdır. Büyük Selçuklu Türkmenleri'yle, Türkmenlerin büyük çoğunluğunun arasını açan meseleler de Eşariliğin Nizamiye Medreselerinin kapısından Nizamülmülk eliyle girişi sonucudur. Osmanlı'yı Türkmen'den uzaklaştıranlar da, Maturidiliği Osmanlı Müslümanlığından kovanlar ve Eşariliği yerleştirenler aynıdır: Gayr-ı Türkler!

 

Bugün Türkiye Müslümanlığı Eşariliğin elinde hapistedir. ne yazık ki Cumhuriyet Türkiyesi de bunun önünü açmıştır. Bu ön açışta İslami görünüm altında etnik davalarını sürdürenler vardır.

 


 Türkçülük


The image “http://dukkan.dharma.com.tr/img/books/t/975-333-058-8.jpg” cannot be displayed, because it contains errors.


Türkler ve Eleştirel Bakış


Türkler, eleştirel bakışın kapısını araladı. Aydınlarımız, imandan önce sorguyu öne koymaya çalışıyor. Bunu olumlu bir başlangıç sayıyoruz. Ancak bu yolun uzunluğu ve çetinliği kadar unutulmaması gereken bir yanı da yetersizliğidir. Çünkü sağlıklı bir sorgu süreci başta duygusal olmak üzere düşünsel imkanlarla donanmış olmayı gerekli kılıyor. Türklerin duygusal donanışları, sahip oldukları kültürel zenginlik ve özellikle sözlü gelenekleri nedeniyle zaten her zaman gereken eşiğin üzerinde bulunmaktadır.


 Sinema



Kurtlar Vadisi Irak Filmi


Filmin sonunun ise arka planda çalınan türkü dışında çok "amerikanca" olduğunu ifade edebiliriz. Kadın kahraman nasıl oldu da finali kapdı, gerçekten anlamak mümkün değil. Filmin kadın kahramanı Arap mı Kürt mü Türkmen mi belirsizleştirilmiş ve Şeyh Kerküki adlı kişiye kilitlenmiş. Burada da örtük İslami mesajlar görüyoruz.

Film, yükselen ve eğer bir çözüm önerisi gelmezse Türkiye'nin tek geçerli seçeneği haline gelecek "Yeni Osmanlıcılığın" mesajlarını taşıyor. İmajı doğuya, içeriği batıya ait bu yeni Osmanlıcı dalganın popülerleştirildiğini görüyoruz.


 Okumakta Olduğu Kitaplar
 Tanrılara Karşı, Peter L. Bernstein
 Görme Biçmleri, John Berger
 Tasarım Yönetimi, B.Borja
 Zenginlik Devrimi, Alvin Toffler
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar
7Uluslar ve Milliyetçilikler, Jean Leca
8Türkiye'de Çağdaşlaşma Niyazi Berkes
9Avrasya'dan L.N. Gumuliev
8Şamanizm Mircae Eliade
7Bilimsel Devrimlerin Yapısı, Thomas Kuhn
9Monte Kristo, Alexandre Dumas
9Sofi'nin Dünyası, Jostein Gaarder
3Dünya Düzdür, T. Friedman
9Küreselleşmenin Geleceği, T. Friedman
8İdeal Devlet, Farabi
1Kürtler, Hasan Cemal
3Da Vinci'nin Şifresi, Dan Brown
6Bozkurt, C. Armstrong
8Global Paradoks, John Naisbitt
10Oryantalizm, Edward Said
3Dünya Tarihi, H.McNeill
9Sahip Olmak yada Olmak, Erich Fromm
7Savaşçı, Doğan Cüceloğlu
4Nietszche Ağladığında Irwin Yalom
6İnsan Mühendisliği, Nüvit Osmay
8Düşünce Tarihi, Afşar Timuçin
6İnsan ve Davranışı, Doğan Cüceloğlu
9Modern Psikoloji Tarihi, P.Schultz
7Genel Sosyoloji, Amiran Kurkan Bilgiseven
8Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi, Osman Turan
10Ulusların Etnik Kökeni, Anthony Smith