Yazar | 
Bedri Baykam |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | |  | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni |  | | |  | | |  | | |
| 
CHP ve Özeleştiri Erdemi
-Bedri Baykam-
Herkes geçtiğimiz hafta 22 Temmuz seçimini değerlendirmek için toplanan CHP Parti Meclisi’nin ne yorumlar yapacağını merak ediyordu. Acaba partide fatura kime kesilecek, kim görevini bırakacak, hangi özeleştiriler yapılacaktı? Sonra o şaka gibi vargılar dökülüverdi ortaya: MYK “Seçim Sonuçlarını AKP Lehine Etkileyen Temel Faktörler” başlığıyla bir rapor hazırlayıp “suçluları” kamuoyuna açıkladı: Beyin yıkayan 2. Cumhuriyetçi medya, AKP’ye destek veren tarikatlar, ABD ve AB, aynı şekilde cemaat ve aşiret ilişkilerinin Güneydoğu’daki etkileri, AKP lehine propaganda yapan imamlar, RTÜK ve YSK’nın AKP ihlallerine göz yummaları, halka dağıtılan rüşvetler… Yani aynaya bakmak merkez kadronun aklına bile gelmemişti! Sonra neler mi oldu? Tabii ki “malum medya”, önüne altın tepside sunulan bu fırsatı kaçırmadı ve CHP’yi delik deşik eden mizahi köşe yazıları her noktadan fışkırmaya başladı: Mehmet Barlas kalkıp “Hoca Fıkrası Gibi Seçim Yorumları” diye bir makale döşeniyor, bunu 30–40 başka makale izliyor… Vazgeçtim medyadan, CHP’lilerin kendileri bu yorumları okuyup saç-baş yoldular. Zaten seçimden iki gün sonra Baykal şaka yapar gibi, YTP – DSP - (ve SHP)’nin getirilerini hiçe sayarcasına, “oyumuzu 1,5 puan arttırdık” diye demeç verip, okları üstüne fazlasıyla çektikten sonra, bu rapor tam bir fıkra etkisi yaptı. Açık konuşalım: Ne MYK’nın, ne de hiç kimsenin, CHP’yi insanların ağzına bu şekilde sakız yapma hakları yok. CHP gibi köklü ve Cumhuriyet’in kurucusu olan bir partiyi yönetenler, her şeyden önce halkın gözünde bu saygınlığı korumaya mecburlar. İşin ilginç tarafı, MYK’nın raporda halka şikayet ettiği her veri, seçime giderken ülkenin içinde bulunduğu tüm şartların ve altyapının dökümünden ibaret! Bu şartları, bu yönetim “bunlarla başedilemez” diye gözünde büyütüyor idi ise, o zaman derhal çekilmeli, partiyi bir başka kadro 22 Temmuz’a taşımalıydı! CHP herkesçe bilinen o “çok namüsait şartlara rağmen” başarmaya mecburdu. Zico kalkıp bir maçtan sonra “hava kötüydü, rakip seyirciler bizi tutmuyordu, saha kaygandı, uçak yolculuğu yorucuydu” dese, bunlar inandırıcı bahaneler olur mu? Tarih, bahane sıralayanları değil, koca fırtınalara rağmen gemiyi kurtarıp limana çekmeyi başaranları hatırlar. İşin daha acı tarafları da var. Aslında Baykal ve MYK’sı, zaten o şikayet ettikleri şartlardan da sorumlular! 1988 yılında Baykal’ı SHP Genel Sekreterliği döneminde makamında ziyaret etmiştim. Dinciliğin yükselişine ve 163. madde tehlikesine uzun uzun değindim. Kendisi beni dinledi ve sonra “Sevgili Bedriciğim, seni bu şeriat paranoyasından kurtarmamız lazım” diye gülümseyerek teskin etti. Bunun ardından Baykal’ın CHP de Genel Sekreterliğe getirdiği Ertuğrul Günay, Mumcu öldürülmeden hemen önce “İmam Hatiplilerin askeri okullara alınmasını” savunan demeçler veriyordu! Dönem, CHP’nin “imam-hatipliyle diskocuyu” bir araya getirmeye çalıştığı dönemdi! Keşke Sn. Baykal haklı olmuş olsaydı da, Mumcu, Aksoy, Kışlalı ve tüm diğer şehitlerimiz aramızda olsaydı! Yani son 15–20 yılda, tüm bu şartlar dinci partileri körükleyecek bir kıvama yükselirken, SHP ve CHP o “yumuşak geçiş” yıllarında olaylara seyirci kalmasalardı. Bu “demokrasi” tanımının yanlış yapılmasının getirdiği bir felaketler silsilesinin başlangıcıydı. Mağlubiyetini hazmetmek, özeleştiri yapmayı bilmek bir erdemdir. Oyunun kuralları ve şartlar ortaya atılarak, yönetimler, bir de üstüne halkı suçlayıp, kendilerini aklayamazlar. CHP 1965 seçimlerini, İnönü’nün ortaya koyduğu “Ortanın Solu” sloganı üzerinden hazırlamıştı. Bu ses getiren çıkışın halka ulaştırılması ise, Paşa’nın A kadrosu olan genç milletvekilleri üzerinden gerçekleşiyordu. “Ortanın Solu, CHP’nin göbek adıdır” sloganıyla sivrilen Dr. Suphi Baykam, akımın en önde gelen ilk birkaç baş propagandacısından biriydi. Ama sonuç CHP için hüsran olmuştu: “Ortanın Solu, Moskova yolu” sloganıyla bu rüzgarı kesen Demirel’in AP’si, seçimi sildi süpürdü. Bozgun sonrası mağlubiyetin değerlendirmesini yapmak üzere toplanan CHP Parti Meclisi’nde oklar, İsmet Paşa’ya çevrilemeyeceğine göre, Baykam’a çevrildi. Henüz 39 yaşındaki genç milletvekili “Ortanın Solu”nun günah keçisi oldu ve acımasızca eleştirildi. Baykam “Bu savımızı halka anlatacak vaktimiz yeterli olmadı. Yoksa Türkiye için en doğru yol Ortanın Soludur, bu ‘suç’un sorumlusu aranıyorsa, bunu seve seve kabul ediyorum” diyerek Parti Meclisi’nden istifa etti. Bu aslında sosyal demokrasinin doğum dönemeciydi CHP için. Temel bir hata yoktu. Ama sonuçta, doğru ya da yanlış, CHP “suçu” kendinde aramıştı, oyunun kurallarında veya halkta değil! Keşke Baykal ve ekibi de özeleştiriye, diyalektik materyalizme açık olsaydılar… Geçen haftaki eleştirilerimi de, ne onay, ne de bir yanıt gelemeyeceğini bilerek yazmıştım. Gerçekten çok yazık… Bedri Baykam 7 Ağustos 2007
|
CHP'de Sorun İdeolojiden Çok İç Demokrasi -Bedri Baykam-
Baykal ve ekibinin anlayamadıkları bir konu var: Bu halkın Cumhuriyetçi, demokrat, Kemalist kesimleri, CHP’yi büyük ölçüde ideolojisi nedeniyle eleştirmiyor ki! CHP 1 Mart tezkeresi konusunda haklıydı. Laikliği savunup, Cumhurbaşkanlığına eşi türbanlı bir AKP’linin çıkmasını engellerken de haklıydı. Kıbrıs ve AB konusundaki şantajlara taviz vermeyen tavrında da haklıydı. Şehitlerimize sahip çıkan ve PKK’yı lanetleyen tavrında da haklıydı. Dokunulmazlıklar konusunda da haklıydı. Yani CHP’nin gerçek tabanının ana kızgınlığı, bugün kimi aklı evvellerin dediği gibi “Bu parti faşist oldu, sağa kaydı, aşırı milliyetçi, ırkçı oldu” gibi saçma sözler değil.
|
“AKP Ekspresi: Avrupa Biletiyle Tahran’a” -Bedri Baykam-
Yabancı medya mensuplarının benimle yaptıkları röportajlarda en çok tekrarlanan soru şu oluyor: “Peki, AKP’nin somut olarak neden olduğu anti-laik hareketler arasında ne var ki? Ne örnekler verebilirsiniz?” Bu soruyu biraz da samimi merakla soran yabancının dışında bir de işin bildiğiniz Türkiye kısmı var: “Abartıyorsunuz efendim! Adamlar ‘anti-laik’ ne yapmış ki! Hepsi paranoya bu korkuların! Bunlar aslında bizim solculardan daha demokrat”.
|
Terörü Lanetlerken Bir Barış Felsefesi Sunmak… -Bedri Baykam-
Karşımdaki içi kan ağlayan babanın adı Nuri Güreşen. Oğlu Hasan Güreşen’i kaybedeli şunun şurasında henüz iki haftacık olmuş. Ama inanın bana aradan iki on yıl daha geçse, o acı tazeliğinden hiçbir şey kaybetmez. Fotoğraftaki Hasan Güreşen, yakışıklı, taş gibi asker… Elinde makinalı tüfek ile şimdi pankart olmuş olan fotoğrafında gururla gülümsüyor. Baba Güreşen’e sarılıyorum ve güneş gözlüklerimin arkasında ağladığımı ona belli etmemeye çalışıyorum. Nuri Güreşen metin, kararlı ve dimdik ayakta… Artık oğlunun iki çocuğuna hem babalık hem dedelik yaparak avunacak…
|
| | 
Bedri Baykam
Bedri Baykam 1957 yılında Ankara'da CHP milletvekili Dr. Suphi Baykam ve Yüksek Mimar Mühendis Mutahhar Baykam'ın ikinci çocuğu olarak doğdu. İki yaşında resim yapmaya başladı. Altı yaşında Ankara, Bern ve Cenevre'de ilk eserlerini sergiledi. Harika çocuk olarak tanımlandığı 1960'lı yıllarda Avrupa ve Amerika'nın birçok sanat merkezinde sürekli olarak sergiler açtı, büyük ilgi gördü. İstanbul Fransız Lisesi'ne devam eden Bedri Baykam 1975 yılında Paris'e taşındı. Sorbonne Üniversitesi'nde işletme ve ekonomi tahsili yapan Baykam, bu fakülteden master aldı. Paris'te aynı süreç içinde L'Actorat isimli özel okulda aktörlük tahsili de yaptı. Baykam 1970'li yıllar boyunca aynı zamanda Türkiye Şampiyonaları'nda önemli dereceler alan ünli bir tenisçi oldu.
1980 yılında Amerika'ya taşınan sanatçı, 1984'e kadar California College of Arts and Crafts'de resim ve sinema eğitimi gördü. 1987 yılına kadar Amerika'da kalan Baykam, bu süre içinde de San Francisco, New York, İstanbul ve Paris'te birçok sergiler açmaya devam etti. 1987'de atölyesini İstanbul'a taşıyan Baykam, bugüne kadar 89 kişisel sergi açtı, birçok grup sergisine katıldı, birçok kısa metrajli film ve video filmleri çekti, kısa ve uzun metrajlı filmlerde aktörlük yaptı. Baykam'ın yayınlanmış 20 kitabı bulunuyor.
Çagdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Atatürkçü Düsünce Dernegi'nin aktif üyelerinden olan sanatçı, aynı zamanda UNESCO'ya bağlı Uluslararası Plastik Sanatlar Dernegi'nin de kurucularından ve halen bu örgütün Türkiye ulusal komitesi başkanı. Sosyal demokrat üç partinin birleşmesini sağlamak amacıyla kurulan Taban Operasyonu hareketini, çesitli demokratik kitle örgütleri başkanları ile beraber örgütleyen ve yönlendiren Baykam, 1995 yılı CHP kurultayında, CHP Parti Meclisi Üyeliğine seçildi ve bu göreve üç sene boyunca devam etti. Daha önce Güneş, Tempo, Siyah-Beyaz, Cumhuriyet, Aydınlık ve Aksam'da köşesi olan, üç yıl boyunca "Dönemin Rengi" isimli bir kültür tartışma programını Prima TV'de hazırlayan ve sunan, 2 yıl boyunca Artist-Skala sanat dergisinin genel yayın yönetmenliğini yapan Baykam, ayrıca Cumhuriyet Gazetesinde siyasi ve diğer sanat dergileri için de sanatsal makaleler yazıyor. FBTV'de "2 F 1 B" isimli bir futbol tartışması sunuyor.
Yeni Dışavurumculuk akımının öncülerinden olan ve ayrıca yaptığı multi-medya enstalasyonları (Livart) ve kolajli siyasi sanat eserleriyle de tanınan Baykam, sürekli kabuk değiştirmeyi seven bir sanatçı. 80'lerin başından bu yana birçok 16mm kısa film yönetti ve çesitli uzun metrajli filmlerde oyuncu olarak rol aldı.
1999 Aralık ayında, 40 yıllık sanat serüvenini ele alan retrospektif sergisi İstanbul'da, AKM'de açıldı. Amerikalı yönetmen Stefan R. Svetiev'in "This Has Been Done Before" isimli filmi, sanatçının tüm kariyerini ve siyasi yaşamını ele alan bir belgesel olarak aynı süreçte tamamlandı. Boyut Yayın Grubu aynı vesileyle Baykam'ın tüm dönemlerini biraraya getiren 480 sayfalık, "I'm Nothing But I'm Everything" isimli geniş monografiyi yayınladı. 2003 yılında CHP kurultayında Parti'nin Genel Başkan adaylarından olan ve "Yurtsever Hareket"in kurucusu ve yönlendiricilerinden olan Bedri Baykam, yıllardır ülkemizde siyaset sahnesinin ortasında yer alan aydınlardan biri.
Baykam ayrıca merkezi İstanbul'da bulunan Piramid Film Prodüksiyon Yapımcılık ve Yayıncılık şirketi ile Piramid Sanat'ın kurucusu. 1997 Mayıs ayında gazeteci Sibel (Yağcı) Baykam ile evlendi. Ocak 1999'da çiftin Suphi adını verdikleri oğulları oldu.
|
|
| 
| Umumi Siyaset |
| 
| Dünya |
| 
| Kavram |

|
...
|
|  | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |  | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |
|
|