Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

11 Nisan 2007

Abdurrahim Karakoç

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Türkiye

 


12 Eylül'ün İkinci Suru ve Direnişe Davet


-Nimetullah Sucu-


Bugün ülkemizde cereyan eden hadiseleri sağlıklı bir şekilde irdeleyebilmek için 12 Eylül 1980’le birlikte ortaya çıkan gelişmelere dikkat çekmeliyiz. Bir kere, 12 Eylül İhtilali bir yönüyle Amerika’nın Sovyetler karşısında yeşil kuşak oluşturma arayışının bir neticesi olarak meydana gelmiştir. Bu arayışın neticesinde ilk olarak ılımlı İslam anlayışı hâkim kılınmaya çalışılmıştır. Ancak, sanıldığının aksine Amerika’nın bölgedeki çıkarları sadece İslam’ın ılımlılaştırılmasıyla korunmuyordu. Aynı zamanda milliyetçiliğin de pazar ideolojisine eklemlenerek ılımlılaştırılması yeni dünya düzeninin sorunsuz bir şekilde işletilmesi için olmazsa olmaz bir husustu. Bu doğrultuda devletin resmi politikaları Türk-İslam Ülküsü değil, fakat Türk-İslam sentezine doğru koşullandırıldı. Bu şekilde milliyetçi camiadan pek çok insan ‘kendi zindanda, fikri iktidarda’ şeklinde bir slogan üzerinden sistemin kendilerini fiziken dışlamasına karşın düşünsel açıdan içerdiği yanılsamasına kapıldı. Oysa 12 Eylül rejimiyle birlikte getirilen bu yeni düzen içerisinde milliyetçilik emperyalizme ve her türlü sömürüye karşı duruşu sergileme vasfından uzaklaştırılarak dışa bağımlı kılınıyordu. Başka bir deyişle heteronom(=dışa bağımlı) milliyetçilik anlayışıyla pazar yasalarına tabi bir ideolojiye dönüştürülüyordu.

 

Nitekim böyle bir dönüşümün neticesi olarak bugün milliyetçi olmanın ölçütleri pazar içinde aranır oldu. Şöyle ki, kurulu ekonomik sömürü düzenine ülkenizin en iyi biçimde entegrasyonunu sağlamanızın adı milliyetçilik oldu. Hâlbuki sözü edilen tanımlama köleliğin ve millet olarak aşağılanmanın en üst noktasını ifade eder. Diğer yandan din de ticari bir mantıkla yeniden yorumlanarak Püriten bir İslam anlayışı oluşturuldu. Böyle bir anlayış neticesinde örgütlenen cemaatler, potansiyel üyelerini 12 Eylül döneminin acılarını iliklerine dek yaşamış ve bu yüzden de kendinden sonraki neslin aynı acılardan uzak yaşamasını dileyen ülkücü- milliyetçi kesimin çocukları arasından seçmiştir. Hatta ateist bir insanı dine ısındırmak yerine bu cemaatler kendilerine hedef kitle olarak o devrin acılarını yaşamış inançlı insanların çocuklarını belirlemiştir. Böylece radikal milliyetçi kanattan bakiye kalan son kuşak da yeni düzenin çarkları içerisine dâhil edilmiştir.

 

Daha sonra, bu serbesti havası içerisinde dinsel olanın halkası genişledikçe dinle uzaktan yakından ilgisi olmayan kesimler de bu halkanın içine çekilmeye başlanmıştır. Halka genişledikçe ortalığı sarıklı, cüppeli aksesuar İslamcıları sardı. 28 Şubat süreciyle birlikte bu vitrinlik kaba softa ham yobazların şahsında inancında samimi insanlar da dışlanarak sistemin dışına itildi. Böylece 12 Eylül stratejisinden bihaber kalabalıklar her geçen gün kendi devletine ve ülkesine yabancılaşmaya başladı. Oysa 28 Şubat belirli kesimlerin ekonomik rant devşirme mücadelesi olmasının yanında aynı zamanda dışarıdan esen ılık rüzgarların ördüğü ilk surdu. Bu surun arkasında İslam’ın Protestan yorumu saklıydı.

 

Bugüne geldiğimizdeyse, tıpkı 28 Şubat sürecinde yaşananlara benzer biçimde bugün de ülkemizde aksesuar milliyetçileri boy vermeye başladı. Bugün karnaval havasında milliyetçilik nümayişleri yapanları yarın bir tehlike belirdiğinde aynı hassasiyet içerisinde göremezsek pek şaşırmamalıyız. Zira dün nasıl ki topun ağzında yeni dünya düzeni için tehlikeli bulunan din vardı ve bu dinin pazar içerisine çekilerek ılımlılaştırılması gerekiyordu, bugün de aynı stratejinin diğer bir yönünü oluşturacak biçimde namlunun ucunda milliyetçilik vardır. Milliyetçiliğin her fırsatta yükseldiğine dair pohpohlamalar ve tören havasında sunulması da bu yüzdendir. Türk milliyetçilerini örülmeye çalışılan bu ikinci surun karşısında direnişe davet ediyorum. Türk milliyetçileri asla ne Amerika’nın ne Rusya’nın ne de Çin’in bölgedeki çıkarlarının korunmasında aracı bir unsur haline getirilemeyecektir. Zira “Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes, ey kahpe rüzgâr artık ne yönden esersen es!”

 

Nimetullah Sucu

Araştırma Görevlisi,

A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi, Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Anabilim Dalı

11 Nisan 2007



Yeni Dünya Düzeninin Çoklu Oyun Teorisi İçerisinde Konjonktürel Milliyetçilik -Nimetullah Sucu-


Bugün insanların dayanak noktası olarak esas alacakları bütünlüklü bir zemin algısı yok edildiği içindir ki, artık her fikri oluşumun kaynakları tinsel dünyanın içerisinde aranıyor. Şöyle ki, bir süredir ülkemizde milliyetçiliğin yükselip yükselmediğine dair tartışmaların yürütüldüğü zemine baktığımızda bu fikrin yükselişte olduğuna kanaat getirenlerin tinsel göstergelerden hareket ettikleri görülüyor. Zira, insanların fevri tepkisellikleri ve geçici muhteviyata haiz hissi temayülleri milliyetçiliğin yükselişine kanıt olarak gösteriliyor. Peki  kültürel değerlerimizin, tarihi gerçekliklerin ve bir millet olma şuurunun içini dolduran ne kadar değer varsa içinin boşaltıldığı bir ülkede hangi milliyetçiliktir yükselen?



Mülkiye'nin Arazı ve TGPAK'ın Düşünce Marazı -Nimetullah Sucu-


Yer Mülkiye, tarih 28 Şubat 2007. Hocalı Katliamı’nın anısına Araz Topluluğu bir sinevizyon gösterisi ve konferans tertip ederek bu olayın tarihsel dokümanını gözler önüne sermeye çalışırken, Tarihi Gerçekleri Paranteze Alma Komitesi de iş başındaydı. Onlara göre herkesin bildiği şeyleri tarihte temcid pilavı gibi yinelemenin anlamı yoktu. Göğüsleri kesilerek çocuklarına yedirilmeye çalışılan kadınların dramı, kalpağı başında ölesiye dövülerek öldürülmüş dedelerin tarihe iz düşen cesetleri, kundakta kurşunlanan bebeklerin donmuş bedenleri anılmaya değer değildi onlar için. Hatta kendi ifadeleriyle bu görüntülerle kimsenin tadını kaçırmaya da hakları yoktu konferansı tertip edenlerin.



Terörün Aruz Vezni: Failatun Failatun Failatun Failun -Nimetullah Sucu-


Terör sözcüğü, Latince kökenli olup (terrere) anlamı “korkutmak,dehşete düşürmek, korkutup kaçırmak,caydırmak,tedhiştir.” Siyasi Terimler ve Örgütler Sözlüğünde “kamu otoritesini veya toplum yapısını yıkmak için girişilen korku ve yılgınlık saçan şiddet hareketleri” olarak tanımlanmıştır. Terör olgusunun üzerinde uzlaşılmış ortak bir tanımı bulunmamaktadır. Şöyle ki, bugüne değin yapılmış 140 farklı terör tanımı mevcuttur. Meydan Larousse’da terörizm “ihtilalci grupların giriştiği şiddet eylemlerinin tümü, tedhişçilik, bir hükümet tarafından uygulanan şiddet rejimi”,  Ana Britannica’da “siyasal bir hedefe ulaşmak amacıyla devlete, halka ya da bireylere karşı sistemli şiddet eylemlerine başvurma” biçiminde tanımlanmıştır.


 

Nimetullah Sucu


1979 yılının Ocak ayında Adıyaman ilinin Besni ilçesinde doğdu. Lisans öğrenimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü'nde tamamladı. Yüksek Lisans öğrenimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Anabilim Dalı'nda tamamladı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Anabilim Dalı'nda doktora öğrenimine devam etmektedir.


 Milliyetçilik



Biyo-Psişik Milliyetçilik


Biyo-psişik milliyetçilik, toplumsal ve tarihsel üretim noktasında sıfıra tekabül eden ve insanın sahip olması bakımından üzerinde hiçbir iradi etkisi söz konusu olmayan özelliklerine atıfta bulunarak, ırk, kafatası, deri rengi gibi somut dışsal özellikler üzerinden insan varlığının bir ya da birkaç parçasını en değerli mülk ve değişmez bir değer kılan ilkel türde bir milliyetçilik ideolojisidir.


 Siyaset



Milletin Oluşumu


Bir milletin oluşması için ortak bir toplumsal ve tarihsel üretimin söz konusu olması gerekir. Bu anlamda, günümüzde etnik aidiyet bakımından ayrı toplulukların kendilerine millet payesi biçilmesiyle millet olma yolundaki gayretleri hem bir empozenin ürünüdür hem de beyhude bir çabadır. Milletleri organizmacı bir yaklaşımla ele alıp, etnik aidiyetleri onların küçük çocukları olarak görmek ve büyüdüklerinde millet olabilecekleri yolundaki düşünüş tarzı teorik ve pratik temelde asılsızdır.


 Kavram



Türk Milliyetçiliği


Bizim milliyetçilik anlayışımız batıdan mülhem şekilde gökten zembille indiği düşünülen bir ırkın soy kavgası ve aynileştirme çabası değil, tarihsel ve toplumsal üretim ilişkileri içerisinde üretilen ortak değerler manzumesini işleyerek oluşturduğumuz bir millet kompozisyonunu (satırları uzayıp değişen, başlığı hiç değişmeyen) sürdürme misyonudur. Türk milleti empoze biçiminde değil, kompoze şeklinde bu ülkede yaşayan insanların ortak çabasıyla vücuda getirilmiş bir sosyal özgünlüğü ifade eder.


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar