Yazar | 
Nimetullah Sucu |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | |  | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni | | |
| 
Mülkiye'nin Arazı ve TGPAK'ın Düşünce Marazı
-Nimetullah Sucu-
Yer Mülkiye, tarih 28 Şubat 2007. Hocalı Katliamı’nın anısına Araz Topluluğu bir sinevizyon gösterisi ve konferans tertip ederek bu olayın tarihsel dökümanını gözler önüne sermeye çalışırken, Tarihi Gerçekleri Paranteze Alma Komitesi de iş başındaydı. Onlara göre herkesin bildiği şeyleri tarihte temcid pilavı gibi yinelemenin anlamı yoktu. Göğüsleri kesilerek çocuklarına yedirilmeye çalışılan kadınların dramı, kalpağı başında ölesiye dövülerek öldürülmüş dedelerin tarihe iz düşen cesetleri, kundakta kurşunlanan bebeklerin donmuş bedenleri anılmaya değer değildi onlar için. Hatta kendi ifadeleriyle bu görüntülerle kimsenin tadını kaçırmaya da hakları yoktu konferansı tertip edenlerin. Çünkü onlar için varsa yoksa Hırant Dink vardı, namusu çiğnenen, aşağılanan, hor görülen, yağma ve talan edilen Türklerin feryadı yoktu. Peki, Dink’in cenazesinde ve her fırsatta insan hakları savunuculuğu altında teşekkül eden bu komite nedir? Kimlerin terkibinden oluşur ve hangi amaca hizmet eder? Bu yazımda sizlerle bu hususu irdelemeye çalışacağım. Bir kere, bu ülke soluyla sağıyla, okuyla yayıyla, özüyle sözüyle bir olmalıdır. Ülke düzleminde bu birliğin gerekliliğini Kenan Evren’in son açıklamaları göstermiştir. Bu açıklamalarıyla 12 Eylül Darbesi’nin gerekçelerini teşhir eden Evren, o dönemde sağından solundan nice birikimli ve yürekli insanın birbirlerine kırdırıldıkları gerçeğini kendi ağzıyla teyit etmiştir. Dolayısıyla, bu yazı belirli bir siyasi fikri ya da ideolojik bir örgütlenmeyi değil, tersine toplama şekilde bir araya getirilmiş bir tertip komitesinin gerçek yüzünü göstermeye yöneliktir. Bilindiği gibi, postmodernizm diye tabir edilen bir post-kurgusallık içerisinde gerçek olan her şey ayıklanarak ve ayaklarından tavana doğru asılarak baş aşağı edildi. İnsanın yaşadığı hayatın hayalle takas edilmesi olabilirliklerin ve olası birlik(!)lerin sayısını arttırdı. Tarihsel gerçeklik fenomenolojik bir yordamla askıya alınarak sıfır tabanlı bir düşünme biçimi dayatılmaya çalışıldı. Belleğin adeta uyuşturucu haplarla tarumar edildiği böyle bir devirde sizin bir olayı anımsamaya dönük çabanız ve hesaplaşmaya yönelik tavrınızın önüne set çekildi. Örneğin, Ermenilerin bu ülkede soykırıma uğradıklarına yönelik sav bir dogma halinde benimsenirken, Adana’da, Maraş’ta, Erzurum’da, Adıyaman’da Ermeni saldırıları sonucu öldürülen çok sayıda insanın tüyler ürperten vesikaları görmezden gelindi. Hatta bu saldırılar neticesinde obaları, ocakları yakılan, yerlerinden yurtlarından edilen görece çok sayıda Kürt kardeşimiz varken, bugün kes-yapıştır usulü postmodern bir yöntemle tarihi gerçeklikler unutturularak Kürtlerle Ermeniler Türkiye Cumhuriyeti’ni yıpratma ve çökertme gayesiyle bir araya getirilmeye çalışılıyor.
Bir araya getirilmeye çalışılanlar sadece etnik aidiyete mensup olma bilinciyle donatılmış ve geçmişin çetelesini tutan unsurlar mı? Elbette değil. 28 Şubat süreci gerçekte ekonomik rantın bölüşülmesi ve devşirilmesinin somut bir tezahürü iken, bunun külfetini halka çektirmeye çalışan bir zihniyetin ürünü olarak bugün ülkemizde küskün kalabalıklar çoğalmaya başladı. Şöyle ki, kendi öz yurdunda parya olduğu yanılsamasıyla dışlanan bir nesil bugün ne yazık bu tertip komitesinin içerisine doğru çekilmeye başladı. Muhafazakârlık, liberallik ve demokratlık her fırsatta bu oluşumların üstünü örten bir kılıf haline getiriliyor. Bu tertip komitesi etrafında örgütlenen kalabalıklar kendilerini belirli değerlerin hamisi olarak gördükleri gibi bilimsel olma hüviyetinin salt kendi düşüncelerine yakışacağı yanılsaması içerisindedirler. Oysa özgürce bilimsel araştırma ve tartışma mekânı olarak örgütlenen üniversiteleri kendilerinin tapulu malı olarak görenler büyük bir aldanış içerisindedirler. Zira üniversiteler kimsenin köşe kapmaca oynadığı mekânlar değildir. Özgür bilimsel tartışma platformları da konuşmacıların panoptik bir biçimde gözlem altına alınarak, istenilen demeci sunmasının ve söylediklerinde ne denli samimi olduklarının dahi sınava tabi tutulmasının aracı kılınan ortamlar olamaz. Ayrıca üniversiteler hiçbir grubun bir bilimsel teşebbüste bulunmak için bir başka gruptan icazet alma gerekliliğinin dayatıldığı mekânlar da değildir. Hele ki Mülkiye tarihinin hiçbir döneminde böylesine bir tekelleştirmenin ve despotizmin entelektüel mekânı olmamıştır, olmayacaktır. Bu dayatmanın hamiliğini üstlenenlere söylenebilecek en güzel söz Mülkiye Marşı’nın dizelerinde saklıdır: Mülkiye Marşı
Başka bir aşk istemez, aşkınla çarpar kalbimiz, Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz. Gül ki sen, neş'enle gülsün ay, güneş, toprak, deniz. Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz. Bir güneştin bir zamanlar, aya kadar kaldındı dün, Dün bir ay'dın, sislenen boşlukta yıldızsın bu gün; Benzin uçmuş bak, ne rüya'dır, bu akşam gördüğün? Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz. Beklesin Türkoğlu'nun azminde kuvvet bulmayan, Sel durur, yangın söner elbette bir gün Ey Vatan Süslenir, oynar yârin, dün ağlayıp matem tutan Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz.
Nimetullah Sucu Araştırma Görevlisi, A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi, Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Anabilim Dalı 1 Mart 2007
|
Terörün Aruz Vezni: Failatun Failatun Failatun Failun -Nimetullah Sucu-
Terör sözcüğü, Latince kökenli olup (terrere) anlamı “korkutmak,dehşete düşürmek, korkutup kaçırmak,caydırmak,tedhiştir.” Siyasi Terimler ve Örgütler Sözlüğünde “kamu otoritesini veya toplum yapısını yıkmak için girişilen korku ve yılgınlık saçan şiddet hareketleri” olarak tanımlanmıştır. Terör olgusunun üzerinde uzlaşılmış ortak bir tanımı bulunmamaktadır. Şöyle ki, bugüne değin yapılmış 140 farklı terör tanımı mevcuttur. Meydan Larousse’da terörizm “ihtilalci grupların giriştiği şiddet eylemlerinin tümü, tedhişçilik, bir hükümet tarafından uygulanan şiddet rejimi”, Ana Britannica’da “siyasal bir hedefe ulaşmak amacıyla devlete, halka ya da bireylere karşı sistemli şiddet eylemlerine başvurma” biçiminde tanımlanmıştır.
|
Paranteze Alınan Milliyetçilik İdeolojisi ve Dışta Bırakılanlar -Nimetullah Sucu-
19 Ocak 2007 tarihinde öldürülen Hırant Dink’in ardından düzenlenen cenaze töreninde “Hepimiz Hırant Dink’iz, Hepimiz Ermeniyiz” sloganları gerçekte sosyal milliyetçilik karşısında yukarıda temel unsurlarıyla analiz etmeye çalıştığımız fenomenolojik tavrın bir ifadesidir. Şöyle ki, tek tek benlikler üzerinden kolektif bir benliğe doğru çıkılan yolculukta benin anlaşılır kılınması ötekinin varlığı üzerinden gerçekleştirilir. Bu durum psikolojide sıkça dillendirilen empati kavramının felsefi dildeki ifadesidir. Başlangıçta, kendini başkasının beninin yerine koyarak kendi benini keşfetme arzusu çok demokratik bir tavır gibi görünse de, olayı derinlemesine analiz ettiğimizde gerçekte bu tavrın içerisinde bir otorite durumunun saklı olduğu gerçeğiyle yüzleşiriz.
|
Ülkemizde Milliyetçiliğin Farklı Tezahürlerine Eleştirel Bir Bakış -Nimetullah Sucu-
Bugün ülkemizde siyasal düzleme göz gezdirdiğimizde değişik türde ifade edebileceğimiz bir çok milliyetçi oluşumun varlığına tanık oluruz: 1) Muhafazakar Milliyetçilik: Bugün, ülkemizde gelenekler adı altında bir gelen ekler kuşatmasıyla karşı karşıyayız. Gerçekte kendi öz değerlerimize yabancı pek çok Viktoryen adetler kendi geleneğimizmiş gibi bize dayatılmaya çalışılıyor. Hıristiyan dininin ve Batı kültürünün empoze ettiği bu değerleri sorgulamadan bir dogma halinde benimsemeye koşullandırılıyoruz. Düşünce tarzlarımız bu eklerle donatıldıkça Batı’yla aramızdaki duyuş mesafesi de gittikçe daralıyor.
|
| | 
Nimetullah Sucu
1979 yılının Ocak ayında Adıyaman ilinin Besni ilçesinde doğdu. Lisans öğrenimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü'nde tamamladı. Yüksek Lisans öğrenimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Anabilim Dalı'nda tamamladı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi Anabilim Dalı'nda doktora öğrenimine devam etmektedir.
|
|
| 
| Milliyetçilik |

| Biyo-Psişik Milliyetçilik
Biyo-psişik milliyetçilik, toplumsal ve tarihsel üretim noktasında sıfıra tekabül eden ve insanın sahip olması bakımından üzerinde hiçbir iradi etkisi söz konusu olmayan özelliklerine atıfta bulunarak, ırk, kafatası, deri rengi gibi somut dışsal özellikler üzerinden insan varlığının bir ya da birkaç parçasını en değerli mülk ve değişmez bir değer kılan ilkel türde bir milliyetçilik ideolojisidir.
|
| 
| Siyaset |

| Milletin Oluşumu
Bir milletin oluşması için ortak bir toplumsal ve tarihsel üretimin söz konusu olması gerekir. Bu anlamda, günümüzde etnik aidiyet bakımından ayrı toplulukların kendilerine millet payesi biçilmesiyle millet olma yolundaki gayretleri hem bir empozenin ürünüdür hem de beyhude bir çabadır. Milletleri organizmacı bir yaklaşımla ele alıp, etnik aidiyetleri onların küçük çocukları olarak görmek ve büyüdüklerinde millet olabilecekleri yolundaki düşünüş tarzı teorik ve pratik temelde asılsızdır.
|
| 
| Kavram |

| Türk Milliyetçiliği
Bizim milliyetçilik anlayışımız batıdan mülhem şekilde gökten zembille indiği düşünülen bir ırkın soy kavgası ve aynileştirme çabası değil, tarihsel ve toplumsal üretim ilişkileri içerisinde üretilen ortak değerler manzumesini işleyerek oluşturduğumuz bir millet kompozisyonunu (satırları uzayıp değişen, başlığı hiç değişmeyen) sürdürme misyonudur. Türk milleti empoze biçiminde değil, kompoze şeklinde bu ülkede yaşayan insanların ortak çabasıyla vücuda getirilmiş bir sosyal özgünlüğü ifade eder.
|
|  | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |  | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |
|
|