
Yaşa Mustafa Kemal Paşa, Yaşa
-Mustafa Cemil Kılıç-
Her ulusun belleğinde mıh gibi çakılı, unutulmaz günler vardır. 19 Mayıs da Türk ulusu için böylesi günlerden biridir. 19 Mayıs Anadolu Türklüğünün emperyalizme karşı başkaldırdığı tarihsel bir gündür. Büyük Türk şairi Nazım Hikmet'in ifadesiyle "Sarışın Bir Kurda" benzeyen Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğindeki Anadolu halkı özgürlük ve bağımsızlık yolunda ilk adımı 88 yıl önce samsun'da atmıştır. Samsun'da atılan bu adım Türk ulusunun binlerce yıl önce gerçekleştirdiği Ergenekon destanını anımsatmaktadır. Evet, binlerce yıl önce börteçine adlı bir kurdun öncülüğünde esaretten özgürlüğe doğru yürüdüğümüz gibi 88 yıl önce de Mustafa Kemal adlı sarışın bir kurtla batı emperyalizmine karşı ayağa kalktık.
"Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtacaktır. " diye onunla haykırdık.
"Ya bağımsızlık ya ölüm." parolasıyla çıktığımız bu kutlu yolu 9 Eyül'de Batı emperyalizminin maşası olarak kullanılan Yunan Ordusunu İzmir'mizde denize dökerek görkemli bir zafere taşıdık.
Bu görkemli zaferin en güzel ifadelerinden biri hiç kuşku yok ki bugün İzmir Marşı'nın şu sözlerinde hayat bulmaktadır:
İzmir'in dağlarında çiçekler açar, Altın güneş orda sırmalar saçar, Bozulmuş düşman yel gibi kaçar,
Yaşa Mustafa Kemal Paşa, yaşa ! Adın yazılacak mücevher taşa !
19 Mayıs, gençlik bayramıdır. 19 Mayıs, gençlerin bayramıdır. Bugün yüce Atatürk'ü anma bayramıdır. Başta Türk gençliği olmak üzere bütün Türk ulusu olarak bugün yüce Atatürk'ü anıyoruz. Çünkü; O bizim sönmeyen, söndürülemeyen, sönmeyecek olan ışığımızdır. Bizi karanlıklardan aydınlığa taşıyan odur.
Unutmadık; Bize " padişahın kulları " deniyordu. Fakat o bize " Türk Milleti" diye seslendi. Ümmettik, onunla milet olduk !
Unutmadık; O, ulusal kurtuluş savaşını başlattığında emperyalistlerle işbirliği yapan bazı sözde din adamları fetva yayınlayıp ona "kafir" dediler. Oysa görmesini bilenler için yüce Atatürk, Allah'ın ulusumuza bir lütfu idi. Ne hazin ki ona kafir diyenler sonra gidip gerçek kafirlere sığındılar.
Türk gençliği ve bütün Türk ulusu Atatürk'e neler borçlu olduğunu unutmamalıdır.
Yüce Atatürk'ün gerçekleştirdiği cumhuriyet devriminden önce dilimize uymayan bir alfabeyle okuma yazma öğrenmeye çalışıyor fakat yıllar süren bir çaba sonucu ancak öğrenebiliyorduk. Oysa yeni Türk alfabesiyle şimdi çocuklarımız 4 yada 5 ayda okuma yazma öğrenebiliyorlar.
Türk kızları, Cumhuriyet devriminden önce kız çocuklarının okuma ve yazma hakkının olmadığını, daha çocuk yaşta iken evlendirildiğini, mirastan yarım pay alabildiklerini, kadınların şeriat yasaları gereği mahkemelerde şahitliklerinin erkeklerin yarısı kabul edildiğini yani 2 kadının bir erkeğe eşit sayıldığını, kadınların bir erkeğin 2., 3., 4. karısı olmaya zorlandığını ve mahkum edildiğini, kara çarşaf ve kara peçe gibi çağ dışı kıyafetlere tutsak edildiğini unutmamalıdır.
Türk kızları, Yüce Atatürk'ün kendilerine sağladığı bu haklara sahip çıkmalıdır. Başta Türk gençliği olmak üzere bütün Türk ulusu bugün sinema, tiyatro, bale, opera, resim gibi pek çok çağdaş sanatsal etkinliği gerçekleştirebiliyorsa, çağdaş kıyafetlerle kadın erkek bir arada hayatın her alanında bulunabiliyorlarsa, Türk dilinde eğitim görebiliyorlarsa, ay yıldızlı Türk bayrağının altında yüreklerinin derinliklerinden gelen onurlu bir sesle İstiklal Marşını söyleyebiliyorlarsa bunu yüce Atatürk'e ve onun silah arkadaşlarına borçlu olduklarını unutmamalıdır. Hiç kuşku yok ki, Türk ulusunu aydınlığa, mutluluğa ve refaha ulaştıracak yol Atatürk'ün yoludur, Atatürkçülük yoludur.
Çünkü; Atatürkçülük, bağımsızlık demektir. Atatürkçülük, hurafe, yobazlık ve bedevi gelenekleri yerine akıl ve bilimi rehber almak demektir. Atatürkçülük, gerici, teokratik referanslar yerine çağdaşlık ve laiklik demektir. Nitekim yüce Atatürk bir sözünde şöyle buyurmaktadır:
"Benim akıl ve bilimden başka manevi bir mirasım yoktur. Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. Hayatta en gerçek yol gösterici bilimdir. "
Hiç kuşku yok ki Atatürk, Türk tarihinin yetiştirdiği en büyük şahsiyetlerden biridir.
Bu nedenle; Atatürkçülük, binlerce yıllık Türk tarihinin kahramanları olan Oğuz Kağan, Bilge Kağan, Alparslan, Timur, Cengiz Han, Dede Korkut, Hoca Ahmet Yesevi, Karamanoğlu Mehmet Bey, Osman Bey, Fatih Sultan Mehmet, Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre, Pir Sultan Abdal, Şah İsmail Hatai gibi ve daha adını anmadığımız binlerce yüce kişiliğin yolunda yürümek demektir.
O halde şerefle haykıralım ki, her Türk bir Mustafa Kemaldir.
Biz Türküz!
Biz Mustafa Kemaliz !
Varlığımız Türk varlığına armağan olsun !
19 Mayıs ulusal bir bayram olmanın yanısıra yüce Atatürk'ümüzün de doğum günüdür.
Bu vesileyle 126. doğum gününde yüce Atamızın manevi huzurunda kalbimin derinliklerinden gelen kıvanç dolu bir sesle haykırmak istiyorum:
Doğum günün kutlu olsun yüce Atatürk ! Doğum günün kutlu olsun Yüce Atatürk ! Doğum günün kutlu olsun yüce Atatürk !
Cihan durdukça, dünya var oldukça adın bir şeref ifadesi olarak bütün Türklerin kalbinde yazılı olacaktır.
Sözlerimi konuşmamın başında seslendirdiğim dizelerle noktalamak istiyorum:
İzmir'in dağlarında çiçekler açar, Altın güneş orda sırmalar saçar, Bozulmuş düşman yel gibi kaçar,
Yaşa, Mustafa Kemal Paşa, yaşa ! Adın yazılacak mücevher taşa ! Mustafa Cemil Kılıç
İstanbul, 19 Mayıs 2007
İliştiri: 19 Mayıs 2007'de Fatih Kocamustafapaşa Lisesinde düzenlenen törende yaptığım konuşma metnidir.
|