Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

20 Mayıs 2007

Babür Şah

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Türkiye

 


Yaşa Mustafa Kemal Paşa, Yaşa


-Mustafa Cemil Kılıç-


Her ulusun belleğinde mıh gibi çakılı, unutulmaz günler vardır. 19 Mayıs da Türk ulusu için böylesi günlerden biridir. 19 Mayıs Anadolu Türklüğünün emperyalizme karşı başkaldırdığı tarihsel bir gündür. Büyük Türk şairi Nazım Hikmet'in ifadesiyle "Sarışın Bir Kurda" benzeyen Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğindeki Anadolu halkı özgürlük ve bağımsızlık yolunda ilk adımı 88 yıl önce samsun'da atmıştır. Samsun'da atılan bu adım Türk ulusunun binlerce yıl önce gerçekleştirdiği Ergenekon destanını anımsatmaktadır. Evet, binlerce yıl önce börteçine adlı bir kurdun öncülüğünde esaretten özgürlüğe doğru yürüdüğümüz gibi 88 yıl önce de Mustafa Kemal adlı sarışın bir kurtla batı emperyalizmine karşı ayağa kalktık.

"Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtacaktır. "  diye onunla haykırdık.

"Ya bağımsızlık ya ölüm." parolasıyla çıktığımız bu kutlu yolu 9 Eyül'de Batı emperyalizminin maşası olarak kullanılan Yunan Ordusunu İzmir'mizde denize dökerek görkemli bir zafere taşıdık.

Bu görkemli zaferin en güzel ifadelerinden biri hiç kuşku yok ki bugün İzmir Marşı'nın şu sözlerinde hayat bulmaktadır:

İzmir'in dağlarında çiçekler açar,
Altın güneş orda sırmalar saçar,
Bozulmuş düşman yel gibi kaçar,

Yaşa Mustafa Kemal Paşa, yaşa !
Adın yazılacak mücevher taşa !

 

19 Mayıs, gençlik bayramıdır. 19 Mayıs, gençlerin bayramıdır. Bugün yüce Atatürk'ü anma bayramıdır. Başta Türk gençliği olmak üzere bütün Türk ulusu olarak bugün yüce Atatürk'ü anıyoruz. Çünkü; O bizim sönmeyen, söndürülemeyen, sönmeyecek olan ışığımızdır. Bizi karanlıklardan aydınlığa taşıyan odur.

Unutmadık; Bize " padişahın kulları " deniyordu. Fakat o bize " Türk Milleti" diye seslendi. Ümmettik, onunla milet olduk !

Unutmadık; O, ulusal kurtuluş savaşını başlattığında emperyalistlerle işbirliği yapan bazı sözde din adamları fetva yayınlayıp ona "kafir" dediler. Oysa görmesini bilenler için yüce Atatürk, Allah'ın ulusumuza bir lütfu idi. Ne hazin ki ona kafir diyenler sonra gidip gerçek kafirlere sığındılar.

Türk gençliği ve bütün Türk ulusu Atatürk'e neler borçlu olduğunu unutmamalıdır.

Yüce Atatürk'ün gerçekleştirdiği cumhuriyet devriminden önce dilimize uymayan bir alfabeyle okuma yazma öğrenmeye çalışıyor fakat yıllar süren bir çaba sonucu ancak öğrenebiliyorduk. Oysa yeni Türk alfabesiyle şimdi çocuklarımız 4 yada 5 ayda okuma yazma öğrenebiliyorlar.

Türk kızları,
Cumhuriyet devriminden önce kız çocuklarının okuma ve yazma hakkının olmadığını, daha çocuk yaşta iken evlendirildiğini, mirastan yarım pay alabildiklerini, kadınların şeriat yasaları gereği mahkemelerde şahitliklerinin erkeklerin yarısı kabul edildiğini yani 2 kadının bir erkeğe eşit sayıldığını, kadınların bir erkeğin 2., 3., 4. karısı olmaya zorlandığını ve mahkum edildiğini, kara çarşaf ve kara peçe gibi çağ dışı kıyafetlere tutsak edildiğini unutmamalıdır.

Türk kızları,
Yüce Atatürk'ün kendilerine sağladığı bu haklara sahip çıkmalıdır. 
 

Başta Türk gençliği olmak üzere bütün Türk ulusu bugün sinema, tiyatro, bale, opera, resim gibi pek çok çağdaş sanatsal etkinliği gerçekleştirebiliyorsa, çağdaş kıyafetlerle kadın erkek bir arada hayatın her alanında bulunabiliyorlarsa, Türk dilinde eğitim görebiliyorlarsa, ay yıldızlı Türk bayrağının altında yüreklerinin derinliklerinden gelen onurlu bir sesle İstiklal Marşını söyleyebiliyorlarsa bunu yüce Atatürk'e ve onun silah arkadaşlarına borçlu olduklarını unutmamalıdır.
 

Hiç kuşku yok ki, Türk ulusunu aydınlığa, mutluluğa ve refaha ulaştıracak yol Atatürk'ün yoludur, Atatürkçülük yoludur.

Çünkü; Atatürkçülük, bağımsızlık demektir. Atatürkçülük, hurafe, yobazlık ve bedevi gelenekleri yerine akıl ve bilimi rehber almak demektir. Atatürkçülük, gerici, teokratik referanslar yerine çağdaşlık ve laiklik demektir. Nitekim yüce Atatürk bir sözünde şöyle buyurmaktadır:

"Benim akıl ve bilimden başka manevi bir mirasım yoktur. Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. Hayatta en gerçek yol gösterici bilimdir. "

Hiç kuşku yok ki Atatürk, Türk tarihinin yetiştirdiği en büyük şahsiyetlerden biridir.

Bu nedenle;
 

Atatürkçülük, binlerce yıllık Türk tarihinin kahramanları olan Oğuz Kağan, Bilge Kağan, Alparslan, Timur, Cengiz Han, Dede Korkut, Hoca Ahmet Yesevi, Karamanoğlu Mehmet Bey, Osman Bey, Fatih Sultan Mehmet, Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre, Pir Sultan Abdal, Şah İsmail Hatai gibi ve daha adını anmadığımız binlerce yüce kişiliğin yolunda yürümek demektir.    

O halde şerefle haykıralım ki, her Türk bir Mustafa Kemaldir.

Biz Türküz!

Biz Mustafa Kemaliz !

Varlığımız Türk varlığına armağan olsun !

19 Mayıs ulusal bir bayram olmanın yanısıra yüce Atatürk'ümüzün de doğum günüdür.

Bu vesileyle 126. doğum gününde yüce Atamızın manevi huzurunda kalbimin derinliklerinden gelen kıvanç dolu bir sesle haykırmak istiyorum:

Doğum günün kutlu olsun yüce Atatürk !
Doğum günün kutlu olsun Yüce Atatürk !
Doğum günün kutlu olsun yüce Atatürk !

Cihan durdukça, dünya var oldukça adın bir şeref ifadesi olarak bütün Türklerin kalbinde yazılı olacaktır.

Sözlerimi konuşmamın başında seslendirdiğim dizelerle noktalamak istiyorum:

 

İzmir'in dağlarında çiçekler açar,
Altın güneş orda sırmalar saçar,
Bozulmuş düşman yel gibi kaçar,

Yaşa, Mustafa Kemal Paşa, yaşa !
Adın yazılacak mücevher taşa !
 


Mustafa Cemil Kılıç

İstanbul, 19 Mayıs 2007


İliştiri: 19 Mayıs 2007'de Fatih Kocamustafapaşa Lisesinde düzenlenen törende yaptığım konuşma metnidir.



Türkmeneli Kurulsun! -Mustafa Cemil Kılıç-


Batı emperyalizminin Ortadoğuda bir Kürt devleti kurma hedefi gerçekleşmek üzere... Görünen o ki şu anda hiç bir bölgesel güç, bağımsız Kürt devletini engelleyebilme kudret ve kaabiliyetine sahip değildir. Türk ve Arap halkları için İkinci İsrail demek olan bağımsız Kürt devleti, Türk - Arap güçbirliğinin oluşumunu doğurabilecek mi ? Ne talihsizlik ki bunun önündeki en büyük engel mezhep taassubudur. Gerek Türkler gerekse Araplar için mezhep farklılığı henüz ulusal kimliğin gerisine düşmüş değildir.



"Sünni Görünmek Zorundayım; Çünkü Korkuyorum" -M.Cemil Kılıç-


"4,5 Milyon Alevi" mi, yoksa "Sünni görünmek zorundayım; Çünkü korkuyorum" mu? Milliyet Gazetesi'nin KONDA adlı araştırma şirketine yaptırdığı " BİZ KİMİZ ? " konulu araştırmaya göre " Ben Aleviyim." diyenlerin yada diyebilenlerin sayısı sadece 4,5 milyonmuş! Herkes biliyor ki bu sayı Türkiye'deki Alevi sayısını yansıtmıyor. Alevilerin gerçek sayısı en az 10 milyon civarındadır. Asimile olanlarla birlikte bu sayı 25 milyondur. Peki neden Alevilerin sayısı bu araştırmada bu denli az çıkmıştır ?



Alevilik Türkiye'nin Zenginliği Değildir -Mustafa Cemil Kılıç-


Abant Platformu'nun 13. toplantısı Aleviliğe dairdi. Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Mehmet Görmez'in bu toplantıda yaptığı açıklamalar Sünni misyonerliğinin ulaştığı yeni düzeyi göstermesi açısından tarihe geçecek niteliktedir. Sayın Görmez, Alevilerin şikayet, istek ve taleplerini ( istek ve talep anlamdaştır ama Vahhabileşmiş / Araplaşmış bir diyanetçiden doğru Türkçe kullanmasını beklemek safdillik olur. Onlar Türkçeyi değil Arapça'yı daha iyi bilirler.) dinlememiz gerekirdi. Alevilik Türkiye'nin zenginliğidir, şeklinde bir açıklamada bulundu.


 

Cemil Kılıç


İlahiyatçı / Sosyolog

1975 İstanbul doğumludur. Sinop nüfusuna kayıtlıdır. İlk öğrenimini Sinop ve İstanbulda tamamladı. İstanbul^da Küçükköy İmam Hatip Lisesi^nin ardından Marmara Üniv. İlahiyat Fakültesinin Kelam ve İslam Felsefesi Bölümünü bitirdi. 1998 de aynı Üniversitenin Ortadoğu ve İslam Ülkeleri Enstitüsü, Sosyoloji ve Sosyal antropoloji Anabilimdalında master eğitimine başladı.1999 yılında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliğine atandı. 2001 yılında master eğitimini tamamladı. 2005 Yılında " Laik Türkiye İçin Yükselen Alevilik " adlı kitabını yayımladı. Kitabı nedeniyle soruşturma geçirdi. Sürgün edildi. 2006 yılında 2. kitabı olan "Türk Ulusçuluğunun Yeniden Doğuşu" adlı yapıtını yayımladı. www.turkcutoplumcu.com ve www.sultangaliyevinyolunda.com adlı web sitelerinin yöneticiliğini yapmaktadır. Halen eğitimcilik görevini sürdürmektedir.


 Alevilik



Alevilik İslam'ın Türk'e Özgü Yorumudur


Alevilik / Bektaşilik, İslam’ın ve İslam’dan önce gelen bütün göksel dinlerin özüdür. Alevi/Bektaşi inancını İslam dışı olarak nitelemek olanaksızdır.

 

Alevilik / Bektaşilik, İslam’ın Türke özgü yorumudur. Bir anlamda “ İslamiyetin Türkçe konuşmasıdır.” Kadim Türk inançlarının tanrısal vahiyle birleşimidir.


 21 yy'a Girerken Türkçülük



Türk Tanımı


Türk, Türklük soyundan gelen ve Türklük soyundan gelenler kadar Türkleşerek kendini TÜRK BİLENDİR. Başka bir kimliğe sahip olduğu halde kendini Türk hisseden veya hissettiğini söyleyen kimseleri Türk kabul etmeye imkan yoktur. Çünkü; böylesi kimseler bilinçaltlarında bir yerde o gayri Türklük kimliğini muhafaza etmektedir. Bu ise daima potansiyel bir kopuşun mevcudiyetini bildirmektedir. O halde biz, tıpkı Yusuf AKÇURA gibi Türklüğü ırk temelli tanımlıyoruz ki, gerçekten bilimsel olan da budur.


 Tarih Algısında Seçkincilik Sona Ererken



Tarih Algısı


Türk tarihi, içinden çıktıkları Türk / Türkmen halkına yabancılaşmış olan, Türkmenlerden “ Etrak-ı Bi İdrak “ Araplardan ise “ Kavm-i Necib-i Arap “ diye bahseden kimi Osmanlı Sultanlarının ve elitlerinin tarihi değil, Türk ve Moğol halklarını bir devlet altında toplayıp Emevi / Abbasi zulmünün öcünü kanırta kanırta Araplardan alarak Türkün yanan bağrına soğuk sular serpen Cengizlerin, Türk katliamlarının planlandığı Bağdat’ı yakan Hülagu'ların, Sekizinci yüzyılda Azerbaycan’da  Arap ordularına ve Arapların satın aldığı Türk soylu Afşın ile onun satılmışlar ordusuna karşı kahramanca direnen Babek'lerin, “Biz Türkün başbuğuyuz !” diye haykıran Timur'ların, Uzun Hasan'ların tarihidir…


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar