Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

24 Mart 2007

Babür Şah

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Türkiye

 


Türkmeneli Kurulsun!


-Mustafa Cemil Kılıç-


Batı emperyalizminin Ortadoğuda bir Kürt devleti kurma hedefi gerçekleşmek üzere... Görünen o ki şu anda hiç bir bölgesel güç, bağımsız Kürt devletini engelleyebilme kudret ve kaabiliyetine sahip değildir. Türk ve Arap halkları için İkinci İsrail demek olan bağımsız Kürt devleti, Türk - Arap güçbirliğinin oluşumunu doğurabilecek mi ? Ne talihsizlik ki bunun önündeki en büyük engel mezhep taassubudur. Gerek Türkler gerekse Araplar için mezhep farklılığı henüz ulusal kimliğin gerisine düşmüş değildir.

Irak'taki Türkmenlerin de mezhep farklılığı nedeniyle bölündükleri bilinmektedir. Şii Türkmenlerin iki parti etrafında, Sünni Türkmenlerin ise yaklaşık ondan fazla parti halinde kümelendikleri görülmektedir. Ayrıca yeri gelmişken belirtmekte fayda var. Irak Türkmenleri sadece Sünni ve Şii değiller. Kerkük ve çevresinde üç bin kadar Hristiyan Türkmen, Musul ve Telafer'e yakın bölgelerde ise Sarılı, Kakai ve Şebek adlı Alevi / kızılbaş Türkmen aşiretler de mevcut. Lakin Alevi Türkmenlerin hızla Şiileştikleri, Hristiyan Türkmenlerin de din saikiyle bölgedeki diğer Hristiyan gruplarla birlikte hareket ettikleri bildirilmektedir.

Türkmenlerin yarıdan fazlasını oluşturan Sünni Türkmenlerin etkisiyle Irak'taki Türkmen hareketinin en büyük temsilcisi olan Türkmen Cephesi'nin Sünnici bir karakter taşıdığı dolayısıyla Türkiye'deki mezhepçi Türk Milliyetçiliği anlayışının izlerinin Irak'a da sıçradığı / sıçratıldığı görülmektedir.

Sünni ve Şii Arapların Araplık ortak paydası etrafında birleşmeleri yakın vadede mümkün görünmemektedir. Baas hareketi bunu bir nebze olsun sağlamıştı. Keşke bütün Arap dünyasında Baasçı hareket egemen olabilseydi. Sosyalist Arap Milliyetçiliği ideolojisine dayanan Baasçılık, Irak ve Suriye'de iktidarda iken bu ülkelerdeki mezhep farklılığını aşarak Araplık bilincini yükseltmişti. Arap Milliyetçiliğinin bir diğer kalesi olan Mısır'daki Nasırizm'in mağlubiyetinden sonra Baasçılığın da darbe yemesi ve Irak'tan silinmesi yüreği mazlumlardan yana çarpan hiçbir anti emperyalisti sevindiremez. İrrasyonal Türk milliyetçiliği saikiyle Irak'tan Baasçılığın / Saddamizm'in silinmesine sevinenler yakın gelecekte bağımsız Kürdistan gerçeğiyle yüzleşecekleri için "yağmurdan kaçarken doluya tutulmak" denilen hadiseyi yaşayacaklardır. Saddam'ın Irak Türklerine yaptığı zulmü elbette biliyoruz. Bu konuda Kürtçü hareket karşısında Saddam'la işbirliği yaparak bir çözüme ulaşmak mümkündü. Ancak dirayet ve ferasetten yoksun politikacılarımız yüzünden böylesi bir yol hiç denenmedi. Irak'ın ABD tarafından işgaline direnen Ecevit hükumetinin nasıl tasfiye edildiğini ve yerine işbirlikçi - dinci AKP'nin tam bir toplum mühendisliği projesiyle nasıl ikame edildiğini yaşayarak gördük.

Gelinen noktada Türk milliyetçileri için tek bir yol kalmıştır: Her ne pahasına olursa olsun Türkmeneli Devletinin ilanını sağlamak !

Bağımsız Kürt Devletini Güneyden çevirecek bir Türkmen devleti öncelikle Kürt bölgesine bağlanarak sağlanmalıdır. Kürdistan'ın içinde bir Türkmen bölgesinin kurulması ve otonomi kazanması kısa bir süre sonra / bir kaç yıl içinde önce federasyona sonra bağımsızlığa uzanan bir çizgiyle Kürdistan devletini batı emperyalizmi için anlamsızlaştıracaktır. Böylece Kürdistan'da anti emperyalist bir yönetimin iş başına taşınması da mümkün olacaktır. Bu durumda Kürdistan devleti simgesel bir hal alacak ve uzun vadede Türk ve Arap halklarının oluşturacağı antiemperyalist cepheye eklemlenecektir.

Artık şurası bir gerçek ki ortadoğuda Kürtlerin mutlaka yönetsel bir birime kavuşması şattır. Bundan geriye dönüşü öngörmek kesinlikle irrasyoneldir. O halde bu gerçeği bilerek hareket etmek ve buna göre yeni bir siyaset üretmek elzemdir.

Bizce bu siyeset üç boyutta ilerlemelidir.

Birincisi; Kürdistan'la birlikte mutlaka bir Türkmeneli Özerk Bölgesi'nin kurulmasını sağlamaktır. Türkmeneli Özerk Bölgesinin Kürdistan'a bağlanması böylesi bir bölgenin realize edilebilmesi için tek yoldur. Arap bölgesine bağlı bir özerk bölgenin hiçbir anlamı yoktur. Üstelik mümkün de değildir.

İkincisi; Arap dünyasında Irak'ın bölünmesinin doğuracağı psikolojik çöküntünün etkilerini en alt düzeye indiği orta vadeli dönemde Arap dünyası ile Türkiye ve Türkmenler arasında İsrail ve Kürdistan karşıtı bir cephenin kurulması, buna Azerbaycan'ın da dahil edilmesidir. ( İran'ın da yakın vadede parçalanacağı kanısındayız. İran'da yeni bir Fars devleti kurulacaktır. )

Üçüncüsü; bağımsız Filistin'in kurulmasıyla eş zamanlı olarak Türkmen Özerk Bölgesinin Kürdistan'dan bağımsızlığını kazanması ve Kürdistan'da anti emperyalist / batı karşıtı bir yönetimin iş başına getirilmesi ve bununla birlikte İsrail'in bölgede tecrit edilmesidir.

Türkmeneli kurulmadan ilan edilecke olan bir Kürt devletinin Türkiye'mizin on ilini de koparacağını tahmin etmek zor olmasa gerek.

Ama bir ihtimal daha var:

Tıpkı Kıbrıs'taki gibi " Bir gece ansızın gelebiliriz." parolasıyla Türk ordusunun Kerkük'e dek yürümesi ve Irak'ı yeniden kurması...

Tabi yerseniz...

Mustafa Cemil Kılıç

İstanbul, 24 Mart 2007



"Sünni Görünmek Zorundayım; Çünkü Korkuyorum" -M.Cemil Kılıç-


"4,5 Milyon Alevi" mi, yoksa "Sünni görünmek zorundayım; Çünkü korkuyorum" mu? Milliyet Gazetesi'nin KONDA adlı araştırma şirketine yaptırdığı " BİZ KİMİZ ? " konulu araştırmaya göre " Ben Aleviyim." diyenlerin yada diyebilenlerin sayısı sadece 4,5 milyonmuş! Herkes biliyor ki bu sayı Türkiye'deki Alevi sayısını yansıtmıyor. Alevilerin gerçek sayısı en az 10 milyon civarındadır. Asimile olanlarla birlikte bu sayı 25 milyondur. Peki neden Alevilerin sayısı bu araştırmada bu denli az çıkmıştır ?



Alevilik Türkiye'nin Zenginliği Değildir -Mustafa Cemil Kılıç-


Abant Platformu'nun 13. toplantısı Aleviliğe dairdi. Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Mehmet Görmez'in bu toplantıda yaptığı açıklamalar Sünni misyonerliğinin ulaştığı yeni düzeyi göstermesi açısından tarihe geçecek niteliktedir. Sayın Görmez, Alevilerin şikayet, istek ve taleplerini ( istek ve talep anlamdaştır ama Vahhabileşmiş / Araplaşmış bir diyanetçiden doğru Türkçe kullanmasını beklemek safdillik olur. Onlar Türkçeyi değil Arapça'yı daha iyi bilirler.) dinlememiz gerekirdi. Alevilik Türkiye'nin zenginliğidir, şeklinde bir açıklamada bulundu.



Sultan Galiyev ve Türkçülük -Mustafa Cemil Kılıç-


O, ideolojik özgünlüğünü oluşturan kavramları ve bu kavramlarda içkin olan savları ile dünya devrimi özleminin denenmemiş tek umut kaynağıdır. Proleter milletler ve Metropoller ayrışımı ile sosyalist tarih tezine ve topyekün ortodoks sosyalist kurama getirdiği yeni ufuk, gerçek devrimci mücadelenin oturması gereken zemini işaret etmektedir. Mazlum ulusların proleter kimliği, ulusallıktan arındırılmış enternasyonal proleterya kuramının karşısında yengisini / utkusunu ilan ederken aslında nihai başarıya giden yolda aşılması gereken en önemli merhalenin Marksist tarih tezi ve Marksist Enternasyonalizm olduğunu göz kamaştırıcı bir yalınlıkla öğretmektedir.


 

Cemil Kılıç


İlahiyatçı / Sosyolog

1975 İstanbul doğumludur. Sinop nüfusuna kayıtlıdır. İlk öğrenimini Sinop ve İstanbulda tamamladı. İstanbul^da Küçükköy İmam Hatip Lisesi^nin ardından Marmara Üniv. İlahiyat Fakültesinin Kelam ve İslam Felsefesi Bölümünü bitirdi. 1998 de aynı Üniversitenin Ortadoğu ve İslam Ülkeleri Enstitüsü, Sosyoloji ve Sosyal antropoloji Anabilimdalında master eğitimine başladı.1999 yılında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliğine atandı. 2001 yılında master eğitimini tamamladı. 2005 Yılında " Laik Türkiye İçin Yükselen Alevilik " adlı kitabını yayımladı. Kitabı nedeniyle soruşturma geçirdi. Sürgün edildi. 2006 yılında 2. kitabı olan "Türk Ulusçuluğunun Yeniden Doğuşu" adlı yapıtını yayımladı. www.turkcutoplumcu.com ve www.sultangaliyevinyolunda.com adlı web sitelerinin yöneticiliğini yapmaktadır. Halen eğitimcilik görevini sürdürmektedir.


 Alevilik



Alevilik İslam'ın Türk'e Özgü Yorumudur


Alevilik / Bektaşilik, İslam’ın ve İslam’dan önce gelen bütün göksel dinlerin özüdür. Alevi/Bektaşi inancını İslam dışı olarak nitelemek olanaksızdır.

 

Alevilik / Bektaşilik, İslam’ın Türke özgü yorumudur. Bir anlamda “ İslamiyetin Türkçe konuşmasıdır.” Kadim Türk inançlarının tanrısal vahiyle birleşimidir.


 21 yy'a Girerken Türkçülük



Türk Tanımı


Türk, Türklük soyundan gelen ve Türklük soyundan gelenler kadar Türkleşerek kendini TÜRK BİLENDİR. Başka bir kimliğe sahip olduğu halde kendini Türk hisseden veya hissettiğini söyleyen kimseleri Türk kabul etmeye imkan yoktur. Çünkü; böylesi kimseler bilinçaltlarında bir yerde o gayri Türklük kimliğini muhafaza etmektedir. Bu ise daima potansiyel bir kopuşun mevcudiyetini bildirmektedir. O halde biz, tıpkı Yusuf AKÇURA gibi Türklüğü ırk temelli tanımlıyoruz ki, gerçekten bilimsel olan da budur.


 Tarih Algısında Seçkincilik Sona Ererken



Tarih Algısı


Türk tarihi, içinden çıktıkları Türk / Türkmen halkına yabancılaşmış olan, Türkmenlerden “ Etrak-ı Bi İdrak “ Araplardan ise “ Kavm-i Necib-i Arap “ diye bahseden kimi Osmanlı Sultanlarının ve elitlerinin tarihi değil, Türk ve Moğol halklarını bir devlet altında toplayıp Emevi / Abbasi zulmünün öcünü kanırta kanırta Araplardan alarak Türkün yanan bağrına soğuk sular serpen Cengizlerin, Türk katliamlarının planlandığı Bağdat’ı yakan Hülagu'ların, Sekizinci yüzyılda Azerbaycan’da  Arap ordularına ve Arapların satın aldığı Türk soylu Afşın ile onun satılmışlar ordusuna karşı kahramanca direnen Babek'lerin, “Biz Türkün başbuğuyuz !” diye haykıran Timur'ların, Uzun Hasan'ların tarihidir…


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar