Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

24 Mart 2007

Babür Şah

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Türkiye

 


"Sünni Görünmek Zorundayım; Çünkü Korkuyorum"


-Mustafa Cemil Kılıç-


"4,5 Milyon Alevi" mi, yoksa "Sünni görünmek zorundayım; Çünkü korkuyorum" mu?


Milliyet Gazetesi'nin KONDA adlı araştırma şirketine yaptırdığı " BİZ KİMİZ ? " konulu araştırmaya göre " Ben Aleviyim." diyenlerin yada diyebilenlerin sayısı sadece 4,5 milyonmuş !

Herkes biliyor ki bu sayı Türkiye'deki Alevi sayısını yansıtmıyor. Alevilerin gerçek sayısı en az 10 milyon civarındadır. Asimile olanlarla birlikte bu sayı 25 milyondur. Peki neden Alevilerin sayısı bu araştırmada bu denli az çıkmıştır ?

Bizce bunun iki nedeni var.

Birincisi, araştırmada yapılan bazı yanlışlıklardır. Sözgelimi Alevi sayısının son derece az olduğu Van ilinin ve yine hiçbir Alevinin bulunmadığı Hakkari'nin Alevilerin en yoğun yaşadığı iller olarak gösterilmesidir. Sivas, Tokat, Amasya gibi illerin neredeyse araştırmada hiç yer almayışıdır.

İkincisi, Alevilerin önemli bir kısmının asimile olması ve bu nedenle artık Alevi kimliğini reddetmesidir. Alevi köylerine yapılan camiler asimilasyonu hazin bir biçimde hızlandırmış ve inanılmaz boyutlara taşımıştır. Özellikle batı anadolu Alevileri neredeyse yok olma noktasına gelmiştir. Bu büyük katliamdan dolayı 12 Eylül rejimi ve Diyanet İşleri Başkanlığı övünç duyabilirler. Türk'ün bin yıldır süren ulusal direnişinin belini kırmak konusunda kazanılan bu büyük başarı Arapça slogan atarak Türk milliyetçiliği yapanlar başta olmak üzere bütün Emevi kafalılara kutlu (!) olsun.

Asimilasyon konusunda gösterilen çabanın trajik görüntülerinden biri 18 Mart tarihinde Çanakkale'nin " Denizgördündü" adlı Türkmen köyünde yaşandı. Alevileri çok seven Diyanet İşleri Başkanımız bütün yoğunluğuna rağmen tüm işlerini bırakarak küçük bir köy camiinin açılışını yapmak için Denizgöründü Köyüne geliyor. Oysa Türkiye'de hemen her gün onlarca cami açılışı yapılıyor. Büyük kentlerde, ilçe merkezlerinde yapılan cami açılışlarına katılmayan Diaynet reisi acaba neden küçük bir köy camii için ta Çanakkale'ye gidiyor ?

Çünkü yeni bir zafer duygusu yaşamak istiyor...

Çünkü, " bakın bir köyünüzü daha ele geçirdik, tükeniyorsunuz, eriyorsunuz, biz kazanıyoruz." demek istiyor...

Çünkü, " işte böyle gelip sünni olursanız sizi onore ederiz.Yoksa dışlanırsınız, yok sayılırsınız" demek istiyor...


Evet sorun yok sayılma ve dışlanma sorunudur.

Aleviyim dersem başıma ne gelir, korkusu henüz aşılabilmiş değildir.

Aleviyim dersem işimden atılır mıyım ?

Büyük bir fabrikanın yemekhanesinde aşçı olarak çalışıyorum. Alevi olduğumu öğrenirlerse " Alevilerin yaptığı yemek yenilmez." denilip işten çıkarılır mıyım ?

Bir lisede öğrenciyim. Aleviyim dersem öğretmenlerim bana düşük notlar verir mi ?

Bir kamu kuruluşunda memurum. Aleviyim dersem memuriyetimi bitirirler mi ? Ya da terfi almam engellenir mi ?

Hatta Türkiye'nin yüzde 99 'u Müslümandır, Alevilik Sünnilik de neymiş ? Aleviyim deyip de bölücülük yapma, denilerek aşağılanır mıyım ?


Okulda, iş yerinde, asker ocağında, sokakta mezhepçilik yapmakla suçlanır mıyım ?

Cuma namazına gitmezsem komşularım beni dışlamaz mı ?

Esnaflık yapıyorum. Alevi olduğum öğrenilirse dükkanıma gelen müşteri sayısı azalır mı ?

Bu ve bunun gibi nedenlerle Alevilerin kimliklerini gizledikleri bir gerçektir.

Sahi ne demektir biliyor musunuz bu 4,5 milyon alevi var sonucu ?

Şu demektir:

Aleviyim ama bunu söyleyemiyorum. Çünkü korkuyorum.

Evet korkuyorum...

Sünni kardeşlerimden korkuyorum...

Aynı soydan, aynı dinden ve aynı geçmişten geldiğimiz Sünni kardeşlerim beni dışlıyor. Ben onlardan korkuyorum...

Aşağılanmaktan, ezilmekten, oruç tutmadığım için dövülmekten, namaz kılmadığım için sövülmekten korkuyorum...

Bana " ana bacı tanımayan biri " olarak bakacaklar diye korkuyorum..

Maraş'ta, Çorum'da ve Sivas'taki gibi yakılmaktan, öldürülmekten korkuyorum...

Gazi Mahallesindeki gibi " taranmaktan" korkuyorum...

Çünkü Ebussuudlar hala yaşıyor...

İşte bu yüzden Aleviyim diyemiyorum...


Bu durum Türkiye adına büyük bir utançtır.


Sözde "hoşgörü timsali Osmanlı" nın ve onun torunu olmakla övünen sözde sentezci milliyetçilerin kıvanç duydukları bir utançtır bu !

Mustafa Cemil Kılıç

İstanbul, 24 Mart 2007



Alevilik Türkiye'nin Zenginliği Değildir -Mustafa Cemil Kılıç-


Abant Platformu'nun 13. toplantısı Aleviliğe dairdi. Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Mehmet Görmez'in bu toplantıda yaptığı açıklamalar Sünni misyonerliğinin ulaştığı yeni düzeyi göstermesi açısından tarihe geçecek niteliktedir. Sayın Görmez, Alevilerin şikayet, istek ve taleplerini ( istek ve talep anlamdaştır ama Vahhabileşmiş / Araplaşmış bir diyanetçiden doğru Türkçe kullanmasını beklemek safdillik olur. Onlar Türkçeyi değil Arapça'yı daha iyi bilirler.) dinlememiz gerekirdi. Alevilik Türkiye'nin zenginliğidir, şeklinde bir açıklamada bulundu.



Sultan Galiyev ve Türkçülük -Mustafa Cemil Kılıç-


O, ideolojik özgünlüğünü oluşturan kavramları ve bu kavramlarda içkin olan savları ile dünya devrimi özleminin denenmemiş tek umut kaynağıdır. Proleter milletler ve Metropoller ayrışımı ile sosyalist tarih tezine ve topyekün ortodoks sosyalist kurama getirdiği yeni ufuk, gerçek devrimci mücadelenin oturması gereken zemini işaret etmektedir. Mazlum ulusların proleter kimliği, ulusallıktan arındırılmış enternasyonal proleterya kuramının karşısında yengisini / utkusunu ilan ederken aslında nihai başarıya giden yolda aşılması gereken en önemli merhalenin Marksist tarih tezi ve Marksist Enternasyonalizm olduğunu göz kamaştırıcı bir yalınlıkla öğretmektedir.



Akıl Tutulması ve Zekat -Mustafa Cemil Kılıç-


İslam'ın en önemli dinsel kurallarından biri de zekattır. Zekat sözlükte bereket, artış ve arınma anlamlarına gelen Arapça bir sözcüktür. Dinsel literatürde ise, varsıl Müslümanların her yıl mallarının/kazançlarının/servetlerinin belli bir bölümünü yoksullara vermesi anlamını içermektedir.Zekat tercihen yapılması gereken bir ibadet olarak değil bir zorunluluk olarak görülmektedir. Kur’an’daki pek çok ayet zekatı yoksulların hakkı olarak nitelemektedir. Yoksula verilen zekat, varsılların bir lütfu değil yoksulların almak durumunda oldukları haklarıdır. Dolayısıyla zekat vermek bir bağışta bulunmak değil hak sahibine hakkını vermektir.


 

Cemil Kılıç


İlahiyatçı / Sosyolog

1975 İstanbul doğumludur. Sinop nüfusuna kayıtlıdır. İlk öğrenimini Sinop ve İstanbulda tamamladı. İstanbul^da Küçükköy İmam Hatip Lisesi^nin ardından Marmara Üniv. İlahiyat Fakültesinin Kelam ve İslam Felsefesi Bölümünü bitirdi. 1998 de aynı Üniversitenin Ortadoğu ve İslam Ülkeleri Enstitüsü, Sosyoloji ve Sosyal antropoloji Anabilimdalında master eğitimine başladı.1999 yılında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliğine atandı. 2001 yılında master eğitimini tamamladı. 2005 Yılında " Laik Türkiye İçin Yükselen Alevilik " adlı kitabını yayımladı. Kitabı nedeniyle soruşturma geçirdi. Sürgün edildi. 2006 yılında 2. kitabı olan "Türk Ulusçuluğunun Yeniden Doğuşu" adlı yapıtını yayımladı. www.turkcutoplumcu.com ve www.sultangaliyevinyolunda.com adlı web sitelerinin yöneticiliğini yapmaktadır. Halen eğitimcilik görevini sürdürmektedir.


 Alevilik



Alevilik İslam'ın Türk'e Özgü Yorumudur


Alevilik / Bektaşilik, İslam’ın ve İslam’dan önce gelen bütün göksel dinlerin özüdür. Alevi/Bektaşi inancını İslam dışı olarak nitelemek olanaksızdır.

 

Alevilik / Bektaşilik, İslam’ın Türke özgü yorumudur. Bir anlamda “ İslamiyetin Türkçe konuşmasıdır.” Kadim Türk inançlarının tanrısal vahiyle birleşimidir.


 21 yy'a Girerken Türkçülük



Türk Tanımı


Türk, Türklük soyundan gelen ve Türklük soyundan gelenler kadar Türkleşerek kendini TÜRK BİLENDİR. Başka bir kimliğe sahip olduğu halde kendini Türk hisseden veya hissettiğini söyleyen kimseleri Türk kabul etmeye imkan yoktur. Çünkü; böylesi kimseler bilinçaltlarında bir yerde o gayri Türklük kimliğini muhafaza etmektedir. Bu ise daima potansiyel bir kopuşun mevcudiyetini bildirmektedir. O halde biz, tıpkı Yusuf AKÇURA gibi Türklüğü ırk temelli tanımlıyoruz ki, gerçekten bilimsel olan da budur.


 Tarih Algısında Seçkincilik Sona Ererken



Tarih Algısı


Türk tarihi, içinden çıktıkları Türk / Türkmen halkına yabancılaşmış olan, Türkmenlerden “ Etrak-ı Bi İdrak “ Araplardan ise “ Kavm-i Necib-i Arap “ diye bahseden kimi Osmanlı Sultanlarının ve elitlerinin tarihi değil, Türk ve Moğol halklarını bir devlet altında toplayıp Emevi / Abbasi zulmünün öcünü kanırta kanırta Araplardan alarak Türkün yanan bağrına soğuk sular serpen Cengizlerin, Türk katliamlarının planlandığı Bağdat’ı yakan Hülagu'ların, Sekizinci yüzyılda Azerbaycan’da  Arap ordularına ve Arapların satın aldığı Türk soylu Afşın ile onun satılmışlar ordusuna karşı kahramanca direnen Babek'lerin, “Biz Türkün başbuğuyuz !” diye haykıran Timur'ların, Uzun Hasan'ların tarihidir…


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar