Yazar | 
M. Cemil Kılıç |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | |  | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni | | | | |
| 
Alevilik Türkiye'nin Zenginliği Değildir
-Mustafa Cemil Kılıç-
Abant Platformu'nun 13. toplantısı Aleviliğe dairdi. Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Mehmet Görmez'in bu toplantıda yaptığı açıklamalar Sünni misyonerliğinin ulaştığı yeni düzeyi göstermesi açısından tarihe geçecek niteliktedir.
Sayın Görmez, Alevilerin şikayet, istek ve taleplerini ( istek ve talep anlamdaştır ama Vahhabileşmiş / Araplaşmış bir diyanetçiden doğru Türkçe kullanmasını beklemek safdillik olur. Onlar Türkçeyi değil Arapça'yı daha iyi bilirler.) dinlememiz gerekirdi. Alevilik Türkiye'nin zenginliğidir, şeklinde bir açıklamada bulundu.
İlk bakışta gayet olumlu bir açıklama gibi görünen bu sözler aslında Alevilere ve Alevi inancına yapılan düpedüz bir saygısızlıktır.
Soruyorum:
Ne oldu da şimdiye değin isteklerini dikkate almadığınız Alevileri şimdi muhatap alıyorsunuz ?
Açılmasını engelleyemediğiniz yüzlerce cem evinin verdiği rahatsızlık mı yoksa bunun sebebi ?
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerine karşı açılan davalar mı yoksa ?
Camiye gelmeyeceğiz, sizin gibi namaz kılmayacağız, Ramazan orucu tutmayacağız yani sünni olmayacağız diye direnen milyonlarca Alevinin artık Avrupa Birliği'nin de desteğiyle sizinle başa çıkabilecek denli güçlenmeleri mi yoksa ?
Alevilik Türkiye'nin zenginliği imiş !
Peki ya Sünnilik Türkiye'nin neyi ?
O, Türkiye'nin asli kimliği değil mi ?
Alevilik Türkiye'nin zenginliği falan değildir. Türkiye'nin asli kimliğidir. Tıpkı Sünnilik gibi...
Diyanet'in hedefi belli; camiye gidip namaz kılan ama bunun yanısıra ceme de katılan Sünnileşmiş Aleviler yaratmak...
Ramazan ile Muharrem orucunu birlikte tutan Aleviler üretmek...
Cem evlerini bir kültür merkezi yada tekke konumuna itmek, gerçek ibadethane olarak camileri Alevilere empoze etmektir...
Nitekim Eskişehir Hacı Bektaş Veli Derneği başkanı'nın yaptığı açıklama diyanet'in hedefe yaklaşmakta oldğunu gösteriyor. Sözkonusu dernek başkanı camiye gittiğini, sünniler gibi namaz kıldığını beyan ederek aslında Diyanet'e sessiz zafer naraları attırıyor... Aleviler açısından gerçekten hüzün verici...
Sözkonusu toplantıya katılan herkesi aynı kefeye koymak belki adil olmayabilir. Ama Doç. Dr. İlyas Üzüm ve Osman Eğri'nin sünni misyonerliğinin mücahitleri olduğunu biliyoruz. Bu iki isim Alevilerin gönlünü okşayan bazı sözler ederek açıkça söylüyorum sinsice sünnicilik yapıyorlar.
Aynı şekilde bu toplantıya katılan bakanlardan; Sayın Cemil Çiçek ve Sayın Hüseyin Çelik de alenen Alevilere sünniliği adres gösteren açıklamalar yaptılar. Ders kitaplarına Alevilikle ilgili konular konulduğunu pişkince beyan ettiler. Din Kültürü kitaplarına Alevilikle ilgili olarak konulduğu belirtilen konularda Aleviler namaza, camiye, ramazan orucuna davet ediliyor. Hazreti Ali üzerinden, Hacı Bektaş Veli üzerinden namaz, cami ve ramazan orucu propagandası yapılıyor. Ders kitaplarında Muaviye yüceltiliyor. Alevilere geçmişte yapılan saygısızlıktan daha ağır bir saygısızlık yapılıyor.
Açıkça söylemek istiyorum ki, cem ibadetini namazla, muharrem orucunu ramazan orucu ile eşdeğer görmedikçe, semaha, Telli Kur'an'a, dedelik kurumuna saygı duyulmadıkça ne yapılırsa yapılsın misyonerlik yapmaktan vaz geçilmiş olmayacaktır.
Aleviler artık açıkça ve hiçbir yoruma gerek duyulmayacak şekilde aşağıdaki gerçekleri Diyanet İşleri'ne, tüm sünni ilahiyatçılara ve tüm sünnici devlet yetkililerine ilan etmelidirler:
Biz sizin gibi namaz kılmayız. Bizim namazımız cem ayinidir.
Cemimizin kaynağı Kırklar Meclisidir.
Biz Ramazan’da oruç tutmayız. Bizim orucumuz Muharrem Orucudur.
Bizim ibadethanemiz camiler değil cem evleridir.
Biz saz çalar, semah döner, böylece Hakk’a ibadet ederiz.
Biz taştan duvara değil insana secde ederiz.
Nefeslerimiz ayet, bağlamamız “ Telli Kur’an”dır.
Biz anlamadığımız bir dille değil anadilimiz olan Türkçe’mizle ibadet ederiz.
Biz mollaların değil, dedelerin / babaların yolundan gideriz.
Biz hurafelere değil bilime itibar ederiz.
Alevilerin ibadeti ayin - i cemdir. Namaz değil !
Alevilerin orucu Muharem’dir. Ramazan değil !
Alevilerin ibadet yeri cem evleridir. Camiler değil !
Alevilerin inanç önderleri dedeler ve babalardır. Mollalar değil !
Alevilere göre okunacak en büyük kitap insandır !
Alevilere göre insan Konuşan Kur’an’dır !
Alevilere göre bağlama TELLİ KUR’AN’DIR
Alevilere göre devriye ve tenasüh haktır !
Alevilere göre semah Hazreti Muhammed’in müminlere armağan ettiği bir ibadettir.
Alevilere göre Hazreti Muhammed nebi, Hazreti Ali velidir.
Alevilere göre Hazreti İmam Ali tanrısal bir kimliğe sahiptir.
Aleviler taştan bir binaya değil insana secde ederler.
Aksi halde sürekli asimile olan ve kaybeden Aleviler olacaktır. Umarım Alevilik ve Aleviler kazanır. Ama şurası bir gerçek ki, Alevilik hiçbir zaman sıfırlanmayacaktır. Belki güç kaybedecektir fakat daima var olacaktır...
Mustafa Cemil Kılıç İstanbul, 18 Mart 2007
|
Sultan Galiyev ve Türkçülük -Mustafa Cemil Kılıç-
O, ideolojik özgünlüğünü oluşturan kavramları ve bu kavramlarda içkin olan savları ile dünya devrimi özleminin denenmemiş tek umut kaynağıdır. Proleter milletler ve Metropoller ayrışımı ile sosyalist tarih tezine ve topyekün ortodoks sosyalist kurama getirdiği yeni ufuk, gerçek devrimci mücadelenin oturması gereken zemini işaret etmektedir. Mazlum ulusların proleter kimliği, ulusallıktan arındırılmış enternasyonal proleterya kuramının karşısında yengisini / utkusunu ilan ederken aslında nihai başarıya giden yolda aşılması gereken en önemli merhalenin Marksist tarih tezi ve Marksist Enternasyonalizm olduğunu göz kamaştırıcı bir yalınlıkla öğretmektedir.
|
Akıl Tutulması ve Zekat -Mustafa Cemil Kılıç-
İslam'ın en önemli dinsel kurallarından biri de zekattır. Zekat sözlükte bereket, artış ve arınma anlamlarına gelen Arapça bir sözcüktür. Dinsel literatürde ise, varsıl Müslümanların her yıl mallarının/kazançlarının/servetlerinin belli bir bölümünü yoksullara vermesi anlamını içermektedir.Zekat tercihen yapılması gereken bir ibadet olarak değil bir zorunluluk olarak görülmektedir. Kur’an’daki pek çok ayet zekatı yoksulların hakkı olarak nitelemektedir. Yoksula verilen zekat, varsılların bir lütfu değil yoksulların almak durumunda oldukları haklarıdır. Dolayısıyla zekat vermek bir bağışta bulunmak değil hak sahibine hakkını vermektir.
|
Akıl Tutulması ve Hac -Mustafa Cemil Kılıç-
Yine hacca davetin yer aldığı ayette insanların hacca “yaya olarak yada yorgunluktan incelmiş develer üzerinde derin vadilerden geçerek “ gelinmesi istenirken hiç kimse bu isteğe uymamaktadır. Çünkü denilmektedir ki, “ önemli olan hacca gidip ibadet etmektir. Hacca gitmek için kullanılacak araçların önemi yoktur.” Bu yaklaşım doğru ve mantıklıdır. Aslında bu yaklaşım Alevi inancının özünün dayandığı bir ilkeyi de dile getirmektedir. Alevi inancına göre ibadetlerde şeklin, zamanın vb. vasıtaların önemi yoktur. Önemli olan Allah için ibadet etmektir.
|
| | 
Cemil Kılıç
İlahiyatçı / Sosyolog
1975 İstanbul doğumludur. Sinop nüfusuna kayıtlıdır. İlk öğrenimini Sinop ve İstanbulda tamamladı. İstanbul^da Küçükköy İmam Hatip Lisesi^nin ardından Marmara Üniv. İlahiyat Fakültesinin Kelam ve İslam Felsefesi Bölümünü bitirdi. 1998 de aynı Üniversitenin Ortadoğu ve İslam Ülkeleri Enstitüsü, Sosyoloji ve Sosyal antropoloji Anabilimdalında master eğitimine başladı.1999 yılında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliğine atandı. 2001 yılında master eğitimini tamamladı. 2005 Yılında " Laik Türkiye İçin Yükselen Alevilik " adlı kitabını yayımladı. Kitabı nedeniyle soruşturma geçirdi. Sürgün edildi. 2006 yılında 2. kitabı olan "Türk Ulusçuluğunun Yeniden Doğuşu" adlı yapıtını yayımladı. www.turkcutoplumcu.com ve www.sultangaliyevinyolunda.com adlı web sitelerinin yöneticiliğini yapmaktadır. Halen eğitimcilik görevini sürdürmektedir.
|
| 
| Alevilik |

| Alevilik İslam'ın Türk'e Özgü Yorumudur
Alevilik / Bektaşilik, İslam’ın ve İslam’dan önce gelen bütün göksel dinlerin özüdür. Alevi/Bektaşi inancını İslam dışı olarak nitelemek olanaksızdır. Alevilik / Bektaşilik, İslam’ın Türke özgü yorumudur. Bir anlamda “ İslamiyetin Türkçe konuşmasıdır.” Kadim Türk inançlarının tanrısal vahiyle birleşimidir.
|
| 
| 21 yy'a Girerken Türkçülük |

| Türk Tanımı
Türk, Türklük soyundan gelen ve Türklük soyundan gelenler kadar Türkleşerek kendini TÜRK BİLENDİR. Başka bir kimliğe sahip olduğu halde kendini Türk hisseden veya hissettiğini söyleyen kimseleri Türk kabul etmeye imkan yoktur. Çünkü; böylesi kimseler bilinçaltlarında bir yerde o gayri Türklük kimliğini muhafaza etmektedir. Bu ise daima potansiyel bir kopuşun mevcudiyetini bildirmektedir. O halde biz, tıpkı Yusuf AKÇURA gibi Türklüğü ırk temelli tanımlıyoruz ki, gerçekten bilimsel olan da budur.
|
| 
| Tarih Algısında Seçkincilik Sona Ererken |

| Tarih Algısı
Türk tarihi, içinden çıktıkları Türk / Türkmen halkına yabancılaşmış olan, Türkmenlerden “ Etrak-ı Bi İdrak “ Araplardan ise “ Kavm-i Necib-i Arap “ diye bahseden kimi Osmanlı Sultanlarının ve elitlerinin tarihi değil, Türk ve Moğol halklarını bir devlet altında toplayıp Emevi / Abbasi zulmünün öcünü kanırta kanırta Araplardan alarak Türkün yanan bağrına soğuk sular serpen Cengizlerin, Türk katliamlarının planlandığı Bağdat’ı yakan Hülagu'ların, Sekizinci yüzyılda Azerbaycan’da Arap ordularına ve Arapların satın aldığı Türk soylu Afşın ile onun satılmışlar ordusuna karşı kahramanca direnen Babek'lerin, “Biz Türkün başbuğuyuz !” diye haykıran Timur'ların, Uzun Hasan'ların tarihidir…
|
|  | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | |  | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | |
|
|