Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

14 Mayıs 2008

III.Selim

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Türkiye


AKP Kapatılmamalı


-Kürşad Kahramanoğlu-


İki senedir yazdığım bu köşeyi takip edenler, AKP hakkında ne düşündüğümü bilir. Anayasa Mahkemesi önünde, partinin kapatılması ve 71 AKP’linin beş sene siyasetten men edilmeleri isteğiyle açılmış bu dava, AKP aleyhine sonuçlanır ve bu 71 kişi beş sene siyaset yapmazlarsa, “memlekete hayırlı olur’’ diye de düşünüyorum. Erdoğan ve Gül’ün ötesinde; Kuzu’dan Çelik’e, Arınç’tan Zapsu’ya, Fırat’tan Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’a kadar bu listedeki hiçbir politikacının demokrat, çağdaş, insan haklarını özümsemiş, dolayısıyla Türkiye’ye yararlı olabilecek birer politikacı olduklarını düşünmüyorum. Dört senedir yaşadığım bölgenin, Beyoğlu Belediyesi’nin, nasıl çalıştığını ibret, biraz da üzüntüyle yakından izliyorum. Hatta ülkeye yaralı olması bakımından, elimden gelse Türkiye’de politikadan uzaklaştırılacaklar listesine, yine AKP’li ve bu listede olamayan Çiçek’ten Gökçek’e, CHP’den de Baykal’dan Koç’a kadar birçok başka politikacıyı da, yine aynı nedenlerden eklerdim.

 

Ama, sonuç ne kadar arzulanır ve geçerli olursa olsun; bu sonucun elde edilebilmesi için kullanılan metot da, o sonucun uzun vadede geçerli olabilmesi, işe yarayabilmesi için bir o kadar önemlidir. Yani gaye metodu aklamaz! Bu, benim 25 sene önce çalıştığım doktora tezimin bir parçasıydı. Bu konuda en önemli sosyalist çalışmayı, 1917 Devrimi’nin liderlerinden Leon Trotsky yazmıştır. Bir gazete köşe yazısında, bu tartışmanın derinliklerine girecek ne zaman, ne de yer var. Ama tekrar edeyim: “Gaye metodu aklamaz!”

 

Kaldı ki, AKP’yi kapatır, bu 71 kişiyi de politikadan men ederseniz, yerine aynı düşüncede başka parti, başka 71 kişi gelir. Önemli olan ve yapmamız gereken, AKP zihniyetinin insanlarımızı ne kadar itip kaktığına ve bu zihniyetin tam bir ikiyüzlülükle sadece kendilerine demokrat, yalnızca taraftarlarına adil, kapitalist, emperyalist, çokulusçu şirketlerin politikalarına çağdaş; sanata, insan haklarına gelince; son derece çağdışı olduklarını göstermek ve insanları buna ikna etmektir. Türkiye genç işsizliğinde dünyada ilk ona girmişken, bütün muhalefete rağmen, IMF ve patronlar istedi diye, “Sosyal Güvensizlik Yasası”nı çıkartıp, kendi 14.5 yaşındaki çocuklarını, tanıdık bir şirkette sigortalı yaptıklarını anlatmaktır! Kapatılmayayım diye AB’den destek isterken, bayramlarını kutlamak isteyen emekçilerin üzerine polisi saldırttıklarını, unutmamaktır. İnsan haklarını sadece, türban ve imam hatip liselilere kıyak yapmaya indirip daha önceleri benzer konularda, savcılık mütalaa ve kararlarına rağmen, İstanbul Valiliği’ne Lambda’yı kapattırma davası açtıran bir İçişleri Bakanlığı, Dernekler Daire Başkanlığı’nın AKP zihniyet ve çifte standardının simgesi olduğunu hatırlamak gerekir. 301’i kaldırmak yerine, makyajla geçiştirdiklerini yazmaktır. Türkiye’de ırkçılığın, kadın düşmanlığının, homofobinin, emekçi düşmanlığının, ezilenlerin, fukaralığın, ayrımcılığın AKP hükümetleri döneminde arttığını göstermektir.

 

Ordu, yargı, AB veya herhangi başka bir Türk demokrasisi dışı merciinin, marifeti ile kapatılan AKP, sadece AKP düşüncesinin çağdışılığını, haksızlığını ve zalimliğini örter.

 

Kürşad Kahramanoğlu

14 Mayıs 2008



Çetelerin Üstüne Kim Gitmek İstemez -Kürşad Kahramanoğlu-


İtalya’daki temiz eller operasyonlarını hatırlayacaksınız. İtalyan kültürünün bir parçası olarak, Hollywood’un romantikleştirip Batı’da neredeyse kabul edilebilir noktasına getirdiği, “Mafya” dediğimiz çeteler, toplumun ve devletin en derin köşelerine kadar sızmış; rüşvet, şantaj, kumar, fuhuş yollarıyla ülkenin kanını emiyordu. Temiz eller operasyonları, cesur savcılar tarafından yürütüldü ama bu cesur savcıların arkasında duran politik bir irade olmasaydı, çetelere karşı verilen savaşın başarı şansının olamayacağı da gün gibi aşikârdı.



Dünya, Dünya Maniki Dünya… -Kürşad Kahramanoğlu-


Türkiye’nin hakiki efendisi kim olacak kavgasını seyretmeye, milletçe angaje olduğumuz bu günlerde, dünyada neler olup bittiğine basınımız fazla vakit ayıramıyor. Ama iki gelişme var ki, üzerinde biraz durmak gerekir, diye düşünüyorum: Birincisi; herkesin ABD’den sonra geleceğin imparatorluğu olarak gördüğü Çin’in, Tibet’te yaptıkları. İslamiyet kadar eski olan Tibet Budizm’i Kırgızlar’da, Kalmuklar’da ve çeşitli Türk kavimlerinde de rastlanan Lamaizm’in, Tibet’te 7.yy.’dan önce mevcut olan Şamanî, özellikli Bon dininin Budizm ile karışmasından oluşmuş. Günümüzde, aynı ruhun yeniden doğmasıyla dünyaya geldiklerine inanılan 14. Dalai Lama’nın Hindistan’dan liderliğini yaptığı bu inanışta, ahlak üstünlüğü, nefisle mücadele ve tefekküre çok önem verilir.



ABD’leri ve onun Ortadoğu planları ve dünyayı kendi imajında şekillendirme iradesi olmasa, bu “kader”, bu ‘eziklik’ değiştirilip biraz olsun hafifletilebilir. ABD’nin, Ortadoğu’daki çoktandır değiştirmeye karar verdiği dengeler ve dünyanın almasını istediği şekil, İsrail ve Türkiye’yi (değişik oranlarda olsa bile) vazgeçilmez ortaklar haline getirdiği gibi, Filistinlileri ve Kürtleri de (yine değişik derecelerde olsa bile) gerektiğinde harcanabilir birer piyon durumuna düşürüyor.


 

Kürşad Kahramanoğlu


Uzun yıllar İngiltere'de yaşadıktan sonra Türkiye'ye dönmüş ve halen Birgün Gazetesi'nde yazarlık yapmaktadır.


 İran Türklüğü



 


.


 İran Türklüğü



 


 


 İran Türklüğü



 


 


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar