Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

4 Mart 2008

III.Selim

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Türkiye


Makûs Talih


-Kürşad Kahramanoğlu-


Makûs; uğursuz, kötü demek. Türk Milleti ile zaman zaman makûs talihleri kesişen ve hâlâ da kesişmeye devam eden iki tane millet var: Filistinliler ve Kürtler. Bu makûs talihi paylaşan iki milletin tabii ki geçmişleri ve şu anda içinde bulundukları durumlar aynı değil, fakat bu talihi onlar üzerinde “kadere” çeviren kaynak aynı.


ABD’leri ve onun Ortadoğu planları ve dünyayı kendi imajında şekillendirme iradesi olmasa, bu “kader”, bu ‘eziklik’ değiştirilip biraz olsun hafifletilebilir.
ABD’nin, Ortadoğu’daki çoktandır değiştirmeye karar verdiği dengeler ve dünyanın almasını istediği şekil, İsrail ve Türkiye’yi (değişik oranlarda olsa bile) vazgeçilmez ortaklar haline getirdiği gibi, Filistinlileri ve Kürtleri de (yine değişik derecelerde olsa bile) gerektiğinde harcanabilir birer piyon durumuna düşürüyor.


Bu iki milletin Müslüman olması bir tesadüf değil. Türkiye ve İsrail’in yıllardır istikrarlı birer müttefik olmaları, ABD’nin, ılımlı İslam’ın Türkiye’de iktidar olmasına verdiği destek, hep ABD’nin bu “iradesinin” tezahürleri.


İsrail ordusunun bütün dünyanın gözü önünde Filistin halkını katledebilmesi, Türk ordusunun Kuzey Irak’ta “göstermelik” bir harekât yapabilmesi, ABD’nin koruma ve izniyle mümkün oluyor. “Göstermelik” diyorum, çünkü Türk Ordusu’nun çekildiği akşam BBC, “ABD Hükümeti’nin ricası(!) üzerine, Türk Ordusu Kuzey Irak’tan çekildi…” diye haber verdi. Yine aynı akşam Aljazeera Televizyon’u muhabiri Kuzey Irak’tan verdiği haberde, “Sınır bölgesindeki Kürtler bu operasyonu anlamış değil, PKK, Türk Ordusu’nun operasyon yaptığı bölgenin 70-80 kilometre ötesinde, Kandil’de koğuşlanmış durumda…” diye haber geçti. Anlayacağınız, daha önce de yazdığım gibi, ABD izniyle Türkiye, İsrailleşmeye çalışıyor. Verilmek istenen mesaj: “Nasıl İsrail bütün dünyanın gözü önünde Filistinlileri istediği gibi eziyorsa, biz de Kürtlere aynı şeyi yapabiliriz”.


Başbakan ise, artık alıştığımız belagat stili ile esti gürledi: Filistinli kardeşlerimize destek olacakmış da, İsrail hükümetini protesto edecekmiş de, bu iktidar kimseden emir almazmış da… Dış politika herkesin ilgi duyduğu bir alan değil ama bu kadarına ancak, AKP Gençlik Kolları Kongresi’ne katılan delegeler inanıyor artık!


Filistin davası ve İsrail söz konusu olduğunda AKP hükümetinin, daha önceki Türkiye’yi idare eden hükümetlerden hiçbir farkı yok. Daha dün İsrail Savunma Bakanı’nı misafir edip silah anlaşmaları imzalayacaksın, bugün Filistinli kardeşlerimize destek çıkacaksın! Pöh, pöh, pöh…


Daha dün din istismarı ile Kürtlerin oyunu alacaksın, hatta ‘yerel idareleri de elinizden alırız’ diye meydan okuyacaksın, bugün ne zaman bittiğini bilemesen bile, “göstermelik” olsa dahi; askeri harekâta sahip çıkacaksın. Üstüne üstlük bir de ‘Kürt sorununu biz çözeriz’ diyeceksin. Pöh, pöh, pöh…


Türkiye’nin iyi düşünülmüş, tartılmış, gerçekçi, barışçı ve ahlaki üstünlüğü olan yeni bir dış politika yaklaşımı ve vizyonuna ihtiyacı var. AKP hükümetinin “Şark kurnazlığı” ile yürütmeye çalıştığı iktidar olma durumu, içeride bizim ne işimize yarıyor ki, dışarıdaki mazlum milletlere faydalı olsun?

 

Kürşad Kahramanoğlu

4 Mart 2008



Şef -Kürşad Kahramanoğlu-


Çok tatsızdır bu şark kurnazlığı, birazda eksikliğin verdiği bir aşağılık kompleksi ile akıllı olduklarını sandıkları bir zavallılık vardır şark kurnazlığında. Politikadan falan anlamak gerekmiyor; on bir gün bekleyip ordusunu yabancı bir ülkeye gönderdiği gün, ülkesinin gündemindeki 'en ihtilaflı kanun tasarısını' onaylayıveren bir cumhurbaşkanı, attığı imzayı ne kadar "başkalarının haklarını da verin, Avrupa Birliği'ni unutmayın", diye yumuşatmaya çalışsa da, nasıl bir kurnazlık hesabında olduğunu görmemek mümkün mü? Ortadaki anlaşmayı hepimiz görüyoruz, anlıyoruz: Ordu, ABD istihbaratı ile Irak'ta operasyon yapacak ve böylece iç politikada pasifize edilecek, muhalefetin milliyetçi kanadı 'Müslüman oyları kaçırmayım' korkusu ile yandaşlaştırılacak, ana muhalefet ise zaten Allahlık! Anayasa Mahkemesi "sadece şeklen inceleyebilirsiniz", diye baskı altına alınılacak.



Öf! -Kürşad Kahramanoğlu-


Yaz yaz insana gına geliyor. Ama ne yapalım, mintan dikmek için elimizdeki malzemeler bunlar. Türkiye'nin hiç değişmeyen kaderi tutucu bir ülke olması. Oyların yüzde 47.5'i ile iktidar olmuş dinci bir hükümet iş başında. Ona muhalefet etmesi beklenen, Meclis'teki muhalefet partileri ya 'biz bu dincilerden daha tutucuyuz' iddiasındalar ya da milyonların umudunu söndürmüş politik hayatımızda, devamlı muhalefete mahkûm, etkisiz ve politik olarak ne olduğu pek belirsiz bir grup işe yaramaz temsilciler! Meclis dışındaki muhalefet olmasını beklediğiniz entelektüel, aydın, solcu insanlar ise asker, Kemalist korkusunu bahane ederek 6 yıldır İslamcı iktidara destek veriyor.



Türban İnsan Hakkı mı? -Kürşad Kahramanoğlu-


Bugünlerde, Türkiye'de yaşayıp da, bu soruyla yüz yüze gelmemek mümkün değil. Bu yıllardır tartışılan soruya akıllıca cevap veren birkaç kişiden -mesela Ayşe Böhürler bunlardan biri- benim duyduğum şu: "Ben ve benim gibi kadınlar inancımız gereği başımızı örtüyoruz. Bu politik bir simge değil. Başımızı erkek, mahalle, tarikat, parti falan baskısı nedenleriyle değil, kendi irademizle kapattık. Modern kent hayatında yer almak isteyen biz inançlı kadınlar, kitabımızın böyle emrettiğine inandığımız için kapandık. " Tartışma burada bitmeli, çünkü 'ben inanıyorum', diyen insanın inancının doğruluğu veya yanlışlığı bilimsel olarak tartışılamaz. Bilimsel tartışma, "inanıyorum" ifadesi karşısında çaresizdir.

 

Kürşad Kahramanoğlu


Uzun yıllar İngiltere'de yaşadıktan sonra Türkiye'ye dönmüş ve halen Birgün Gazetesi'nde yazarlık yapmaktadır.


 İran Türklüğü



 


.


 İran Türklüğü



 


 


 İran Türklüğü



 


 


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar