Yazar | 
Kürşad Kahramanoğlu |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | |  | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni | | |
| 
Öf!
-Kürşad Kahramanoğlu-
Yaz yaz insana gına geliyor. Ama ne yapalım, mintan dikmek için elimizdeki malzemeler bunlar. Türkiye'nin hiç değişmeyen kaderi tutucu bir ülke olması. Oyların yüzde 47.5'i ile iktidar olmuş dinci bir hükümet iş başında. Ona muhalefet etmesi beklenen, Meclis'teki muhalefet partileri ya 'biz bu dincilerden daha tutucuyuz' iddiasındalar ya da milyonların umudunu söndürmüş politik hayatımızda, devamlı muhalefete mahkûm, etkisiz ve politik olarak ne olduğu pek belirsiz bir grup işe yaramaz temsilciler! Meclis dışındaki muhalefet olmasını beklediğiniz entelektüel, aydın, solcu insanlar ise asker, Kemalist korkusunu bahane ederek 6 yıldır İslamcı iktidara destek veriyor. Son zamanlarda dikkat ettiniz mi, ADAD (Aydın Doğan'ın Aydın Dilleri), Taraflı ikinci Cumhuriyetçiler ve diğer bilumum eski solcu, yazarçi-zer, liberal ve aydınlar şikâyet etmeye başladılar? Günaydın beyler, bayanlar. Günaydın! On yedi aydır buradan yazıyorum. Yeniden bir AKP hükümetini seçmenin, Türk demokrasisinin başına gelebilecek en büyük talihsizlik olacağını, bunların en iyi ihtimalle kötü bir Margaret Thatcher hükümeti olabileceklerini ama büyük bir ihtimalle de daha beter rövanşist, demokrasi ve insan haklarından nasibini hiç mi hiç alamamış, zamanı kendi lehlerine döndürme çabasında tutucu bir kadro olacağını yazıyorum. İnsan haklarını, şimdi sızlanmaya başlayan bu gruptan öğrendikleri dille türban ve imam hatip lise mezunlarını üniversiteye sokmaya indirdiklerinden yakınıyorum. Demokrasi anlayışlarının 'yüzde 47,5 oyu aldık, ne istersek yaparız, bizim söylediğimiz doğru ve demokratiktir' olduğunu yaza yaza bıktım. Hukuk devleti anlayışlarının, 'laiklik kavramlarının tarikatları koruruz, sistemi ele geçiririz' olduğunu söylüyorum. Hukukun üstünlüğü deyince "valimi, emniyet müdürümü her halükârda korurum, sendikaları ele geçiririm, faili meçhullerin üzerine gitmem, siyasi cinayetlerin perde arkası çözülmese de olur, polisin yetkilerini artırırım, mazlumu ezdiririm; nasıl olsa kömür ve bulgur dağıtacağım, Ramazan'da iftar çadırı açacağım ya" olduğunu kaç kere yazdım? Sizler 6 senedir AKP iktidarının dili, destekçisi, dostu oldunuz, himayesine sığındınız. Şimdi mi doğruyu gördünüz? Sizlerin sırtından AKP iktidarları epeyce yol aldı, bilmem hala size ihtiyaçları var mı? AKP liderliği, dünyada çok iyi bilinen bir taktikle bu ülkeyi yönetiyor. Sınırları zorlamak için, riskleri iyi hesaplanmış mini krizler çıkararak adım adım ilerliyor. Bir düşünün, Tayyip Erdoğan'ın başbakan olmasından, türbanın anayasal bir hak olarak verilmesine kadar, Türkiye'nin odaklandığı ve siz aydınlarımızın da demokrasi ve insan hakları adına desteklediğiniz mini krizlerle gündem yaratıp kadrolaşıyor ve Türkiye'yi nükleer enerjiye sahip bir barış ve refah ülkesine dönüştürüyorlar! Şimdi unutulmaya yüz tuttu ama bu mini krizlerin en şanlılarından biri, türbanlı eşi olan Cumhurbaşkanı seçtirmekti! Hani bazılarınız bunu demokrasinin ve halkın zaferi ilan edip soluğu Çankaya'da almıştınız! AB'ye gösteriş için yapıldıklarını göz ardı etsek bile, AKP iktidarlarının hangi uygulamaları, hangi kanun değişiklikleri Türkiye'de hak ve özgürlükleri genişletti? Her planlı mücadele edenin, kendini tarttığı bir hedefi vardır. AKP iktidarlarının semtürreisi ne olabilir acaba? Hocaefendi'yi, Pensilvan-ya'dan Ayetullah Humeyni sitili Türkiye'ye getirebilmek olamaz mı? Yer yerinden oynar, dünyanın dört bucağındaki özel Türk okullarından binlerce öğrenci, Hocaefendi'nin uçağının ineceği havalimanına akın eder. Cumhurbaşkanı'ndan, muhalefet liderlerine kadar herkes uçağın kapısına dizilir. Yurtiçi ve dışından indirimli fiyatlarla, milli ve de gittikçe nurlu milli havayolumuz, milyonları, "Komünizmle Mücadele Derneği" kurucularından olan Hocaefendi'yi karşılamaya havaalanına yığar. THY'nin, özel olarak Hocaefendi'lerine tahsis ettiği uçak, Türk topraklarına inince develer kesilir. Kim karşı çıkabilir? Sizler'insan hakkıdır', diye yazarsınız, MHP zaten AKP'den daha dini bütün, belki CHP'den bile destek gelir, ne de olsa Bülent Ecevit bile son günlerinde Hocaefendi'ye ısınmıştı. ABD'nin, BOP (Büyük Orta Doğu) planlarına da uygun düşüyor. Ne şanlı bir taçlanma olur ama? Ayetullah Humeyni'nin, 1979 yılında İran'a dönüşüne taş çıkarmaz mı dersiniz? Şimdi sizler, patron gazetelerinizde "amma da attın, bu ne fantastik fesat teorisidir", diye yazın. AKP'nin, gerici ve karanlık emelleri içinde barındırdığını her söylediğimde o çokbilmiş dudaklarınızı bükerek , "hadi sen de" demediniz mi? Ama şimdi sızlanıyorsunuz. Herkesi ikna edebileceğinize inancınız zaten tam da, kendinizi de mi kandırıyorsunuz acaba? Kürşad Kahramanoğlu 13 Şubat 2008
|
Türban İnsan Hakkı mı? -Kürşad Kahramanoğlu-
Bugünlerde, Türkiye'de yaşayıp da, bu soruyla yüz yüze gelmemek mümkün değil. Bu yıllardır tartışılan soruya akıllıca cevap veren birkaç kişiden -mesela Ayşe Böhürler bunlardan biri- benim duyduğum şu: "Ben ve benim gibi kadınlar inancımız gereği başımızı örtüyoruz. Bu politik bir simge değil. Başımızı erkek, mahalle, tarikat, parti falan baskısı nedenleriyle değil, kendi irademizle kapattık. Modern kent hayatında yer almak isteyen biz inançlı kadınlar, kitabımızın böyle emrettiğine inandığımız için kapandık. " Tartışma burada bitmeli, çünkü 'ben inanıyorum', diyen insanın inancının doğruluğu veya yanlışlığı bilimsel olarak tartışılamaz. Bilimsel tartışma, "inanıyorum" ifadesi karşısında çaresizdir.
|
Tarkan-Who? -Kürşad Kahramanoğlu-
Popüler müzik yapan bir sanatçı, bu müziği yaptığı toplumdan kopmuş olarak nasıl yaratıcılığını, inandırıcılığını devam ettirebilir? Aşklarının bilinmediği, söylediklerini yaşamış olduğunu ve böylece paylaşabileceğimizi hissetmediğimiz bir Sezen Aksu, Miami'den yüreklerimizi bu kadar hoplatabilir mi? Tarkan yanlış yönlendiriliyor ve git gide, içi kof karton bir levhaya dönüşüyor. Bütün bu yazdıklarımın uzun bir süre Tarkan'a mali bir sorun çıkaracağını zannetmiyorum.' Koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler' hesabı bugüne kadar biriktirdiği ünle uzun bir süre Tarkan Türkiye'de para kazanır, yılbaşlarında TRT'ye çıkar ama Türkiye popüler kültümde, jenerasyonun en umut veren yıldızının hiçbir yere varamadığını görür.
|
? -Kürşad Kahramanoğlu-
Vikipidi'ye göre "Türk yazar, çevirmen, öğretim üyesi ve siyasi aktivist. Türkiye'nin en tanınmış sol-liberal aydınlarından biri... İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nin İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölü-mü'nü bitirdi... 12 Mart döneminde iki yıl cezaevinde kaldıktan sonra, 1974'te üniversiteye döndü... İstanbul Bilgi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi'nin 'Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü' başkanı... Açık Rad-yo'da programlar yapmakta ve Radikal gazetesinde köşe yazarlığını sürdürmekte..." 4 Ocak 2008'de çıkan Radikal Gazetesindeki köşesinde, "Tarih niçin sevilir?" başlıklı yazısında aynen şöyle diyor: Shakespeare gibi, Türkler hakkında söz etmemiş birinin iyi bir yazar olup olmadığını...". Yukarıdaki CV'si olan bir insandan, böyle bir hata beklenmez ama tabii ki yanlış.
|
| | 
Kürşad Kahramanoğlu
Uzun yıllar İngiltere'de yaşadıktan sonra Türkiye'ye dönmüş ve halen Birgün Gazetesi'nde yazarlık yapmaktadır.
|
| 
| İran Türklüğü |

|
.
|
| 
| İran Türklüğü |
| 
| İran Türklüğü |
|  | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |  | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |
|
|