Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

8 Ocak 2008

III.Selim

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Türkiye


?


-Kürşad Kahramanoğlu-


Vikipidi'ye göre "Türk yazar, çevirmen, öğretim üyesi ve siyasi aktivist. Türkiye'nin en tanınmış sol-liberal aydınlarından biri... İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nin İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölü-mü'nü bitirdi... 12 Mart döneminde iki yıl cezaevinde kaldıktan sonra, 1974'te üniversiteye döndü... İstanbul Bilgi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi'nin 'Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü' başkanı... Açık Rad-yo'da programlar yapmakta ve Radikal gazetesinde köşe yazarlığını sürdürmekte..." 4 Ocak 2008'de çıkan Radikal Gazetesindeki köşesinde, "Tarih niçin sevilir?" başlıklı yazısında aynen şöyle diyor: Shakespeare gibi, Türkler hakkında söz etmemiş birinin iyi bir yazar olup olmadığını...". Yukarıdaki CV'si olan bir insandan, böyle bir hata beklenmez ama tabii ki yanlış. Shakespeare Türkler hakkında hem de birçok sefer söz etmiş. Örneğin: For Jesus Christ in glorious Christian jield, Streaming the ensign of the Christian cross Against blade pagans, Turks, and Saracens: And toil'd urith works of war, retired himself" Richard II, Act IV, Sahne 1

From brassy bosoms and rough hearts ofjlint, From stubborn Turks and Tartars, neuer train'd (The Merchant of Venice, Act IV, Sahne I) "Are we turned Turks, and to ourselves do that Which Heaven hath jorbid the Ottomites?"

(Othello, Act», Sahne III) Tercüme bile etmeyeceğim. Kaldı ki bunlar dışında Shakespeare'in eserlerinde Türk ve Türklükle ilgili onlarca referans var. Özellikle Othello'da; Türkler hiçbir zaman görülmeyen ama hep arka planda karanlık figürler olarak vardır. Osmanlı İmparatorluğu Shaks-peare'in Avrupası'na en yakın Türk, Müslüman ve kâfir gücü temsil ediyordu. Bu nedenle Türk ve Türklüğün, negatif bir kavram olarak Shakespeare'in eserlerinde boy göstermesine şaşmamak gerek. Kaldı ki Türk ve Türklüğü, barbarlığın eşanlamlı kelimeleri olarak kullanması, Shakespeare'in İngiliz dilinin en önemli yazarlarının başında gelmesine mani değil. Ama bu satırların yazarı İngilizce konuşan, dünyada "Turk" kelimesi ve ona bağlı birçok konseptin insanların bilinçaltında dahi olsa yarattığı bir korku, bir çekince olduğunu ve bunda da İngiliz edebiyatının babası Shakespeare'in eserlerinin rolü olduğunu düşünmekte.

Türkiyeli entelektüel, sol liberal, yazar ve sanatçıların neredeyse kemikleşmiş alışkanlıkları var. Günümüzdeki her canımızı sıkan, her yanlış bulduğumuz şeyin faturasını sadece ordu, milliyetçiler ve Kemalistlere çıkarmak. Bu üç grubun müdafaaya ihtiyacı yok; kaldı ki yakın tarihimizdeki birçok acılardan ve sorunlardan bu grupların sorumlu tutulabilecekleri açık. Benim anlamadığım, neden ülkenin düşünen ve entelektüel namuslarına güvenebilmemiz gereken entelektüel, solcu, yazar ve sanatçılarımızın AKP'yi koruma altında tuttukları? 20oo'li yıllara kadar Türkiye'yi getiren Cumhuriyet kadroları "tu kakaydılar da" 25 senedir iktidara hazırlanan, son altı yıldır da iktidarda olan "rövanşist, ılımlı İslam köylü kadrolar" mı Türkiye'nin umudu?

Kürtlerin, Ermenilerin, diğer azınlıkların hakları mı gasp ediliyor, ülkede rüşvet, yolsuzluk, mafya mı var, Bizans Sarayı'nın üstüne otel mi inşa ediliyor? Sorumlusu belli; "Türk milliyetçiliği"! İyi hoş da, bu ülkeyi altı senedir büyük bir çoğunlukla AKP idare etmiyor mu? Yerel yönetimler, İstanbul dahil, çok uzun yıllardır AKP'nin elinde değil mi? Hrant, AKP iktidardayken öldürülmedi mi? 'Kuzey Irak'ı bombalayalım' diye ABD ile anlaşıp orduya emir veren AKP hükümeti değil mi? Türkiye'de "misyonerlik faaliyetleri arttı" korkusu ile iki de bir rahipler, AKP iktidarında katledilmiyor mu? Sendikaları ele geçirerek ve sarı sendikalar kurarak işçilere saldıran AKP hükümetleri değil mi? Hükümet oluyorlar ama iktidar olamıyorlar, biraz sıkmadı mı?

Eğer bütün sorunlarımızın sorumluları, ordu, Kemalistler ve milliyetçiler ise uzun süredir memleketi yerel ve merkezi iktidarı ile idare eden AKP neden gerekenleri yapmıyor? İradesini kullanmak istediği zaman birçok insanın olamaz dediklerini pekâlâ yaptırabildiklerini ispatlamadılar mı? Neden Heybeli'deki Ruhban Okulu'nu açmıyor? Azınlıkların gasp edilmiş mallarını geri vermiyor? Eğer milliyetçiler sizlerin yarı açık yarı kapalı ihsas ettiğiniz gibi "Bizans'ı silmek" çabalarındaysa, AKP yerel ve merkezi idareleri niye bütün bunlara bir set çekip gerekeni yapmıyor? Neden İstanbul'daki yağmalanmış, illegal olarak dikilmiş binaların (kimin döneminde dikilmiş olursa olsun) hesabını sormuyor? Ordu ve Kemalistlerin bütün muhalefetine rağmen, karısı başörtülü Cumhurbaşkanı seçtirebilen AKP hükümeti neden Hrant Dink'in öldürülmesinin arkasındaki mekanizmaları su yüzüne çıkaramıyor, çıkarmıyor? Neden Türk polisi hâlâ işkenceci, insan haklarının ne olduğunu bilmeyen, hükümetin emrinde kaba bir kuvvet olarak bilinmeye devam ediyor?

Ve sizler, muhalefetin zaten dizleri üzerinde olduğu bu dönemde neden AKP şakşakçılığı yapıyorsunuz? En azından neden susuyorsunuz? Veya yermek istediğiniz zaman bir pabuç olabilen diliniz, AKP söz konusu olduğunda birdenbire kemikleşiveri-yor? Bu sorulara insanın aklına ilk gelen klasik cevap "herhalde nemalanıyorlar" oluyor ama ben öyle düşünmüyorum.

Bence başta ADAD (Aydın Doğan'ın Aydın Dilleri) olmak üzere Türkiye'deki entelektüel, eski solcu, yazar ve sanatçıların asıl sorunu tutucu olmaları. Tuhaf, dünyanın birçok ülkesinde bu söylediğim, terimsel bir çelişki kabul edilir! Ama Türkiye'nin en büyük talihsizliklerinin başında bu gelmekte.

AKP'nin tutucu, korumacı ve taraflı tutumu onlara uymakta. Yoksa Fazıl Say'ın bir cümlesinin toplam Türk sol, liberal, entelektüel köşe yazarlarının aylarca yazdıklarından daha fazla ses getirmesi nasıl açıklanabilir? Yine mesela yıllardır hemen her konuda doğru yanlış söyleyecek bir lafı olan sizler, neden cinsellik konusunda bir şeyler yazamıyorsunuz? AKP sözcüleri "dördüncü kuşak haklardandır" dedi... Onu bile yuttunuz! Kısacası solcu, sosyal demokrat, yazar, entelektüel, profesör, doktor vs, vesairesi-niz ama aslında "tutucusunuz" ve oldukça homofobiksiniz vesselam!

 

Kürşad Kahramanoğlu

8 Ocak 2008



Barbarlar -Kürşad Kahramanoğlu-


Dünyamızda, içinde yaşadığımız çağda medeni olmanın en önemli göstergelerinden biri, bir ülkenin idam cezasına karşı olan tutumudur. Basitçe özetlersek, hangi nedenle olursa olsun devletin, millet adına veya birçokları tarafından daha yüksek bir adalet makamı olduğuna inanılan tanrı adına dahi olsa, cellatlık görevine soyunması o ülkenin barbarlıktan kurtulamadığının göstergesidir.

Kansere İpotekli, Uluslararası Şirketlere Bağımlı -Kürşad Kahramanoğlu-


Sizleri bilemiyorum ama benim çevremde sadece geçtiğimiz yıl içinde kanser mücadelesi veren birçok yakınım var. Bu konuda istatistikler var mıdır, bilmiyorum ama kanserin ülkemizde gözle görülür bir şekilde arttığını hepimiz görmüyor muyuz? Bu kanser artışının birçok nedenleri vardır tabii ama Çemobil nükleer kazasının yarattığı ve Türkiye üzerinde de henüz bütün uzun dönem etkilerini bilemediğimiz katkısı kolektif belleğimizde. 1995'in sonlarına doğru yayınlanan bir Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) Raporu çocuk ve gençler arasında ki yaklaşık 700 tiroid kanser vakasını ve radyasyona bağlı 10 çocuk ölümünden direkt olarak Çernobil felaketini sorumlu tutuyor. Bu sadece buzdağının suyun üstünde kalan görünen kısmı çünkü uzun dönem sonuçları daha onlarca yıl bilemeyeceğiz.



İskoçya ve Galler -Kürşad Kahramanoğlu-


Türkiye'de Kürt sorununa yurt dışından benzerlik gösteren örnekler arandığında genellikle Kuzey İrlanda veya Bask örnek gösteriliyor. Nedeni ise medyada bu soruna çoğunlukla terörizm açısından yaklaşılması. Gerek IRA'nın ve ETA'nın gerekse de PKK'nın eylemleriyle ses getirip hassas dengelerdeki sinir noktalarını harekete geçirebilme özellikleri. Hâlbuki daha doğru örnek İskoçya ve Galler'dir.


 

Kürşad Kahramanoğlu


Uzun yıllar İngiltere'de yaşadıktan sonra Türkiye'ye dönmüş ve halen Birgün Gazetesi'nde yazarlık yapmaktadır.


 İran Türklüğü



 


.


 İran Türklüğü



 


 


 İran Türklüğü



 


 


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar